İnternet platformlarının çocukların cinsel istismarına ilişkin içerikleri tespit etmek amacıyla geliştirdiği sistemler, artık yalnız platform içi güvenlik mekanizmalarının bir parçası değil. Bu sistemler tarafından üretilen teknik kayıtlar, farklı ülkelerde yürütülen ceza soruşturmalarının başlangıç noktasını oluşturabiliyor. Türkiye’de son yıllarda sayısı artan NCMEC bağlantılı soruşturmalar da bu uluslararası veri akışının ceza muhakemesine yansıyan örnekleri arasında yer alıyor.

ABD merkezli National Center for Missing and Exploited Children bünyesinde faaliyet gösteren CyberTipline, elektronik hizmet sağlayıcılarının ve bireylerin çocukların çevrim içi cinsel istismarına ilişkin bildirimlerini topluyor. NCMEC’in açıkladığı 2025 verilerine göre CyberTipline’a yıl içerisinde 21,3 milyon bildirim ulaştı. Bildirimlere eklenen görüntü, video ve diğer dosyaların toplam sayısı ise 61,8 milyona ulaştı.

Bu rakamlar küresel ölçekte işleyen oldukça geniş bir bildirim sisteminin varlığını gösteriyor. Ancak bir CyberTipline bildiriminin varlığı ile belirli bir kişinin cezai sorumluluğunun sabit olması arasında önemli bir hukuki ve teknik mesafe bulunuyor. Türkiye’de yürütülen soruşturmalarda esas mesele, yabancı kaynaklı bildirimin Türk ceza muhakemesi sistemi içinde hangi delillerle desteklendiği ve bildirime konu dijital işlemin belirli bir kişiyle ne ölçüde ilişkilendirilebildiğidir.

Ceza ve bilişim hukuku alanında çalışan Av. Ramazan Sertan Safsöz, NCMEC bağlantılı dosyaların klasik ceza soruşturmalarından farklı olarak yoğun bir teknik veri katmanı içerdiğine dikkat çekiyor. Safsöz’e göre raporda yer alan IP adresi, kullanıcı hesabı, zaman bilgisi veya dosya hash değeri tek başına okunmamalı, her veri kendi teknik anlamı ve dosyanın diğer delilleriyle bağlantısı içinde değerlendirilmelidir.

NCMEC ve CyberTipline Sistemi Nasıl Çalışıyor?

NCMEC bir mahkeme veya kolluk teşkilatı niteliğinde değil. Kurumun temel fonksiyonlarından biri, çocukların çevrim içi cinsel istismarına ilişkin bildirimleri toplamak, sınıflandırmak ve ilgili kolluk makamlarının değerlendirmesine sunmak. Elektronik hizmet sağlayıcılarının ABD mevzuatından kaynaklanan bildirim yükümlülükleri, CyberTipline sistemindeki veri hacminin temel kaynaklarından birini oluşturuyor.

Sosyal medya platformları, bulut depolama hizmetleri, mesajlaşma servisleri ve diğer çevrim içi hizmetler kendi sistemlerinde çocuk cinsel istismar materyali olduğundan şüphe edilen içeriklerle karşılaşabiliyor. Bildirim dosyasının kapsamı platforma ve somut olaya göre değişmekle birlikte kullanıcı hesabına ilişkin bilgiler, bağlantı kayıtları, tarih ve saat verileri, IP adresleri, dosya bilgileri, hash değerleri veya bildirime konu içeriğe ilişkin başka teknik kayıtlar CyberTipline raporunda bulunabiliyor.

NCMEC gelen bilgileri değerlendirdikten sonra olayın bağlantılı olduğu ülke veya bölgeyi belirlemeye çalışıyor. Türkiye ile ilişkilendirilen kayıtların yetkili makamların önüne gelmesi hâlinde, yabancı kaynaktan elde edilen ilk teknik bilgi Türk hukukunda yürütülecek soruşturmanın başlangıç verilerinden biri hâline gelebiliyor.

