Zonguldak ülkedeki tüm yerleşim merkezlerinden daha fazla ezilen ve geçim sıkıntısı çeken iller arasında başta geliyor. Tahıl üretimi olmayan, meyve üretimi aşırı yetersiz bulunan, sebze gereksinimi de aşırı uzak illerden taşınarak halka ulaştırılan bu ilde vatandaşın ödediği navlun miktarı rekor düzeyde.

N’apalım?

Kaderimiz böyle!

Zonguldak’ın coğrafyası tarım ve hayvancılık için müsait değil…

Bırakın bunları il merkezindeki coğrafik yapı da imara pek müsait değil! Okul yapacak arsa bile bulunmayan bu merkezde kimileri de çıkmış yüzlerce dönüm üzerine kurulacak şehir hastanesi palavralarını halka yutturmaya çalışıyorlar.

Bu palavraları yiyenler de az değil hani…

Bazılarının omuzlar üzerinde taşıdıkları o yuvarlak şeyin içindeki beyin pek gelişmemiş gibi… “Boşuna taşıyorlar” da diyebiliriz!..

Gerek sosyal, gerekse ekonomik her alanda gittikçe geriye giden Zonguldak ve yöresine bizler 40-50 yıl önceden bir format atmadığımız için içlerine virüs bulaşmış tiplerle bir ileri iki geri gidip duruyoruz.

Tarihsel ve kültürel nitelik taşıyan yapıları yıkı yıka bu günlere gelirken seslerini çıkaran üç beş kişi bu kentin varoluş nedenlerini ve eserlerini koruyamadı, yetersiz kaldılar…

Zonguldak’tan iki il birden çıkarılırken bu ilin seçmenleri bu göz yummalarıyla kendilerine kazık atan partilere ve adaylarına oy vermeye devam ettiler…

Hastanelerde çalışmayan, çalıştırılamayan cihazlar yüzünden kan tahlilleri bile yapılamıyor, hiç kimse de sesini çıkarmıyor, pes vallahi…

Son olarak elektriğe zam, doğal gaza zam, akaryakıta zam, bunlardan kaynaklanan tüm üretim kademelerindeki mallara zam ve sanki “ver Allahım ver” gibilerden öyle bakan bir sürü insan.

Bakınız bakınız…

Bunlar iyi gününüz,

Kınayı sonra yakarsınız!..