BASININ GELECEĞİ

Abone Ol

Geçtiğimiz bayramın son günü Zonguldak Gazeteciler Cemiyetinde (ZGC) basın mensupları bir araya gelerek öpüştük koklaştık bayramlaştık… Başkan Derya Akbıyık’ın her zamanki gibi titizlikle hazırlattırdığı sofraya da çöreklendik; bütün gün baklava, börek, çörek yanında da mevsim meyveleri ve meşrubat çeşitleriyle perhizi bozduk.

Gerçekten de böyle günlerde böyle masa kurabilme becerisini gösteren bir tek Başkan Derya var, ne devletin kurumları ne de STK’lar, sendikalar böyle bir başarıyı daha gösteremediler.

Kutlarız Başkan Derya Akbıyık’ı ve katkıda bulunanları…

Çarşamba günü de Basın İlan Kurumunun Sakarya’da basın mensuplarına yönelik bilgilendirme toplantısına giderek katıldık.

BİK Genel Müdürlüğünden gelen ekip üç saate yakın anlattı durdu. Çok önemli konulara değindi, ilan pastasından tam ve kesintisiz olarak yararlanılması için nelere dikkat edilmesini okul öğrencilerine anlatır gibi anlattı. Bazı katılımcıların sorularına da yanıt verildi. Herkes kendine göre sordu, anlatılanları not etti.

BİK Sakarya bölge, toplantı bitiminde Sakarya TSO binasında bulunan lokanta bölümünde katılımcılara bir de yemek verdi. Gelenleri aç geri göndermedi yani…

Toplantıda anlatılanları dinledik ettik ve neredeyse tüm katılımcılar şu sonuca vardık: Bu iş zor!..

Yani gazete çıkarıp bu sektörden ekmek yemeyi kafanıza koymuşsanız eğer, gidin ağır sanayi sektörlerinden birine girip devasa bir üretim tesisi açın, vallahi uymanız gereken prosedürler daha basit. BİK’e göre ya oyunu tüm kurallarıyla oynayın, ya da oynamayıp kendi beyninizi de onları da rahatsız etmeyin. Basın sektöründe iş yapabilmek işte böyle çok önemli mevzuatlar ile kuşatılmış durumda. BİK eğer bu kuralları tam anlamıyla uygulayıp basından da uyulmasını istese, ortada basın masın kalmaz. Biraz esnek davranıyorlar.

Bir de; son zamanlarda gündeme gelen yapay zekalı varyasyonlar ve atraksiyonlar da cabası…

Evet;

Tüm bunları kavradıktan sonra düştük dönüş yoluna.

Direksiyonda Derya…

Hava sıcak…

Derya’nın arabası yanıyor…

Sakarya’dan çıkıştan, Düzce’yi geçene kadar sağlı sollu sanayi tesisleri, binlerce; buralarda çalışanlar da belki yüzbinlerce. Kimse öyle “devlet madene işçi alsın” veya “devlet fabrika kursun da girip yan gelip yatalım” dememiş. Güçlü Ticaret Odaları, güçlü Sanayi Odaları eliyle desteklenip kendi işyerlerini kurmuşlar. Bu yörede fakir yok, herkesin kendine göre geliri var.

Evet;

Derya’nın arabasındayız…

Yol boyunca marketlerden soğuk sular alıp kafamıza dikerek devam ediyoruz, ama arada bir de duruyoruz, bazı yatırım tesislerini bizim Derya inceliyor… Önce pek dikkatimi çekmedi ama sonradan farkına vardım Derya’nın incelediği sektör hep boru fabrikaları.

Meraklandım haliyle...

Sordum: “Hayırdır Derya, ne iş?”

Çok ciddi bir şekilde yanıtladı; “Bu boru işi uzunca bir zamandır dikkatimi çekiyor, boru döşeyenler hep kazanıyor, benim de niyetim bu, yakında boru döşemeye başlayacağım…” dedi.

Biz de “hayırlı işler, bol güneşler…” dedik. Ne diyelim?