Vatan Partisi Zonguldak İl Başkanı Av. Gökhan Yılmaz, yayımladığı yazılı basın açıklamasında, hükümeti eleştirerek; “Dünyanın 3. Paylaşım Savaşına sürüklendiği bir dönemde, silah ve mühimmat yapımının ham maddesi Demir ve Çelik üretiminin vaz geçilmez parçası, Devletin Güvenliği için stratejik hammadde olan Taş Kömürü üretiminin, sadece 3 müfettiş tarafından ve geçerliliği tartışmalı gerekçelerle durdurulmasının kimin işine yarayacağı açıktır. Bu durdurma kararının acilen geri alınıp, ‘İş Yerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmeliğin 25. Maddesinin acilen değiştirilerek, Taş Kömürü gibi Devletin Güvenliği ile ilgili stratejik ürünlerin üretiminin durdurulması konusunda ilgili Bakanlıklar, İlgili Kurum ve Sendika temsilcilerinin bulunduğu bir kurul tarafından karara bağlanması konusunda yeni düzenleme yapılması gerekmektedir” dedi.
Açıklamanın tamamı şöyle:
“Emeğin ve Emekçinin başkenti Zonguldak Taş Kömürü üretimine başladığı günden beri binlerce şehit vermiş bir şehir olup, bu şehirde hiç kimsenin bir madencimizin ayağına taş değmesini istemeyeceği, iş sağlığı ve güvenliğinin her şeyden önde tutulması gerektiği izahtan varestedir.
Ancak kamu oyunca da yakından takip edildiği gibi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığı Müfettişleri, 9 Ocak 2026 tarihinde Kozlu, Karadon ve Üzülmez Müessese Müdürlüklerine bağlı maden ocaklarında tespit ettikleri eksiklikler nedeniyle, ‘İş Yerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik’ kapsamında geçici olarak üretimi durdurma kararı almış ve 3 müesseseye ait 4 maden ocağında Salı gününden itibaren üretim durdurulmuştur.
Bilindiği gibi, Mayıs 2025 tarihinde de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri tarafından benzer tespitler yapılmış ancak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasında “mevzuat hükümlerinin yorumlanması ve uygulanmasında farklılıkların bulunduğu anlaşıldığı” gerekçesiyle bakanlık tarafından teftişlerin durdurulması kararı alınmış idi.
Bu tarihten itibaren Gerek TTK gerekse Enerji Bakanlığı tarafından söz konusu eksikliklerin giderilmesi için çalışmalar başlatılmış, ihaleler yapılmış ve süreç halen devam etmekte iken, Teftişlerin Ocak 2026 tarihinde hangi amaç ile ve hangi gerekçeyle yeniden başlatıldığı kamuoyuyla paylaşılmamıştır. Bu konuda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından açıklama yapılmalıdır.
“Hayati Tehlike” olup olmadığı konusunda TTK, Sigorta Şirketleri ile iki Bakanlık arasındaki görüş farkı nereden kaynaklanmaktadır?
Bildiğimiz kadarıyla TTK İş Sağlığı ve Güvenliği Daire Başkanlığı bünyesinde, aralarında TTK ve müessese yetkilileri, iş sağlığı ve güvenliği uzmanları ve Sendika temsilcilerinin de bulunduğu bir kurul bulunmakta olup, bu kurul her ay muntazaman toplanmakta ve TTK bünyesindeki müesseselerde iş sağlığı ve güvenliği konularında gereken denetimlerin yapılması, tedbirlerin alınması ve mevzuata uygun olmayan eksikliklerin giderilmesi konusunda çalışmaktadır.
Diğer taraftan TTK bünyesindeki müesseseler her yıl SBM ve Sigorta Şirketi müfettişlerince yılda 2 defa denetlenmekte ve sigortalanmaktadır. Amacı kar etmek olan Ticari Şirket vasfındaki sigorta şirketi müfettişlerinin, mevzuata aykırı herhangi bir durum veya “hayati tehlike” olması halinde sigorta yapmayacağı, mevzuata aykırı sigorta yapılması ve riskin gerçekleşmesi halinde şirketlerinin milyarlarca lira zarara uğrayacağı da açıktır.
Yukarıda yazılı tüm gerçekler ortadayken, adı geçen 2 bakanlık ile birlikte TTK Genel Müdürlüğü ve Ak Parti İl Başkanlıklarının sessizliği hep birlikte değerlendirildiğinde, TTK gibi tarihi birikim ve tecrübesi olan Zonguldak şehri ile özdeşleşmiş stratejik bir kurumun, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı 3 müfettişin insiyatifi ile üretiminin durdurulamayacağı, bu işin arkasında başka hesaplar olduğunu düşündürmektedir. Bu ihtimali düşünenler karşılarında başta emekçi kardeşlerimiz olmak üzere, Vatan Partisi ve Zonguldak’ta bulunan tüm siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarını bulacaklarını bilmelidir.
Atlantik sisteminin çöktüğü bu dönemde, yükselen Asya da başı dik, üreten, birleşen tam bağımsız Türkiye’nin yerini alabilmesi için, Ak Parti hükümetlerinin uyguladığı, kişilerin çıkarına dayalı Özelleştirmeci ekonomik politikalardan vaz geçilerek, partimizin programı olan kamu odaklı Üreticilerin Milli Hükümeti modelinin uygulanması zorunluluk haline gelmiştir. Bu amaç doğrultusunda tüm halkımızı Vatan Partisi saflarında birleşmeye davet ediyoruz” (Haber Merkezi)



