Geçtiğimiz hafta Romanya ve Bulgaristan gazetecilik gezilerine katıldık.
Zonguldak’tan sadece her zaman olduğu gibi biz vardık. ZGC vardı. Romanya seyahati üç gün sürdü.
Bulgaristan ise bir gün konaklamalı gerçekleşti.
Gidiş ve geliş karayolunu hesaba katarsak, bir haftaya yayılan seyahat olarak adlandırabiliriz. Zonguldak’tan karayolu ile pazartesi başlayan yolculuğumuz, cumartesi akşamı Zonguldak’a dönmemiz ile son buldu.Romanya ve Bulgaristan en son AB'ye giren ülkelerdir.Geçmişe dönük hatırlarsak,hafızalarımızı yoklarsak,Türkiye kaç yıldır AB kapısında?Elli yıl mı?
Yoksa daha fazla mı?Rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın tazelediği AB başvurusunu hatırlıyorum.
Mektup vermiştik. Hem d heyecanla.
Seksenli yılların sonunda bu başvuru çok heyecan yaratmıştı.O dönemler adına çok gençtik.
Başbakan Tansu Çiller’in gümrük birliği ile yapılan anlaşmasını doksanlı yıllarda büyük heyecanla karşılamıştık.Sonra ne oldu?Koskocaman bir hiçler dünyası.
AB kapısında ülkemiz uzun zamandır bekliyor.
Kriterler bitmiyor.Bitiremiyoruz.
Hâlâ bitmeyen kriterler.AB müktesebatı.
Maalesef bitiremiyoruz.AB devamlı karşımıza kapılar çıkartıyor.Kapı ve duvar misali bir durum mevcut.
Biz elli yıl beklerken,AB kapısına giren son alınan ülkeler Demirperde ülkesiydi.
Hatta Demirperde ülkesi o kadar çoktu ki hangi birini sayayım.Avrupa’nın %30’luk kısmı Demirperde ülkesiydi.Bugün için Çekoslovakya içinden ikiye ayrıldı.
Almanya birleşti. Batı ve Doğu birleşti.
Berlin Duvarı yıkıldı.Yarım asırlık utanç son buldu.
Balkanlarda peş peşe onlarca ülke çıktı.
Yugoslavya dağıldı, darmadağın oldu.
Sovyetler Birliği tarih oldu.
Türkiye, güvenlik şemsiyesi altında yarım asrı geçen neredeyse bir asra giden yolda Avrupa’ya kalkan oluyor.Koruma oluyor.
Ekonomik olarak gıda ve çeşitli ürünler ve mamuller adına Avrupa’yı besliyor.
Soğuk Savaş adına Türkiye, Avrupa’nın güvenlik şemsiyesi değil miydi?Evet.
NATO adına ikinci büyük orduya sahibiz.Bu gurur ve onur bizim.Sadece sahip değiliz; çok güçlü bir ordumuz var. Maşallah.Allah’a şükür dosta güven, düşmana korku veriyoruz.Bununla birlikte, seksenli yıllar adına NATO’dan çıkan Yunanistan, ülkemizde askeri darbe sonrası sözlü evet ile NATO’ya, ülkemizin rızası ile dönüyordu.Belki de çok fazla yapacak bir şeyimiz de yoktu.Bilemiyorum.
Nasıl ki bugün için Finlandiya ve İsveç'e hemen demesek bile gecikmeli olsa da evet dedik.
Belki pazarlık adına kazanım almış olabiliriz.
En azından hemen evet demedik.
Ülkemiz adına bu ülkelerin bize hasmane ve düşmanca davranan terör örgütlerine karşı mesafeli durmasını istedik.Terör örgütlerine kol kanat geren ve haince hasmane tutumlara karşı tepki konulmasını talep ettik.Tabii ki başka istek ve talepler de olmuş olabilir.Sonunda bizim rızamız ile her iki ülke girdi.
Ve NATO şemsiyesi altında kendilerine bir güç ve koruma kalkanı sağladılar.
Gerçi bugün için ülkemiz terörsüz Türkiye ile yeni bir demokrasi kapısını araladı.
