70’li yıllar;
Selda Bağcan, Edip Akbayram…
Yuh yuuuuh, Aldırma gönül aldırma…
Sol tandanslı her miting, yürüyüş, eylem hep bu şarkılar!
CHP de hep koyduğumuz yerde! 20-25 yıl olmuş iktidardan düşeli, oy oranında artış yok, ilerleme yok, gelişme yok, hep muhalefet, hep muhalefet…
Umudumuz Ecevit ile başlayan Karaoğlanlı yıllar…
75’li yıllar, fakülte yıllarım, İzmir…
Yine Selda, yine Edip; mitingler, ortalık yıkılıyor ve aynı şarkılar;
Adaletin bu mu dünya, Hasretinle yandı gönlüm!
Benim, kişilikleriyle ilgili bir sorunum yok sadece tarzlarını sevmezdim… Müzik tarzlarını yani. Hala sevmem o tarzı… Biz o yıllar Cem Karaca, Alpay, Timur Selçuk, Atilla Atasoy takılırdık, Nilüfer ve Sezen’e bayılırdık…
Sezen’le oturmuş kalkmışlığımız var İzmirlerde cafe barlarda, Alsancak Fillerde,
Nilüfer’le de bir ara yine Alsancak’ta çekimi yapılan bir klipinde birlikte gözüktük hasbelkader… Bizim mekanımız Alsancak o yıllar, Fakülte de orada, 2. Kordonda…
O yıllarda da CHP hep aynı, Garp cephesinde yeni bir şey yok…
80’li yıllar, ihtilal sonrası… Sol mitinglerde gençliğe yine Selda ile Edip kakalanıyor… Ecevit’imiz iki ileri bir geri gibi… Yine gözle görülür bir zıplama yok sol kavramında.
85’li yıllar, 90’lı yıllar, 95’li yıllar, 2000’li yıllar…
Solculuk, sosyalist görünümlü salon solcuları, emekçi burjuva takımı…
Yine mitingler, yürüyüşler, veryansınlar, “hak verilmez alınır”lar…
Ve yine aynı şarkılar…
Selda “yuh yuh” çekiyor, ben de. Ama benim yuhalarım bir başka hedefe…
Peki CHP bu arada ne işle meşgul? CHP hep aynı, hep aynı… Hep aynı yerde… Propaganda şarkılarını bile geliştirememiş bir ezikliği hissediyor bu partinin müritleri.
Aradan geçmiş elli sene, CHP’de değişen bir şey yok, “değişmeyen tek şey değişimdir” ilkesi burada geçmiyor, adamlar ancak ölünce ayrılıyorlar kurullardan, koltuklardan…
2000’li yıllar sonrası,
Tehlike “geliyorum” diyor,
2005, 2010, 2015, 2020… Yine mitingler, yine gösteriler, yine bağırıp çağırmalar ve yine aynı şarkılar…
İlle de Selda, ille de Edip;
“Şunları bir rahat bırakın” diyoruz ama teşkilatçılarda vizyon yok vizyon! Gençlik başka çalıyor, parti yönetimi başka, adeta demode olmanın ayrı ayrı versiyonlarını zorla gözlere sokuyorlar, beyinlere işliyorlar… Zorla!.. Ama zorlamayla olmuyor işte… CHP “yerinde say, marş” takılıyor.
Ve, aradan geçen 75 sene sonra bir değişim, bir yeni akım, bir yeni vizyon, yeni isimler çıkıyor ortaya; ölü toprağı partinin üstünden kalkar gibi…
Ve yeni söylemler çıkıyor ağızlardan, dudaklardan da yeni yeni nağmeler dökülüyor:
-Güzel günler göreceğiz çocuklar,
-Kurtuluş yok tek başına,
-Bir ıslık da sen çal,
CHP iktidara yürüyor!..
Ama işte çekemeyenler görülüyor, içerde de dışarda da, parti dışından “kapatma” hevesleri, parti içinde de “eskiye özlem”. Eski isimlere, eskimiş fikirlere…
1 Mayıs kenetlenme yürüyüşlerinde bile hala Selda, hala Edip çaldırıp masum partiliye zorla dinlettirenler var, niyetiniz ne? Komplo mu düzenleniyor? Sanki bunlar alamet-i farikadan. Yanlış anlaşılmasın, biri rahmetli iki sanatçıya garezimiz yok ama artık yeter! Artık çağ atlayın birader!.. Atatürk’ün kurduğu partinin altı okla işaret edilen altı ilkesini unutanlar anlaşılmaz nedenlerle 55-60 senelik şarkıları unutmamışlar, bu şarkıları ilk duyanlardan, dinleyenlerden neredeyse kimse kalmadı, birileri ölüyü diriltme çabasında. Mozart mı, Beethoven mi bu stiller?
Birileri çıkıp kendilerini feda ediyor, içerilere bile giriyor, eski kafa birileri hala aynı tas aynı hamam. Şu gençliğin önünü kesmeyin, partiye gelen yeni görünümü bozmayın, yeni söylemleri engellemeyin, yeniliğe kucak açın artık.
Daha çok şeyler var, şimdilik bu kadar. Ama modernize olamayan ve çağa ayak uyduramayan, sol fikri Selda ve Edip dinlemekle sınırlayan, CHP-Selda-Edip üçgeni arasına sıkışıp kalan, en az 50 senelik anlayışları değiştiremeyen, kafasında başka da bir gelişim örneği barındırmayan zevatın dikkatinin çekilmesi gerekir, öyle “abimizsin, mabimizsin” olmuyor. Bu işler artık böyle yürümüyor…
Politika, toplum psikolojisini unsurları arasına katan bir bilim dalı artık,
Kısır döngülerle kısır siyasete alıştıkları için geleceğe adapte olamayanlara yol vermeyin artık!..