Bilindiği gibi 26 Eylül Cumartesi günü Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde istenmeyen bir olay meydana gelmiş ve bir hekime hasta yakınları tarafından bir saldırı gerçekleşmişti.
Solunumsal Yoğun Bakım Ünitesi’nde yaşanan olayla ilgili olarak da Zonguldak Tabip Odası Başkanlığı yazılı bir açıklama yapmıştı.
Yapılan açıklamaya göre olayda entübe edilen bir hastanın hayatını kaybetmesinin ardından nöbetçi hekim, yakınlarına bilgi verdi. Bu sırada hastanın oğlu, hekimi iterek yoğun bakım ünitesine girmek istedi ve hakaret etti. Olaya güvenlik görevlileri müdahale etti.
Odadan yapılan açıklamaya göre İlgili hekimin, “Tarafıma darp olmamıştır. Hiçbir basın mensubuna olay ile ilgili açıklama yapılmamıştır” ifadelerini kullandığı vurgulandı.
Tabip Odası açıklamasında 27 ve 28 Eylül’de hastane yönetimiyle yaptığı görüşmelerde de hekime yönelik darp olayı yaşanmadığı bilgisini aldığını belirtti. Odanın hekimle doğrudan yaptığı görüşmede olayın bu şekilde gerçekleştiğinin ve hekimin basına açıklama yapmadığının teyit edildiği kaydedildi.
Bunun üzerine muhalif doktorlardan da açıklamaya karşı tepkiler yükseldi ve Doç. Dr. Metin Pehlivan “Bu nasıl bir açıklama” diyerek şu görüşlerini dile getirdi: “Görevli hekimi iterek yoğun bakıma girmeye çalıştığı ve hakaret ettiği, ardından güvenlik görevlilerinin olaya müdahalede bulunduğu öğrenildi.”
Bir hekim itiliyor ve hakarete uğruyor. Ancak yaşananlar “şiddet” olarak dahi ifade edilmiyor.
Asıl sorumuz Tabip Odası’na:
Tabip Odası’nın görevi, sağlıkta yaşanan şiddet olaylarını yumuşatan bir dille kamuoyuna duyurmak mı; yoksa hekime yönelik şiddetin karşısında açıkça durmak, sorumluları ve yetkilileri göreve çağırmak ve sağlık çalışanları için güvenli çalışma koşullarının oluşturulmasını talep etmek mi?
Bir hekimin itilmesi ve hakarete uğraması açıkça ifade ediliyorsa, bunun adını koymak neden bu kadar zor?
Tabip Odası’ndan beklenen; olayları belirsizleştirmek değil, şiddeti açıkça tanımlamak, saldırıya uğrayan hekimin yanında durmak ve gerekli hukuki ve idari süreçlerin takipçisi olmaktır.
Hekime yönelik şiddet karşısında sessizlik ya da yumuşatılmış ifadeler değil, açık ve somut bir meslek örgütü tutumu istiyoruz”
Yine emekli başhekim Tunç Çelebi de bazı eleştirilerde bulundu ve şöyle dedi: “Zonguldak Tabip Odasının, bir hekime yönelik fiziksel saldırıyı açıklarken “darp edildiği öğrenilmiştir” ifadesini kullanmasını yadırgıyorum.
“Meslektaşımız görev yaptığı sırada fiziksel saldırıya uğramıştır demeye dili varmayan bir meslek odası...
Açik ve kararlı bir tutum ortaya koyması gereken bir meslek örgütünün, açıklamasını “öğrenilmiştir” diye bitirmesini etkisiz buluyorum.
Tabip Odasından beklenen, meslektaşının yanında olduğunu ve olayın takipçisi olacağını güçlü biçimde ifade etmesidir.
Açıklama bu şekilde bitiriliyorsa, esas olarak Tabip Odası yöneticilerinin mesleki dayanışma ve kurumsal sorumluluk konusunda öğrenmesi gereken çok şey olduğunu düşünüyorum.
Bu etkisiz bildiri nedeniyle Zonguldak Tabip Odasını ve yönetimini kınıyorum.”




