<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Zonguldak Haberleri</title>
    <link>https://www.safakgazete.com</link>
    <description>Zonguldak'ın en güncel haber akışı ile sizlere güvenilir ve doğru habercilik sunuyoruz.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.safakgazete.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 05 Apr 2026 16:13:50 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kumar bağımlılığı ‘teknoloji pandemisi'ne dönüştü]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/kumar-bagimliligi-teknoloji-pandemisine-donustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/kumar-bagimliligi-teknoloji-pandemisine-donustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Arel Üniversitesi ve Yeşilay iş birliğiyle düzenlenen "Bağımlılık Sempozyumu", geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Dijitalleşen dünyada kumar, teknoloji ve madde bağımlılığını ele alan uzmanlar, ‘toplumsal farkındalık' çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tepekent Kemal Gözükara Yerleşkesi'nde düzenlenen sempozyumun açış konuşmasını yapan İstanbul Arel Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Muzaffer Şahin, bağımlılığın gelişim sürecine dikkat çekerek, empati vurgusu yaptı. Şahin, "Hiç kimse bir sabah uyandığında bağımlı olmayı seçmez. Bu bir süreçtir" diyerek, doğru dinleme ve empatinin iyileştirici gücüne değindi. Geleceğin psikologlarına seslenen Şahin, beklenen toplumsal değişimin bizzat onların ellerinde yükseleceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Bağımlılığa kaptırdığımız her genç, kaybedilmiş bir vatan toprağıdır"</p>

<p>Yeşilay Büyükçekmece Şube Başkanı Recep Çalışkan, bağımlılıkla mücadeleyi bir vatan savunması olarak nitelendirdi. Çalışkan, Yeşilay'ın sağlıklı nesiller yetiştirme vizyonu doğrultusunda bilimsel temelli bir strateji yürüttüklerini ifade ederek, uzman psikolog kadroları ve modern rehabilitasyon alanlarıyla her türlü bağımlılığa karşı mücadeleye hazır olduklarını vurguladı.</p>

<p>"Neredeyse kazandım" illüzyonu tuzağa çekiyor</p>

<p>Sempozyumun ilk oturumunda kumar bağımlılığının nörolojik boyutlarını mercek altına alan Dr. Öğretim Üyesi Eren Murat Dinçer, kumarın beyindeki dopamin yollarını madde bağımlılığıyla aynı mekanizma üzerinden uyardığını vurguladı. Kumarı "beyindeki haz merkezi ile karar verme mekanizması arasındaki dengenin bozulması" olarak tanımlayan Dinçer, bireyleri bu tehlikeli döngüde hapseden üç temel bilişsel yanılgıya dikkat çekti. Belirsizliğin oluşturduğu adrenalinle kontrolün kaybedilmesine neden olan "neredeyse kazandım" illüzyonu, geçmişteki kayıpların gelecekteki şansı artıracağına dair bilimsel temeli olmayan "kumarbaz yanılgısı" ve kaybedileni geri alma umuduyla kontrolsüz risklerin alındığı "telafi tuzağı", bağımlılık sürecini tetikleyen en kritik risk faktörleri olarak açıklandı.</p>

<p>‘Kaybettikçe kazanma sıram geliyor' düşüncesi yaygın</p>

<p>Klinik Psikolog Fatihcan Öncü, kumarın tarihsel serüveninden günümüzün dijital dünyasına uzanan bir köprü kurdu. 17'nci yüzyılda resmileşen kumarın bugün bir "teknoloji pandemisi" halini aldığını belirten Öncü, "Kaybettikçe kazanma sıram geliyor" düşüncesinin bilimsel hiçbir karşılığı olmayan bir safsata olduğunu hatırlattı.</p>

<p>"Madde kullanımı yumuşatılmış bir öz kıyım eşdeğeri"</p>

<p>İkinci oturumda söz alan Psikiyatrist Prof. Dr. Defne Tamar Görol ise, madde bağımlılığının psikolojik arka planına dair sarsıcı bir tespitte bulunarak, "Madde kullanımı zamana yayılmış bir intihardır" dedi.<br />
Klinik gözlemlerin madde kullanımını "yumuşatılmış bir öz kıyım eşdeğeri" olarak tanımladığını belirten Görol, tedavi sürecinde bireyin kendine zarar verme ve kendini cezalandırma mekanizmalarının mutlaka analiz edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Kurtuluşun anahtarı ‘Hayır' demeyi öğrenmek</p>

<p>Bağımlılıkla mücadelede önleyici iradenin önemine değinen Prof. Dr. Duran Çakmak, toplumsal bilincin en temel adımının bireylerin "hayır" demeyi öğrenmesi olduğunu ifade etti. Çakmak, tedaviden önce bağımlılık geliştiren davranışın oluşmasını engellemenin kritik olduğunu belirtti.</p>

