SURİYE’NİN DE İÇİNDE BULUNDUĞU ORTADOĞU      COĞRAFYASI YENİDEN ISINMANIN EŞİĞİNDE


Ahmet KIZILYAR

Ahmet KIZILYAR

Okunma 26 Ekim 2019, 12:13

En son Türkiye ile Rusya arasında gerçekleşen Soçi mutabakatı    sonrası Yeni Suriye Anayasası ile ilgili çalışmalarına devam eden Anayasa Komisyonu 30 Ekim’de Anayasa Komitesi adı altında ilk toplantısını yapacak. Aynı tarihlerde, Cenevre’de de ABD’nin de katıldığı Suriye sorununa siyasi çözüm ile ilgili görüşmelere devam edilecek. Şu an sahada bekleyen askeri konular şunlar;

– YPG/PKK’nın ve Kürtlerle ilgili sahadaki gelişmelerin Esat yönetimine entegrasyonu,

– IŞİD ile mücadele ve mevcut varlıklarının (hapistekiler, toplama kampları vb.) idaresi,

– İdlib’teki yaklaşık 60 bin Cihatçının temizlenmesi,

– Türkiye’nin fiili olarak kontrol ettiği bölgelerden çekilmesi ve devredilmesi.

Bu meyanda Soçi Mutabakatı, Suriye’deki siyasi barıştan çok YPG/PKK terör örgütü ile endişeler üzerine kurulmuş bir belge olarak gözüküyor. Belgenin görünen yüzü yanındanda bir de görünmeyen öteki yüzü bulunuyor.Gerçekte Soçi mutabakatının ruhuna baktığımızda; – Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde Kürtlerin son yıllarda demografi değişimini eski haline getirerek, sınırları boyunca 1965’de baba Esat’ın yaptığı gibi bir Arap Kameri meydana getirmese de Kürt kuşağının arasına bir Arap bloku koymak istiyor.

– Rusya ise Türkiye’nin askeri girişimlerini kontrol altına alarak Esat ile birlikte bir an önce boşlukları doldurmak, Türkiye’nin endişelerini giderirken, bir an önce Adana Mutabakatı ile öngörülen 5 km. çizgisine geri çekmeyi hedefliyor.

Bu nedenle, Türkiye ağırlığını ülkemizdeki Suriyeli sığınmacıların dönüşüne vermiş durumda ve bu konuda Rusya’dan ve dolayısı ile Esat’tan destek istiyor. Türkiye’nin bu aşamada siyasi amacı, YPG/PKK’yı bölgeden çıkarmak, yerine Suriyeli sığınmacıları koymak.

Nitekim Türkiye’de 3 milyon 650 bin civarında Suriyeli sığınmacı olduğundan bahisle önce kısa sürede bir milyonunun daha sonra ise bir milyon kişinin dönüşü hedefleniyor.

                                *       *        *

Barış Pınarı Harekâtı’nın asıl amacı, YPG/PKK’yı bölgeden tamamen elimine etmek değil, seçilen 120 km. genişlik ve 32 km. derinlikteki bölgeden YPG/PKK’yı çıkararak, Suriyeli sığınmacılara yer açmaktı. Mutabakat kapsamında öngörülen yeni düzenlemelerle;

– Bugünden itibaren öngörülen yukarıdaki bölgenin dışındaki YPG/PKK unsurları da Türkiye sınırından 30 km. uzaklaşacak ve bu bölgelerde 150 saat sonra Türk-Rus devriyesi gezmeye başlayacak.

– Özetle, sınırlarımız boyunca 30 km. derinliğe kadar YPG/PKK unsuru olmayacak. Ancak, Türkiye için burada çok tehlikeli bir nokta var. Fırat’ın batısındaki Menbiç ve Tel Rıfat dâhil çekilme öngörülürken;

* Türkiye sınırına çok yakın olan ve Suriye doğusundaki Kürt nüfusun merkezi olan Kamışlı ilçesi muaf tutuluyor.

