Burak Erol; Ak Parti yoksullukla mücadele edecekti, yoksulluk derinleşti

Saadet Partisinin Kasım ayı il divan toplantısı Dedeman Otel toplantı salonunda yapılırken, İl Başkanı Burak Erol yaptığı konuşmada, “Bütçe sürekli açık veriyor. Ak Parti yoksullukla mücadele edecekti, yoksulluk derinleşti” dedi.

Burak Erol; Ak Parti yoksullukla mücadele edecekti, yoksulluk derinleşti
27 Kasım 2021 Cumartesi 22:21

Saadet Partisi Zonguldak İl Başkanlığının Kasım ayı il divan toplantısı yapıldı.

Dedeman Otel’de yapılan toplantıya, Bölge Koordinatörü Eyüp Yıldırım, Şahin Kalça, İl Başkanı Burak Erol, merkez ilçe başkanı İsmail Üstünyer, ilçe başkanları yönetim kurulu üyeleri, kadın kolları üyeleri ile partililer katıldı.

İl Divan toplantısının açılış konuşmasını yapan Saadet Partisi Zonguldak İl Başkanı Burak Erol, “2021 yılının Kasım ayının sonuna gelmiş bulunmaktayız . İlçe teşkilatlarımız haftalık toplantılarını , aylık divan toplantılarını icra ettiler . İl yönetim kurulu üyelerimiz sorumlu oldukları ilçelere ziyaretlerini gerçekleştirdiler . Hanım kollarımız , gençlik kollarımız teşkilat modelimize uygun çalışmalarını bu ayda aksatmadan sürdürdüler . An itibariyle de il divan toplantımızı hep birlikte icra etmek üzere biraraya geldik , elhamdülillah. Bu ay içerisinde de Partimize katılan çok sayıda üyemiz var , ilçe teşkilatlarımıza yapmış oldukları çalışmalar için teşekkür ediyoruz” dedi.

Erol açıklamasında,”Mevcut siyasal iktidardan ümidini kesen sağduyulu vatandaşlarımız akın akın özüne dönüyor ve milli görüş hareketinin tek temsilcisi olan Saadet Partisine katılım sağlıyor . Seçim sathı mahalline girildiğinde görülecektir ki bu katılımlar hem üye bazında hem oy tercihi bakımından zirveye ulaşacaktır . Çünkü Türkiye’mizin sorunlarını derinleştiren ve çözemeyen hükümetten umudu kalmayan vatandaş üretimin ve refahın tek adresi olan Saadet Partisini tercih etmektedir” diyerek şunları söyledi:

“Ülkemizin içinde bulunduğu durum ve koşullar sadece ekonomi konuşmamızı mecbur bırakıyor . İktidarda bulunanlar , iktidarda bir gün daha fazla kalabilmenin savaşını; ekonomik kurtuluş savaşını ise milletimiz veriyor . Ekonomik kurtuluş savaşı" verdiklerini söyleyerek, yanlışlarına bahane üretmek iktidara; çarşı-pazarda, iş yerinde veya aylarca iş ararken "geçim savaşı" vermek ve bu ağır yükü sırtlamak ise milletimize düştü. Bu savaşta biz ise milletin yanında cephe alıyor, insanlarımızın sırtlarına yüklenen bu yükü hafifletmek için gayret gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz! İnanıyoruz ve başaracağız: Bahaneler kaybedecek, millet kazanacak! Üretilen algılar kaybedecek, ülkemiz kazanacak !

Problemleri dile getiren muhalefeti, problemlerin müsebbibi olarak algıladığınız sürece 19 sene değil , 119 sene iktidarda kalsanız hiçbir problemi çözemezsiniz !