<p>Sempozyumda farklı bağımlılıklar da ele alındı</p>

<p>Sempozyumun son oturumunda bağımlılığın farklı yüzleri ele alındı. Klinik Psikolog Özge Dayıoğlu, romantik ilişkilerde sıkça rastlanan "eş bağımlılık" kavramına değinerek, partnerine aşırı odaklanma ve ayrılık korkusuyla şekillenen bu durumun kişiyi bir duygusal hapse sürüklediğini, sağlıklı bir ilişkinin ancak özsaygı ve bireyselliğin korunmasıyla mümkün olabileceğini vurguladı. Davranışsal bağımlılıkların nörolojik etkilerine dikkat çeken Doç. Dr. Özlem Kızılkurt, pornografinin beynin ödül sistemini sürekli uyardığını ve tıpkı madde bağımlılığında olduğu gibi zamanla bir "tolerans" ve "aşerme" süreci oluşturduğu konusunda kritik uyarılarda bulundu.<br />
Kumar bağımlılığının psikolojik döngüsünü özetleyen Klinik Psikolog Ahmet Yılmaz ise, oluşturulan heyecan ve risk alma güdüsünün bireyi kayıplarını görmezden gelmeye iterek sistemin içinde tutsak ettiğini ifade etti. Uzmanların ortak vurgusu, bu sinsi döngülerin fark edilmesinin iyileşme sürecindeki hayati önemi oldu.<br />
Sempozyum, modern çağın getirdiği bu yeni nesil bağımlılıklara karşı akademik iş birliği ve toplumsal farkındalığın artırılması gerektiği mesajıyla sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/kumar-bagimliligi-teknoloji-pandemisine-donustu</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 04:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/04/kumar-bagimliligi.JPG" type="image/jpeg" length="96292"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı: "Gebeyken polen alerjisi tedavisine başlanmamalı"]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/uzmanindan-uyari-gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/uzmanindan-uyari-gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, "Gebeyken immünoterapi (polen alerjisi aşı tedavisi) başlayamıyoruz ama başladığımız tedaviye devam edebiliriz" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarının gelmesiyle ortaya çıkan polen alerjisi, küresel ısınma ve hava kirliliğinin etkisiyle artık daha erken dönemlerde başlıyor. Burun akıntısı, hapşırık ve gözlerde kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösteren bu durum, hastaların günlük yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Semptomlar çoğu zaman medikal tedaviyle kontrol altına alınabilirken, ileri vakalarda alerjik astım ve nefes darlığı gibi daha ciddi şikayetler görülebiliyor. Uzmanlar, bu hastalara aşı tedavisi önerdiklerini fakat sürecin uzun ve sabır gerektirdiğini belirtiyor. İmmünoloji uzmanları, aşı tedavisinin hamilelerde önerilmediğini belirtirken, tedaviye başlanmışsa devam edilmesinde genellikle bir sakınca olmadığını ancak yine de tercih edilmediğini ifade ediyor.</p>

<p>"Küresel iklim değişikliği, hava kirliliği ile birlikte polen mevsimi de biraz hareketlendi"</p>

<p>Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, polen alerjisinin her yıl zamanının değiştiğini söyledi. Soyyiğit, "Küresel iklim değişikliği, hava kirliliği ile birlikte aslında polen mevsimi de biraz hareketlendi, biraz daha öne kaydı, biraz daha uzadı. Ama bu yıl daha erken geldi. O yüzden hastalarımızın da polikliniklerde sayısı arttı" diye konuştu.<br />
Burun akıntısı, hapşırık, gözlerde kızarıklık gibi semptomlarla alerjinin kendini gösterdiğini dile getiren Soyyiğit, bazı kişilerde daha ağır seyrettiğini, nefes darlığı ve mevsimsel astım gibi şikayetlerin olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Sosyal problemler yaşıyorlar"</p>

<p>Soyyiğit, alerjinin hastanın yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediğini belirterek, "Burun tıkanıklığı varsa, sabah yorgun uyanıyor, halsiz oluyor, iş performansı düşüyor. Toplum içinde birtakım sıkıntılar yaşıyor. İşe gitmekte sürekli hapşırıyor çünkü hasta. İş yerinde diyor ki ‘Hocam ben grip mi oldum, grip zannediyorlar beni, bulaştıracaksın' diyorlar. Böyle sosyal problemler de yaşıyorlar açıkçası. ‘Çalışamıyorum, çok önemli bir görevdeyim' diyorlar. ‘Ne yapacağım hocam bunun çaresi yok mu' diye bize geliyorlar" şeklinde konuştu.</p>

