SU ZAMMI


Ahmet KIZILYAR

Ahmet KIZILYAR

Okunma 07 Aralık 2020, 11:26

Gerçekte öncelikle belirtmek gerekirse Uluslararası Tüketici Örgütünün önerisiyle Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 9 Nisan 1985 tarihinde oy birliği ve 39/248 nolu Genel Kurul kararı ile kabul edilen TüketicininKorunmasına İlişkin Temel Esasların ( United Nations Guidelines On ConsumersProtection ) 40.Maddesi kapsamında, “ Hükümetler, Uluslararası İçme Suyu İkmali ve Temizlik On Yılı için belirlenen amaçlar ve hedefler dahilinde, içme sularının ikmali, dağıtımı ve kalitesini iyileştirecek ulusal politikaları oluşturmalı veya güçlendirmelidir.Uygun seviyelerde hizmet, kalite ve teknoloji, eğitim programları ihtiyacı ve toplum katılımının önemi gibi seçeneklere önem verilmelidir.”Denilmektedir. Ancak, ülkemizde hükümetler ve belediyelerin bugüne kadar konuya ilişkin gerekli ve yeterli önlemleri aldıklarını söyleyemeyiz. Bugün, başkent Ankara da içinde olmak üzere bir kısım kentlerde içme ve kullanma suyu sorunu devam etmektedir. Örneğin, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından zamanında gerekli önlemlerin alınmaması ve yatırımların yapılmaması nedeniyle içinde yaşadığımız 2007 yılında bu sorun net bir şekilde ortaya çıkmış ve 2007 yılı yazında Ankaralılar su kesintisine ve susuzluğa mahkum edilmişlerdir. Diğer taraftan,Devlet Su İşleri’nin resmi sitesinde yer alan kriterlere göre, ülkede kişi başına düşen su miktarı kriteri üzerinden ülkeler “su zengini” veya “su fakiri” olarak nitelendiriliyor. Bu sıralamaya göre kişi başına düşen yıllık su miktarı 8.000 m3 ‘ten fazla olan ülkeler su zengini, 2.000 m3’ten az olan ülkeler su kıtlığı yaşayan ülkeler ve 1.000 m3’ten az olan ülkeler ise su fakirliği çeken ülkeler arasında yer alıyor. DSİ’nin verilerine göre Türkiye’de yıllık kişi başına düşen su miktarı yaklaşık 1519 m3. Bu miktar ile de Türkiye, su kıtlığı çeken ülkeler kategorisinde yer alıyor. Ancak, TÜİK’in 2030 yılı için 100 milyonluk nüfus tahmini göz önünde bulundurulduğunda, mevcut su miktarı ve tüketimi sabit kaldığında kişi başına kullanımın 1120 m3/yıl civarında olacağı öngörülüyor.

       *        *         *

Diğer taraftan Konunun diğer çok önemli bir boyutu ise suyun maliyeti ve fiyatlandırılmasıdır. Bu konuda, özellikle 24 Ocak 1980 kararlarından sonra serbest pazar ekonomisine geçiş dönemi ile birlikte suyun en temel insan hakkı, tüketici hakkı olduğu göz ardı edilmiş, sosyal devlet anlayışı ve kamu yararı terk edilmiştir. Hükümetler ve belediyeler suyu herhangi bir ticari meta gibi görerek tamamen tüketici haklarına ve kamu yararına aykırı bir fiyatlandırma politikası uygulamakta, öyle ki belediyelerce alınan kararlar doğrultusunda değişik belediyeler değişik şekillerde suyun tüketiciye (konutlara) satış fiyatlarını kademelendirmekte ve fiyatları çok yüksek tutmaktadırlar. Bu nedenle su fiyatları belediye meclisleri tarafından değil, içerisinde tüketici örgütleri, ilgili meslek kuruluşları, üniversite temsilcilerinin de yer alacağı bağımsız bir kurul tarafından belirlenmelidir.Son dönemde Zonguldak Belediyesi’nin meclisinde 2021 yılı bütçesi görüşüldüğü sırada suya yapılan yüzde 30’luk zam bütçe içerisindeki kalemlerden birini oluşturduğu veçhile; daha önce 2,52 olan suyun ton fiyatı yüzde 23’e yükseltilmesinin yanında bu yıl ilk defa sayaç okuma bedeli adı altında %7’ye tekabül edecek şekilde her faturaya 2 TL’lik ilave bir ücretlendirme de yapılınca zam oranı %30’a çıkınca AKP’li Zonguldak Belediyesi zam şampiyonluğunu açıkça tescillemiş oldu. Her ne kadar son dönemde suyun tonuna yapılan zamla ilgili getirilen açıklamada ”Artan maliyetler nedeniyle en az seviyede bir güncelleme ( ! ) den bahsediliyorsa da; ancak  neredeyse %40 ları bulan Zonguldak’taki su kayıp-kaçağını önlemek yerine TÜİK Kasım ayı yıllık bazdaki 14,3 lük oranına karşın işin kolaycılığına kaçarak Kovid-19 pandeminin salgın ve yayılma döneminde suya %30 zam yapmayı daha uygun bulan AKP’li Zonguldak  Belediyesi ni tasvip etmek kesinlikle mümkün değildir.

    *        *         *

Sonuç olarak,Ülkemizde kişi başına günlük ortalama su tüketiminin 100 litreden fazla olduğu dikkate alındığında;

1 Kişinin 1 Gündeki Ortalama Su Tüketimi : 100litre

1 Kişinin 30 Gündeki Ortalama Su Tüketimi : 3 ton

4 Kişilik Ailenin 30 Gündeki Ortalama Su Tüketimi : 12 ton

olmakla birlikte bu tüketim miktarı yaz ve kış aylarında duruma göre değişebilmektedir. Nitekim Başkent Ankara baz alındığında ise su kullanımı;

1 Kişinin 1 Günde Ortalama Su Tüketimi : 140 litre

1 Kişinin 30 Günde Ortalama Su Tüketimi : 4.2 ton

4 Kişilik Ailenin 30 Gündeki Ortalama Su tüketimi :16.8 Ton şeklin de olmaktadır. Hal böyle iken, kaçak su için yapılan ihbarların öteden beri gerektiği gibi değerlendirmek yerine ihbarı yapan kişi nin de deşifre edildiği gerçeği karşısında; AKP’li Zonguldak Belediye Başkanının alabileceği önlem bellidir; bu iş için sadece Belediye Başkanına bağlı bağımsız teknik bir birim oluşturularak güvenlik birimlerinin de desteği ile kaçak su kullananların resmen tespit edilerek haklarında yasal işlem yapılmasını sağlamaktır. Yoksa gerçekleri çarpıtmayı, kafaları karıştırmayı, zeytinyağı gibi üste çıkmayı,hem suçlu hem de güçlü olmayı başarabilen, her şeyin en iyisini kendisinin bildiğini sanan bir anlayışla ”ben yaptım oldu” zihniyetinin sorunları kökten çözmek yerine aksine sorunları tedavisi zorlaşan kangren haline getireceği çok açıktır.Mamafih şehir şebekesi suyu için yapılan hesaplamalarda atık su bedelini ve çevre temizlik vergisini de dikkate aldığımızda haksızlığın çok yüksek boyutlara vardığını da görürüz. Çünkü bu iki vergi aynı kapsamda olup iki değişik ad altında alınan vergiler olmakta; çoğunluğu dar gelirli olan vatandaşlarımızın ödeme gücünü de ziyadesiyle zorlamaktadır.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.