BÜTÇE SÜREKLİ AÇIK VERİYOR

Kamu Bütçesi ( Merkezi Yönetim Bütçesi) hükümetlerin genellikle bir yıl gibi bir dönemde millet adına gelirleri toplama, belirleyecekleri kamusal hizmetlere harcamada bulunma izni veren mali, siyasi ve hukuki bir belgedir. Merkezi Yönetim Bütçelerinin hedefleri, büyüklükleri ve görüntüsü aynı zamanda hükümetlerin başarılarını, itibarlarını ve sorumluluk bilinçlerini yansıtırlar. Denk olarak bağlanan ve o sorumlulukla uygulanan bütçeler aslında deyim yerinde ise hükümetlerin vatandaşlarına karşı namus ve vicdani sorumluluğunun da ifadesidir.2022 mali yılı Merkezi Yönetim Bütçe tasarısı TBMM’ne sunulmuş , Bütçe ve Plan Komisyonunda müzakeresi devam etmektedir.

Yönetim Bütçe tasarısı milletin derdine derman olacak nitelikte değildir. Bütçe, yamalı bohça gibidir, borç ödeme bütçesidir, yatırım yapmak, istikrarı sağlamak yerine günü kurtarma ve garantili yol, köprü ve hastane işletmelerine kaynak sağlama, kaynak aktarma amaçlı ve yeni istikrarsızlıklara zemin hazırlayacak bir bütçedir. Uygulanmakta olan 2021yılı bütçesinin açıklarını kapatacak, yeni ve daha büyük açıklara neden olacak bir bütçedir. Nitekim, Hazine’nin Aralık ayı borçlanma takvimi bunu açıkça göstermektedir.

2021 Bütçesi ile ilgili şu verilere bir bakalım: Bütçe, 2021 Ekim Ayı sonunda 78 milyar 499 milyon lira açık vermiştir. Ocak-Ekim döneminde bütçeden ödenen faiz miktarı 156 milyar 573 milyon liraya ulaşmıştır. Geçen yılın aynı döneminde ödenen faiz miktarı ise 119 milyar 581 milyon lira vermiş idi. TBMM’de müzakere edilmekte olan 2022 yılı Merkezi Yönetim

Bütçesinde Faiz giderleri 240.4 milyar TL olarak tespit edilmiş durumdadır, faiz giderlerinin bu düzeyde kalacağı ise doğal olarak kuşkuludur.

Yanlış politikalar neticesinde bütçe dengesi bir türlü tutturulamıyor, vatandaşın alın teri ise bir avuç faizcinin kasasına, cebine gidiyor, bundan hükümet hiçbir üzüntü duymadığı gibi, bunun böyle olmasını adeta ister gibi bir tavır içinde bulunuyor.

"Denk bütçe" nedir, bu nasıl sağlanır; iktidar partisinin mensupları bu kavramı hiç duymamış gibiler. Duymamaları mümkün değil, ancak duymazlıktan geldikleri veya önemsemedikleri muhakkak. Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız döneminde biz bunu başarmıştık, milletimizden yetkiyi aldığımızda bunu yine biz başaracağımıza inanıyoruz.

AK PARTİ YOKSULLUKLA MÜCADELE EDECEKTİ, YOKSULLUK DERİNLEŞTİ

3 Y ile savaşma iddiasıyla iktidara gelen hükümet, 19 yıllık iktidarı sonrasında yoksullukla mücadele etme ve yoksulluğu ortadan kaldırma yerine yoksulluğu derinleştiren politikalar uyguladı.

Bu politikaların sonunda: 2020 yılında Türkiye'de 6 milyon 630 bin hane sosyal yardım aldı.

2019'da sosyal yardım alan hane sayısı 3 milyon 282 bin 975 idi. Bu da sosyal yardıma muhtaç hane sayısının bir yılda yüzde 102 oranında arttığının göstergesidir. Yine, 2019 yılında sosyal yardımlara ayrılan kamu kaynağı 55 milyar TL iken 2020 yılında bu rakam ancak 69 milyar TL olmuştur. Sosyal yardım alanlara ödenen paraların muhtemeldir ki reel değeri önemli düşüş göstermiştir. 2020'de 6 milyon 630 bin 682 hane sosyal yardımlardan faydalanırken, bu yardımlardan faydalanan 2 milyon 450 bin 80 hanede düzenli yardım almıştır.