Bu aşamada önemli bir ayrım yapılması gerekiyor. NCMEC’in yaptığı işlem bir mahkûmiyet değerlendirmesi değil. Rapor, belirli bir platformda belirli bir teknik olayın meydana geldiğine ilişkin bilgi içeriyor. Bildirime konu hesabın veya internet bağlantısının hangi kişi tarafından kullanıldığı, eylemin iradi olup olmadığı ve Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen hangi fiile karşılık geldiği Türk soruşturma makamlarının topladığı deliller üzerinden belirlenmek zorunda.

Türkiye’de Dosyalar Çoğunlukla TCK m.226/3 Üzerinden Değerlendiriliyor

NCMEC bağlantılı soruşturmalarda Türk Ceza Kanunu’nun müstehcenlik suçunu düzenleyen 226. maddesi merkezi bir yere sahip. Özellikle maddenin üçüncü fıkrası, çocukların kullanıldığı müstehcen ürünlerin üretimini ve bu ürünlere ilişkin çeşitli dolaşım veya bulundurma hareketlerini ayrı yaptırımlara bağlıyor.

TCK m.226/3 kapsamında müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullanan kişi hakkında beş yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörülüyor. Aynı ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran veya başkalarının kullanımına sunan kişi bakımından ise iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası gündeme geliyor.

Kanun metninin çok sayıda farklı hareketi aynı fıkra içinde düzenlemesi, dijital dosyalarda fiilin doğru nitelendirilmesini önemli hâle getiriyor. Bir içeriğin cihazda bulunması, mesajlaşma uygulaması üzerinden gönderilmesi, bulut hesabına yüklenmesi veya başkalarının erişebildiği bir alana aktarılması aynı teknik hareket değil. Ceza sorumluluğu değerlendirilirken isnat edilen hareketin hangisi olduğunun somutlaştırılması gerekiyor.

NCMEC raporlarının önemli bölümü bir elektronik hizmet sağlayıcısının platformunda gerçekleşen işlemden kaynaklandığı için, dosyanın başlangıcında tespit edilen olay çoğu zaman fiziksel cihazda yapılan klasik bir aramada bulunan dosyadan farklı özellik taşıyor. Platform tarafından bildirilen veri ile sonradan şüpheliye ait cihazlarda elde edilen verinin aynı olup olmadığı ve iki veri kaynağı arasında teknik bağlantı bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılıyor.

NCMEC Raporu Mahkûmiyet Kararı Değil Başlangıç Delilidir

Bir NCMEC Raporu soruşturmanın başlamasına neden olabilecek güçlü teknik bilgiler içerebilir. Buna rağmen raporun varlığından doğrudan fail kimliğine geçilmesi ceza muhakemesinin ispat sistemi bakımından yeterli değildir.

Örneğin raporda belirli bir IP adresinin bulunması, belirtilen tarih ve saatte internet bağlantısının hangi abonelik üzerinden gerçekleştirildiğinin araştırılmasına imkân verir. İnternet aboneliğinin belirlenmesi ise ilgili dijital işlemi mutlaka abonelik sahibinin yaptığı anlamına gelmez. Aynı evde veya iş yerinde birden fazla kişinin bağlantıyı kullanması, kablosuz ağ erişimi, ortak cihazlar, dinamik IP yapısı ve bazı bağlantılarda CGNAT kullanılması kimliklendirme değerlendirmesini etkileyebilir.

Benzer durum kullanıcı hesabı bakımından da geçerli. Bir e-posta veya sosyal medya hesabının belirli bir kişi adına kayıtlı olması önemli bir veri olmakla birlikte hesabın olay tarihinde fiilen kim tarafından kullanıldığı ayrıca incelenebilir. Hesabın giriş kayıtları, kullanılan cihazlar, telefon numarası doğrulamaları, kurtarma adresleri, oturum bilgileri ve ele geçirilen cihazlardaki uygulama verileri ilişkilendirmeyi güçlendirebilir veya ilk kabulün yeniden değerlendirilmesine neden olabilir.

Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi, dijital suçlamalarda teknik kimliklendirme sürecini özellikle önemli hâle getiriyor. Bir kullanıcı hesabıyla gerçek kişi arasındaki bağın varsayımla değil, mümkün olduğu ölçüde birbirini destekleyen verilerle kurulması gerekir.

Hash Değeri İçeriği Tanımlar Ancak Kullanıcı İradesini Göstermez

NCMEC dosyalarında sık karşılaşılan teknik kavramlardan biri hash değeridir. Hash, bir dijital dosyanın içeriğinden matematiksel yöntemle üretilen ve dosyayı tanımaya yarayan dijital bir değer olarak kullanılabilir. Bilinen çocuk cinsel istismar materyallerine ait hash değerleri platformların aynı veya eşleşen içerikleri tespit etmesinde önemli rol oynar.

Bir dosyanın bilinen bir içerikle hash eşleşmesi göstermesi, bildirime konu dijital materyalin niteliğinin belirlenmesinde güçlü teknik anlam taşıyabilir. Ancak hash değeri dosyanın belirli bir kişi tarafından hangi iradeyle elde edildiğini açıklamaz. Dosyanın cihaza nasıl geldiği, ne kadar süre bulunduğu, kullanıcı tarafından açılıp açılmadığı, başka bir kullanıcıya gönderilip gönderilmediği veya otomatik bir sistem tarafından senkronize edilip edilmediği farklı veri kaynaklarından araştırılmalıdır.

Dijital ceza soruşturmasının temel sorunlarından biri de teknik tespit ile manevi unsur arasındaki ilişkinin doğru kurulmasıdır. Bir dosyanın belirli bir kullanıcı hesabıyla teknik olarak ilişkilendirilmesi önemlidir ancak ceza hukuku bakımından kast değerlendirmesi yalnız hash kaydından çıkarılamaz.

Özellikle bulut sistemleri ve otomatik yedekleme özellikleri, dosyanın bir platform altyapısında bulunma biçimini etkileyebilir. Kullanıcının yaptığı manuel yükleme ile cihazdaki klasörün otomatik senkronizasyon nedeniyle bulut hesabına aktarılması teknik açıdan farklı süreçlerdir. Somut dosyada hangi senaryonun gerçekleştiğinin sistem kayıtlarından incelenmesi gerekir.

IP Adresi Tek Başına Fail Kimliğini Belirlemeyebilir

İnternet bağlantı kayıtları NCMEC dosyalarının önemli delil alanlarından birini oluşturuyor. Özellikle platform tarafından bildirilen tarih, saat ve IP bilgisinin Türkiye’deki internet servis sağlayıcısı kayıtlarıyla karşılaştırılması sonucunda ilgili aboneliğin belirlenmesi mümkün olabiliyor.

Bununla birlikte IP adresinin teknik niteliği gözden kaçırılmamalı. Dinamik IP kullanılan bağlantılarda aynı IP adresi farklı zamanlarda farklı abonelere tahsis edilebilir. Bu nedenle tarih ve saatin doğru olması kritik önem taşır. CGNAT kullanılan altyapılarda ise aynı dış IP adresinin aynı zaman diliminde çok sayıda kullanıcı tarafından paylaşılması mümkündür. Böyle bir durumda kaynak port bilgisinin bulunması kimliklendirme bakımından belirleyici hâle gelebilir.

Saat dilimi farklılıkları da incelemeyi etkileyebilir. Yabancı platform kayıtlarının UTC üzerinden tutulması, Türkiye’deki bağlantı kayıtlarının farklı saat düzeniyle gösterilmesi veya yaz saati hesaplamalarının yanlış yapılması, teknik kayıtların hatalı eşleştirilmesine yol açabilir.

Bu nedenle IP verisinin değerlendirilmesinde yalnız rakam dizisine değil, kayıt zamanı, saat dilimi, bağlantı türü, port bilgisi ve servis sağlayıcı cevabı birlikte ele alınmalıdır. Teknik zincirin her halkası birbirini doğruladığında kişinin bağlantıyla ilişkisi daha güvenilir biçimde değerlendirilebilir.

