Zonguldak Belediyesi güzel bir organizasyon kapsamında bir kitap fuarı düzenlemiş, kentin de en güzel yerini tahsis etmiş, ülkenin birçok yazarı çizeri burada imza günlerine katılmayı kabul etmiş, fiyatlarda da indirim var… Ammaaaa; olması gereken gibi değil fuar, beklenen ilgi henüz gerçekleşmedi.
Sanki kaçıyor millet kitap fuarından…
Anlaşılır gibi değil, orada başka bir fuar açılsaydı, hani giyim kuşam gibisinden; don fanila satılsaydı, bu millet koşardı, adım atacak yer bulamazdınız, geçtiğimiz yıllar kanıtı bunun.
Ama kitap satılıyor, kimse dönüp bakmıyor, elini bile sürmüyor, cısssss!..
Var gelen giden birkaç kişi ama onların da bir kısmı “ne oluyor ne bitiyor” ona bakmaya gelmişler, kitap satın alan çok az…
Kitapsız kalmayın kardeşim,
Kitapsız olmayın,
Kitapsız gitmeyin!..
Çaya kahveye 200 lira veriyorsunuz, denize bakıp demlenmenin kadehine 750 lira bayılıyorsunuz, iş bir kitaba 100 lira istenince çarkçıbaşıyı oynuyorsunuz…
“Çüşşş” desem yeridir ama o bile yetmez bu boş vermişliğe, hem de bu devirde…
ÇÖP AĞACI
Bizim oturduğumuz yerde yani 467 Evler semtinin hemen altındaki Yeşilkent sitesinde, sitenin de girişinde bir erik ağacı var.
Şimdi bir görseniz o ağacı, meyve vermiş, silme erik…
Her sene böyle, gelen geçen ve çocuklar erikler olunca ağacın altında üstündeler. Erik topluyorlar, çocuklar ceplerine doldurup sokağın bir köşesinde yiyorlar.
Bu sene rağbet daha da çok olacak çünkü erik bu gidişle kilosu 200 liradan aşağı düşmeyecek… Fakat gelin görün ki bu ağacın bir başka özeliği de bir çöp ağacı olması. Hatta bir çöp anıtı!
Geçtiğimiz yıl fark ettim, ağacın arkasında bulunan bir binadan torba torba çöp atılıyor gece vakitleri bu ağaca. Yanındaki ağaçlara da… Yazdık ettik fotoğrafladık duyurduk, ı-ıh!..
İlgilenen yok. Bu sene de aynı. Kış mevsiminde ağacın yaprakları henüz bitmemişken üstündeki torba torba çöplerin resimlerini haber sitelerinde paylaştık, sosyal medyayı ayağa kaldırdık, bizim Zonguldak’ta bu konuyla ilgilenmesi gereken makamları uyandıramadık ne yazık ki.
Muhtara bile söyledik, o da öyle bakıyor, “adilik” diyor ama ortada icraat yok! Demek ki onun da gücü yetmiyor sorumlu makamları dürtükleyip göreve davet etmeye.
Şimdi ağaç yemyeşil, erik dolu ve dalları da torba torba çöp. Naylon poşete koyup atmışlar, sular sızıyor çöplerden, kokular geliyor, çevre leş gibi, sokak hayvanları yerlere düşenleri, “yazamayacağım, midem kaldırmıyor”, anlayın işte…
Doktor bir arkadaş var ona sordum, “insan sağlığı açısından son derece tehlikeli bir durum” dedi. “tetanoz, hepatit (A ve B), tüberküloz, tifo, kolera, bruselloz, şarbon, kist hidatit, leptospiroz ve paraziter enfeksiyonlar insanlara çöplerden bulaşır” yorumunu yaparak çevrede yaşayanların çok dikkatli olmalarını ve durumu İl’in sağlıkla ilgili kurumlarına da bildirmeleri gerektiğini söyledi.
Eyyyy bu ilin sağlıkla ilgili müdürleri; bu çöp atan aşağılık yaratığı zabıta da polis de her halde arıyordur ama henüz ortada müjdeli bir haber yok. Artık bu iş Müge Anlı’lık oldu. Siz bari duruma el atın, gidip inceleyin, apartman sakinlerini uyarın, bakarsınız poşet poşet çöpleri ağaçlara saçan beyinsiz sizi görür de “takip ediyorlar” diye düşünüp belki bir daha atmaz.
Yapın şu kıyağı!
Çocukları olası salgınlardan kurtarın…