Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti’nin (ZGC) dünkü konuğu 27. Dönem AKP milletvekilimiz Hamdi Uçar’dı.

Geldi, konuştu, her soruyu yanıtladı, her telden çaldı.

Güzel konuştu, bir dönemi eleştirirken “Zonguldak’ta ekonomi adına hiç bir şey yok, tarım, sanayi, turizm, hayvancılık filan hak getire…” dedi.

“Bir sektöre bağlanılıp kalınmış” dedi…

Yani kömüre!..

“Zonguldak’ta vatandaşın psikolojisi bozuluyor” bile dedi…

Doğru walla, bırakın psikolojik bozulmayı, vatandaş kafayı yemiş durumda burada.

Hamdi Uçar politikaya da girdi, politik geçmişini anlattı, politik geleceği konusunu biraz es geçti, partisinin vekillerinden söz etti, il ve ilçe başkanlıklarından aktarmalar yaptı, “şunla dargın bunla dargın diye söylentiler çıkarıyorlar, yok öyle bir şey” dedi, “şimdiki vekillerin aralarındaki ilişkiler biraz gergin olabilir” şeklinde konuştu, “Zonguldak’ta güçlü bir siyasi iradeye ihtiyaç var” dedi.

Ve sözler döndü dolaştı geldi belediye çalışmalarına,

Uçar aldı sazı eline;

-Yol yok, yollar bozuk, delik deşik…

-Belediye alt yapı adına hiç bir şey yapmamış…

-Belediye başkanının işi gücü kafeterya açmak...

-Vagon Cafe’ye ne gerek var, oralar zaten Cafe dolu...

-Selim Alan’ın yaptığı kordonboyu ve gezi yoluna Tahsin Erdem cafeler büfeler konduruyor, bu işte rant var…

-Halk ekmek, ucuza et satmak, kent lokantası, bunlar iş değil…

Böyle dedi işte. Belediye muhalif ya, eleştirmezse olmaz, eski başkan Selim Alan’ı savunmazsa da olmaz. Hamdi bey Başkan Erdem için tek bir olumlu laf etmezken, Alan’ın yıktığı Fevkani Köprü için “köprü altındaki işyerlerini boşaltıp yapmayı düşündüğü yolları karayollarına öyle yaptırsaydı” şeklindeki düşünceye de “o işyerlerini boşaltamazdı, çıkarmak çok zordu” dedi.

Kendisine hatırlatılan “imar kanununun 39. Ve 40. Maddeleri var, Mail-i İnhidam kanunu yani, bunlara göre belediyeler kent estetiği açısından sakıncalı ayrıca çürük olup tehlike arz eden binalar için yıkım kararı alabilir, Alan burada kent estetiği maddesini kullanabilirdi, bu konuda isterseniz mimarlara ve şehir planlamacılarına danışabilirsiniz, zaten belediyenin geçmiş dönemlerde bu maddelere dayanarak yıktığı binalar var…” şeklindeki sözlere de “biliyorum” diye yanıt verdi.

Madem biliyordun da neden demagoji yapıyorsun Hamdi vekilim, doğruya doğru, eğriye eğri, öyle değil mi?

Her neyse, uzatmayalım;

Hamdi Uçar’ın muhabbetine doyum olmuyor, güzel de konuşuyor, öyle birileri gibi kibirlenme böbürlenme yok, halkın içinden gelmiş olduğunu unutmamış, “Ankaralara yerleşmedim, hala burada oturuyorum” diyor, herkesle ve her kesimle görüşüyor, güler yüzlü, Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın okuyor, Prof. Dr. Caner Taslaman okuyor…

Ben kendisinin teşkilat yıllarında, seçimlere de daha bir, bir buçuk yıl varken “vekillik sırası geldi artık” diye yazmıştım da bana “daha çok erken ona kadar kimler kimler var” demişlerdi, benim dediğim çıkmıştı…

Evet;

Durumlar böyle,

Kendisinin tam olarak anlattıkları dünkü Şafak’ta var, başka yerel organlarda da vardır; bana “sen ne sordun adam hazır ZGC’ye gelmiş, önünüze oturmuş” diye sormayın, ben hiç bir şey sormadım, neden derseniz, kendisinin politik görüşü ile benimki farklı, sorsam konular uzayacak, polemiklere girilecek falan filan, di mi yani?

Sormadığım da iyi olmuş,

Tam ziyaret bitti, çıkıyoruz, Hamdi Uçar da lafı “şaaak” diye yapıştırdı, “bana bir şey sormadınız, hep beylik sorular…”

Heh heh heh heeeeeee…

İyi ki sormamışım,

İyi ki!..