Bayram tatili başladı, bayram da geldi zaten… Salı arife, Çarşamba bayram… Kimimiz tatilde, kimimiz kurban peşinde. Dini bütün bir milletiz, kurbanımızı keseriz. Kesemeyenlere de göndeririz. Zaten kitapta da böyle, “kurbanı kesin, fakir fukaraya dağıtın” emrediliyor. Peygamberimiz de bir hadisinde “Kurban etinizden hem siz yiyin, hem akrabaya ikram edin, hem de fakirlere yedirin” önerisinde bulunmuş. Yani kesilen kurban üçe bölünecek. Bir miktarını siz kendinize alacaksınız, bir miktarını kurban kesmeyen akrabalarınıza ayıracaksınız, bir miktarını da garip gurebaya, yani fakire…

Usul bu!

Ama ne yazık ki bu usule uymayanlar da var.

Adam kesiyor, dosdoğru kasaba götürüp kıyma çektiriyor, etleriyle birlikte dondurucuya basıyor.

Madem dondurucuya atacaksın, kesme kardeşim, git kasaptan al!..

Her neyse;

Bu kurban işi son zamanlarda bazı kötü niyetli kişiler tarafından ticaret olarak düşünülüp uygulanıyor, adını sanını duymadığımız dernek, vakıf, cemiyet ve benzeri kişi ve kuruluşlar kurban eti topluyor, ya da kurban bağışı için para topluyor. “Bir kurbanlık şu kadar, yurt dışı bu kadar” söylemleriyle dünyanın bir ucundaki “ümmetten” kabul ettikleri kişiler için yardım topluyorlar, karşılığında da kurban kesilirken bir fotoğrafını çekip size yolluyorlar.

Siz bilirsiniz!..

Para sizin, bağış sizin; verirsiniz vermezsiniz ama dikkatli olun.

Sizin bağışlayacağınız kurban ile yüzlerce binlerce çocuğa kanser tedavisi olanağı sağlayan LÖSEV’i unutmayın, şehit ailelerine yardımcı olan MEHMETÇİK Vakfını unutmayın, parasız pulsuz olup tahsil yapabilme şansları bulunmayan çocukları okutan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğini (ÇYDD) unutmayın…