Dijital Materyallere El Koyma Soruşturmanın İkinci Aşamasını Oluşturabiliyor

NCMEC kaynaklı ilk tespitin ardından yürütülen soruşturmalarda cep telefonu, bilgisayar, tablet, harici disk ve diğer dijital materyaller inceleme konusu yapılabiliyor. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134. maddesi bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve bilgisayar kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoymaya ilişkin özel usul hükümleri içeriyor.

CMK m.134 bakımından somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde etme imkânının olmaması aranıyor. Karar kural olarak hâkim tarafından, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise Cumhuriyet savcısı tarafından verilebiliyor. Savcının verdiği kararın kanunda belirtilen süre içinde hâkim onayına sunulması gerekiyor.

El koyma ve inceleme sürecinin teknik usule uygun yürütülmesi, dijital delilin güvenilirliği bakımından önemli. Sistem verilerinin yedeklenmesi, elde edilen kopyaların bütünlüğünün korunması ve incelemenin mümkün olduğunca adli kopya üzerinden yürütülmesi delilin sonradan denetlenebilmesine imkân sağlar.

NCMEC raporunda bildirilen içerikle cihazda bulunan dosyanın karşılaştırılması da bu aşamada yapılabilir. Aynı dosyanın cihazda bulunup bulunmadığı, dosyanın oluşturulma ve değiştirilme tarihleri, klasör yapısı, uygulama verileri, küçük resim kayıtları ve kullanıcı hareketleri farklı teknik sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Bir Dosyanın Cihazda Bulunması ile Bilinçli Bulundurma Aynı Değerlendirme Değildir

Dijital sistemler kullanıcıların doğrudan görmediği çok sayıda geçici veya otomatik veri oluşturabiliyor. Tarayıcı önbelleği, mesajlaşma uygulamalarının medya klasörleri, küçük resim kayıtları, bulut senkronizasyonları ve geçici sistem dosyaları kullanıcının her dosyayı manuel olarak kaydettiği anlamına gelmez.

TCK m.226/3 kapsamında bulundurma isnadı yöneltildiğinde dosyanın dijital materyal üzerinde hangi biçimde bulunduğu önem kazanır. Kullanıcı tarafından belirli bir klasöre kaydedilmiş, tekrar açılmış veya sınıflandırılmış bir içerikle yalnız sistem önbelleğinde oluşmuş teknik bir kopya aynı şekilde değerlendirilmemelidir.

Dosya sistemi kayıtları içeriğin ne zaman oluştuğu, hangi uygulamayla ilişkilendiği ve bazı durumlarda kullanıcı etkileşimi hakkında veri sağlayabilir. Bunun yanında tek bir teknik bulgunun her zaman kesin sonuca ulaşmaya yeterli olmayabileceği de dikkate alınmalıdır. Dijital inceleme farklı kayıtların birlikte yorumlanmasını gerektirir.

Silinmiş veriler bakımından da benzer yaklaşım geçerli. Bir dosyanın silinmiş alandan kurtarılması, geçmişte cihazda bulunduğunu gösterebilir. İçeriğin kullanıcı tarafından bilinçli biçimde tutulduğu, ne zaman silindiği veya silme işlemini kimin gerçekleştirdiği ise başka teknik verilere ihtiyaç gösterebilir.

Paylaşma ve Başkalarının Kullanımına Sunma Fiilleri Teknik Olarak Ayrıştırılmalı

NCMEC raporlarının önemli bir bölümü elektronik platform üzerinde gerçekleşen yükleme veya gönderim hareketlerinden doğabiliyor. Bir mesajlaşma uygulamasıyla dosya gönderilmesi, bulut bağlantısının paylaşılması veya içeriğin başka kullanıcıların erişebildiği bir hesaba aktarılması farklı teknik yöntemlerle gerçekleşebilir.

