TTK ülkemizin devasa bir kuruluşu.
Devasa bir havzaya sahibiz.
Geçmişten bugüne siyasetçiler için kurum hep önem arz etmiştir.
Kurumun zararı ise hiç bitmedi. O kadar çok sözler verdik ki,
Hiç biri yerine gelmedi. Gelemedi.
Hiç unutmuyorum. Ak Parti iktidara gelmişti.
Fırtına gibi bir giriş yapılmıştı.
Gazetecilik yönünden çok fazla tecrübeli değildik.
Genel müdür ise Rıfat Dağdelen, değildi.
1999 yılında alınan 4125 maden işçimizi hatırlıyorum.
Rahmetli Ecevit dönemi.
O işçi alımı bizlere yaşamamız adına biraz daha derin nefes aldırmıştı.
Çünkü kurum doksanlı yıllarda.
Beş Nisan kararları öncesi büyük Zonguldak grevi yaşanmıştı.
O dönemin kudretli lideri.
O zaman adına Tansu Çiller, fırtınası vardı.
Rahmetli Turgut Özal ise TTK’ ya bu hali ile çok olumlu bakmıyordu.
Daha profesyonel çalışması tarafındaydı.
Ağır bir yapı değil, dinamik ve çok çalışan profesyonel bir yapı istiyordu.
Mühendis ruhunu kurumda görmek istiyordu. Üretiminde artması tarafındaydı.
Somon balık üretme projesi havada uçuşuyordu.
O dönemin kudretli iş insanı rahmetli Alaton’un Zonguldak ile ilgili büyük projeleri vardı.
Ama gerçekleşmedi. Zonguldak deneme bile yapmamıştı. Tepkiler ise çok büyüktü.
Rahmetli Özal, Cumhurbaşkanı seçildiğinde ilk yurt gezisini Zonguldak’ a yapmıştı.
A tipinde brifingler almıştı. Kurumun geleceğini masaya yatırılmıştı.
Daha sonra ise gelişmeler başka türlü gelişti.
Başbakan Çiler, döneminde ise tarihi beş Nisan kararları ülkemizi ekonomik olarak çok daha gerilere sürüklüyordu.
Beş Nisan kararlarında en büyük darbeyi TTK görüyordu.
Resen emeklilik. Kurumun da küçülmesinin önünü açıyordu.
Binlerce maden işçimiz emekli oldu.
Resen emeklilik kurumun küçültülmesinin ilk işaretiydi sonra gerisi geldi.
Ülkemizin hiç ekonomik krizi bitmedi ki. Bitmiyor. Bitirilemiyor.
Doksanı yıllarda beş nisan kararları sonrası başbakan Çiller, birkaç müesseseyi kapatmayı düşünüyordu.
Bunların içinde ismini tam telaffuz edemediği üzülmez bölgesi vardı.
Neyse ki gerçekleşmemişti.
Doksanlı yıllar ilimiz adına her yönden küçülme yılları olmuştu.
İçimizden iki il çıkması. Kurumun fişinin çekilmesi.
Hem Anavatan dönemi, Refahyol dönemi.
Zonguldak’ı küçülttü. Bunu kimse unutmasın. O dönem siyasetçileri bizlerin ve Zonguldak’ın derin hafızasında yatıyor.
Hakkımızı helal etmiyoruz.
Doksanlı yılların sonunda rahmetli Ecevit döneminde koalisyon vardı.
Yaşanan ekonomik kriz sonrası, Maliye ve Hazine bakanlığına dünya bankasından rahmetli Kemal Derviş, getirilmişti.
Ekonomik olarak dip yapıyorduk.
İki yıl gibi bir sürede çok çabuk atlattık. Doksanlı yılların sonunda alınan 4125 maden işçisi geleceğimiz adına moral oldu.
Peşine Ak Parti iktidarı döneminde o dönemin kudretli Genel Müdürü Rıfat Dağdelen, kurumun başına geldi.
Hiç unutmuyorum.
O dönem adına Dağdelen genel müdürünün kurum adına verdiği örnek ise süt veren kurumun süt yerine kan geldiğini acı bir şekilde ifade etmişti.
Ve o günler kurum adına çok olumsuz günlerdi.
Yeniden ayağa kalktık. Birçok yatırım. Yeni kuyu açmalar. Galeri açmalar.
O dönem adına GMİS Genel başkanı ve Türk İş Genel Teşkilat sekreteri, lider isim Çetin Altun’ un çok büyük katkıları ve emeği var.
Yer üstü ve yer altı yatırımları. Yerin altının şantiye haline çevrilmesi.
İlk etapta belki küçük ama moral veren 10006 işçi alımı.
Sonra gelişen güzel haberler. Kömür üretiminin artması.
2009 yılında ise tam 3000 işçi alımına imza atılması.
