Küresel anlamdaki iktisadi tabloya bir göz attığımız da stagflasonla (durgunluk içinde enflas yon) ilgili işaretler daha şimdiden gelmeye başladı bile. Öyle ki Covid-19 salgını sonrası halihazırda yüksek enflasyonla mücadele eden gelişmiş ekonomilerde toparlanmanın istenen boyutta olmamasına, tedarik zincirindeki aksaklıklar sonucu artan mal ve hizmet fiyatları, Rusya-Ukrayna savaşıyla yükselen jeopolitik risklerin yanında aşırı yüksek emtia, petrol ve gaz fiyatları eklenince stagflasyona doğru gidiş ihtimali daha da güçleniyor.Bu kapsamda değerlendirmede bulunan ekonomistler, enflasyon beklentilerindeki yükseliş ve daha uzun süreli bir enflasyonist ortamın varlığı na işaret eden gelişmelere de dikkati çekiyor.Bu an lamda ekonomistler, tedarik zincirindeki aksama, yüksek petrol ve doğalgaz fiyatları, iş gücü piyasa sındaki sorunların mevcudiyetini koruması gibi risklerin ciddiye alınması ve hükümetlerin arz yönlü tedbirleri devreye sokması gerektiğini de belirtiyor.

* * *

Mamafih global açıdan kaydedilen dış odaklı gelişmelere karşın; Ülkemiz dışında ortaya çıkan ekonomik kırılganlıklardan kısmen ya da tamamen soyutlanmamaız mümkün olmadığı halde sadece palyatif söylemlerden öteye geçemeyen siyasi içerikli beyanlara bakıldığında; olayın ciddiyetine varıldığı yönünde yeteri kadar elle tutulan bir önlemin alındığına dair işaretler de görülmüyor. Çünkü Ülke içindeki tarım ve hayvancılık sektörlerinin daha çok ithal girdilere bağlı olduğu da düşünüldüğünde; döviz kurundaki dönemsel dalgalanmaların getirdiği döviz şokları nedenli fiyat artışlarının yarattığı yüksek maliyetlerle üreticinin üretim yapması da neredeyse imkansız hale geldi.

* * *

Yani gelinen bu noktada bir tarafta dış odaklı Rusya-Ukrayna savaşı, içeride ise şu sıralarda stratejik ürün durumuna gelen buğday ve Ayçiçek üretim durumu incelendiğinde; yıllara göre ortalama 20 milyon civarında olan buğday üretimi her ne kadar yeterli gözükse bile buğday ithal ederek un, makarna ve un içerikli diğer mamuller de ihraç ediliyor. Dünya un ihracatında birinci, makarna ihracatında ikinci olan Türkiye, ithalata bağımlı olarak bu ihracatı sürdürmesi her zaman mümkün olamadığı gibi yerli üretime dayalı ihracatın yaratılabilmesi için buğday üretimininin talebe göre arttırılması zorunlu görülüyor. Ayçiçeğinde ise Türkiye’nin üretimi 1.9 milyon ton. İthalatı ise 1.2 milyon ton ihtiyacın yüzde 66’sı üretiliyor. Yüzde 34’ü ithal ediliyor. İthalat yapılamadığında ayçiçeği yağı, yem için ithal edilen ayçiçeği küspesi fiyatları artıyor ve dolayısı ile orta ya malum bilinen sıkıntılar çıkıyor.Diğer ürün lerdenpirinç,soya,mısır ve bakliyatlarda durum farkı değil.arz açıkları da ithalatla karşılanıyor.

* * *

Sonuç olarak,global seviyedeki işareti alınan stagflasyon olgusu işaretleri yanında; resesyon(durgunluk) ve neredeyse hiperenflasyona (enflasyonun yılda yüzde 200 sınırını aştığı anlardaki hali) evrilmeye başladığı bir sürecin yaşanmaya başlamasıile finansal kırılganlıklar çerçevesinde risk priminin Türkiye CDS 5 Yıllık 594,25 lere kadar dayandığı bir ortamda; mevcut belirsizliklerin daha da artma temayülünü görmemek mümkün değil. Gerçekte şu anda yaşanan tablonun durumuna göre; Ülkemizin daha önceki dönemlerde de benzer kırılganlıklara karşı toparlanma sürecini başarıyla geçiştirdiği de dikkate alındığında; bu geçiş sürecinin gerek programa bağlanan politikalarla gerek tarım ve hayvancılık sektörlerindeki geniş yelpazeli üretim ve yeterli mali destek açılımıyla ve gerekse de buna ek olarak da ihracata dayalı yüksek katma değerli ileri teknolojili marka üretme yaklaşımıyla aşılması içinTübitak+Üniversite+Sanayici işbirliği imkanlarının geliştirilerek Devlet teşvikleri ile desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.