TÜRKİYE EKONOMİSİNDE PİYASALAR ARAYIŞ İÇERİSİNDE

Abone Ol

Global bazda pandemi olarak ilan edilen koronovirüs vakaları alınan önlemlere rağmen yaptığı tahribat insan kayıplarıyla beraber iktisadi yaşamda da kendini gösteriyor.Özellikle Ulusak gazetelerde tarım sektörüne ilişkin geleceğe ait yapılan dikkat çekici uyarı içeren öngörüler sonrası bu defa gözler tarım ve hayvancılık sektörlerine yöneldi.Siyasi otorite öyle görünüyor ki bir taraftan salgın haldeki korono virüs ile mücadele ederken;diğer taraftan da tarım ve hayvancılık sektörlerinin karşı karşıya kaldığı problemleri çözmek ve bu arada arz içerikli ihtiyaçları    karşılamak üzere yeni tedbirler almak zorunda kaldı.Buna göre Tarım ve Orman Bakanlığı, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından tarımsal üretime ilişkin düşük faizli yatırım ve işletme kredisi kullandırma esaslarını belirledi. Düşük faizli kredi tarımsal üretimde 28 alt başlıkta,kullandırılacak. Resmi Gazete’de yayınlanan Tarım ve Orman Bakanlığı tebliğine göre tarımsal üretim, bunların işlenmesi, saklanması ve sözleşmeli üretim başlıkları altında toplam 28 yatırım türüne, 500 bin lira ile 50 milyon lira arasında düşük faizli yatırım ve işletme kredi kullandırılacak. Her iki kredi türünde de indirim oranları, yatırımın çeşidine göre yüzde 10 ile yüzde 100 arasında değişecek.

                           *     *      *

Karar kapsamında kullandırılacak her bir kredi türü için ayrı ayrı, özel yararlanma koşulları belirlendi. Bazı yatırımlarda üretim konusu için belirlenen indirim oranları yanı sıra şartlarını sağladıkları özellikli kriter indirim oranlarından da duruma göre yararlandırılacak. Daha önceki yıllarda indirimli kredi kullanmış olanlardan, çeşitli doğal afetler sebebiyle üretimi ve yatırımı zarar görenlerin biriken borçları ertelenebilecek veya taksitlendirilebilecek. Bu mevcut uygulamadan;deprem,şiddetli rüzgar,doğal afetlerden kaynaklanan yangın, aşırı sıcak zararı, sam yeli, çığ, heyelan, taban suyu yükselmesi, sel, su baskını, fırtına, aşırı yağış, aşırı kar yağışı, kar fırtınası, dolu, kırağı, don, kuraklık, yıldırım düşmesi, güneş yanıklığı ve hortum afetlerine maruz kalan ve bu afetler sebebiyle ekilişleri, ürünleri, hayvan varlıkları, tesisleri veya seraları zarar görenler yararlanabilecek.

                           *     *      *

KPMG Türkiye, ‘Sektörel Bakış 2020 İlaç Raporu’nu yayımladı.Küresel ilaç sektörünün değerlendirildiği raporda koronavirüs ile ilgili gelişmelere de yer verildi. Rapora göre, Fortune 1000’de yer alan 938 dev şirketin de içinde bulunduğu en az beş milyon kurumsal yapı, virüsün sebep olacağı ekonomik bunalımdan etkilenecek. KPMG Türkiye’nin hazırladığı ‘Sektörel Bakış 2020 – İlaç Raporu’nda ilaç sektöründe 2019 ve 2020 değerlendirildi. Dünyayı sarsan korona virüsle ilgili çalışmalara da geniş yer verilen raporda, virüsün ekonomiye ve ilaç sektörüne etkileri ele alındı. COVID-19’un, artık 2020 yılının ana gündem maddesi olduğunu belirten KPMG Türkiye İlaç ve Sağlık Sektör Lideri Hakan Orhan, “Teknik olarak 2002’de ortaya çıkan SARS virüsüyle yüzde 80-90 oranında benzeşen COVID-19, şiddetli akut solunum sendromu salgınının yeni versiyonu olarak kabul ediliyor. SARS’a ve 2012’de görülen MERS’e oranla daha bulaşıcı olan virüs, solumum yoluyla insandan insana geçebiliyor. Üstelik, hastalık evresinde benzer semptomlar görülmekle birlikte semptomların şiddeti insandan insana değiştiğinden hastalığı hafif geçirenlerin hastaneye gitmemeleri de bulaşıcılığı artırıyor” denildi.

                           *     *      *

Sonuç olarak,siyasi otorite iktisadi daralma ile pandemik koronovirüs için sokağa çıkma yasağının   uygulanıp uygulanmaması ikileminde iki arada kaldı.

Ancak çözüm de yok değil;öncelikle taşıyıcı durumdaki kişilerin derhal erken tanı kitleri ile tespit   edilerek toplumdan izole edilirken; günlük taramanın    ortalama 10 bin kişinin olabildiğince üstüne çıkması zorunlu görülüyor.Bu kapsamda çok iyi başarı sağlayan Almanya ve Güney Kore gibi ülkeler de var.Durum öyle gösteriyor ki siyasi otorite bir taşla iki kuş vurmak zorunda.KPMG’nin Raporuna göre çünkü virüs, can kayıpları ve toplumsal endişe akımının ötesinde tüm sektörlerin performansını da olumsuz etkiliyor.Bulaşıcılığı nedeniyle virüsün yayılma hızı, MERS ve SARS’tan çok daha yüksek. MERS’in bin kişiye bulaşması 2,5 yıl sürdü. Bu süre SARS için 130 gündü. COVID-19 ise aynı eşiği sadece 48 günde aştı.Rapor tarihi itibarıyla virüsün merkezi Çin’de 80 bini aşkın vaka kayda girdi. Virüsle ilgili ‘temel üreme sayısı’ olarak bilinen katsayının 1,4 ila 2,5 arasında olduğu düşünülüyor. Bu da virüs sahibi her kişinin virüsü ortalama 1 ila 3 kişiye bulaştırabileceğini gösteriyor.Bu açıdan tüm gerçeklerin ta baştan kabul edilerek toplumsal izolasyonun mutlaka bir şekilde sağlanması da şart görünüyor.