ğitim-İş Zonguldak İl Başkanı Kamuran Çataklı, 2026 Liselere Geçiş Sistemi (LGS) yerleştirme sonuçlarına ilişkin yaptığı açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı'nın açıkladığı yerleşme oranlarının eğitim sisteminin gerçek durumunu yansıtmadığını belirterek, eğitimde fırsat eşitsizliğine dikkat çekti.
Kamuran Çataklı yaptığı açıklamada, “Millî Eğitim Bakanlığı, 2026 Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki ilk yerleştirme sonuçlarını yüksek yerleşme oranları üzerinden bir başarı tablosu olarak sunmaktadır. Oysa eğitim sisteminin başarısı, yalnızca istatistiklerle değil,çocukların nitelikli eğitime erişim hakkı, eğitimde eşitlik ve kamusal eğitimin niteliği üzerinden değerlendirilmelidir” dedi.
Çataklı açıklamasında, “2026 eğitim öğretim yılında 8. sınıfta öğrenim gören 1 milyon 279 bin 547 öğrenciden, 1 milyon 22 bin 658’i sınava başvurmuş, 994 358’i fiilen sınava girmiştir. Bu durum, 8. sınıf öğrencilerinin yaklaşık dörtte üçünün LGS’ye girdiğini, sınava başvuran öğrencilerin ise yüzde 97,23’ünün fiilen sınava katıldığını göstermektedir. Bu tablo nitelikli eğitime erişme talebinin yüksekliğini ortaya koysa da sonuçlara göre bu hakka öğrencilerin çok az bir kısmı erişebilmektedir” diyerek şunları söyledi:
MEB, ilk yerleştirmede öğrencilerin yüzde 93,56'sının tercihlerinden birine yerleştiğini açıklamaktadır. Ancak bu oran tek başına hiçbir şey ifade etmemektedir. Çünkü tercih listeleri, öğrencilerin gerçekten istedikleri okullardan değil, ulaşabildikleri ve tercih etmek zorunda bırakıldıkları okullardan oluşmaktadır.
Ayrıca sınavla öğrenci alan okulların kontenjanlarının azaltılması, bu okulların taban puanlarının daha da yükselmesine ve çok sayıda öğrencinin istemediği ya da yalnızca mecburen tercih ettiği okullara yönelmesine neden olmuştur. Bunun yanında, sınavsız ve okul başarı puanıyla öğrenci alan liselerde ortaya çıkan tablo da kaygı vericidir. Bazı ilçelerde bu okulların en düşük yerleşme puanlarının 90’lara ulaşması, öğrencilerin yaşadıkları yerde nitelikli bir devlet lisesine erişimini dahi zorlaştırmaktadır.
Eğitim-İş olarak bir kez daha vurguluyoruz:
Sorun, öğrencilerin kaçıncı tercihine yerleştiği değildir. Sorun, çocukların nitelikli eğitime ulaşabilmek için yarışmak zorunda bırakıldığı bir sistemin varlığıdır.
Biz her mahallede nitelikli devlet okullarının bulunduğu, hiçbir öğrencinin sınav baskısıyla geleceğini belirlemek zorunda kalmadığı, okul türleri arasında yapay hiyerarşilerin ortadan kaldırıldığı, laik, bilimsel, kamusal ve parasız eğitimin tüm çocuklar için güvence altına alındığı bir eğitim sistemi istiyoruz. Başarı, istatistikleri süsleyen yüzdeler değil, hiçbir çocuğun eğitim hakkından mahrum kalmadığı bir Türkiye yaratabilmektir” (Haber Merkezi)




