Zonguldak

Şevki Yılmaz’a Zonguldak’tan cevap: “Türk milleti ve devleti sahipsiz değildir”

Türk Ocakları Zonguldak Şubesi, Şehzade Harun Efendi'nin torununun düğününe şahit olarak katılan Yeni Akit Yazarı ve eski Refah Partisi Milletvekili Şevki Yılmaz ile ilgili açıklama yaptı.

Abone Ol

Geçtiğimiz günlerde Şehzade Harun Efendi'nin torununun düğününe şahit olarak katılan Yeni Akit Yazarı ve eski Refah Partisi Milletvekili Şevki Yılmaz'ın 'Osmanlı’yı süren soysuzları lanetliyorum.' sözleri tepki çekmişti. Tepkilerin ardından Atatürk'ü kasdetmediğini açıklayan Şevki Yılmaz "Ben, hiçbir kimsenin ismini zikretmediğim halde niyet okuyanlarla ve iftira atanlarla da hukuk önünde hesaplaşacağız.” demişti. Konunun gündemi sarsmasının ardından Türk Ocakları Zonguldak Şubesi yazılı bazın açıklaması yaptı.

Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verdi:

TÜRK OCAKLARI ZONGULDAK ŞUBESİ’NİN  SON GÜNLERDE TÜRKİYE CUMHURİYETİ VE KURUCU KADROLARI ALEYHİNE SÖYLEMLERDE BULUNAN BAZI KİŞİLER HAKKINDA BASIN AÇIKLAMASIDIR!

Son zamanlarda devletimizin Anayasal düzenini değiştirmeye yönelik gittikçe artan söylemler ve eylemler ile bunları yapanların hukuki yaptırıma uğramaması, Türk Ocakları Zonguldak Şubesi olarak bizleri bu açıklamayı yapmak zorunda bırakmıştır.

Geçtiğimiz günlerde Eski Refah Partisi milletvekili ve Yeni Akit yazarı Şevki YILMAZ, II. Abdülhamid'in 4. kuşak torunu olan Orhan Osmanoğlu'nun kızı Berna Sultan Osmanoğlu ve eşi Yiğit Onur Kaya'nın düğününde nikah şahitliği yapmış ve bu esnada yaptığı konuşmada Türkiye Cumhuriyeti kurucu kadroları aleyhine yönelik ağır hakaretler içeren sözler söylemiştir. Geçmişte de devletimizin Anayasada ifadesi bulunan yönetim şekline, niteliklerine ve  Cumhuriyet devrimlerine karşı birçok düşmanca söylemlerini bildiğimiz eski milletvekili Şevki Yılmaz’ın söz konusu törende yaptığı duada “Osmanlıyı süren soysuzları da lanetle anıyorum.” diyerek devrin şartlarında haklı gerekçelerle Türk milletinin bekası için yapılan sürgünü yapanları yani devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten, o günkü 431 nolu Hilafetin Kaldırılmasına ve Osmanlı Hanedanının Türkiye Dışına Çıkarılmasına Dair Kanunu çıkartan TBMM üyelerimize kadar Kurtuluş Savaşını veren kadroları aklınca lanetlemiştir. Ayrıca aynı gün sosyal medyada yer alan bir dua (!) videosunda da yanında Osmanoğlu ailesinden olup aile içinde dahi itibar görmeyen Orhan Osmanoğlu, Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu ve yine hilafet çağrılarıyla, devletimizin kurucularına ve devrimlerine yönelik ima yollu hakaretleriyle ün (!) yapan Halil Konakçı adlı Diyanet İşleri Başkanlığı kadrosunda imam hatip olarak görev yapan ve devletten maaş alan bir memur da yanında olduğu halde ettiği dua mı beddua mı belli olmayan konuşmada da yine hakaretlerini peşpeşe sıralamıştır. Bu dua (!) esnasında da Atatürk ve arkadaşları ile Cumhuriyet Devrimlerinin ve Türk milletinin ekseriyetinin kastedildiğine şüphe bırakmayacak şekilde küstahça konuşmaya devam etmiş ve “Selanik’ten gelen dönmeleri, onlara destek verenleri kahruperişan eyle”, “Devrimlerle değerlerimizi devirenleri, harflerimizi devirenleri , Cumamızı Pazara çevirenleri kahruperişan eyle yarabbi” diye bazı hezeyanlarda bulunmuştur. Yanlarında bulunan ve yukarıda isimlerini saydığımız, nazarımızda itibarı olmayan kişiler bu sözleri tavır ve sözleriyle tasdik etmişlerdir. “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret, sövme ile halkı kin ve düşmanlığa tahrik, devletin Anayasal düzenine karşı söylem ve eylemlerde bulunma” gibi bir çok suç unsuru barındıran bu söylemler Türk milleti tarafından büyük tepki görmüştür.

Türk Ocağı olarak bu kişilere yönelik, devletimizin yetkililerinin ve özellikle Cumhuriyet Savcılarımızın harekete geçmesini günlerce bekledik. Ancak Türk milliyetçiliğine dair söylemlerde bulunanlar, sığınmacı işgali aleyhine ve hilafet naraları atanlara karşı söylem ve eylemlerde bulunan Türk milliyetçisi gençlerimiz apar topar gözaltına alınıp, cezaevlerine tıkılırken, yukarıda bahsettiğimiz olayda açıkça Anayasaya ve kanunlarımıza karşı söylemlerde bulunan Şevki Yılmaz ve onu tasdik ederek suça ortak olan Orhan Osmanoğlu, Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu ve devlet memuru Halil Konakçı hakkında bugüne kadar herhangi bir adli veya idari işlem başlatılmadığını üzülerek görüyoruz.

Bilinmelidir ki Türk milleti ve devleti sahipsiz değildir. Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda da devletimiz aleyhine bazı isyanlar hep bu ve buna benzer söylemlerle başlamıştır. Devletimiz o zamanki şartlarda dahi bu yılanların başını ezmiştir. Bu tedbirler sayesinde devletimiz Cumhuriyetin 100. Yılına ulaşabilmiştir.

Atalarımız “Adalet göğün direğidir, yıkılırsa gökyüzü yerinde durmaz.” demiştir. Devletin direği olan adaletin tesisi ve bu kişilerin sebep olacağı anarşik olayların önüne geçmek, devlet aleyhine faaliyette bulunan diğer yapıları cesaretlendirmemek ve milletimizin yarın bir gün göstereceği kontrolsüz ama haklı tepkilerinin önünü almak adına bir an önce bu kişiler hakkında gereken hukuki işlemler yapılmalıdır. Türk Ocakları Zonguldak Şubesi olarak adaletin sağlanması ve hukukun işlemesi adına bahsi geçen bu kişiler hakkında devletimizin tüm yetkili kurum ve kişilerinin gerekeni yapmasını, Cumhuriyet Savcılarımızın harekete geçmesini istiyor ve devletimize, kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına, o zamanki TBMM üyelerine, Cumhuriyet devrimlerine ve bu devrimleri destekleyen Türk milletine yönelik bu hakaretleri yapanları lanetliyor, Türk milletinin ve yüce Türk adaletinin vicdanına havale ediyoruz.

Yaşasın Türk milleti! Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti! Haber Merkezi