Şu dörtlüğün yer aldığı şarkısını hala beğenerek dinlerim, diğer onlarcasını aynı zevkle dinlediğim gibi:

Ya sabahında baharın, ya gecesinde

Bazen de bir çiğ damlasının, yalın gerçeğinde

Yaşa dostum dünyayı, ömrünün keyfini sür

İnsanlar değilse de, kelebekler özgürdür

***

Bir varmış Timur Selçuk,

Bir yokmuş Timur Selçuk,

Bir rüyaymış Timur Selçuk…

Bir sevdaymış!..

Timur Selçuk’u yitirdik, üniversite yıllarımızın vazgeçilmez esin kaynağıydı; bizim gruptan birisi ne zaman aşık olsa veya ne zaman aşkından olsa, Timur Selçuk’a sığınırdı,

İzmir İnciraltı’nın deniz kenarına monte edilmiş gibi konuşlandırılan meyhanelerinde devirdiğimiz şişelerin diplerinde az mı aradık uğruna öleceğimiz sandığımız sevgilileri…

Ne onlar öldü, ne biz öldük;

Ama Timur Selçuk öldü…

O meyhanelerde Timur Selçuk “Kelebekler Özgürdür” şarkısını romantik üslubuyla yorumlarken şarkının o dörtlüğünün bizi yeniden yaşama yönelttiğini anlıyor ve boş veriyorduk; “Yaşa dostum dünyayı, ömrünün keyfini sür, kelebekler özgürdür…”

Timur Selçuk ile birlikte romantizm içeren pop müziğin bu romantizmi de öldü.

Fakülte yıllarımızın ilahıydı!

Bir daha zor gelir böyle sanatçılar, gelseler de belki yaşamaya mecbur bırakıldığımız bu ortamda ne beste yapacak ilhamları gelir, ne de bu besteleri seslendirecek hevesleri kalır!..