<p>"Alerji uzmanına başvurmakla çare başlıyor"</p>

<p>Geç kalınmadan hastaneye gelinmesi gerektiğinin altını çizen Soyyiğit, "Alerji uzmanına başvurmakla çare başlıyor. Yani belirtileri tanımakla. Bunu polen mevsimiyle ilişkilendirdiğimizde evet hasta bize geliyor. ‘Polen mevsiminde şikayetlerim artıyor, bu tip şikayetlerim var' diye. Ama kışa da yayılabiliyor artık bu şikayetler. Alerjik şikayetleri varsa anlattığım şekilde alerji uzmanına başvurmaları önemli. Önemli olan hem şikayetlerini azaltmak hatta gidermek tamamen ve yaşam kalitesini artırmak hastamızın" ifadelerini kullandı.<br />
Medikal tedavilerin bazı hastalar için yeterli olmadığını aktaran Soyyiğit, "Antihistaminik dediğimiz ilaçları aldıklarında uyku eğilimleri oluyor. Araba kullanamıyorlar. İş nedeniyle problem olabiliyor. Ya net ki yaşarsak ya da kontrol altına alamazsak şikayetleri. O zaman diyoruz ki sizin bir aşı şansınız da var" açıklamasında bulundu.</p>

<p>"Aşı tedavisinde 3 ila 5 yıl bizimle birlikteler"</p>

<p>Soyyiğit, aşı tedavisine başvurmak isteyen hastaların sabırlı olması gerektiğine dikkati çekerek, sözlerine şöyle devam etti:<br />
"Hastalığı tamamen de tedavi edebilecek bir yöntem. Tabii ki doğru uzman ve doğru tedavi seçimiyle ve uzman gözetimi de yapılır ise. Hastalarımızın bilmesi gereken bu tedavi için sabır gerekiyor. Uzun süreli bir tedavi çünkü bağışıklık üzerinde biz o alerjeni aslında hastaya küçük dozlarda vererek tanıtıyoruz. Bu süreçte 3 ila 5 yıl bizimle birlikteler. Bir doz artışı dönemi oluyor sonra aylık geliyorlar bize. Tabii ki yan etkisi poleni tanıttığımız için küçük dozlarda alerjik reaksiyon riski."</p>

<p>"Gebeyken immünoterapi başlayamıyoruz ama başladığımız tedaviye devam edebiliriz"</p>

<p>Hamile hastalar için de aşının birtakım riskleri olabildiğini anlatan Soyyiğit, "Gebelikte aslında immünoterapi daha önce başlandıysa güvenle devam edilebilir diye klasik bir bilgi var. Ancak burada hastanın tercihi önemli. Gebeyken immünoterapi başlayamıyoruz ağır alerjik reaksiyonlar nedeniyle. Ama başladığımız bir tedaviye devam edebiliriz. Bunu da hastayla konuşarak, onamını alarak, istişare ederek. Çünkü nadir de olsa alerjik reaksiyon görürsek, yapacağımız ilaçlarında tabii bebeği etkileme riski olabilir. O yüzden istiyoruz ki en hastalarımız o dönemde gebe olmasalar daha güvenle gidebiliriz" diye konuştu.</p>

