Politika artık bir bilim dalı, eğer politika yapacaksanız bunun kurallarına uyacaksınız…
Eğitimini almış olacaksınız,
Toplum psikolojisi bilginiz olacak,
“Halkla ilişkiler” kavramına çok dikkat edeceksiniz,
Hukuk bileceksiniz,
Ekonomi alanında yeterli fikriniz olacak…
Konuşma yeteneğiniz olacak, kalabalıklara hitap etmeyi bileceksiniz, kültür şart ve en az bir lisan konuşabileceksiniz,
İletişim konusunda uzman olmanız da şart,
Diplomanız yoksa zaten hiç girmeyin bu işlere…
O bazı partilerin “siyaset akademisi” toplantılarını da gerçek akademiyle karıştırmayın, oralarda ilim öğretmiyorlar, fitne fücur kakalıyorlar 1 kilo 200 gramlık beyninize.
Basın mensupları artık yavaş yavaş üniversiteli kesimden oluyorlar yani genel anlamda çoğu konuda bilgi sahibi bu gençler, kendileri gibi olmayanları da aralarında barındırmıyorlar, yani demek istediğimiz bu gibi gazetecilerin sordukları sorulara yanıt verebilecek kadar bilgili olmanız da şart.
Şimdi seçmenler öyle eski seçmenler gibi değiller, parti üyeleri de eski parti üyeleri gibi değiller. Siz istediğiniz kadar “delege de delege” deyip durun, iş sandıkta bittiğine göre delegeyi tavlayıp listelere bile girmiş olsanız, vizyonunuz ve halkın gönlünde yeriniz yoksa o sandıktan çıkamazsınız.
Sabahtan akşama kadar parti merkezinde oturup çay kahve içmekle en sıkı partili olunmuyor, parti merkezinde oturup “ben buradayım” demekle de her dediğiniz olmuyor. Seçimden seçime partiye uğramakla veya basına görünmekle de olmuyor bu işler.
Eski usul politika ve politikacı kavramı artık tükenmiştir. Hala “benim şu kadar adamım var, delegem melegem var, çevrem var” demekle olmassssss, önce sen, sen ol… Bir topluma girdiğinde konulara vakıf ol.
Dediğimiz gibi,
Politika bir bilim dalı,
Bilim dediğimiz bir ulu ağaç
Sense o ağacın kıytırık bir dalı!..
Genç kuşak her şeyin farkında, “çıt” diye seni kırar, bir köşeye manda boku gibi yığılır kalırsın, kendini en yakın kahvehanede geçmiş maceralarını anlatırken bulursun.