Tek katlı bir ilkokul olarak inşa edilmiş bulunan ve bu kentin tarihine yüzlerce tanınmış insanı okutup mezun eden Yayla Okulu tarihe karıştı. Binayı sağlamlaştırıp koruma yerine yıkmayı tercih edip hangi amaç doğrultusunda da kullanacağı daha belli olmayan zihniyet böyle kentin belleğine acı bir darbe indirmiş oldu.
Daha önce büyükçe bir konak olarak inşa edilip cumhuriyetin ilanından önce okula çevrilmiş bulunan Mithatpaşa İlkokulunun kadersizliği gibi Yayla da bir düşüncesizliğe kurban gitti. O Mithatpaşa okulu binası ki Siteye devlet Hastanesini yapan Boyacıoğlu isimli yerli Rum bir aileye aitti.
Zonguldak’ın en önemli tarihi belleği niteliğindeki Fevkani Köprü de amaçsız bir şekilde plansız programsız yıkılırken hassasiyet gösteren bir kaç kişi dışında sesini çıkarmayan Zonguldak halkı böylece tepkisiz kalmanın cezasını, geçmişi silik bir şekilde yaşamaya mahkum edilerek çekmeye mecbur kaldı.
Hiç kimsenin aklına da okula yıkım için ilk darbeler vurulurken “bize bir iki dakika müsaade, girip son kez İstiklal marşımızı okuyalım” deyip girdikleri yerden saatler ve hatta günlerce çıkmayıp güzel bir protesto örneğini sergilemek ve bunu ülke çapında da duyurmak gelmedi.