2001 krizinde 21 Şubat 2001 ile 21 Şubat 2002 arası dolar kuru 1.99 kat artmıştı. 21 Şubat 2021'den bu yana dolar kuru şimdiden 1.44 kat arttı. BDDK verilerine göre vatandaşlarımızın toplam kredi borçlar 4 trilyon TL’yi aşmış bulunmaktadır. İhtiyaç ve tüketici kredileri toplam 1 trilyon 174 milyarı aşmaktadır. Toplam dış borçlarımızın 500 milyar dolar dolayında olduğu bir ortamda borç bataklığına saplanmanın giderek artan etkilerini çok daha net şekilde hissedeceğiz.

2020'de 1 milyon 154 bin 418 haneye gıda yardımı yapılmıştır.2019'da ise toplam 688 bin 507 haneye gıda yardımında bulunulmuş. Bu da gıda yardımı alanların sayısında yaklaşık yüzde doksan artış demektir. Bu, TÜİK tarafından ve diğer kamu kuruluşlarınca üretilen verilerin gösterdiği bir tablo değildir. Avrupa Birliği (AB) İstatistik Ofisi’nin verileri de benzer gelişmelere işaret etmektedir.

Nitekim, Avrupa Birliği (AB) İstatistik Ofisi’nin verilerine göre de 2015-2019 arasını kapsayan 4 yıllık süreçte Avrupa’da yoksulluk ve sosyal dışlanma riskinin en fazla arttığı ülke Türkiye olmuştur. Yine söz konusu İstatistik Ofisi’ne göre 2015’te Türkiye’de halkın yüzde 26,7’si yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında yaşarken, bu oran 2019 yılında yüzde 33,2’ye kadar yükselmiştir ki, halkımızın 3’te 1’ine tekabül etmektedir. Yine, ülkemizde 8 milyon kişinin sigorta pirimi devlet tarafından ödenmektedir. Bu özellikle son yıllarda hükümetin ekonomi politikalarının iflası anlamına gelmektedir. Bu rakamlar, birileri tarafından “sosyal yardımları artırdık” şeklinde övünç kaynağı olabilir. Herkes bilir ki sosyal devlet elbette önemlidir. Ama asıl olan yaygın, etkin refah toplumu oluşturacak üretime dayalı refah devletidir. İktidar, iş başında bulunduğu 20 yıllık dönemde refah toplumu oluşturma yerine halkımızı sosyal yardımlara muhtaç hale getiren politikalar izlemiştir.

Yoksulluğu bitireceklerini söyleyerek yola çıkanlar, yoksulluğu ancak giderek derinleştirebilmişlerdir. İktidar, ayrıca, sosyal yardımlara muhtaç ettiği insanların “hükümet değişirse biz bu yardımlardan oluruz” korkusundan beslenmek ister hale gelmiştir.

Şunu hatırlatmakta yarar vardır: “İnsanları yoksullaştırıp “Biz yoksullara bu kadar yardım yapıyoruz” demek marifet değildir. “Asıl marifet, yoksulluğu ortadan kaldırmaktır.” “Asıl marifet, geliri adil dağıtmaktır.” “Asıl marifet, refahı yaygınlaştırmaktır. Hiç kimse endişe etmesin, biz bu sosyal yardımları kesintisiz ve siyasi görüş farklılığı gözetmeksizin adil bir şekilde elbette dağıtacağız; fakat bizim esas hedefimiz bu ülkede yoksulluğu ortadan kaldırmak, istihdamı genişleterek alın teri ile geçinmenin huzurunu yaşayan, adaletli, dengeli ve yaygın bir refah toplumu oluşturmaktır”

Erol’un konuşmasının ardından Saadet Partisinin İl Divan toplantısı basına kapalı olarak devam etti.(Şaban YILMAZ)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.