Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi (KOSTÜ) Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, YKS tercih dönemindeki adaylara yapay zeka ve dijital dönüşüm uyarısında bulundu. Elmas, "Sıradan işleri yapay zeka yapacak. Ancak kendi alanının çok iyi uzmanlarına duyulan ihtiyaç her alanda daha da artacak ve önemli bir fırsat ortaya çıkacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
Geleceklerini şekillendirecek bu kritik karar aşamasında adaylara tavsiyelerde bulunan KOSTÜ Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, değişen iş dünyasına ve yapay zeka devrimine dikkat çekti. Prof. Dr. Elmas, dünyada yaşanan hızlı değişim nedeniyle öğrencilerin tercih yaparken yalnızca bölümün cazibesine, üniversitenin geçmişine veya geleneksel derslere odaklanmaması gerektiğini söyledi. Yapay zeka, büyük veri ve robotik teknolojilerin etkilerinin gelecek yıllarda daha fazla hissedileceğine dikkat çeken Elmas, üniversitelerin öğrencilerine mezuniyet sonrasında dünyaya kolayca uyum sağlayabilecekleri beceriler kazandırmasının çok fazla önem taşıdığını ifade etti.
"Gelecek gelmiştir"
Üniversitelerin günümüzdeki gelişmeleri anlayarak eğitim sistemlerini buna göre planlaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Muzaffer Elmas, "Yaklaşık 2 yıldır söylediğimiz bir cümle var: 'Aslında gelecek gelmiştir' Bugünün dünyasını ve gelişmeleri dünyadaki gelişmeleri çok iyi anlayarak eğitim öğretim sistemini buna göre planlayan üniversiteler ve bölümler, öğrencileri bölüm farkı olmaksızın geleceğe hazırlamış demektir. Öğrenciler tercih yaparken bölümlerin cazibesinden veya üniversitelerin kaç yıllık olduğundan ziyade, o bölümde temel derslerin dışında öğrencilere hangi becerilerin, nasıl kazandırıldığına bakmalı. Bunları daha önce de söylemiştik ancak bugün bu konu çok hayati bir duruma geldi. Bir üniversite, günümüzde yaşanan bu kadar hızlı bir değişime ayak uydurabilecek yetkinlikleri öğrencilere kazandırabiliyorsa, temel ve geleneksel eğitimin ve yöntemin dışına çıkarak bunu sağlayabiliyorsa öğrenciler o üniversiteleri bulup seçsinler. Üniversitenin kaç yıllık olduğu, hocaların kaç yıldır görev yaptığı veya derslerin kaç yıllık olduğu gibi kavramların öğrenci açısından anlamı değişiyor" dedi. Bu konularda YÖK de üniversitelerin önünü açmakta, son çıkan mikro yeterlikler yönetmeliği de bu konuda büyük esneklik sağlamaktadır.
"Bu modelimizle hem dünyaya hem de ülkemize örnek bir kurum olmaya çalışıyoruz"
Eğitim modelini değişen şartlara göre dönüştürdüklerini ifade eden Elmas, akademisyenlerin bilgi aktaran kişilerden ziyade öğrencilerin gelişimine yön veren mentörler haline geldiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Öğrencilerimiz artık net olarak, 'Bu okuldan mezun olduktan sonra nasıl iş bulabilirim, nereden iş bulabilirim ve okulun bu konudaki imkanları nelerdir?' sorularına odaklanıyor. Bunun yolu da üniversitelerin öğrencileri eğitimleri sırasında iş dünyasına ve değişime hazırlamasından geçiyor. Öğrenci mezun olduğu zaman kendi alanında veya başka bir alanda kolayca çalışabilmeli. Bir kişinin, eğitimini aldığı alanda ömür boyu çalışacağı şeklinde bir kavram artık yok. Kişi kolayca değişerek başka bir alana geçebilecek. Bu nedenle en kritik nokta, üniversitelerin öğrencileri buna hazırlamasıdır. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi olarak 3-4 yıldır bunun temellerini atıyoruz ve artık net olarak uygulamaya başladık. Bizim üniversitemizde farklı olan nedir? Bilgi aktarma dönemi artık kapanmıştır. Bilgi aktarımını yapay zeka araçları ve diğer desteklerle gerçekleştiriyoruz. Hocalarımız ise bir mentör ve eğitim koçu gibi öğrencilerle 2 veya 3 saatlik ders sürelerini değerlendiriyor. Dersleri, öğrencilerin bilgileri muhakeme ve analiz ettikleri, aynı zamanda farklı yetkinlikler kazandıkları bir hale dönüştürdük. Bunu ilk dönemde uyguladık. Bütün üniversitede bu sistemi bu şekilde uygulayan belki de Türkiye'deki ilk üniversiteyiz. Bu modelimizle hem dünyaya hem de ülkemize örnek bir kurum olmaya çalışıyoruz."
