TÜRKİYE EKONOMİSİ VE SERBEST PİYASA MODELİ

Abone Ol

Görünür o ki galobal anlamdaki süregelen resesyon(durgunluk) tam olarak telaffuz edilmese de belirsizliklerin halen ağırlıkta ol      duğu bir endişe hakim.Asya para birimleri geçtiğimiz hafta sonu     na doğru sallandı ise de daha sonra biraz olsun toparlanma hava     sına girdi.Son etapta Taywan doları ile Filipin pezosuna ek pozis    yomda Çin yuanı da dolar karşısında değer kaybetti.Bu dalgalan     man belli ki önümüzdeki günlerde de sürecek.Kısaca jeopolitik- jeostratejik değişkenler kapsamında korono virüsü de  küresel ekonomilerdeki sarsıntıyı açıkça tetikliyor.Bu arada gelişmekte   olan piyasalarda da bir zafiyet gözüküyor.Çünkü global  piyasa lardaki dalgalanmalardan en fazla etkilenmekle beraber en ciddi       tahribat oluşumu gelişmekte olana ülkelere daha fazla yansıyor.    Türkiye de ise finansal kırılganlık görünümünün getirdiği bir so     nuç kapsamında kamu kesiminde yoğunlaşan israfları önlemek      yerine bu sorunu farklı çözümlerle aşma çabasında.İktisadi açı    dan Firmalar arasında geleceğe yönelik beklentileri, sipariş ve istihdam durumunu ölçen MUSIAD-SAMEKS Ocak bileşik PMI Aralık ayına göre 0.5 puan gerileyerek 51,8 değerini aldı. Yani, ekonomide genişleme hız kaybetti.Ocak ayında endekste gözle nen bu azalışta hizmet sektörü endeksinin önceki aya göre 1,3 puan azalarak 50,2 seviyesine gerilemesi etkili olurken, sanayi sektörü endeksi ise 2,3 puanlık artışla 57,1 seviyesine yükseldi. Sanayi sektöründe gözlenen artışta yeni siparişlerin ivme kazan ması belirleyici olurken; hizmet sektöründeki ivme kaybında ise girdi alımlarının artış hızının düşmesi de dikkat çekiyor.

                               *       *        *

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Sanayi Sek törü Endeksi,2020 yılı Ocak ayında, bir önceki aya göre 2,3 puan artarak 57,1 seviyesine yükseldi.Yeni siparişlerin önceki aya göre 4,3 puan birden artarak 57,2 seviyesine yükselmesi, bu dönemde sanayi sektörüne yönelik ivme artışında belirleyici rol oynadığı izleniyor.Yeni siparişlerde gözlenen hareketlenmeye bağlı olarak, girdi alımları önceki aya göre 0,3 puan artarak 63,4 seviyesine yükselişe girerken; bu gelişmelere bağlı olarak üretim alt endeksi önceki aya göre 5,7 puan artarak 59,0 seviyesine yükselmiş ve güçlü bir görünüm arz etmiştir.Sektöre ilişkin nihai mal stokunun    azalışı Ocak ayında da devam ederken,tedarikçilerin teslimat süre si alt endeksi ise 51,7 seviyesine gerçekleşerek olumlu görünümü nü sürdürdüğü izleniyor.Bu dönemde sanayi sektöründe faaliyet gösteren firmaların işgücü talepleri de artarak devam etmiş ve is tihdam alt endeksinin önceki aya göre 3,3 puan artarak 55,9 sevi yesine yükselmiştir.Bu gelişmeler neticesinde 57,1 seviyesine yük selen SAMEKS Sanayi Sektörü Endeksi, geçtiğimiz yılın son çeyreğinde göstermiş olduğu toparlanma eğilimini,2020 yılı Ocak ayın da güçlü bir şekilde sürdürmüş olduğu değerlendiriliyor. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Hizmet Sek törü Endeksi ise,2020 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre 1,3 pu an azalarak 50,2 seviyesine gerilemiştir.Bu dönemde önce ki aya göre 1,8 puan azalarak 53,8 seviyesine gerileyen girdi alımları alt endeksi, hizmet sektörü endeksinin ivme kaybetmesinde belirleyi ci rol oynamıştır.