* Yukarısı kadar önemli olan diğer bir husus Fırat’ın doğusunda 30 km.nin güneyinde yer alan Rakka ve Deyrizor yani petrol bölgelerine ne olacağı belirsiz.

* YPG/PKK unsurları buraya silahları ile dönecek ama sonrası belirsiz.Öyle görünüyor ki gerçekte PKK/PYD’nin imhası söz konusu iken 40-50 bin kişilik PKK/PYD terörist mevcudunun ne kadarının Suriye’de kalıp; ne kadarının Kuzey Irak tarafına geçeceği belli değil. Yukarıdaki endişe kapsamında taraflar Suriye’nin toprak bütünlüğüne her seferinde atıf yapsa da Rusların aklında başka şeyler olduğunu biliyoruz. Muhtemelen bu düşünceler ABD ile de paylaşılmış olabilir. Bu düşünce nedir? 2016 yılında Rusların yaptığı Taslak Suriye Anlaşması’nda yazılı; “Kürtlere kültürel otonomi

(özerklik)”. Bu ne demek? Şu an bunun altı doldurulmuş değil.

Ruslar, kültürel özerkliğin içeriğini Esat’a dikte edecekler. Zaten Soçi Mutabakatı ile Esat’ın Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kürtler ile diyalog kurması tavsiye ediliyor. Bu konular Cenevre’deki görüşmelerin en hassas konusu olacağa benziyor.

                                       *       *        *

Sonuç olarak, Türkiye’nin Suriye’deki gerçekleştirdiği”Barış Pınarı”operasyonu hiç kuşkusuz başarılı olmuştur.Bu arada ABD ve YPG/PKK’nın niyetini biliyoruz.Bu da “Bağımsızlık isteyelim ama olmasa da Irak’ın kuzeyindeki benzer bir Kürt Yönetim Bölgesi.” Yeni kendi parlamentosu, ordusu ve geliri olan bir özerk yönetim. Rusların niyeti ise en azından yerel yönetim özerkliği, iki dil, merkezi yönetimde temsil vb. Bunu da diğer azınlıklarla birlikte kılıfına sokmak. Nitekim Putin yaptığı konuşmada kuvvetli ifadelerle “Suriyeli Kürtlerin hak ve hukukunun savunulmasına” yaptığı taahhüte dikkat çekmesi de boşuna değil. Gözden kaçırılmaması gereken diğer en önemli husus ise PKK/ PYD’nin terör örgütü olduğunun  kesin bilinmesine rağmen öteden beri hedefledikleri özerklik isteklerinin hem ABD hem de Rusya tarafından Uluslararası denklemde gündeme gelmesi sıkıntılı bir durum oluşturmaktadır. Akdeniz'de ve Kıbrıs adası çevresinde yürütülen petrol ve doğal gaz aramalarıyla belirli bölgelerdeki kaynak keşifleri, Akdeniz'e komşu ülkelerin enerji arz güvenliğini yakından ilgilendiriyor. Özellikle küresel güç odaklarının içinde Ortadoğu ve Doğu Akdeniz Bölgesi nin de bulunduğu zengin doğalgaz ve petrol yataklarının çıkar bağlamında paylaşılmasıyla ilgili ortaya çıkabilecek sorunların ilerideki dönemlerde her iki bölgenin de ısınmasına yol açması da kaçınılmaz görünmektedir. ABD ve Rusya’nın bu yöndeki rekabet savaşında insiyatif kullana bilmek adına yapabileceklerine karşılık vizyon temelinde olacak şekilde Türkiye’nin karşısına çıkabilecek ciddi risklerin tümünün gözönünde bulundurularak askeri ve siyasi seçeneklerin çok iyi değerlendirilmesi gerekmekte;Güçlü Türkiye imajının da korunabil mesi için her an her duruma karşı hazırlıklı olmakta yarar bulunmak tadır.

KAYNAK;Soçi mutabakatı ile Kürt Bölgesi mi kurulmak isteniyor?

Prof.Dr Sait YILMAZ-ANKA Enstitüsü

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.