Tüm Emek-Der Şube Sekreteri Adnan Küçükvar, milyonlarca emeklinin “fakr-u zaruret” içinde yaşam mücadelesi verdiğini belirterek dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Küçükvar, fakr-u zaruret kavramını hem sözlük hem de sosyal ve ekonomik yönleriyle açıklayarak, bunun ileri derecede yoksulluk ve çaresizlik anlamına geldiğini ifade etti.
Küçükvar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi;
"Fakr-u zaruret, basit anlamıyla aşırı yoksulluk, çaresizlik ve başkalarına muhtaç olma durumu demek. Yani, kişinin temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda ve zorunluluk halini gösterir.
TDK ve sözlük anlamı: İleri derecede yoksulluk, fakirlik ve sıkıntı.
İslam Hukuku(Fıkıh) açısından: Kişinin dini yasakları ihlal edecek kadar ciddi mazeret ve zorunluluk hali.
Tasavvufi anlamı: Nefsin, Allah’tan başka her şeyden sıyrılması, Allah’a muhtaç olduğunun bilincinde olma hali(fakr) ile bu halin getirdiği çaresizlik(zaruret) olarak yorumlanır. Kısaca; beslenme, barınma gibi en temel ihtiyaçları bile karşılayamayan, çaresiz ve muhtaç durumu ifade eden bir terimdir.
Bu tarifler çerçevesinden bakıldığında, 8 milyon emekli, açlık sınırı(Nisan 2026 4 kişilik aile-gıda açlık sınırı: 34.587 TL) ve asgari ücret (1 Ocak 2026 net asgari ücret: 28 bin 75 lira) altında maaş alıp, temel ihtiyaç maddelerini karşılamakta zorlandığı gerçektir.
Bu durum, 182 bin yekûn içindeki 50 bin 65 yaş üstü yaşlı ile 20 bin yalnız yaşayan emeklinin ikamet ettiği, TÜİK verilerine göre en hızlı fakirleşen iller sıralamasında (Artvin-Bayburt-Zonguldak) 3. Durumda olan Zonguldak’ta daha iyi anlaşılıyor.
Hayat pahalılığı, yüksek enflasyon karşısında alım gücünün düşmesi, dar gelirli insanları canından bezdiriyor, siyasi erk aleyhinde sesler her geçen gün artıyor.
Siyasi iktidarın Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan ile ‘Zonguldak ve Emekli’ sorunlarını konuştuk. Sayın Çağlayan, başlattıkları ‘insanlara dokunmak’ çalışma çerçevesinde, 1000 teşkilat yöneticisi, 100’er tane olmak üzere 400 bin seçmene ulaşıp dertleştiklerini belirtti.
Çağlayan, seçmenlerin sorunlarının başında ‘emekli sorunları’, ikinci sırada hayat pahalılığı, 3. Sırada ‘belediyelerin hizmet üretemeyişi’ geldiğini söyledi.
Sayın Çağlayan, daha ziyade ‘emeklilerin, önlem alınmazsa seçimlerde, aleyhte tezahürat ötesinde, sandıkta olumsuz etki yaratacaklarını’ düşündüğünü belirtti.
Gerçek bu. ‘Çalışırken, ödediği primlerle maaşını kutsallaştıran’ emeklilere yapılacak olan ‘insanca yaşayacağı’ maaş vermektir. Türk Dil Kurumu(TDK), İslam Hukuku(Fıkıh), Tasavvuf veya hangi açıdan bakarsanız bakın, ‘fakr-ü zaruret’ içindeki bu insanların sorunları ‘sistem, siyaset ve ücret’ olarak düzeltilmelidir. Seçmenin yüzde 24’ünü oluşturan, hükümetin en güçlü olduğu seçmen grubu ‘emekliler’ ile bağları hızla kopma noktasına gidiyor."