Belediye İş Sendikasının Başkanlar Kurulu, Eylül 2026’da Ankara’da toplanarak, çalışma hayatının ve emekçi halkımızın gündeminde olan gelişmeleri, örgütlenme, toplu iş sözleşmeleri, eğitim çalışmaları gibi üyelerimizin haklarını ve özgürlüklerini geliştirme ve koruma yönünde gerçekleşecek çalışmaları değerlendirerek bu doğrultuda almış olduğu kararların basına, kamuoyuna ve örgüte duyurulmasına karar vermiştir.

Demokrasi, Hukuk Devleti ve Adalet Mücadelesi

1-Hukuk güvenliğinin ortadan kalktığı, adaletin ve demokrasinin zedelendiği bir toplumsal düzende ne emekten ne de emekçinin ekonomik ve sosyal haklarından söz edilebilir. Niteliğini kaybetmiş bir demokrasi ve taraflılığını ilan etmiş bir adalet sistemi altında örgütlenme, toplu sözleşme, grev hakkı ile ifade, toplantı ve gösteri özgürlüğü somut güvencelerini kaybeder; yalnızca kâğıt üzerinde kalan birer söyleme dönüşür.

Bugün ülkemizde örgütlenme özgürlüğünden ifade özgürlüğüne, seçme ve seçilme hakkından kamusal denetim mekanizmalarına kadar tüm demokratik kazanımlar sistematik bir tahribata uğramaktadır.

Türkiye, hukuk devleti ilkesinden ve adaletten uzaklaştıkça yalnızca emeğin karşılığı olan ekmeğimiz değil, geleceğimiz, yaşam alanlarımız, doğamız ve toplumsal huzurumuz da ellerimizden kayıp gitmektedir. Nitekim hukukun askıya alınması, toplumsal şiddetin tırmanmasına ve kadın cinayetlerinin cezasızlık zırhıyla sıradanlaşmasına zemin hazırlamakta; kamusal adalet mekanizmalarının yerini mafyatik hesaplaşmalar almaktadır.

Siyasal iktidar, halk iradesini ve liyakati yok sayarak kurumsal yapıyı kendi varlığını sürdürme aracı hâline getirirken, mevcut düzen sendikal ilkeleri ve sınıf bilincini terk etmiş yapılar aracılığıyla işçi sınıfını kontrol altında tutmayı hedeflemektedir.

Bilinmelidir ki bu derinleşen eşitsizlikler, haksızlıklar ve hukuksuzluklar ancak hukukun üstünlüğünün, eksiksiz bir demokrasinin ve evrensel insan haklarının egemen kılınmasıyla bertaraf edilebilir.

Başkanlar Kurulumuz; hukukun egemen kılındığı, yaşanabilir, laik, demokratik, bağımsız ve çağdaş bir geleceğin ancak işçi sınıfının önderliğinde, bilim üreten üniversitelerimiz ve toplumsal muhalefet odaklarıyla yürütülecek demokrasi, hukuk ve adalet mücadelesiyle inşa edilebileceğine olan sarsılmaz inancıyla bu tarihsel sorumluluğu sürdürmektedir.

Orta Vadeli Program (OVP) ve Emekçiler Üzerindeki Etkileri

2- Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni Orta Vadeli Program (OVP), çalışma hayatını, sosyal güvenliği ve emekçileri baskı altına almanın planıdır.

Asgari ücret, memur maaş katsayıları, kamu toplu iş sözleşmeleri ve emekli aylıkları, gerçekleşen enflasyona göre değil enflasyon tahminine göre belirlenmektedir. Ancak bu hedef bugüne kadar hiçbir zaman tutmamış, sapma durumunda farkı karşılayacak geriye dönük bir telafi mekanizması da bulunmadığı için faturayı doğrudan emekçiler ödemektedir.

Program, "yeni nesil çalışma biçimleri" adı altında geçici iş sözleşmelerini yaygınlaştırmayı, esnek çalışmayı kurallaştırmayı ve istihdam güvencesini zayıflatmayı hedeflemektedir. Sosyal güvenliği insani bir hak olarak değil, bütçeye getirdiği mali yük açısından ele almakta; "daha uzun süre istihdamda kalma" vurgusuyla emekliliği fiilen geciktirmekte ve prim gün sayısını artırmaktadır. Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ile Otomatik Katılım Sistemi (OKS) de sosyal korumadan çok, "yurt içi tasarrufların artırılması" adı altında sermaye piyasalarına kaynak aktarma aracı olarak konumlandırılmaktadır. Buna karşın reel ücret artışı, gelir dağılımı adaleti, sendikalaşma oranları ve iş sağlığı-güvenliğine dair somut, ölçülebilir hiçbir hedef yer almamaktadır. Ayrıca Bireysel Emeklilik Sistemi ve Otomatik Katılım Sistemi, kıdem tazminatının fona devredilerek tasfiye edilmesi anlamına gelmektedir.

