Her gün yeni ve çılgınca olarak adlandırabileceğimiz şeyleri görüp duydukça artık adam asmalar kesmeler, trilyonluk vurgunlar soygunlar ile utanmazlık ve yüzsüzlüğün alıp başını gitmesi bizlere normal gelmeye başladı.

Öyle ki domatesin kilosunun 150 lira olması, hıyarın 100 lirayı geçmesi bizi fazla enterese etmiyor artık…

Nasılsa alıştık!

Gündem bunlarmış gibi geliyor, sabahtan akşama ulusal kanallar ile basında bunlar var, bunların yanında da ABD İran savaşı ile İsrail’in bok yemeleri…

Yerel bazda ise yerel basının tayin ettikleri;

Kim ne demiş, hangi müdür hangi sekreterini sinemaya götürmüş, filanca köyde Ayşanım ölmüş, ertesi gün de Ayşanımın cenaze programı, dama çıkan kediyi itfaiye kurtarmış falan filan…

Şimdi de Yayla Okulu yıkılıyormuş…

Adamlar koskoca köprüyü yıktılar be!

Yerle yeksan edilen kültürel varlıklarımızla birlikte yok edilen tarihimizi göremiyoruz, gereksiz dikilen devasa cüsseli beton yığınlarının ardından bizden çalınan günbatımı güzelliklerinin, sahil boyu peyzajların farkında olamıyoruz…

Günümüz sabah ve akşam trafiğinin ömrümüzden çaldığı saatlere küfretmekle geçerken bizlere geri kazandırılmak istenen güzellikleri engelleyenlerle dalaşmak zorunda kalıyoruz bir de…

Her alanda!

Bu arada da konulara balıklama dalan zıpçıktılar;

Neymiş efendim?

Her şey varmış, bolmuş…

Ülen alacak paran var mı dangalak?

Eskiden ayda bir antrkot alırdın, şimdi üç senede bir alamıyorsun, daha ne konuşuyorsun?

Evet;

Bunlar da geçer elbet,

Deler de geçer ama mutlaka geçer!..

Her gece iki gündüz arasındadır,

Halk da artık bunun farkındadır!