                               *       *        *

Girdi alımlarının artış hızının düşmesine paralel şekilde, iş hacmi alt endeksi de önceki aya göre 0,2 puan azalarak 49,6 seviyesine gerilemiş ve olumsuz bir görünüm arz etmiştir. Bu gelişmeler neti cesinde, nihai mal stoku alt endeksi de önceki aya göre 5,7 puan birden azalarak 45,6 puana gerilemiştir. Önceki aya göre 2,5 puan azalarak 48,0 seviyesine gerileyen istihdam alt endeksi de bu dö nemde sektöre yönelik istihdam kaybı sinyalleri vermiş, nitekim bu olumsuz gelişme reel ve geniş anlamdaki işsizlik tarkamlarına

da yansımıştır. Hal böyle iken,kamuoyunda gerçekleştirilen anket          lere baktığımızda;halkın TÜİK enflasyon verilerine şüpheyle yak    laştığı izleniyor.Çünkü geçtiğimiz hafta açıklanan Birleşik Kamu    İş Ocak Ayı araştırmasına göre,gıda enflasyonunun yılda % 27,42     şeklinde artmasına dair veri trafiği mukayesesinde ciddi oranda bir fark gözüküyor.Gelecekle ilgili olarak insan ister istemez ban kalarda mevduat sahibi olanlar açısından TÜİK yerine Birleşik Kamu İş’in enflasyon verisine daha sıcak baktığını düşünm duru mu bile toplumsal güvenin geldiği yeri gösteriyor.

                               *       *        *

Sonuç olarak,Ülkemiz şartlarında serbest piyasa modelinin cari ol    ması gerekirken;Devletin siyasi otorite kanalıyla”piyasa ekonomi sini yerleştiryoruz,piyasa ekonomisi ile idare ediliyoruz.”sözleri    nin yükseldiği bir ortamda;uygulamaya göre ülkede piyasaya bir denbire ciddi müdahaleler olmaya başladı. Firmalara yasal düzen lemelerle, hatta (polisiye) zabıtalarla [müdahale ediliyor]. Zabıta memurlarını sokakta fiyat denetlerken görmemiz yanında bir de ayrıca Devletin bizzat mega projelere ağırlık veririken; A firması na destek verip,B firmasına vermediğine göre tercih kriteri nedir? Ortada bir tercih problemi mi var?İktisadın tercihler üzerine kurul duğunu düşünürsek acaba objektif, pozitif değerler üzerine mi ku ruluyor? Sorularına da cevap aramamız gerekiyor.Öteden beri de    en azından Adam Smith’in zamanından beri,fiyatların arz ve tale bin etkileşimi yoluyla, başka müdahale olmadan belirlendiği bir “piyasa” fikrine ya da kavramına aşina olduğumuz da düşünülür     se;Rekabet Yasası'nda rekabetin firmaların özgürce karar verebil dikleri bir ortamda yaptıkları yarış olarak tanımlandığına göre de. Firmalar özgürce karar veremiyorsa, birileri onlara baskı yapıyor sa, telkinde bulunuyorsa, aralarında anlaşma varsa, baskı altınday sa bu, rekabet ortamını bozması da kaçınılmaz olmakta hele hele    günümüzdeki firmaların piyasalara tekelci ve oligopolcü firmalar şeklinde girmesi karşısında enflasyonu sürekli artması yönünde   tetikliyorsa serbest piyasa modelinin sizlere ömür buharlaşması da kaçınılmaz olmaktadır.O nedenledir ki her halükârda kuralsız  lığı değil; en ağırlıklı olarak kuralcı ve güvenilen düzeyde kurum     sal payandaların dayandığı sağlam bir ekonomi modeli için mut  lak şekilde gerek iktisadi yaşamda gerekse siyasette adil rekabet  koşullarının oluşturulması ile devamına gereksinim bulunmakta   dır.Bunun da formülü demokratik parlementer sistemdem geçmek    tedir.