<p>"Dışarıdayken gözlük takılabilir, maske takılabilir, şapka takılabilir"</p>

<p>Soyyiğit, medikal tedaviler ve aşının yanı sıra, günlük hayatta da alınması gereken önlemlere ilişkin şunları söyledi:<br />
"Polen uçuştuğu zamanlarda aslında dışarıda çok olmamak önerilir ama bu mümkün değil. Sabah saatlerinde özellikle evde camı açmamak gibi. Dışarıda mecburen alıyoruz. Ama eve geldiğimizde üstümüzü çıkarmak, duş almak, ayakkabılarla çok eve girişi sağlamamak. Dışarıdayken gözlük takılabilir, maske takılabilir, şapka takılabilir. Dışarıda çamaşır kurutulmamalı. Arabalarda polen filtresini kullanılmalı. Bunlar önem arz ediyor."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/uzmanindan-uyari-gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali-1</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 04:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/04/polen-aletjisi.JPG" type="image/jpeg" length="37880"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Iğdır Üniversitesi'nde bir ilk: Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi'nde implant tedavisi başladı]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/igdir-universitesinde-bir-ilk-agiz-ve-dis-sagligi-hastanesinde-implant-tedavisi-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/igdir-universitesinde-bir-ilk-agiz-ve-dis-sagligi-hastanesinde-implant-tedavisi-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Iğdır Üniversitesi bünyesinde hizmet veren Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi'nde ilk implant tedavisi başarıyla gerçekleştirildi. Uygulama, üniversite sağlık hizmetlerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Iğdır Üniversitesi Şehit Bülent Yurtseven Kampüsü'nde geçtiğimiz yıl hizmete açılan Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi, önemli bir sağlık hizmetine daha imza attı. Hastanede ilk kez implant tedavisi uygulanarak, bölgedeki ağız ve diş sağlığı hizmetlerine yeni bir boyut kazandırıldı. Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cenk Fatih Çanakçı tarafından gerçekleştirilen operasyon, modern tıbbi ekipmanlar ve güncel teknikler kullanılarak başarıyla tamamlandı. Yapılan uygulamanın, hastanenin cerrahi kapasitesinin gelişimi açısından önemli bir adım olduğu belirtildi. Hastanede ilk kez yapılan implant tedavisiyle ilgili konuşan Prof.Dr. Cenk Fatih Çanakçı, uygulamanın üniversite için bir dönüm noktası olduğunu belirterek, "Bugünkü vakamızda dikişsiz ve immediat yöntemiyle 6 adet implant uyguladık. Üniversitemizde bir ilk. Bu ilk basamağımızdı. Bundan sonra daha ileri cerrahi işlemleri de hastanemizde rutin hale getirmeyi amaçlıyoruz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/igdir-universitesinde-bir-ilk-agiz-ve-dis-sagligi-hastanesinde-implant-tedavisi-basladi</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 04:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/04/bursanin-destani.JPG" type="image/jpeg" length="64902"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı: "Gebeyken polen alerjisi tedavisine başlanmamalı"]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/uzmanindan-uyari-gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/uzmanindan-uyari-gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, "Gebeyken immünoterapi (polen alerjisi aşı tedavisi) başlayamıyoruz ama başladığımız tedaviye devam edebiliriz" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bahar aylarının gelmesiyle ortaya çıkan polen alerjisi, küresel ısınma ve hava kirliliğinin etkisiyle artık daha erken dönemlerde başlıyor. Burun akıntısı, hapşırık ve gözlerde kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösteren bu durum, hastaların günlük yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Semptomlar çoğu zaman medikal tedaviyle kontrol altına alınabilirken, ileri vakalarda alerjik astım ve nefes darlığı gibi daha ciddi şikayetler görülebiliyor. Uzmanlar, bu hastalara aşı tedavisi önerdiklerini fakat sürecin uzun ve sabır gerektirdiğini belirtiyor. İmmünoloji uzmanları, aşı tedavisinin hamilelerde önerilmediğini belirtirken, tedaviye başlanmışsa devam edilmesinde genellikle bir sakınca olmadığını ancak yine de tercih edilmediğini ifade ediyor.<br />
<strong>"Küresel iklim değişikliği, hava kirliliği ile birlikte polen mevsimi de biraz hareketlendi"</strong><br />
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, polen alerjisinin her yıl zamanının değiştiğini söyledi. Soyyiğit, "Küresel iklim değişikliği, hava kirliliği ile birlikte aslında polen mevsimi de biraz hareketlendi, biraz daha öne kaydı, biraz daha uzadı. Ama bu yıl daha erken geldi. O yüzden hastalarımızın da polikliniklerde sayısı arttı" diye konuştu.<br />
Burun akıntısı, hapşırık, gözlerde kızarıklık gibi semptomlarla alerjinin kendini gösterdiğini dile getiren Soyyiğit, bazı kişilerde daha ağır seyrettiğini, nefes darlığı ve mevsimsel astım gibi şikayetlerin olduğunu ifade etti.<br />
<strong>"Sosyal problemler yaşıyorlar"</strong><br />
