Ülkenin neredeyse yarısından fazlası sürünüyor, büyük bir yoksulluk içinde yaşam savaşı vermek özellikle emekli kesime koyuyor. Asgari ücretlinin zaten umutları tükenmiş. İnsanca yaşamanın tüm sınırları hiç gerçekleşmeyecek bir rüyanın halka kabus gibi yansıması.
Ülkenin çok büyük bir kesimi yoksulluk sınırının altında bir gelirle geçinmeye çalışıyor, açlık sınırı da bu sınırın üçte biri, bu sınırın altında da milyonlar var.
Düşünsenize; “milyonlarca fakir fukaraya yardım ediyoruz” diyen bir hükümet var, bu hükümete “neden?” diye soramayıp alkışlayan akıl fukaraları var.
Hal böyleyken akepe hükümeti halkın lehine iyileştirme politikaları uygulamaktan kaçınıyor ve enflasyonu indireyim diye sıkı para politikası uygulayıp milletin anasını ağlatmaya devam ediyor.
Girdiğimiz markette bir etiketin iki gün öncekiyle aynı olduğunu gördüğümüzde “aaaa bak bunun fiyatı artmamış” diyoruz.
Diyoruz, diyoruz… Hepimiz yapıyoruz bunu…
Ne garip di mi?
Dışarıdan bakanlar artık bize neler diyordur kim bilir?
Her türlü çağdışılığın da eklendiği ülkemizin değişen profiline bir de IQ seviyesizliği bulaştırılınca, geri kalmış ülkeler ligine düşmemiz kaçınılmazdı, bundan bizim yerel ve ulusal politikacılarımız da haliyle etkilendi ve oryantal söylemler aldı başını gitti. Ben en çok bir koltukta oturunca kendini politikacı sanan kıytırık partilerin eleştiri olsun diye yaptıkları açıklamalarına şaşırıyorum.
Bu Recep İvedik Sevenler Derneği üyelerinin ellerine fırsat geçmişti çünkü ve başka da konuşacak bir şeyleri yoktu, bir de zaten bilgi ve becerileri geniş kapsamlı ve ekonomik açıklamalar yapmalarına olanak tanımıyordu.
Kapasitelerinin yettiğince eleştiri okları hazırladılar, sonra da “vurun abalıya” filmi başladı bizim Zonguldak’ta, belediyenin suya zam yapmasını Başkan Tahsin Erdem’in komutuyla olduğunu düşünenlere gün doğdu ve bunlar bu okları “ya hakk” çekip akılları sıra atmaya başladılar.
Düşük profilli beyinlerden çıkan eleştiriler, kendi beceriksizliklerini örtbas etmek isteyenlerin acınacak hallerini ortaya koyuyor aslında. “Bizim bıraktığımızda su şu kadardı, Erdem bu kadar yaptı…” cümleleriyle başlayan salvoların halk farkında ama onların bıraktığında olmayan plajların, halka kazandırılamamış liman arkasının, kışın salep yazın limonata ikramının, 10 liraya satılan ekmeklerin, ucuz et satışının, her gün değişik alanlarda ve değişik kapsamlarda verilen kültür hizmetlerinin de farkında…
Liman arkasındaki kahvaltılı etkinliğe bir bakın, Zonguldak oradaydı, Başkan Erdem de oradaydı, bir Allah’ın kulu da çıkıp “Başkan şu zammı niye yaptın?” diye sormadı…
Demek ki vatandaş öyle fazla da yakınmıyor.
Gelinen bu noktada, su zammını savunmuyoruz; bu zammı zamansız, orantısız ve yersiz bulan vatandaşların bu konudaki düşüncelerini dile getiriyoruz.
Akepenin zamlarla anamızı ağlattığı bu devirde Zonguldak belediyesinin anası ağlayanlara hizmetlerini sürdürmek ve bunun için de bazı zamları yürürlüğü koymak düşüncesine saygı duyuyoruz ama böyle bir zam yangından mal kaçırır gibi ve “haaarrrt” şeklinde olmamalıydı. “Limiti geçme az su kullan, az para öde” gibi insanları hijyenden uzaklaştıracak ve bu sıcak günlerde ter kokusuyla dolaşmalarını özendirecek bahanelerle hiç gerçekleşmemeliydi…
Evet;
Verilen hizmetlerin elbette ki bir bedeli olacak,
Ama bu bedel aylığına 3 bin lira enflasyon zammı gelenlerin bin lirasına göz dikmek şeklinde gündeme gelmemeli…
Yalan mı?