Evet.Nereden nereye geldik.AB dedik.Ülkemiz kapıda bekliyor.Yeni AB kapısında bekleyen Balkan ülkeleri var.Bakalım bunlar alınacak mı?
Burada AB'ye bizden önce girenler hak etti mi?Etmedi.Buna Yunanistan dahil.Buna diğer ülkeler de dahil.Türkiye çok daha önce hak etti.
Ama siyaseten veya çok sıradan bahanelerle almadılar.İkiyüzlü standart sergilendi.
Buna Güney Kıbrıs Rum Yönetimi de dahil.
AB der ki sınır sorunu olan, toprak sorunu olan ülkeler bu konuyu halletmeden AB’ye giremez.
Ama Güney Kıbrıs haksızca girdi.Bu örnekleri çoğaltabiliriz.Şunu da ekleyelim:AB kapısında beklerken birçok yardım aldık.Fonlar bize çalıştı. Çalışmaya devam ediyor.Bunu inkar etmeyelim.
Ülkemiz AB fonlarından yararlandı. Yararlanmaya devam ediyor.Zaman zaman kesilse bile, tehdit etseler bile.AB fonları hakkımız. Bu hakkı kullanıyoruz. Kullanacağız.Tabii ki Romanya ülkesine seksen milyar Euro.Bize böyle bir rakam yok.
Ne kadar olduğunu bir zaman diliminde hesaplamak gerekir.
Sonuç:Her ne kadar bu kadar ikiyüzlülük olsa bile, bizler AB’ye girmeliyiz. AB ile bir arada olmalıyız. Gücümüze güç katmalıyız.Bugün tüm ihracatımız AB’ye veya büyük çoğunluğu ona gidiyor.
Neye rağmen sıfır gümrük olmamasına rağmen.
Çok merak ediyorum: Ülkemizde TOBB ve iller adına TSO'lar ne yapıyor? Bu konuda kafa yoruyorlar mı?
Her gün Avrupa'ya giderek turistik gezi mi yapıyorlar?Ne yapıyorlar? Çok merak ediyorum.
Kafayı nereye yoruyorlar?
Bir vize sorunu halledilmedi. Neden benim vatandaşım vize ile gitsin? Mahrum kalsın?
Maalesef bu konu bile halledilmedi. Hakikaten iş insanlarına sesleniyorum.Ne iş yaparsınız? Bilemiyorum.Bugün eğer benim gri pasaportum olmasa, AB’ye giremiyorum.Son seyahatimde Bulgaristan ve Romanya’ya gidemeyecektim.
Ülke insanım adına vize sorunu hâlâ halledilmiyor. Halledemiyorlar..Vizesiz her yere gidiyoruz. Vize olan hiçbir yere gidemiyoruz.
Ülkem adına AB’ye girmeliyiz. Bunu sonuna kadar savunuyorum.AB kapısında din ayrımı yapılıyor. Bunu biliyoruz.Hristiyan ve Müslüman ayrımını açık ve net görebiliyoruz.Belki Müslüman olmasaydık şimdiye kadar AB’ye girmiştik.AB'de Müslüman Türkiye'yi alırsa bu algı da kökünden sona ermiş olur.
Müslüman ve Hristiyan ayrımı sona ermiş olur.
Dinler arası ayrımcılık olmamalı.
Herkesin dinine saygı duyulmalı. Geçmişte Osmanlı ecdadımız bunu yapmıştı. Ve bugün halen bu yaptığımız olaylar saygıyla ve takdirle konuşuluyor. Şunun da altını çizelim: AB’ye son yıllarda giren ülkelerin hepsinden Türkiye kat ve kat önde.Dünya'nın 17. büyük ekonomisiyiz.Belki yakın zamanda ilk on ülke arasına gireceğiz. İnşallah diyelim.Artık AB’ye girmeliyiz. Bunun için yoğun girişimler devam etsin.Ülkemiz AB’ye hazır ve nazır. AB üyesi olan birçok ülkeden çok daha öndeyiz.Almanya, İtalya, İspanya ve Fransa ile aynı seviyedeyiz diyebilirim.AB yazılarımız devam edecek. Hem de ok yönlü.
Şimdilik nokta…