Soyyiğit, alerjinin hastanın yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediğini belirterek, "Burun tıkanıklığı varsa, sabah yorgun uyanıyor, halsiz oluyor, iş performansı düşüyor. Toplum içinde birtakım sıkıntılar yaşıyor. İşe gitmekte sürekli hapşırıyor çünkü hasta. İş yerinde diyor ki ‘Hocam ben grip mi oldum, grip zannediyorlar beni, bulaştıracaksın' diyorlar. Böyle sosyal problemler de yaşıyorlar açıkçası. ‘Çalışamıyorum, çok önemli bir görevdeyim' diyorlar. ‘Ne yapacağım hocam bunun çaresi yok mu' diye bize geliyorlar" şeklinde konuştu.<br />
<strong>"Alerji uzmanına başvurmakla çare başlıyor"</strong><br />
Geç kalınmadan hastaneye gelinmesi gerektiğinin altını çizen Soyyiğit, "Alerji uzmanına başvurmakla çare başlıyor. Yani belirtileri tanımakla. Bunu polen mevsimiyle ilişkilendirdiğimizde evet hasta bize geliyor. ‘Polen mevsiminde şikayetlerim artıyor, bu tip şikayetlerim var' diye. Ama kışa da yayılabiliyor artık bu şikayetler. Alerjik şikayetleri varsa anlattığım şekilde alerji uzmanına başvurmaları önemli. Önemli olan hem şikayetlerini azaltmak hatta gidermek tamamen ve yaşam kalitesini artırmak hastamızın" ifadelerini kullandı.<br />
Medikal tedavilerin bazı hastalar için yeterli olmadığını aktaran Soyyiğit, "Antihistaminik dediğimiz ilaçları aldıklarında uyku eğilimleri oluyor. Araba kullanamıyorlar. İş nedeniyle problem olabiliyor. Ya net ki yaşarsak ya da kontrol altına alamazsak şikayetleri. O zaman diyoruz ki sizin bir aşı şansınız da var" açıklamasında bulundu.<br />
<strong>"Aşı tedavisinde 3 ila 5 yıl bizimle birlikteler"</strong><br />
Soyyiğit, aşı tedavisine başvurmak isteyen hastaların sabırlı olması gerektiğine dikkati çekerek, sözlerine şöyle devam etti:<br />
"Hastalığı tamamen de tedavi edebilecek bir yöntem. Tabii ki doğru uzman ve doğru tedavi seçimiyle ve uzman gözetimi de yapılır ise. Hastalarımızın bilmesi gereken bu tedavi için sabır gerekiyor. Uzun süreli bir tedavi çünkü bağışıklık üzerinde biz o alerjeni aslında hastaya küçük dozlarda vererek tanıtıyoruz. Bu süreçte 3 ila 5 yıl bizimle birlikteler. Bir doz artışı dönemi oluyor sonra aylık geliyorlar bize. Tabii ki yan etkisi poleni tanıttığımız için küçük dozlarda alerjik reaksiyon riski."<br />
<strong>"Gebeyken immünoterapi başlayamıyoruz ama başladığımız tedaviye devam edebiliriz"</strong><br />
Hamile hastalar için de aşının birtakım riskleri olabildiğini anlatan Soyyiğit, "Gebelikte aslında immünoterapi daha önce başlandıysa güvenle devam edilebilir diye klasik bir bilgi var. Ancak burada hastanın tercihi önemli. Gebeyken immünoterapi başlayamıyoruz ağır alerjik reaksiyonlar nedeniyle. Ama başladığımız bir tedaviye devam edebiliriz. Bunu da hastayla konuşarak, onamını alarak, istişare ederek. Çünkü nadir de olsa alerjik reaksiyon görürsek, yapacağımız ilaçlarında tabii bebeği etkileme riski olabilir. O yüzden istiyoruz ki en hastalarımız o dönemde gebe olmasalar daha güvenle gidebiliriz" diye konuştu.<br />
<strong>"Dışarıdayken gözlük takılabilir, maske takılabilir, şapka takılabilir"</strong><br />
Soyyiğit, medikal tedaviler ve aşının yanı sıra, günlük hayatta da alınması gereken önlemlere ilişkin şunları söyledi:<br />
"Polen uçuştuğu zamanlarda aslında dışarıda çok olmamak önerilir ama bu mümkün değil. Sabah saatlerinde özellikle evde camı açmamak gibi. Dışarıda mecburen alıyoruz. Ama eve geldiğimizde üstümüzü çıkarmak, duş almak, ayakkabılarla çok eve girişi sağlamamak. Dışarıdayken gözlük takılabilir, maske takılabilir, şapka takılabilir. Dışarıda çamaşır kurutulmamalı. Arabalarda polen filtresini kullanılmalı. Bunlar önem arz ediyor."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/uzmanindan-uyari-gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/04/gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali.jpg" type="image/jpeg" length="89533"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Otizmde Erken Müdahale ve Multidisipliner Yaklaşım Önemli]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/otizmde-erken-mudahale-ve-multidisipliner-yaklasim-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/otizmde-erken-mudahale-ve-multidisipliner-yaklasim-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medline Adana Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Şakir Altunbaşak, otizmde erken yaşta başlanan eğitim ve terapi programlarının çocuğun sosyal, dil ve davranış gelişiminde belirgin iyileşmeler sağlayabileceğini vurguladı. Erken farkındalık, multidisipliner yaklaşım ve aile desteği bu süreçte kritik öneme sahip.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h4>Otizm, çocukluk döneminde ortaya çıkan ve bireyin sosyal iletişim, dil gelişimi ve davranışlarını etkileyen nörogelişimsel bir farklılık olarak tanımlanıyor. Medline Adana Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Şakir Altunbaşak, Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla otizmin erken tanı ve tedavisinin önemine dikkat çekti.</h4>

