TÜRKİYE EKONOMİSİNDE ÖNCE KIRILGANLIK SONRA PANDEMİ; SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI ÇÖZÜM MÜ?


Ahmet KIZILYAR

Ahmet KIZILYAR

Okunma 09 Haziran 2020, 10:37

Öncelikle iktisadi kırılganlığın geldiği noktada Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Prof. Dr. Yalçın Karatepe’ye göre;Türkiye yeni bir ekonomik model açıklamadan önce demokrasi, ifade özgürlüğü, denetleme, eğitim sistemi gibi alanlarda mesafe kat etmesi gerektiğine işaret eden Karatepe, mevcut yönetim modeliyle ülkede sağlam bir ekonomi politikası üretmenin mümkün olmadığına dikkat çekerken;Türkiye ekonomisinin önemli gündem maddelerinden birisi de döviz ihtiyacıdır. Önümüzdeki bir yıl içerisinde ödememiz gereken toplam dış borç miktarı yaklaşık 170 milyar dolardır. Bu nedenle dövize erişim imkânı bulmamız gerekiyor. Dövizi ya kazanırsınız, ya sermaye girişi ile bulursunuz ya da birilerinden borç alırsınız. Döviz kazanmak için ihracat ve turizm gibi yerlerden gelir elde etmemiz gerekir. İhracatın bu sene pek parlak olacağını söylemek mümkün değil. Türkiye turizmden yılda ortalama 40 milyar dolar civarında bir döviz girişi sağlıyordu. Ancak yine salgın nedeniyle bu sene turizm gelirlerinde çok önemli bir azalma olacak. Dolayısıyla döviz kazandıran faaliyetlerimiz pek umut var görünmüyor. Öte yandan, en son açıklanan dış ticaret verisi de gösteriyor ki ithalatın artış hızı yükseliyor. Bunun sonucunu da dış ticaret açığında görüyoruz. Bunların üzerinde bir de ülkeden yabancı sermaye çıkışı devam ediyor. Borsa, tahvil ve banka mevduatlarından yabancıların çıkışı devam ediyor.”şeklindeki değerlendirmesinin kayda geçtiği görülüyor.

                               *       *       *

Karatepe açıklamalarını sürdürürken;Bir taraftan döviz girişi azalırken diğer taraftan hızlanan döviz çıkışı Türkiye’nin acilen bir yerlerden döviz bulmasını gerektiriyor. Maalesef gelişmekte olan ülkelere olan yatırımcı ilgisinin bu dönemde düşmüş olması Türkiye gibi ekonomik göstergeleri zaten bozuk olan bir ülkeyi daha fazla olumsuz etkiliyor. Para bulmamız kolay olmuyor.” açıklamasına ek olarak;” Ülkede döviz ihtiyacını karşılamak üzere swap anlaşmalarının yapılmasının bir çözüm olacağı algısı oluşturuldu. Bu yanlış bir algıdır. Çünkü Merkez Bankaları arasında yapılan swaplar bir finansman modeli değil, kısa vadeli nakit akışı yönetimi aracıdır. Mesela, ABD Merkez Bankası (Fed) diğer merkez bankalarıyla toplam 450 milyar doların üzerinde tutarda swap yapmış. Ancak bunların yüzde 60’ından fazlası bir haftadan daha kısa vadeleri olan anlaşmalar. Fed nakit akışı sorunundan kurlara bir baskı olmaması için diğer merkez bankalarıyla işbirliği yapıyor. Diğer merkez bankası dediklerimde ağırlıklı olarak gelişmiş ülkelerin merkez bankaları, Avrupa, Japonya, İngiltere, Kore gibi.”Gerçekte normal kabul edilen iktisadi yaşama geçebilmenin mutlak şekilde çözümünü bulmamız gerekiyor.Bugün İngiliz hükümetinin pandemi başladığında uygulamaya koyduğu strateji üç aşamadan oluşuyor: Kontrol altına al, geciktir ve etkisini azalt. Kontrol altına almakta güçlük yaşandığının anlaşılması üzerine daha fazla vakit kaybetmemek adına süratle “geciktir” evresine geçme kararı alan hükümet, bu evredeki stratejisini 12 Mart’ta düzenlenen bir basın toplantısında açıklamıştı.

                                   *       *       *

Sonuç olarak, İngiltere koronavirüs salgınıyla mücadele edebilmek için "Sürü bağışıklığı" planını uygulamaya çalışmış. Vakaların hızla artmasıyla da bu uygulamadan vazgeçmişti. Uzmanlara göre, sürü bağışıklığı koronavirüse karşı etkili bir yöntem değil.Bu yöntem açıkça Dadaloğlu’ nun tekerlemesindeki gibi;”ölen ölür kalan sağlar bizimdir” özdeyişine benziyor.Açıkça insancıl bir uygulama olduğu da söylenemez.Aslında pandemideki hızlı bulaşmanın önüne geçebilmek için maske-sosyal mesafe-hijyen kuralını en iyi şekilde disipline etmek büyük önem taşıyor.Onun dışında pandeminin bulaştığı kesimlerin süratle tespit edilirken,bir taraftan da PSA testi erken tanı kitlerinin hızla kullanıma alınarak olabilirse günlük 50.000 olabilirse 100.000 kişi için bulaşmaya muhatap olan her yerin taramadan geçirilerek bulaşmış olanların derhal karantina altına alınması gerekir.Bunun yanında 18 yaş üstü ve 65 yaş altı kesimin de riske açık olduğu dikkate alındığında;bu yaş aralığında da filyasyon çalışmasının belirti gösteren ve şüpheli olanlar arasında hızla gerçekleştirilen tarama ile tespitler yapılması da büyük önem taşıyor.Bütün mesele pandemiden arınmış kesimle pandemi bulaşmış kesimin derhal en çabuk şekilde biribirinden ayrıştırılması; bu yapıldıktan sonra pandemi riskine karşı gelir seviyesi düşük olanlara yönelik toplumsal anlamdaki bireysel dayanıklılığı arttırabilecek beslenme şekli konusunda halkın basın yayın araçları ile bilgilendirilerek gerektiğinde iktisadi açıdan da desteklenmesi gerekiyor .Bilahare bu sıralama sonrası tehlike tamamen geçtikten sonra ancak normal yaşama geçmek düşünülebilir.                                

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.