Son yıllarda Zonguldak’ta dev ve en az 10 katlı bina yüksekliğinde inşa edilen istinat duvarları göze çarpıyor. Daha sonra da bunların önüne dikilen binaların güvenliğini kamuoyu ve uzmanlar tartışmaya başlıyor.
Gelişen teknoloji sonucu müteahhit firmaların araç parklarına kazandırılan iş makineleri veya aynı amaçla kiralanmış olanlarının kullanıldığı inşaat alanlarında neredeyse 60 derecelik açıyla yüzyıllardır var olan tepeler buralara çıkarılan kepçeli ekskavatörler tarafından adeta törpüleniyor ve yol seviyesine kadar indirilip kazanılan arazi üzerine yüksek binalar inşa ediliyor. Ekskavatörün kazdığı toprakla birlikte yukarıdan aşağıya doğru dökülen beton istinat duvarları zemine karar varıyor ancak bunların inşa ediliş şekilleri ve hesaplamaları şüpheli bulunuyor.
İstinat duvarından önce tepe üzerinde bulunan arazideki binaların toprağa basıncı yayılmış bir şekilde alttaki araziye yayılırken istinat duvarından sonra bu basınç yayılamıyor ve sadece duvara uygulanan bir güç olarak kendini gösteriyor. Bu da kuvvetli bir yağışta duvarın basınca dayanamayıp yıkılmasıyla sonuç buluyor.
Zonguldak şimdilerde bu şekilde yol seviyesine indirilmiş tepelerin yerine kurulmuş büyük binalarla dolmuş ve dolmaya devam ediyor. Ve geçtiğimiz haftalarda kadırga rampasında karşımıza çıkan olaydaki gibi istenmeyen bazı çökme olaylarının gelecekte de oluşabileceği gerçeği ortaya çıkıyor.
Mevsimsel değişiklikler sonucu metrekareye düşen yağış miktarlarının artması bu gerçeği kuvvetlendiriyor.
Merdivenler kentinden istinat duvarları kenti haline dönüşmeye başlayan Zonguldak’ta imar konusunun acilen bir uzmanlar komisyonu tarafından her yönüyle ele alınıp istinat duvarları yapılacaksa nasıl yapılmalarının şekli, modeli ve statik hesaplamalarının da bunlara destek verecek şekilde hazırlanmasının gereği ortaya çıkıyor.