<h4><strong>Belirtiler Erken Dönemde Fark Ediliyor</strong></h4>

<p>Prof. Dr. Altunbaşak, otizmin beynin gelişimindeki farklılıklarla ilişkili olduğunu belirterek, erken çocuklukta sinir hücreleri arasındaki bağlantıların iletişimi etkileyebileceğini söyledi. Göz teması kurmama, ismiyle seslenildiğinde tepki vermeme, konuşma gecikmesi ve yineleyici davranışlar ailelerin en sık fark ettiği belirtiler arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4><strong>Multidisipliner Çalışma Şart</strong></h4>

<p>Otizmde tanı ve tedavi sürecinin yalnızca nörolojik değerlendirme ile sınırlı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Altunbaşak, Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi, psikologlar, dil ve konuşma terapistleri ve özel eğitim uzmanlarının birlikte çalışmasının çocuğun gelişimi için kritik olduğunu söyledi. Erken başlanan eğitim ve terapi programlarının, sosyal beceri ve iletişim yeteneklerinin güçlenmesine katkı sağladığını belirtti.</p>

<h4><strong>Erken Tanı ve Eğitimle Yaşam Kalitesi Artıyor</strong></h4>

<p>Prof. Dr. Altunbaşak, otizm tanısının detaylı gelişim öyküsü, klinik gözlem ve gerekirse nörolojik testlerle konulduğunu ifade etti. “3 yaşından önce tanı konulması ve tedaviye başlanması, tedavi etkinliği açısından son derece önemlidir. Otizmde kesin bir ilaç tedavisi yok, ancak bireye özel planlanan eğitim ve terapi programları oldukça etkili” dedi.</p>

<p>Çocukların davranışsal eğitimler, dil ve konuşma terapileri ile sosyal becerilerinin desteklenebileceğini söyleyen Altunbaşak, eşlik eden dikkat eksikliği veya uyku problemleri için medikal desteğin gerekebileceğini belirtti. Erken farkındalık, doğru yönlendirme ve disiplinler arası iş birliği çocuğun yaşam kalitesini doğrudan iyileştiriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/otizmde-erken-mudahale-ve-multidisipliner-yaklasim-onemli</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/04/otizmde-erken-mudahale-ve-multidisipliner-yaklasim-onemli.jpg" type="image/jpeg" length="46029"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğal ve Yüzle Uyumlu Burun Estetiği Öne Çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/dogal-ve-yuzle-uyumlu-burun-estetigi-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/dogal-ve-yuzle-uyumlu-burun-estetigi-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Burun estetiğinde trend, tek tip “Hollywood burunlarından” uzaklaşıp yüz mimarisiyle uyumlu, doğal ve karakterli tasarımlara kayıyor. Medicana Ataşehir Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ali Murati, modern estetiğin amacının küçültmek değil; dengelemek, korumak ve uzun vadeli fonksiyon sağlamak olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h4>Son yıllarda burun estetiğinde gözlemlenen dönüşüm, tek tip güzellik anlayışından uzaklaşıp kişinin kendi yüz oranlarına uyumlu, doğal ve dengeli tasarımları öne çıkarıyor. Medicana Ataşehir Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ali Murati, estetik cerrahinin artık küçültmek yerine; dengelemek, korumak ve yüz mimarisiyle uyumlu bir görünüm oluşturmak üzerine odaklandığını belirtiyor.</h4>

<h4><strong>Hollywood Estetiği Yerini Sofistike Doğallığa Bıraktı</strong></h4>

<p>Op. Dr. Murati, sosyal medyanın etkisiyle bir dönem popüler olan aşırı kalkık ve küçültülmüş burunların yerini, kemik yapısıyla uyumlu, karakterli ve doğal tasarımların aldığını ifade ediyor. “Artık hastalar bir başkasına benzemek yerine kendi yüzlerinin en uyumlu ve doğal versiyonunu istiyor” diyen Murati, moda dünyasının da bu değişimi desteklediğini aktarıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4><strong>Burna Kemik Ekletme Tartışmalarına Açıklık</strong></h4>

<p>Murati, son dönemde sıkça gündeme gelen “burna kemik ekletme” uygulamasının trend değil; doğru hastada yapılan yapısal bir düzeltme yöntemi olduğunu vurguluyor. Bu işlemin amacı, yüz profilini modaya uydurmak değil, doğuştan veya travma sonrası oluşan çöküklükleri düzeltmek ve doğal dengeyi sağlamaktır. Destek genellikle hastanın kendi dokusundan alınan kıkırdakla sağlanıyor.</p>

