Şimdi bu başlığı okuyanlar bizim ünlü Zeki Müren’imizin Türk Sanat Müziğine kazandırdığı ve hala beğenilen o şarkıdan söz edeceğimizi zannedeceklerdir ama yanılıyorlar.
Söz açılmışken o şarkının sözlerini anımsayalım da Paşamıza da vefasızlık etmeyelim di mi?
Şöyleydi:
Yaralı bir gönülden başka
Ne bıraktın bende hatıra
Günah değil mi? Yazık değil mi bana?
Gel yeter artık sar beni kollarına
Ah, bu acı, bu keder, ne zaman biter?
Bırak bu nazı, bırak bu inadı
Senin de gönlün daha dünden razı
“Yaralı Gönül” başlıklı bu parçayı birçok yorumcudan dinledim ama Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü de yapmış olan dünyaca ünlü tenorumuz Murat Karahan bir başka yorumluyor… Yorumlarken de kendisine Almanya'da doğup büyüyen 34 yaşındaki soprano ve opera sanatçısı Carolina Lopez Moreno ile 1982 doğumlu yine opera sanatçısı İtalyan soprano Eleonora Buratto eşlik ediyor.
Sadece eşlik etmiyorlar;
İki ünlü bayan soprano Murat Karahan’a eşlik ederken bir de müziğin ritmine uyup öyle bir bel kırıp gerdan büküyorlar ki bizim dansözlerin ağızları açık kalır.
İzleyin bakın You Tube veya başka bir yerde, hayran kalacaksınız!..
Hiç bir Allahın kulu çıkıp da o sopranolara oryantallik yaptıramaz ama “sanat sanat içindir” özdeyişi ağır basıp sahnelere uygulanınca, gösteri insanın ruhuna da hitap edip devasa bir evrensellik kazanıyor…
Bakın nereden nereye geldik?
Biz “bırak bu nazı, bırak bu inadı” başlığını atarken amacımız şu anda Victor Hugo’yu bile kıskandıracak şekilde sefilleri oynayan emekli ve asgari ücretli milyonlarca insanımıza dikkat çekmekti.
Ve onları açlığa mahkûm eden zihniyeti uyarmaktı…
Evet;
Bırakın bu nazı, bırakın bu inadı…
Masraflarınızdan kısın, hortumcuları engelleyin, makam araçlarınızı satın, lüksü bırakın bu gariban halk kesimine verin.
Saltanatınızın bu son günlerinde hiç olmazsa biraz sevaba girin!..