TCK m.226/3’te yer alan başkalarının kullanımına sunma hareketi değerlendirilirken içeriğin hangi yöntemle erişilebilir hâle geldiği somutlaştırılmalıdır. Tek kişiye gönderilen bir dosya ile herkese açık bir bağlantı üzerinden erişime sunulan içeriğin teknik yapısı aynı değildir. Fiilin hukuki nitelendirilmesi yapılırken platformun çalışma sistemi ve kullanıcı tarafından gerçekleştirilen işlemin niteliği göz önünde bulundurulmalıdır.

Örneğin bazı mesajlaşma uygulamalarında gönderilen medya dosyası otomatik biçimde bulut altyapısına yüklenebilir ve alıcıya doğrudan dosyanın kendisi yerine platform üzerindeki kayıt gösterilebilir. Bu teknik yapı bilinmeden yalnız sunucu kaydı üzerinden kullanıcının gerçekleştirdiği eylemin niteliğini belirlemek hatalı değerlendirmelere yol açabilir.

Platformdan temin edilen oturum ve işlem kayıtları, gönderilen mesajlar, dosyanın alıcısı, zaman çizelgesi ve cihaz incelemesinde elde edilen kayıtlar birlikte değerlendirildiğinde olayın teknik yapısı daha görünür hâle gelir.

Hesabın Ele Geçirilmesi İddiası Teknik Veriyle Sınanmalı

NCMEC bağlantılı dosyalarda sık karşılaşılan savunmalardan biri bildirime konu hesabın başka kişi tarafından kullanıldığı veya ele geçirildiği iddiasıdır. Hesap güvenliği ihlalleri teknik olarak mümkün olmakla birlikte, böyle bir iddianın dosyadaki kayıtlarla sınanması gerekir.

Platformun giriş kayıtlarında olağan kullanım dışında farklı ülke veya şehirlerden bağlantılar bulunması, yeni cihaz oturumları, parola değiştirme işlemleri, kurtarma adresi değişiklikleri veya platform tarafından gönderilen güvenlik uyarıları hesabın ele geçirilmiş olabileceğine ilişkin veri sağlayabilir.

Buna karşılık bildirime konu hareketin her zamanki cihazdan, olağan IP bağlantısından ve sürekli kullanılan oturum üzerinden gerçekleştirilmiş olması farklı bir teknik görünüm oluşturur. Hesap ele geçirilmesi savunması yalnız ihtimal olarak ileri sürülmek yerine mevcut kayıtlarla karşılaştırılmalıdır.

Aynı yaklaşım zararlı yazılım iddiaları bakımından da geçerli. Bir cihazdaki kötü amaçlı yazılımın kullanıcının bilgisi dışında dosya yükleyebildiği veya hesap üzerinde işlem yapabildiği ileri sürülüyorsa cihazın adli incelemesinde bu iddiayı destekleyen teknik izlerin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

Birden Fazla Kullanıcının Eriştiği Cihazlarda Kimliklendirme Güçleşebilir

Aile bireylerinin ortak kullandığı bilgisayarlar, iş yeri cihazları veya birden fazla kişinin erişebildiği tablet ve telefonlar NCMEC soruşturmalarında kimliklendirme sorunlarına neden olabilir. Cihazın belirli bir kişiye ait olması, cihazdaki her dijital işlemi aynı kişinin yaptığı anlamına gelmez.

Kullanıcı profilleri, oturum açma kayıtları, cihaz kilidi, biyometrik erişim, kullanılan uygulama hesapları ve olay zamanındaki diğer dijital hareketler fiilî kullanıcıyı belirlemeye yardımcı olabilir. Özellikle olay saatinde cihazı kimin kullandığının tartışmalı olduğu dosyalarda zaman çizelgesi önem kazanır.

Telefonun baz istasyonu verileri, başka uygulamalardaki kullanıcı hareketleri veya aynı zaman diliminde gerçekleştirilen iletişimler de belirli koşullarda yardımcı veri oluşturabilir. Bununla birlikte farklı veri kaynakları arasında uyum bulunması aranmalıdır.

