BU DEFA DA COVİD-19 PANDEMİ FIRSATÇILARI SAHNEDE

Abone Ol

Küresel pandemikovid-19 vakalarındaki belirsizlikleri fırsat bilenler hasat döneminin iyi geçmesine rağmen buğday, arpa, mısır, ayçiçeği gibi birçok üründe yükselen fiyatlar stokçuluk tartışmasını bir kez daha alevlendirirken,gıda ve yem sektörü uzaktan yakından ilgisi olmayan ve yatırım amaçlı olarak buğday, arpa, mısır, ayçiçeği alımı yapanların, aldıkları ürünleri lisanslı depolara koymaları bu sistemin de tartışılmasına yol açtı.Bazı sanayiciler lisanslı depoları “stokçuluk” yapmakla suçlarken, depoları kullanan ve sözleşme yaparak üreticilerin yararlanmasını sağlayan Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) yöneticileri, depo sahipleri, sanayici ve tüccarlar lisanslı depoculuğun tarım piyasasına önemli katkılar sağladığını, bu yılki fiyat artışlarının faturasının lisanslı depolara kesilemeyeceğine işaret ediyor. Dolayısı ile gelinen noktada koronavirüsün etkisiyle özellikle hububat ürünlerine, yağlı tohumlara ve yem hammaddelerine talep artarken,Ülkeler ve yatırımcılar bazında stokçuluğun aniden artması nedeniyle özellikle buğday, arpa, mısır, ayçiçeği gibi birçok ürünün fiyatı bir anda yükseldi.Fiyattaki artış beklentisi ile geçmiş yıllara göre daha çok sayıda sözüm ona adına yatırımcı denilen kişilerce hububat ve yağlı tohum ürünlerine yatırım yaptı.

      *       *        *

Bu sebepledir ki,Türkiye’de de TMO’nun açıkladığı fiyatların ton başına ortalama 400-500 lira daha yüksek fiyatla ürün alımı yapıldı. Geçmiş yıllarda çiftçi ürününü tüccara götürüp satmaya çalışırken bu yıl, tüccar veya lisanslı depo işletmeleri tarlaya kadar giderek çiftçiden ürün aldı. Bu nedenle, geçmiş yıllarda ürün arzını yaymak için çiftçilerin ürünlerini lisanslı depoya koymaları önerilirken, bu yıl çiftçi ürünü depoya bile koymaya gerek duymadan sattı. Depoyu ise ürünü alan tüccar veya sanayiciler, yatırımcılar, kısmen de TMO kullanmış oldu.Tarım Ürünleri Lisanslı Depo ve Yetkili Sınıfl andırıcı Şirketleri Derneği (LİDAŞDER) Başkan Yardımcısı Hikmet Özkan, lisanslı depo yatırım maliyetinin çok yüksek olduğunu ve depo gelirlerinin sadece kira gelirinden oluştuğunu belirterek konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Türkiye’de 170’in üzerinde noktada toplam 6.6 milyon tonun üzerinde lisanslı depo kapasitesi var. Gelecek yıl bu 8.5 milyon tona çıkacak. Bu depoları kuranların çok büyük bölümü zaten bölgelerinde zahirecilik yapan, hububat, un, yem alım satımı yapan, çiftçilerin ihtiyacı olan gübre, tohum gibi girdileri temin edenler. Çiftçiler veya çiftçi kuruluşları lisanslı depo kurmadı. Kurulan bu depolara çiftçiler, TMO ve depo sahipleri, tüccarlar, sanayiciler ürünlerini koyuyor. Geçen sene TMO bu depolara daha çok ürün koydu. Bu sene daha az. Çünkü bu sene alımı da azdı. Çiftçiler de bu sene daha az ürün koyabildi. Çünkü fiyatlar artınca çiftçi tarlasındaki ürünü beklemeden sattı. Depoya koymasına da hiç gerek kalmadı.

   *       *        *

Sonuç olarak, bu kapsamda değerlendirmede bulunanTürkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Yönetim Kurulu Başkanı Eren Günhan Ulusoy ise, artan hububat fiyatlarının faturasının ille bir yere kesilmek istendiğini ve bu konuda suçlanacak en son kurumların lisanslı depolar olduğunu söylerken,lisanslı depoların uzun vadeli faydalarının kısa vadeli sorunlara kurban edilmemesi gerektiğini de belirten Ulusoy: “Herkes yüksek fiyatların faturasını kesecek bir yer arıyor.Fakat,lisanslı depolar bu konuda akla gelebilecek en son kuruluşlardır. Arz eksikliği, dünyada bu ürünlere olan talep, pandemi süreci ve daha birçok nedenden dolayı fiyatlar yükseldi.Lisanslı depoların etrafında birçok tüccar gelen çiftçinin ürününü almak için adeta yarıştı. Bazıları tarlaya giderek ürünü orada aldı.Yani çiftçinin bile düşünmediği yüksek fiyattan alımlar yapıldı. TMO ekmeklik buğday alım fiyatını ton başına 1650 lira açıkladı. Orada tüccar bana ver 1850 lira vereyim diyor. Makarnalık buğdayda 1850 lira açıklandı, tüccar 1980 lira, 2 bin lira vererek alıyor. Çiftçi de sattı. Lisanslı depo olmayan yerlerde alıcılar tarlaya gitti oradan aldı. Ürünü alanlar depolara koydu. Bu durumda faturayı lisanslı depolara kesmek doğru değil. Türkiye’de 6.6 milyon tonun üzerinde lisanslı depo kapasitesi var.Bu kapasitenin 3.8 milyon tonu hububat için kullanıldı. Bu kadar ürünü “spekülatörlerin eline geçti” diye suçlamak doğru değil. Burada yapılması gereken bu işin borsasında piyasa derinliğini oluşturacak yapının kurulması.Alıcı ve satıcı sayısı bakımından sığ bir borsa olursa oluşan fiyatlar gerçekçi olmaz. Borsaya, piyasaya derinlik kazandırılmalı” bilgisini verdiği görüldü.   İki taraflı yapılan bu bilgilendirmelere bakılırsa; Ülkemiz şart larında stokçuluk alışkanlığı ne bir ilk ne de bir son vaka. Hangisi haklı bekleyelim de tabloyu tüm açıklığı ile görelim.