<h4><strong>Yapısal Rinoplasti: Estetik ve Fonksiyonel Güvence</strong></h4>

<p>Modern burun estetiğinde öne çıkan “Yapısal Rinoplasti” tekniği, burnun sadece dış görünümünü değil, taşıyıcı sistemini de koruyor ve güçlendiriyor. Op. Dr. Murati, geçmişte uygulanan aşırı inceltme ve kaldırma işlemlerinin uzun vadede deformasyon ve nefes sorunlarına yol açabileceğini, yapısal yaklaşımın ise estetik ve fonksiyonu güvence altına aldığını belirtiyor.</p>

<h4><strong>Kalıcı Başarı İçin Denge ve Doğallık</strong></h4>

<p>Murati, günümüzde estetiğin temel hedefinin hastayı başkasına benzetmek değil; kendi yüzünde daha dengeli, zarif ve doğal bir görünüm sağlamak olduğunu vurguluyor. Yeni dönemin anahtar kelimesi ise net: <strong>doğallık</strong>.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/dogal-ve-yuzle-uyumlu-burun-estetigi-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 13:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/04/dogal-ve-yuzle-uyumlu-burun-estetigi-one-cikiyor.jpg" type="image/jpeg" length="51617"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Kanserden Korkmayın, Geç Kalmaktan Korkun!]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/kanserden-korkmayin-gec-kalmaktan-korkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/kanserden-korkmayin-gec-kalmaktan-korkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Uçar, Kanser Haftası kapsamında yaptığı açıklamada erken tanının ve farkındalığın önemine dikkat çekti. Taramalardan çekinmemenin hayat kurtarabileceğini belirten Uçar, “Kanser önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Uçar, 1-7 Nisan Kanser Haftası dolayısıyla önemli uyarılarda bulundu. SCÜ Kanser Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (KANAM) Yönetim Kurulu Üyesi olan Uçar, farkındalık ve erken tanının kanserle mücadelede kritik rol oynadığını vurguladı.</p>

<h3><strong>Kanserin Oluşum Süreci ve Önlenebilirliği</strong></h3>

<p>Doç. Dr. Uçar, kanserin tek bir hastalık olmadığını ve her bireyde farklı seyredebildiğini ifade ederek, “Vücudumuzda hasar gören hücreler normalde kontrollü şekilde yenilenir. Ancak bu kontrol bozulursa, kontrolsüz büyüyen kitleler oluşur ve zamanla vücutta yayılabilir. Kanser, önlenebilir ve günümüzde tedavi edilebilir bir hastalıktır” dedi.</p>

<h3><strong>Tarama ve Erken Teşhis Hayati Önem Taşıyor</strong></h3>

<p>Uçar, erken tanının önemine dikkat çekerek, “Tarama yöntemleri kanseri erken yakalamada büyük rol oynar. Sağlık Bakanlığı, aile sağlığı ve toplum sağlığı merkezlerinde ücretsiz taramalar yapıyor. Bu taramalardan çekinmemek gerekir. Kanserden değil, geç kalmaktan korkmalıyız” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>KANAM’ın Çalışmalarıyla Toplum Bilinçlendiriliyor</strong></h3>

<p>KANAM bünyesinde yürütülen çalışmalara da değinen Uçar, merkezin kanser alanında farklı disiplinleri bir araya getirerek ortak projeler yürüttüğünü belirtti. “Uluslararası kongreler düzenledik, klinik çalışmalar ve yeni ilaç geliştirme projeleri yürütüyoruz. Sosyal medya üzerinden bilgilendirici söyleşilerle toplumda farkındalık oluşturuyoruz” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/kanserden-korkmayin-gec-kalmaktan-korkun</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/04/kanserden-korkmayin-gec-kalmaktan-korkun.jpg" type="image/jpeg" length="35706"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kontrolsüz içilen ağrı kesiciler, bağırsak sağlığını bozuyor]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/kontrolsuz-icilen-agri-kesiciler-bagirsak-sagligini-bozuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/kontrolsuz-icilen-agri-kesiciler-bagirsak-sagligini-bozuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Bahçelievler Hastanesi'nde düzenlenen 'Bağırsak Akademisi'nde uzmanlar, bağırsak sağlığının önemini ve son tedavi yöntemlerini anlattı. Modern insan yaşamıyla bağırsak hastalıklarının arttığına dikkat çeken uzmanlar, katkılı gıdalar ve kontrolsüz içilen ilaçlar konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Memorial Bahçelievler Hastanesi İleri Endoskopi Merkezi tarafından her yıl düzenlenen bilimsel toplantılar serisinin 5'incisi olan "Bağırsak Akademisi" 27-28 Mart 2026 tarihlerinde gerçekleştirildi. Gastroenteroloji Bölümü'nün önemli isimlerinden Prof. Dr. Salih Boğa, Prof. Dr. Yusuf Ziya Erzin ve Prof. Dr. A. Emre Yıldırım katıldığı toplantıda inflamatuvar bağırsak hastalıklarından (İBH), probiyotik kullanımına, ileri görüntüleme tekniklerinden endoskopik yeniliklere kadar birçok başlık ele alındı.</p>