Anzer Yaylası'nda dolu sürprizi
Anzer Yaylası'nda dolu sürprizi
İçeriği Görüntüle

Ceza muhakemesinin amacı cihazın sahibini cezalandırmak değil, suç teşkil ettiği ileri sürülen hareketi gerçekleştiren kişiyi delillerle belirlemektir. Dijital materyalin mülkiyeti ile dijital fiilin failinin aynı kişi olup olmadığı her somut olayın özelliklerine göre incelenmelidir.

İçeriğin Niteliği de Teknik İncelemeden Bağımsız Değil

NCMEC tarafından yapılan bildirimlerde platformun içeriği çocuk cinsel istismar materyali olarak değerlendirmesi önemli bir başlangıç verisidir. Türk ceza yargılamasında ise isnat edilen içeriğin TCK m.226 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ayrıca ele alınır.

Özellikle kişinin yaşı konusunda tereddüt bulunan görüntülerde, yalnız yüzeysel görsel değerlendirmeyle sonuca ulaşılması problem yaratabilir. İçeriğin kaynağı, bilinen bir seriye ait olup olmadığı, varsa hash veritabanındaki sınıflandırması ve dosyaya ilişkin diğer bilgiler önem taşıyabilir.

TCK m.226/3’ün güncel metni yalnız gerçek çocukların kullanıldığı görüntüleri değil, üretim bakımından temsili çocuk görüntülerini ve çocuk gibi görünen kişilerin kullanıldığı içerikleri de kapsayan bir düzenleme içeriyor. Bu nedenle içeriğin hukuki niteliği belirlenirken kanun metnindeki kapsam ile dosyadaki materyalin özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.

İçerik incelemesinin yalnız genel nitelendirmeden ibaret kalması yerine, hangi dosyanın hangi gerekçeyle suç kapsamında kabul edildiğinin anlaşılabilir biçimde ortaya konulması savunma hakkı ve mahkemenin delili denetleyebilmesi bakımından önemlidir.

NCMEC Raporundaki Tarih ve Saat Bilgisi Dosyanın Omurgasını Değiştirebilir

Dijital soruşturmalarda zaman bilgisi çoğu zaman fail kimliğinin belirlenmesinde temel veri hâline gelir. Bildirime konu dosyanın platforma yüklendiği veya gönderildiği an ile IP tahsis kaydının aynı zaman çizelgesinde eşleştirilmesi gerekir.

Bir saatlik hatta bazı dosyalarda birkaç dakikalık fark, IP adresinin farklı bir aboneyle ilişkilendirilmesine neden olabilir. Özellikle dinamik IP altyapısında tarih ve saat kaydının doğruluğu kritik önem taşır.

Platformun hangi saat dilimini kullandığı, kayıtların UTC olarak mı tutulduğu ve Türkiye saatine dönüşüm yapılırken hangi yöntemden yararlanıldığı teknik raporda açıklanabilir olmalıdır. Hatalı saat dönüşümü üzerine kurulan abonelik tespiti, daha sonraki bütün kimliklendirme zincirini etkileyebilir.

Zaman çizelgesi yalnız IP eşleştirmesinde kullanılmaz. Mesajlaşma kayıtları, dosya oluşum tarihleri, uygulama oturumları ve cihazın diğer aktiviteleri aynı zaman ekseninde birleştirildiğinde olayın kronolojisi daha sağlıklı kurulabilir.

Platform Verisi ile Cihaz Verisi Birbirini Doğruluyorsa Delil Güçlenir

NCMEC raporunda belirtilen kullanıcı hesabının şüphelinin telefonunda aktif olarak bulunması, bildirime konu dosyanın aynı cihazda tespit edilmesi ve olay zamanındaki IP kaydının kullanılan internet bağlantısıyla eşleşmesi farklı delil kaynaklarının birbirini desteklediği bir görünüm yaratabilir.