Kısacası OVP, emekçilerin ücretini, iş güvencesini ve sosyal güvenlik haklarını değil, sermayenin çıkarlarını gözeten bir plandır.

Başkanlar Kurulumuz, kamusal emeklilik sistemini zayıflatan tüm dayatmaları işçi sınıfının kazanılmış haklarına ve sosyal devlet ilkesine yönelik açık bir saldırı olarak görmekte, kıdem tazminatını geriletecek her düzenlemeyi kesin olarak reddetmektedir.

Başkanlar Kurulumuz, emekçilerin ekonomik ve sosyal haklarının korunması yönündeki mücadelesini kararlılıkla sürdürmekte; tüm konfederasyonları ve sendikaları bu saldırılara karşı ortak bir mücadele hattı oluşturmaya ve tepkilerini yükseltmeye çağırmaktadır.

Hayat Pahalılığına Karşı Ücret Güvencesi

3-Yüksek enflasyon nedeniyle ücret artışları kısa sürede anlamını yitirmekte, çalışanların satın alma gücü gerilemektedir. Ücret politikalarında yalnızca rakamsal artışlar değil, gerçek satın alma gücü ve yaşam maliyetleri dikkate alınmalıdır.

Başkanlar Kurulumuz; fiyat artışlarının ücretlere aylık yansıtıldığı eşel-mobil sisteminin uygulanmasını, ekonomik büyümeden emekçilere pay aktaran refah payı uygulamasının hayata geçirilmesini, ücret artışlarının gerçekleşmeyen çakma veya hedef enflasyona göre değil, hayatın gerçeklerine göre belirlenmesini, toplu sözleşmelerin gerçek enflasyonu esas almasını talep etmekte; ücretlilerin alım gücünü koruyacak, insan onuruna yakışır bir yaşam standardı sağlayacak politikaların uygulanması için mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir.

İşkolu Tespitlerinde Hukuksuzluk

4- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 22 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımladığı yönetmelik değişikliğiyle belediyeleri kapsayan “Genel İşler” işkolunu parçalayarak işçi sınıfının örgütlü yapısını bölmeye, sendikal dayanışmayı ve pazarlık gücünü zayıflatmayı hedefliyor.

Kış öncesi kombi bakımı uyarısı: Her yıl yaptırılmalı
Kış öncesi kombi bakımı uyarısı: Her yıl yaptırılmalı
İçeriği Görüntüle

Bu düzenleme, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 4. maddesine, 5393 sayılı Belediye Kanunu'na ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'na Yargıtay kararlarına açıkça aykırıdır. Bakanlık, hukuksuzlukta ısrar ederek suç işlemektedir.

Başkanlar Kurulumuz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nı söz konusu yönetmelik değişikliğini derhal geri çekmeye, Yasaya ve kesinleşmiş yargı kararlarına uymaya çağırmaktadır. Belediye-İş Sendikası, üyelerinin ve belediye emekçilerinin kazandığı toplu iş sözleşmesi ve örgütlenme haklarının bu düzenlemeyle gasp edilmesine izin vermeyecek; gerekli tüm yasal ve yargısal süreçleri ivedilikle başlatarak emekçilerin haklarını hukuki zeminde ve sahada sonuna kadar savunacaktır.

Belediye Şirket İşçilerine Gerçek Kadro Hakkı

5-696 sayılı KHK ile belediye şirketlerine geçirilen yüz binlerce işçi, asli kamu hizmeti ürettikleri hâlde kadrolu çalışanlarla aynı haklara sahip kılınmamakta ve ayrımcılığa uğramaktadır.

Başkanlar Kurulumuz, "belediye şirket işçiliği" adı altındaki esnek ve güvencesiz çalışma modelinin kaldırılmasını ve tüm belediye şirket çalışanlarının istisnasız ve koşulsuz olarak belediyenin asıl norm kadrosuna geçirilmesini talep etmekte; bu yönde mücadele etme konusunda kararlıdır.

Vergi Adaleti Reformu

6- Türkiye'de gelir dağılımındaki adaletsizlik derinleşmekte, ücretlilerin, dar gelirli kesimlerin ve emeklilerin satın alma gücü gerilemektedir. Vergi sistemi de yükü ağırlıklı olarak ücretlilere yüklemektedir. Gelir vergisi dilimleri enflasyona göre güncellenmediği için çalışanlar yılın ilerleyen aylarında üst dilimlere girmekte, ücretleri artmadığı hâlde daha fazla vergi ödemektedir.

Başkanlar Kurulumuz; ekonomik ve sosyal politikaların adil gelir dağılımı ve insanca yaşam temelinde şekillendirilmesini, gelir vergisi dilimlerinin enflasyona paralel olarak otomatik güncellenmesini, gıda, su, enerji, ulaşım ve iletişimde KDV oranlarının düşürülmesini, ödeme gücü ilkesi gereği az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınan adil bir vergi sisteminin kurulmasını talep etmekte; bu doğrultuda mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir.

