TÜRKİYE’NİN SON DURUMA GÖRE EKONOMİDEKİ REEL GERÇEKLERİ


Ahmet KIZILYAR

Ahmet KIZILYAR

Okunma 07 Ağustos 2020, 11:25

Piyasalardaki bayram öncesi döviz kuru konusundaki beklentilerde Kurban Bayramı bitişini müteakip dalgalanma durumundan bahsediliyordu. Nitekim bayram bitti bütün tahminlerin doğrultusunda döviz kurundaki çalkantı anında geri döndü. Çünkü gevşeme sonrası ne maskeye ne de sosyal mesafeye ve hijyene bile dikkat etmeksizin rahatça tatilimizi yaparken, Batı finans basını TCMB’nin FX rezervlerinin tükendiği ve ülkenin ödemeler dengesi krizine yaklaştığına dair bir dizi makale yayınladı. Ardından, hafta başında pazartesi günü Londra’da yaşanan swap faciası yabancı yatırımcıya bir kez daha Türk otoritelerine güven olmayacağını, ne zaman Türkiye’de yatırım yapmak isteseler tokat yiyeceklerini kanıtlarken, son olarak da IMF bir raporunda “Yüksek dış finansman ihtiyacı ve düşük döviz rezervleri Türkiye’yi kırılgan hale getiriyor” ifadesini kullanması bardağı taşıran son damla oldu.Societe Generale stratejisti Phoenix Kalen, “Eğer Koronavirüs’ün etkilerinin göreceli olarak çabuk kaybolacağını düşünüyorsanız bu uygun bir strateji. İlk aşamada çok maliyetli olsa da bu zorlu periyotu atlatabilmeniz için size zaman kazandırıyor” değerlendirmesiyle de kayda geçtiğine tanık olundu.

                                    *        *          *

Bu arada Uluslararası Finans Enstitüsü baş ekonomisti Robin Brooks, Türkiye’nin “Cari açığı genişletmek, kuru dizginlemek için milyarlar harcamak ve ekonomiye ucuz kredi pompalamak gibi, daha iki yıl önce liranın dolar karşısında %30 değer kaybettiği krizi tetikleyen hamleleri tekrarladığını” ifade ederken, habere göre liranın o dönemki sert düşüşü, Türkiye’nin zaten borçlu durumda olan kurumsal sektörü üzerinde baskıya yol açmış, enflasyonu tırmandırmış ve resesyona sebep olmuştu” hatırlatmasıyla dikkat çekerken; IMF’nin Dış Sektör 2020 raporunda Türkiye’nin döviz pozisyonunun 2019’da görece güçlendiği ifade edilse de belirsizliklerin oldukça fazla olduğunun da altı çiziliyor. Dünyanın en büyük 29 ekonomisi ile Euro Bölgesi’ni ele alan raporun Türkiye değerlendirmesi bölümünde özellikle yüksek dış finansman ihtiyacının ve Merkez Bankası’nın azalan rezervlerinin Türkiye’yi dış şoklara karşı kırılgan kıldığı da ifade ediliyor. Raporda yer alan tavsiyelerde Türkiye’deki ekonomi yönetimine koronavirüs salgınından etkilenen sektörlere kamu desteği verilmesi öneriliyor ve Merkez Bankası’nın da azalan döviz rezervini yeniden inşa etmesi gerektiği özellikle de vurgulanıyor.

                                   *        *          *

Diğer taraftan da dövize son talep kaynağı da yavaştan dış borçlarını kapatan banka ve finans-dışı kuruluşlar bulunuyor. Bu durumda ya artık yabancı kurumlar Türkiye’ye kredi verirken nazlanıyor, ya da iş dünyası ilerleyen aylarda döviz kurunun yükseleceğini sezip açık pozisyonunu bile bile açıkça  azaltıyor. Kurdaki baskılamalara bakılırsa kura bu anlamsız müdahalenin sürdürülemeyeceği de son gelişmelere göre “zımni kamu direnci” olan 7.00 düzeyinin aşılmasından da gözleniyor. Bu gelişmeleri yakından takip edenler açısından bankalardaki döviz cinsinden olan mevduatlarda bir anda azalma yönünde olası hareketlenmeler gündeme gelebilir. Açıkça Merkez Bankası’nın resmi rezerv varlıkları, haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 5 azalarak 86,3 milyar dolara geriledi. Döviz varlıkları ise yüzde 13,2 oranında azaldı.

                                   *        *          *

Sonuç olarak, Türkiye’nin net 180 milyar doların üzerindeki dış finansman ihtiyacına karşılık döviz rezervlerinin düşüklüğü, risk priminin yüksek olması ve piyasa müdahalelerinin yabancı yatırımcı güvenini zedeliyor olması. Dış finansman ihtiyacının yüksek olmasının ardında ihracat ve turizm gelirlerindeki kayıp ile yabancı yatırımcıların hisse senedi ve tahvil piyasasından çıkması yatıyor. Şirketlerin dış borç azaltma eğiliminde olması da yine döviz arzını azaltan unsurlardan oluşuyor.Dolayısı ile TCMB’nin döviz yükümlülükleri çıktıktan sonraki rezervinin -30 milyar dolarlarda olması ve kamu bankalarının 9 milyar dolar açık pozisyonunun bulunması bundan sonrası için döviz arzının salgın dönemindeki kadar yoğun olamayacağını gösteriyor. Döviz talebine gelince hem hane halkında hem şirketler kesiminde temmuz ortası itibariyle bir artış görüyoruz. TCMB’nin tahvil alımları yoluyla gerçekleştirdiği gevşek para politikasına devam ettiği bir dönemde dolarizasyonun devam etmesi de kur üzerindeki baskının artmasına neden olacak gibi gözüküyor.Hadiseye neresinden bakarsak bakalım          küresel pandemi kovid-19 vakalarının bu şartlarda mutlak şekilde Türkiye’de kontrol ve denetim altına alınması şart görünüyor. Aksi takdirde bu vakaların önlenememesi halinde ekonomideki olası tahribatının ne olacağını daha şimdiden kestirebilmek kesinlikle mümkün olamaz.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.