Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle bir mesaj yayımladı. Başkan Kantarcı mesajında, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü, dünyada ve ülkemizde basın özgürlüğünün ciddi bir baskı altında olduğu, gazeteciliğin hem ekonomik hem de adli olarak kıskaca alındığı bir zamanda kutluyoruz. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) 2025 yılı verilerine dayanarak yayımladığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye, geçen yıla göre bir sıra daha gerileyerek 180 ülke arasında 159. sırada yer alıyor. RSF, Türkiye’nin sahip olduğu bu sırayla medya özgürlüğünün en kötü durumda olduğu ülkeler kategorisinde yer aldığını da dile getiriyor. RSF raporunda, yalnızca siyasi baskıların değil, ekonomik koşulların da gazeteciliği tehdit ettiği vurgulanıyorken; özellikle kamu ilanlarının ayrımcı dağıtımı ve muhalif yayın organlarına kesilen ağır cezalar, ‘ekonomik silah’ olarak nitelendiriliyor.” dedi.
GAZETECİLİK BİR KAMU GÖREVİ OLARAK KORUNMALI VE BASIN EMEKÇİLERİ İNSANCA YAŞAM KOŞULLARINA KAVUŞTURULMALIDIR
Kantarcı mesajını şöyle sürdürdü: “Dünya İnternet ve İfade Özgürlüğü Platformunun yayımladığı ‘İnternette Özgürlük’ raporu, ülkemizde dijital alanın da daraldığını gösteriyor. Raporda Türkiye, internet özgürlüğü kategorisinde bir kez daha ‘özgür olmayan’ ülkeler arasında yer alırken; sosyal medya platformlarına yönelik keyfi engellemeler ve haber sitelerine getirilen erişim yasaklarının, ifade özgürlüğünün önündeki en büyük bariyer olduğu ifade ediliyor. 2025'te yürürlüğe giren yeni düzenlemelerin, yetkililere, içerik kaldırma ve veri erişimi konusunda denetimsiz, geniş yetkiler verdiği eleştirisi de raporda yer alıyor. Öte yandan Türkiye’deki basın meslek örgütleri, her fırsatta gazeteciliğin bir kamu görevi olarak korunmasıyla basın emekçilerinin insanca yaşama koşullarına ulaşmasının önünde önemli engeller bulunduğunu açıklıyor. Dezenformasyon Yasası’nın iptalini isteyen örgütler, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ile Basın İlan Kurumunun siyasi bir cezalandırma organı olarak kullanılmasına da itiraz ederek; ilan dağıtımının ve cezaların şeffaf, objektif kriterlere bağlanmasını istiyor.”
RTÜK VE BİK’İN BİR CEZA DAİRESİ GİBİ ÇALIŞMASI ENGELLENMELİDİR
Kantarcı açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Şunu açıklıkla ifade etmek isterim ki, basın özgürlüğü demokrasinin temelidir. Medyanın üzerindeki siyasi ve ekonomik baskılar kaldırılmadan gerçek bir demokrasiden söz edilemez. Bu nedenle halkın doğru ve tarafsız bilgiye ulaşma hakkının korunması için tüm baskı ve sansür girişimleri durdurulmalı, gazetecileri otosansüre zorlayan antidemokratik uygulamalara son verilmelidir. RTÜK ve BİK’in birer ‘ceza dairesi’ gibi çalışması engellenmeli, resmi ilan dağıtımı şeffaf ve objektif kriterlere bağlanmalıdır. Haber siteleri ve sosyal medya platformlarına yönelik keyfi erişim engellerine son verilmeli, kamuoyunda ‘Sansür Yasası’ olarak bilinen yasa derhal iptal edilmelidir. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında tüm bunları aşacağımıza inanıyor; halkın haber alma özgürlüğü ve meslek onurunu her şeyin önünde tutan gerçek gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyor, mesleklerini baskı ve sansüre maruz kalmadan yapabildikleri bir ülkeye duyduğum özlemi bir kez daha ifade ediyorum.”