İş Sağlığı ve Güvenliği

7- İş kazaları ve meslek hastalıkları çalışma hayatının önemli sorunları arasında yer almakta, her yıl binlerce işçi hayatını kaybetmektedir. Bu ölümler, öngörülebilir risklerin alınmaması sonucu ortaya çıkan yapısal bir sorundur. Hiçbir ekonomik gerekçe, işçinin yaşam ve sağlık hakkından daha önemli değildir. İş sağlığı ve güvenliği, tasarruf yapılacak bir alan değildir.

Başkanlar Kurulumuz; işverenlerin yasal yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesinin sağlanmasını, denetimlerin güçlendirilmesini, gerekli önlemlerin maliyet gerekçesiyle ertelenmesinin önüne geçilmesini, iş cinayetlerine neden olan işveren ve yetkililere caydırıcı yaptırım uygulanmasını, başta yüksek riskli sektörlerde olmak üzere tüm çalışma alanlarında taşeron uygulamalarına son verilmesini talep etmekte; bu doğrultuda mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir.

Emekli Haklarının İyileştirilmesi

8- Uzun yıllar çalışma hayatında alın teri döken emeklilerin insanca yaşamalarını sağlayacak yeterli ve güvenceli bir gelire sahip olmaları sağlanmalıdır. Emekli aylıklarının satın alma gücü korunmalı, geçmiş dönemlerde ortaya çıkan hak kayıpları giderilmelidir.

Başkanlar Kurulumuz; en düşük emekli aylığının prim ödeme gün sayısı esas alınarak belirlenmesini ve asgari ücretin altında olmamasını, emekli aylıklarının refah payıyla desteklenmesini, aylık bağlama oranları ve güncelleme katsayılarının emekliler lehine yeniden düzenlenmesini talep etmekte; emeklilerin insanca yaşam ve gelir güvencesi için mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir.

Çocuk Emeği Sömürüsü ve Okul Güvenliği

9- Çocuk işçiliği; çocukların eğitim, sağlık ve psiko-sosyal gelişim haklarını tamamen gasp eden ağır bir hak ihlali ve insanlık suçudur. Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) ile çıraklık ve stajyerlik adı altındaki denetimsiz uygulamalar, çocukları örgün eğitimden koparmakta, güvencesiz ortamlarda "ucuz iş gücü" olarak çalıştırılmalarına ve yaşamlarını yitirmelerine zemin hazırlamaktadır.

Başkanlar Kurulumuz, çocuk emeği sömürüsüne son verilmesini; yasal mevzuata aykırı biçimde çocuk çalıştıran, denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen idareciler ile iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almayan işverenler hakkında caydırıcı adli ve idari yaptırımlar uygulanmasını talep etmektedir.

Diğer yandan son dönemde öğrencilerin bulunduğu alanlarda şiddet ve silahlı olayların yaşanması asla kabul edilemez. Okullar ve çevreleri çocuklarımız ve öğretmenlerimiz için güvenli ve huzurlu alanlar olmalıdır.

Başkanlar Kurulumuz; öğrencilerin can güvenliğinin korunmasını, okul ve çevrelerinde gerekli güvenlik tedbirlerinin vakit geçirilmeden alınmasını, benzer olayların önlenmesini ve sorumluların hukuk çerçevesinde gereken şekilde cezalandırılmasını talep etmektedir.

Sendikal Birlik: İşkolunda Tek Sendika, Ülkede Tek Konfederasyon

10- Parçalanmış ve bölünmüş bir işçi hareketi, hak gaspları ve antidemokratik uygulamalar karşısında etkili bir direnç gösteremez.

Siyasi iktidarların veya işverenlerin desteğiyle ayakta duran, baskı, tehdit ve idari yönlendirmelerle üye kaydeden yapılar, sendikal harekete en büyük zararı verenlerdir.

Sendikamız, işveren veya siyasi güç desteğiyle yürütülen güdümlü sendikacılığa karşı; sınıf merkezli, bağımsız ve ilkeli sendikacılık hattını kararlılıkla sürdürecektir.

Başkanlar Kurulumuz, konfederasyon farklılıklarının aşıldığı bütünlüklü bir emek yapısı için sendikamızın tarihsel ilkesi olan "işkolunda tek sendika, ülkede tek konfederasyon" hedefi doğrultusunda; tüm sendika ve konfederasyonları ön koşulsuz olarak emeğin ortak çatısı altında birleşmeye davet eder.

11- Başkanlar Kurulumuz, ülkemizin daha güçlü ekonomiye kavuşması, toplumsal refahın yaygınlaşması ve gelirin adaletli dağıtılması, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla yerleşmesi, halkın iradesinin her alanda egemen kılınması, işçi hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi konularında üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmekte kararlıdır”

Kaynak: Haber Merkezi