Tersine, bildirilen hesabın cihazlarda bulunmaması, dosyanın ele geçirilen materyallerde tespit edilememesi veya IP eşleştirmesinin teknik belirsizlik içermesi hâlinde ilk raporun kişiyle bağlantısının daha kapsamlı araştırılması gerekebilir.

Bu nedenle NCMEC dosyalarında delil değerlendirmesi tek bir kayıt üzerinden değil, ilişkilendirme zinciri üzerinden yapılmalıdır. Platform verisi, internet servis sağlayıcısı kayıtları, cihaz incelemesi, hesap bilgileri ve kullanıcının beyanı aynı olayın farklı parçalarını oluşturur.

Av. Ramazan Sertan Safsöz’ün NCMEC bağlantılı dosyalarda özellikle vurguladığı noktalardan biri de teknik delillerin birbirinden bağımsız okunmaması gerekliliğidir. Bir IP kaydının anlamı hesap verisiyle, hesap verisinin anlamı cihaz incelemesiyle, cihaz incelemesinin sonucu ise bildirime konu hareketin zaman çizelgesiyle birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkar.

Kast Değerlendirmesi Dijital Delilin En Kritik Alanlarından Biri

TCK m.226 kapsamındaki değerlendirmede maddi hareketin tespiti kadar kişinin bu hareketi hangi iradeyle gerçekleştirdiği de önem taşıyor. Ceza hukukunda kastın varlığı olayın bütün koşullarından çıkarılır ve dijital dosyalarda teknik hareketler bu değerlendirmenin önemli parçalarından biridir.

Bir içeriğin manuel olarak seçilerek başka kullanıcıya gönderilmesi, dosyanın tekrar tekrar açılması veya belirli klasörlerde düzenli biçimde saklanması bilinçli kullanım değerlendirmesinde dikkate alınabilecek veriler oluşturabilir. Otomatik önbellek, senkronizasyon veya kullanıcının müdahalesi olmadan gerçekleşen teknik süreçler ise farklı biçimde ele alınmalıdır.

Dosyada tek bir içerik bulunması ile çok sayıda içeriğin belirli bir düzen içinde saklanması da aynı teknik görünümü yaratmaz. Ancak sayı tek başına kastın kesin göstergesi olarak kabul edilmemeli, dosyaların nasıl elde edildiği ve kullanıcı tarafından hangi işlemlerin gerçekleştirildiği araştırılmalıdır.

Ceza sorumluluğu dijital sistemin otomatik olarak yaptığı işlemden değil, kanunda suç olarak düzenlenen fiilin kişi tarafından kasten gerçekleştirilmesinden doğar. Teknik incelemenin önemli görevlerinden biri, otomatik sistem davranışı ile kullanıcı tarafından yapılan bilinçli işlemi mümkün olduğu ölçüde birbirinden ayırmaktır.

Yabancı Kaynaklı Teknik Rapor Türk Ceza Muhakemesinin Yerini Almıyor

NCMEC raporlarının uluslararası niteliği, raporun Türk hukukundaki delil değerlendirmesinden bağımsız olduğu anlamına gelmez. Türkiye’de yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda delilin hukuka uygun biçimde elde edilmesi, tartışılabilir olması ve sanıkla bağlantısının ortaya konulması gerekir.

Yabancı bir elektronik hizmet sağlayıcısının tespiti önemli ve kimi dosyalarda oldukça güçlü bir başlangıç verisi olabilir. Ancak raporu hazırlayan sistemin suçun manevi unsuruna veya gerçek fail kimliğine ilişkin nihai değerlendirme yapması söz konusu değildir.

Mahkemenin görevi NCMEC kaydının varlığını tespit etmekle sınırlı kalmaz. Bildirimin hangi teknik veriye dayandığı, bu verinin Türkiye’de elde edilen kayıtlarla uyumu, ele geçirilen cihazların inceleme sonucu ve sanığın savunması birlikte değerlendirilmelidir.

