Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hatice Mine Çakmak, 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası kapsamında ailelere önemli uyarılarda bulundu. Çocuklarda uzun süren halsizlik, açıklanamayan morluklar, tekrarlayan ateş ve kemik ağrıları gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini belirten Çakmak, günümüzde lösemi tedavisinde önemli başarılar elde edildiğini açıkladı.
ÇOCUKLARDA BU BELİRTİLERE DİKKAT
Çocukluk çağında en sık görülen kanser türünün lösemi olduğunu belirten Doç. Dr. Hatice Mine Çakmak, hastalığın kemik iliğinde kan hücresi üretiminden sorumlu hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla geliştiğini anlattı.
Sağlıklı kan hücrelerinin azalmasının vücutta farklı sorunlara neden olabildiğini ifade eden Çakmak, ailelerin özellikle şu belirtilere dikkat etmesini istedi:
- Uzun süren halsizlik ve çabuk yorulma,
- Solukluk ve nefes darlığı,
- Tekrarlayan ateş ve enfeksiyonlar,
- Nedeni açıklanamayan morluklar,
- Burun ve diş eti kanamaları,
- Ciltte küçük kırmızı noktalar,
- Kemik ve eklem ağrıları,
- Çocuklarda topallama veya yürümek istememe.
Bu şikâyetlerin tek başına lösemi tanısı anlamına gelmediğini vurgulayan Çakmak, belirtilerin uzun sürmesi, tekrarlaması veya birkaçının birlikte görülmesi durumunda doktora başvurulması gerektiğini söyledi.
LÖSEMİDE 5 YILLIK YAŞAM ORANI YÜZDE 90'A ULAŞTI
Lösemi tedavisindeki gelişmelere dikkat çeken Çakmak, çocukluk çağı akut lenfoblastik lösemisinde (ALL) beş yıllık yaşam oranının günümüzde yaklaşık yüzde 90'a yükseldiğini belirtti.
Bu oranın 1960'lı yıllarda yüzde 10'un altında olduğunu hatırlatan Çakmak, akut miyeloid lösemide (AML) ise beş yıllık yaşam oranının yüzde 65 ile 75 arasında değiştiğini aktardı.
Çakmak, her çocuğun hastalık özelliklerinin ve tedaviye verdiği yanıtın farklı olduğunu, bu nedenle başarı oranlarının bireysel hastalar için kesin sonuç anlamına gelmediğini ifade etti.
TANI İÇİN KAN VE KEMİK İLİĞİ İNCELEMESİ YAPILIYOR
Löseminin kesin nedeninin her zaman belirlenemediğini söyleyen Çakmak, hastalığın gelişiminde genetik ve çevresel etkenlerin rol oynayabileceğini anlattı.
Bazı genetik hastalıklar, daha önce uygulanan kanser tedavileri ve belirli kimyasallara maruziyetin risk faktörleri arasında değerlendirildiğini belirtti.
Löseminin genellikle anne veya babadan çocuğa doğrudan aktarılan bir hastalık olmadığını da vurgulayan Çakmak, tanı sürecinde öncelikle kan sayımından yararlanıldığını söyledi.
Şüpheli durumlarda kemik iliği incelemesi ve genetik testlerle hastalığın türünün belirlendiğini, ardından hastaya uygun tedavi planının oluşturulduğunu kaydetti.
TEDAVİYİ YARIM BIRAKMAK RİSK OLUŞTURUYOR
Çocukluk çağı ALL tedavisinde temel yöntemin kemoterapi olduğunu ifade eden Çakmak, tedavinin farklı aşamalardan oluştuğunu belirtti.
Tedavi süresinin kullanılan protokole ve hastanın durumuna göre değişebildiğini anlatan Çakmak, kız çocuklarında yaklaşık 2,5 yıl, erkek çocuklarında ise yaklaşık 3,5 yıl süren tedavi süreçleri uygulanabildiğini aktardı.
Bazı hastalarda hedefe yönelik ilaçlar, immünoterapi, ışın tedavisi ve kök hücre nakli gibi yöntemlerden de yararlanılabildiğini söyledi.
Çakmak, çocuğun kendisini iyi hissetmesinin tedavinin tamamlandığı anlamına gelmediğine dikkat çekerek özellikle idame tedavisinin aksatılmaması gerektiğini vurguladı.
ATEŞ YÜKSELİRSE ZAMAN KAYBETMEYİN
Lösemi tedavisi sırasında bağışıklık sisteminin zayıflayabildiğini belirten Çakmak, enfeksiyon riskine karşı aileleri uyardı.
Tedavi gören çocuklarda ateş yükselmesi halinde vakit kaybedilmeden ilgili sağlık merkezine başvurulması gerektiğini ifade etti.
Ayrıca bitkisel ürünlerin ve besin takviyelerinin doktor bilgisi dışında kullanılmaması gerektiğini hatırlattı.
Doç. Dr. Hatice Mine Çakmak, çocukluk çağı lösemilerinde erken tanı, uygun tedavi ve düzenli hekim takibinin iyileşme süreci açısından büyük önem taşıdığını belirtti.



