TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ EN BÜYÜK RİSK          KOVİD-19 SALGINININ İFLAS DALGASINA DÖNÜŞMESİ


Ahmet KIZILYAR

Ahmet KIZILYAR

Okunma 17 Kasım 2020, 11:17

Küresel pandemikovid-19 vakalarının Global ekonomilerdeki zararı gün geçtikçe büyürken,başta Avrupa olmak üzere bazı bölgelerde yeniden hızlanması, küresel ekonomiyi de olumsuz etkiliyor. Salgının kontrol edilemez boyuta ulaşması, aşı ve tedavide hedeflenen ilerlemenin sağlanamaması durumunda, uluslararası kuruluşların gelecek yıl için yüzde 4-5 civarında beklediği küresel büyümenin de bu durumda riskleri artmasıyla gerçekleşmeyebileceği belirtiliyor.Analistler, Kovid-19 salgınının dünya genelinde ilkinden daha sert olması halinde, özellikle reel sektörün ciddi şekilde etkilenebileceğini, bu durumun şirketlerin iflaslarını tetikleyebileceğini ve finansal piyasalara negatif yansıyabileceğini öngörüyor. Bu gelişmelerin özellikle tedarik zinciri ve ticaret yoluyla tüm ülkelere olumsuz yansıması ihtimali üzerinde duruluyor. Bu meyanda finansal piyasaların küresel gelişmelere aşırı duyarlılığı ve bunun küresel sermaye akımları üzerindeki etkileri, diğer temel risk faktörlerinin yanı sıra salgın şokunun sürekliliğine, alınan tedbirlerin ölçüsü ve etkinliğine bağlı olarak potansiyel arzda ortaya çıkacak kayıplara ilişkin gittikçe artan belirsizlikler de bulunuyor.Bu arada özellikle büyümenin öngörülenden kötü gerçekleşme riski de dile getirilirken,başta Avrupa olmak üzere bazı bölgelerde hızlanan Kovid-19 salgını tekrar güçlenip kontrol edilemez hale gelirse, aşı ve tedavi yöntemlerindeki ilerleme beklenenden daha yavaş olursa veya ülkelerin tedaviye erişiminde eş zamanlı bir süreç yaşanmazsa ekonomik aktivitede canlanmanın beklenenin altında kalıp, ülkeler arasındaki büyüme performansında farklılaşmayı artırabileceği da belirtiliyor.

  *       *        *

Hal böyle iken durgunluğun şiddetinin artması ve bazı ülkelerde acil önlemlerin iki arada bir derede ortamında endişe içinde geri alınması ihtimalinin iflasları artırabileceği gibi, istihdam ve gelir kayıplarına da yol açabileceğiöngörülüyor. Finansal piyasaların bozulmasının ise kırılgan ekonomilere sermaye akımlarında ani duruşlara neden olabileceği tahmin ediliyor.Bunakarşın,aşı veya etkin tedavi sürecindeki gelişmelerin virüsün yayılma hızını azaltarak ekonomik aktivitenin salgın öncesi düzeyine tahmin edilenden önce dönmesini sağlama ihtimali de risk azaltıcı faktör olarak değerlendiriliyor. Genişlemeci mali tedbirlerin 2021 yılına uzatılması da büyümeyi mevcut tahminlerin üzerine taşıyabilecek bir unsur olarak görülüyor. Olası gelişmelerle ilgili AA’na öngörü   lerini açıklayan İş Yatırım Uluslararası Piyasalar Direktörü ŞantManukyan,Kovid-19 salgını sürecinde dünyada kamu garanti ve destekleri sayesinde ertelenen iflasların gelişmelere göre yeniden dalgaya dönüşebileceğini belirtirken;Bunun bankacılık sistemini zor durumuna düşüreceğini ifade eden Manukyan, “Ondan sonra da bütün piyasalar ve ekonomiler üzerinde baskı olacaktır. Kovid-19 kaynaklı olarak yeniden ekonomilerin kapanması gibi bir risk görmüyorum ama bu sürecin uzaması neticesinde şirketlerin artık ayakta durma gücünün azalması ve iflasların hızlanmasıyla finansal sistem ve reel ekonomi derken global bir krize doğru tekrar gitme riski söz konusu olabilir.” Şeklindeki açıklamaları da kayda geçti.

     *       *        *

Sonuç olarak, kovid-19 aşısı hakkındaki kişisel görüşlerini özetle açıklayan Spinn Danışmanlık Kurucu Ortağı Özlem Derici ise “uzmanların, aşının yıl başından önce bulunup üretimine geçilmesi ihtimalini gerçekçi bulmadığını” söylerken,Derici’nin,”devletlerin ilk dalgada uyguladığı kadar sert önlemler almamasının, bu dönemde salgının daha da hızlı yayılmasına neden olabileceğine” dikkati çekmesi ise günümüz gerçekleri ile tamamen örtüşüyor.  Konuyla ilgili”böylesi bir senaryo oluşursa Türkiye’de büyüme, enflasyon, kur, faiz, bütçe açığı ve cari açık rakamlarının beklenenden daha kötü gelme ihtimalinin ortaya çıkacağını” belirten Derici, “Yeni Ekonomi Programı’nda, GSYH büyümesi bu yıl yüzde 0,3, gelecek yıl ise yüzde 5,8 öngörülmüş. Enflasyonun gelecek yıl yüzde 8’e gerilemesi, cari açığın GSYH’ye oranla yüzde 1,9, bütçe açığının yüzde 4,3 olması bekleniyor ancak yaşadığımız türbülansın beklenenden daha yüksek kur ve faiz seviyesiyle sonuçlanmasını ve şirket finansallarını negatif etkileyen bu durumun büyümeden çalmasını bekliyoruz. Dolayısıyla büyümenin yüzde 3,5, kur geçişkenliği nedeniyle enflasyonun çift haneli, bütçe açığı ve cari açığın da öngörülenden yüksek olma olasılığının arttığını düşünüyoruz. Aşının bulunması ise bu etkilerin büyük bir kısmını ortadan kaldıracaktır.” Söylemi de ihtiyatla karşılanıyor. Çünkü kovid-19 salgını vakalarındaki hızlı artışla eşleşen belirsizlik ortamının önümüzdeki aylarda nasıl bir seyir izleyebileceğine dair tahminlerde bulunmak şu aşamada oldukça zor. Bu yönde yüreklere su serpen tek açıklama ise DSÖ bilim heyetinden başuzman Dr. SoumyaSwaminathan’dan geldi; Dr. Swaminathan, Kovid-19 aşısının regülatörlerin onayına sunulmak üzere aralık ayı veya 2021’in başında hazır olacağını bildirdi. Bilim insanı Swaminathan, Kovid-19 için pek çok adayı olmasının, etkili ve güvenli bir Kovid-19 aşısı bulunma şansını artırdığına dikkat çekiyor.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.