Roma Statüsü kapsamında başvuru yapıldı
09 Nisan 2026 tarihli başvurunun, Roma Statüsü’nün 15. maddesi kapsamında UCM Savcılığı’na sunulduğu bildirildi. Dosyada, Filistin ve Lübnan’da yaşandığı iddia edilen ağır insan hakları ihlallerine ilişkin kapsamlı bilgi ve deliller yer aldı.
- Roma Statüsü Madde 7: İnsanlığa karşı suçlar
- Roma Statüsü Madde 8: Savaş suçları
- Roma Statüsü Madde 15: Savcılığa bilgi sunumu
İddialar: Sivil hedefler ve zorla yerinden etme
Başvuru dosyasında yer alan iddialar arasında:
- Sivil halka yönelik ayrım gözetmeyen saldırılar
- Sivil altyapının hedef alınması
- Orantısız güç kullanımı
- Temel insani ihtiyaçlara erişimin kısıtlanması
- Sivillerin zorla yerinden edilmesi
gibi uluslararası insancıl hukuk kapsamında ciddi ihlal sayılabilecek eylemler yer aldı.
Kapsam: Gazze, Batı Şeria ve Lübnan
Başvurunun coğrafi kapsamı:
- Gazze Şeridi
- Batı Şeria
- Lübnan
olarak açıklandı.
Delil dosyasında uluslararası raporlar yer aldı
Başvuru kapsamında sunulan delillerin şu başlıklardan oluştuğu bildirildi:
- Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü raporları
- Reuters, BBC ve Al Jazeera gibi uluslararası medya kaynakları
- Fotoğraf ve video kayıtları (tarih ve konum bilgileriyle)
- Doğrudan tanıklara ait yazılı beyanlar
UCM’den soruşturma talebi
Başvuruda, Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı’ndan:
- Ön inceleme başlatılması
- Resmi soruşturma açılması
- Sorumluların tespit edilmesi
- Yargı süreçlerinin başlatılması
talep edildi.
“Bu sadece hukuki değil, vicdani bir adımdır”
Yeniden Diriliş Partisi Genel Başkanı Serhat Yıldırım, konuyla ilgili yaptığı ve yalnızca bu habere özel olan açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Bugün burada yalnızca bir siyasi parti adına değil, insanlık vicdanı adına konuşuyorum.
Uzun süredir yürüttüğüm araştırmalar ve incelemeler neticesinde gördüm ki; ne Türkiye’de ne de dünya genelinde herhangi bir siyasi parti, bu ölçekte ve bu kararlılıkla, yaşanan ağır insani ihlaller karşısında uluslararası yargı mekanizmalarına doğrudan başvuru yolunu tercih etmemiştir.
Bu eksiklik, sadece hukuki değil, aynı zamanda vicdani bir boşluktur.
İşte bu nedenle, Yeniden Diriliş Partisi olarak; başta Filistin ve Lübnan olmak üzere, savaşın, yıkımın ve zorunlu göçün mağduru olan insanların sesi olmak adına, Uluslararası Ceza Mahkemesi nezdinde resmi başvurumuzu gerçekleştirmiş bulunmaktayız.
Bu başvuru; herhangi bir gücün yönlendirmesiyle değil, tamamen bağımsız bir iradeyle yapılmıştır.
Yeniden Diriliş Partisi, yalnızca hakikatin yanında duran bir anlayışın temsilcisidir.
Bizim davamız; bir milletin ya da bir ideolojinin değil, adaletin davasıdır.
Bu adım yalnızca bir hukuki süreç değil; aynı zamanda tarihe düşülen bir not, vicdanlara yapılan bir çağrıdır.
Sessiz kalanların değil, hakikatin yanında duranların safında yer almayı seçtik.
Ve biliyoruz ki: Adalet er ya da geç tecelli eder.”
“Adalet uluslararası toplumun sorumluluğudur”
Başvuru dosyasının sonuç bölümünde ise, uluslararası hukukun gereği olarak gerekli incelemelerin yapılmasının önemine dikkat çekilerek, adaletin sağlanmasının ve sivillerin korunmasının uluslararası toplumun ortak sorumluluğu olduğu vurgulandı.





