Kubernetes, konteyner orkestrasyonunda artık tartışmasız bir standart. Ancak bir kurumun üretim ortamında çıplak Kubernetes ile çalışması, göründüğünden çok daha fazla mühendislik emeği gerektiriyor. Güvenlik politikalarının elle yapılandırılması, ağ katmanının ayrı araçlarla tamamlanması, CI/CD entegrasyonunun farklı bileşenlerle bir araya getirilmesi gibi işler, ekiplerin asıl işine ayırması gereken zamanı tüketiyor. Red Hat OpenShift, tam da bu noktada devreye giriyor ve Kubernetes'i üretime hazır, kurumsal bir platforma dönüştürüyor.

OpenShift'i farklı kılan unsurlardan biri güvenlik yaklaşımı. Security Context Constraints mekanizması, Kubernetes'teki Pod Security Policies'in daha gelişmiş bir hali olarak çalışıyor ve container'ların hangi izinlerle çalışabileceğini varsayılan olarak sıkı tutuyor. Buna entegre kimlik yönetimi ve OAuth desteği eklendiğinde, kurumsal kimlik sistemleriyle entegrasyon ek bir proje gerektirmeden mümkün hale geliyor. Image scanning ve registry güvenliği gibi konular da platforma gömlü geliyor; bunları ayrıca kurup yönetmek gerekmiyor.

CI/CD tarafında da fark net. Kubernetes'te pipeline kurmak isteyen bir ekip genelde Jenkins'i devreye alıp parça parça entegrasyon yapıyor. OpenShift ise Tekton tabanlı OpenShift Pipelines ve Argo CD motoruyla çalışan OpenShift GitOps'u doğrudan sunuyor. Bu, deklaratif bir GitOps yaklaşımını ekstra araç yükü olmadan kurumun standart işleyişine katmak demek.

'Drakula' böceği Karadeniz'de yayılıyor
'Drakula' böceği Karadeniz'de yayılıyor
İçeriği Görüntüle

Platformun bir diğer güçlü tarafı, hibrit ve çoklu bulut senaryolarındaki tutarlılığı. Bir şirket uygulamalarını bulutta çalıştırmak istiyor ama farklı bulut sağlayıcılarının getirdiği operasyonel karmaşıklıktan kaçınmak istiyorsa, OpenShift'in on-premise, özel bulut ve genel bulut arasında aynı deneyimi sunan yapısı pratik bir çözüm oluyor. Node.js, Python, Java, Go, Ruby ve PHP gibi diller için hazır runtime'lar sayesinde geliştirme ekipleri altyapı detaylarıyla boğuşmadan kod yazmaya devam edebiliyor.

Bu özelliklerin hepsi tek tek Kubernetes üzerine eklenebilir elbette, ama bu, her birini ayrı ayrı seçmek, entegre etmek ve sürekli güncel tutmak anlamına geliyor. OpenShift'in değeri, bunları tek bir ürün içinde, Red Hat'in ticari desteğiyle ve düzenli yama/yükseltme döngüsüyle sunması. Kurum içi ekiplerin operasyonel yük yerine asıl iş hedeflerine zaman ayırabilmesi de buradan geliyor.

Türkiye'de OpenShift mimarisini kurumsal projelere uyarlama konusunda deneyimli ekiplerle çalışmak, geçiş sürecindeki riskleri büyük ölçüde azaltıyor. Sekom'un hazırladığı Red Hat OpenShift: Kubernetes’ten Kurumsal Platforma Geçiş Rehberi başlıklı içerik, platformun mimari bileşenlerini ve Kubernetes'le ayrıştığı noktaları teknik düzeyde ele alan kapsamlı bir kaynak olarak öne çıkıyor. Konteyner stratejinizi planlarken bu rehbere göz atmak, hangi bileşenleri neden seçmeniz gerektiğini netleştirecektir.

Kaynak: Bülten