Raporda, kuraklığın dönemsel bir çevre sorunu değil, ulusal su güvenliği ve sürdürülebilir kalkınmayı etkileyen yapısal bir risk olduğu vurgulandı.
“Eski Yaklaşımlar Yeterli Değil”
Toplantıda konuşan KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, kuraklığın artık sadece yaz aylarında konuşulan geçici bir sorun olmadığını belirterek, iklim değişikliğiyle birlikte yeni bir su yönetimi anlayışına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Yağışlarda Çarpıcı Düşüş
Raporda paylaşılan verilere göre, 1970-2025 dönemi ortalama yağış miktarı 618,1 mm olarak ölçülürken, 2025 yılı gerçekleşen yağış miktarı 407,2 mm’ye geriledi. Bu durum yaklaşık yüzde 34’lük bir düşüşe işaret ediyor.
Çevre Politikaları Masası’ndan Doç. Dr. Ertuğrul Esmeray ise kuraklığın sürdürülebilir kalkınmayı doğrudan etkileyen yapısal bir risk haline geldiğini belirterek, kriz yönetiminden risk yönetimine geçiş çağrısı yaptı.
13 Maddelik Bilimsel Çözüm Seti
Raporda kuraklıkla mücadele için 13 başlıkta öneri sunuldu. Öne çıkan başlıklar arasında:
-
Su kayıp ve kaçaklarının azaltılması
-
Gri suyun arıtılarak yeniden kullanımı
-
Yağmur suyu hasadı
-
Yeraltı sularının korunması
-
Kurakçıl peyzaj uygulamaları
-
Sanayide sıfır sıvı deşarj (ZLD)
-
Erken uyarı sistemleri
-
Havza bazlı su yönetimi
Özellikle gri su ve yağmur suyu uygulamalarının yaygınlaştırılmasıyla hane ölçeğinde yüzde 20-30 oranında tasarruf sağlanabileceği ifade edildi.
Havza Bazlı Yönetim Önerisi
Rapor, idari sınırlar yerine havza sınırlarını esas alan planlama modeli öneriyor. Stratejik havzalarda periyodik su bütçesi güncellemeleri yapılması ve erken uyarı sistemleriyle proaktif risk yönetimine geçilmesi gerektiği vurgulanıyor.
KBÜ, hazırlanan raporla bilimsel verileri uygulanabilir politika önerilerine dönüştürerek, merkezi idareden yerel yönetimlere kadar geniş bir paydaş kitlesine yol haritası sunmayı hedefliyor.