"Yapay zekanın etkilemediği hiçbir şey kalmayacak"
Mesleklerin tamamen ortadan kalkmasından ziyade yapılma biçimlerinin değişeceğini belirten Elmas, "Şu bir gerçek ki yapay zeka ve diğer araçlar, büyük veri ve robotlar her şeyi değiştirecek ve altüst edecek. Bu değişiklik, geçmişteki değişimler gibi doğrusal olmayacak. Eski değişimler doğrusal ilerliyordu ancak bu değişim hızla yukarı doğru giden bir şekilde gerçekleşecek. Dolayısıyla etkilemediği hiçbir şey kalmayacak. Benim mesleğimi, sizin mesleğinizi ve sağlık alanındaki diğer meslekleri etkileyecek. Bu değişim en fazla sağlık alanlarında söz konusu olacak. Olaya bu şekilde baktığımızda, böyle bir değişimin mutlaka yaşanacağını ve geleneksel süreçlerin artık anlamını yitirdiğini kabul edersek, ‘Ne yapmalıyız?' sorusunu düşünmeye başlarız. Bunu düşündüğümüz zaman da aslında bugünü anlamış oluruz. Burada mesleklerin yok olması veya ortadan kalkmasından ziyade bir dönüşüm söz konusu. Yapay zeka aracı yalnızca akademik alana değil, idari ve diğer bütün süreçlere dokunacak şekilde hızla geliyor. Bu süreci kim iyi yönetirse onun için büyük bir fırsat doğacak. Bunu anlayıp yöneten; üniversite, hoca, idari birim veya işletme olabilir. Kim olursa olsun bu süreç, insanlara bir fırsat oluşturuyor. Burada korkulacak bir şey yok. Bu dönüşüm yalnızca üniversitede okuyanlar için değil, şu anda çalışan herkes için geçerli. Herkes, yaptığı işin ve mesleğin nasıl değişeceğini düşünmeli. Mesela siz şu anda bu işi yapıyorsunuz. Belki 3 yıl sonra böyle bir yönteme gerek kalmayacak. Ancak yine röportajlar ve çalışmalar olacak. Bunlar başka bir şekilde ve başka bir yöntemle yapılacak. Belki bu röportajı bir robot yapacak. Geçtiğimiz günlerde Cenevre'de Birleşmiş Milletlerin düzenlediği bir yapay zeka fuarına gitmiştim. Orada bir robotla sohbet ettik. Üniversiteyi tanıttı, üniversitenin özelliklerini ve dünyadaki gelişmeleri anlattı. Hatta Türkiye'yi de sordum ve bence gayet güzel cevaplar verdi. Sizin yaptığınız işi o yapacak, benim yaptığım işi başka bir araç yapacak. Ancak burada kritik olan nokta şu: Bunları yönetecek ve yönlendirecek çok bilge ve birikimli kişilere daha fazla ihtiyaç olacak" diye konuştu.
"Gençlere onların kullandığı araçlarla yön verebiliriz"
Gençler ile aileleri arasında dünyaya bakış ve teknoloji kullanımı açısından farklılıklar bulunduğuna işaret eden Elmas, "Olaya bu şekilde baktığımızda herkesin farklı bir düşünce içerisinde olduğunu görüyoruz. 17-18 yaşındaki gençlerimiz farklı bir düşünce atmosferinde bulunurken onların babaları, anneleri ve dedeleri, farklı bir yaklaşım içerisinde bulunuyor. Ancak doğru olan şu: Bizim, gençlerin düşünce atmosferine ve yaklaşımına dönüşmemiz gerekiyor. Biz onlara çok fazla yön veremeyiz. Artık biraz böyle bir dünya var. 'Maalesef' demeyeyim çünkü bu durum bizleri de değiştiriyor. Biz sürekli çocuklarımıza ve gençliğe yön vermemiz gerektiğini söylüyoruz. Artık onlara ancak onların araçlarını kullanarak yön verebilir ve bu şekilde etki edebiliriz. Mesleklerin hızla değiştiği, yapay zekanın birçok alanı dönüştürdüğü günümüzde anne-babaların geçmiş deneyimleri tek başına yeterli olmayabilir. Doğru tercih; anne ve baba tecrübesi, öğrencinin yeteneği ve isteği, güncel meslek verileri ile üniversitenin sunduğu imkanların birlikte değerlendirilmesiyle yapılabilir" dedi.