3000 işçi alımı için Genel Müdürü Rıfat Dağdelen’in Kozlu müessesinde verdiği tarihi brifing çok önemliydi. Brifing ikna ediciydi. İşçi alımının önünü sonuna kadar açıyordu.
Cumhurbaşkanımız o dönem adına başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan.,
Kozlu’da ocağa girmişti. Ocak çıkışı da verdiği müjdeler.
İşçi alımın gerçekleşmesi. Ama bizde Zonguldak olarak söz verdik.
3000 işçi gruplu olarak işbaşı yapacaktı. Zarar etmeyeceğiz. Kömür çıkartacağız.
Kar da istenmiyordu. Sadece kar ve zarar eşit olsun isteniyordu.
Sonrası ise çok önemliydi.
O zaman her daim ihtiyaç olduğunda maden işçisini alırız sözleri verilmişti.
2009 maden işçisi alımında o dönem Türk İş yönetiminde yer alan bugün için Türk İş Genel Başkanı Ergun Atalay’da yer alıyordu.
O dönemin kudretli sendika lideri ve GMİS Genel Başkanı Ramazan Denizer’in emekleri de unutulamaz.
Bunlar unutulmamalı.
Tabi ki bugün bu yazıyı yazarken efsane işçi lideri, büyük başkan, Zonguldak’ın gururu rahmetli Denizer’den ise ayrıca bahsedeceğim.
Zonguldak’ın ve ülkenin çok büyük değeriydi. İşçi sınıfına yön veriyordu. GMİS’ de onun yolunda yürüyor. Rahmetle anıyorum.
Daha çok yazacak canlı yaşadığımız gazetecilik bilgilerimiz pek çok.
3000 işçi alımı adına sadece kar ve zarar birbirini karşılasın istenildi.
Ama bir türlü bu verdiğimiz sözleri tutamadık.
Bugünlere geldik.
Hep derim. Gazeteci kimliğimle. GMİS işçi alımı için anahtar bir kurumdur.
Geçmişte bazı genel başkanlar işçi alımı benim görevim değil diyerek görevden kaçıyordu.
Biz de buna şiddetle karşı çıkıyorduk.
Neyse ki bu anlayışta olan genel başkanlar fazla görevde kalamadı. Tarih oldular.
Bugün ise çok zorlu günler.
Yenide kurumu ayağa çok güçlü bir şekilde kaldırmalıyız.
Basına düşen görev olarak biz elimizden geleni yapacağız.
TTK Genel müdürümüz Muharrem Kiraz ve yönetim kurulu, tüm müessese müdürlerimiz ve madenciler hepimiz gövdemizi taşın altına koyalım.
Cansiperane yol alalım.
GMİS Genel başkan Hakan Yeşil ve yönetim kurulu, şube başkan ve yöneticileri yoğun efor sarf ederek bu girdaptan çıkışı sağlayalım.
Bakanlıklarımız. Biliyorum ki Enerji ve tabi kaynaklar bakanımız Dr. Alparslan Bayraktar, bu konuda ince eleyecek ve titiz davranacaktır.
TTK’ ya çok önem veren bir bakana sahibiz. Yeni bir çalışma modeli ( üretim odaklı) üzerinde çalışıyor.
Sorunun çözümüne büyük katkı verecektir.
Çalışma bakanlığımız da bir kez daha yaptıkları incelemeleri gözden geçirsin.
Sayın Bakanımız Zonguldak’ ayrı önem veriyor, yeni yılda ve daha önce iki bakan yardımcısını peş peşe Zonguldak’a gönderdi.
Biliyorum ki tüm havzayı gezdiler ve olumlu sonuçlarla dönmüşlerdi.
Bu konuda çözülecektir umudundayım.
Maliye ve Hazine bakanımıza bir şey demiyorum. Sağolsun, Zonguldak’a gereken maddi katkıyı veriyor.
Tabi ki Zonguldak Valimiz Osman Hacıbektaşoğlu’ da kurumun bu durumu ile yakinen ilgili. Her detay ile ilgili bilgiler alıyor. Yakın takip ediyor. Çözümü adına yoğun uğraşıyor.
Hepsine ayrı ayrı yürekten teşekkür ediyoruz. Allah razı olsun.
Bu temennilerimizin inşallah gerçekleşmesi dileği ile diyelim.
Bu konuda önemli yazılarımız ve hatırlatmalar yapacağız.
İnşallah bu üretim durdurma kararı bir an önce doğrular ışığında olumlu sonuçlanır.
Milyonlar ve milyarlar harcıyoruz.
Geliyorlar tarihi bir kurum olan, madencilik adına yaşayan hafıza olan kurumun, TTK ‘nın üretim adına kapatılması bize göre son derece yanlış.
Bu işin vebali herkesi kapsar. Şimdilik nokta.