Teknik verinin tartışılabilir olması özellikle önem taşır. Savunmanın yalnız raporun sonuç bölümünü değil, mümkün olduğu ölçüde rapora temel oluşturan zaman, hesap, IP ve dosya kayıtlarını inceleyebilmesi adil yargılanma hakkının bir parçasıdır.

NCMEC Dosyalarında Savunma Hukuk ile Adli Bilişimi Birlikte Ele Almalı

NCMEC bağlantılı ceza davalarında yalnız TCK m.226’nın yorumlanması çoğu zaman yeterli olmaz. İsnadın teknik temeli dijital verilere dayanıyorsa savunmanın da aynı verileri anlayabilecek ve sorgulayabilecek bir yaklaşım geliştirmesi gerekir.

İlk aşamada raporun hangi platformdan kaynaklandığı, bildirimin hangi kullanıcı hesabıyla ilişkili olduğu, raporda IP ve port bilgisinin bulunup bulunmadığı, tarih ve saat kayıtlarının hangi zaman dilimine göre tutulduğu belirlenebilir. Ardından abonelik tespitleri ve platform kayıtlarıyla teknik uyum araştırılabilir.

Cihaz inceleme raporlarında yalnız kaç adet görüntü bulunduğuna bakılması yeterli olmayabilir. Dosyaların konumu, oluşum tarihleri, hangi uygulamayla ilişkili olduğu, kullanıcı tarafından açılıp açılmadığına ilişkin izler, silinme durumu ve bildirime konu içerikle eşleşme değerlendirilmelidir.

Böyle dosyalarda teknik bir savunmanın amacı dijital delili reddetmek değil, delilin gerçekte ne gösterdiğini belirlemektir. Aynı teknik inceleme sanık lehine bir belirsizliği ortaya çıkarabileceği gibi isnadı doğrulayan güçlü bağlantıları da gösterebilir. Ceza muhakemesi bakımından önemli olan, kararın teknik varsayımlar yerine denetlenebilir verilere dayanmasıdır.

Dijital Delilin Gücü Doğru İlişkilendirmeden Geliyor

NCMEC sistemi çocukların çevrim içi cinsel istismarının tespiti bakımından dünya çapında önemli bir bildirim ağı oluşturuyor. 2025 yılında CyberTipline’a ulaşan milyonlarca rapor, elektronik platformların çocukların korunmasına ilişkin denetiminin ulaştığı ölçeği de gösteriyor.

Türkiye’ye ulaşan bir bildirimin ceza dosyasına dönüşmesi hâlinde ise farklı bir hukuki süreç başlıyor. Platform tarafından yapılan tespit, Türk makamlarının elde ettiği delillerle birlikte ele alınıyor ve kişinin cezai sorumluluğu Türk Ceza Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre değerlendiriliyor.

Bir NCMEC raporundaki hash eşleşmesi içeriği tanımlayabilir, IP adresi internet bağlantısını gösterebilir ve kullanıcı hesabı platformdaki hareketi belirleyebilir. Ancak bu verilerin kişinin bilinçli fiiliyle bağlantısı kurulmadan ceza sorumluluğunun bütün unsurları ortaya çıkmış olmaz.

NCMEC bağlantılı soruşturmalarda sağlıklı delil değerlendirmesi, raporun önemini küçümsemekle veya raporu tartışılmaz kabul etmek arasında bir tercih gerektirmez. Doğru yöntem, raporun içerdiği teknik verileri koruyarak her bir verinin neyi ispatladığını ve neyi tek başına ispatlamadığını belirlemektir.

Dijital ceza soruşturmalarının giderek daha fazla uluslararası platform verisine dayanması, hukukçuların teknik delili okuyabilmesini zorunlu hâle getiriyor. NCMEC dosyalarında da gerçek kişi, kullanıcı hesabı, IP bağlantısı, dijital içerik ve iradi hareket arasındaki zincir ne kadar doğru kurulursa maddi gerçeğe ulaşılması o ölçüde mümkün hâle geliyor.

Kaynak: Bülten