Adına “Ramazan ayı” denilen ve halk arasında bir kutsiyet kapsamında irdelenen 30 günlük sürece çok az bir zaman kala bu yıl yaşayacağımız ramazanın pek de öyle bereket getirecek bir ay olmayacağını hep birlikte göreceğiz.

Aylık 20 bin lira ile geçinmeye çalışan emekliler, 28 bin lira ile yaşamaya çalışan asgari ücretliler… Ülkenin yüzde 80 görüntüsü böyle. Öte yandan gıda fiyatları almış başını gitmiş, teker teker saymaya gerek var mı? Ve işin en kötüsü de pahalılığa alışan ve psikolojik etki altında kalan milyonlarca insan; “alalım gitsin, yarın fiyatı daha da artar” düşüncesi piyasayı allak bullak ediyor. Dükkânların kalabalık olmasının bir nedeni de bu, öyle para çokluğundan saldırmıyor millet…

Sefalet içindeki milyonların gözünden önümüzdeki Ramazana şöyle bir bakarsak;

-Çocuklarına et ve süt ürünleri yediremeyen aileler,

-Bodurlaşan nesil,

-Balığı tanımayan ilköğretim öğrencileri,

-Çocuklarına torunlarına harçlık veremeyen insanlar,

-Pazardan eli boş dönenler,

-Soğan ekmekçiler,

-Makarnacılar,

-Meyveyi unutanlar,

-İftar sofralarına pastırma sucuk koyamayanlar,

-Yumurtalı pide alamayanlar!..

Hoş geldin Ramazaaaaaaan…

“Elma” dersem çık, “armut” dersem çıkma…