<p>Gastroenteroloji Uzmanı Profesör Doktor Salih Boğa, toplantıya dair bilgi vererek, "Türkiye'den ve yurt dışından gelen hem hocalar hem de katılımcılar sayesinde bağırsakla ilgili her türlü hastalığı, bağırsak hastalıklarının tanısından tedavisine, modern tedavi yöntemlerine ve bağırsak hastalıklarındaki yeniliklere kadar hepsini gözden geçireceğimiz butik bir toplantı düzenledik" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"MODERN YAŞAM, HASTALIKLARI ARTIRDI"</p>

<p>Bağırsak hastalıklarındaki artışın nedenlerine değinen Prof. Dr. Boğa, "Modern insanın yaşama alışkanlıkları, daha az egzersiz yapması, daha kötü beslenmesi bağırsak hastalıklarını artıran faktörleri diğer bir sebebi de günümüzde bağırsakla ilgili tetkiklerin daha çok yapılması ve toplumun farkındalığı. Eskiden kolonoskopi bir tabu gibi görülüyorken artık herkes biliyor ki, 45 yaşından sonra kolon kanseri taraması için, erken tanı için kolonoskopi yapılıyor. Bağırsak hastalıkları farkındalığı arttığı için daha fazla gündeme geliyor" diye konuştu.</p>

<p>"KOLON KANSERİ 40 YAŞINDAN SONRA DAHA FAZLA ORTAYA ÇIKIYOR"</p>

<p>Kanser riskinin önüne geçmek için kolonoskopinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Salih Boğa, "Kanser lezyonları maalesef herhangi bir belirti vermiyor. 40 yaşından sonra daha çok ortaya çıkıyor ve yıllar içinde sessizce büyüyerek kansere dönüşüyor. Sadece bir kolonoskopi taramasıyla bu lezyonlar tespit edilip hasta kolon kanserinden yüzde yüz kurtulabiliyor. O yüzden Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) hiçbir şikayeti olmasa bile her bireyin elli yaşından sonra kolonoskopi taraması yaptırmasını öneriyor. Ama günümüzdeki güncel kılavuzlar bu tarama yaşını 45'e çekmiş durumda" dedi.</p>

<p>BİYOLOJİK AJANLAR SAYESİNDE TEDAVİLER DAHA KOLAY</p>

<p>Bağırsak hastalıklarının teknolojik gelişmeler sayesinde daha kolay tedavi edilebildiğini söyleyen Boğa, "Bağırsak hastalıklarının tedavisinde eskiden sadece birkaç ilaç varken artık modern teknoloji sayesinde biyolojik ajanları kullanabiliyoruz. Bu biyolojik ajanlarla çok daha etkili tedaviler sunuyoruz. Hastaları organ kaybından, cerrahiden ve hastalığın hayat kalitesini düşüren şikayetlerinden kurtarabiliyoruz" diyerek sözlerini noktaladı.</p>

<p>"BAĞIRSAKLAR GENEL SAĞLIĞIN BİR MERKEZİ"</p>

<p>Gastroenteroloji Uzmanı Profesör Doktor Abdullah Emre Yıldırım ise bağırsak sağlığının genel sağlık üzerindeki önemini vurgulayarak, "Bağırsak Akademisi çok önemli konuları barındıran bir akademik platform. Neden bağırsağı geçtik: Hipokrat'a atfedilen bir laf vardır, ‘Tüm hastalıkların başlangıcı bağırsaktır' diye. Gün geçtikçe bunun ne kadar doğru olduğuna karar verdik. Bağırsaklar sadece sindirim sisteminin merkezi değil, mikrobiyota vasıtasıyla bağışıklık sisteminin, metabolik sistemin, aslında genel sağlığın bir merkezi. O yüzden bu akademide bunu baz alarak bağırsakla ilgili bütün konuları konuşmaya karar verdik" dedi.</p>

<p>"Bağırsak çok büyük bir organ. İçerisinde trilyonlarca bakterinin olduğu, 9 binden fazla sinir hücresinin olduğu, açtığınız zaman 10 metreye uzayan bir sistem. Bu sistem ne kadar dengeli çalışırsa sağlık sistemi de o kadar dengeli olur" diyen Prof. Dr. Yıldırım, "Orada ortaya çıkabilecek bir bozukluk tüm sistemi etkiler. Özellikle bağırsak geçirgenliğinin artması, bağırsakta aşırı bakteri çoğalması bazı hastalıkların klinikte ortaya çıkmasıyla karşımıza geliyor" şeklinde konuştu.</p>

<p>STRES DE BAĞIRSAK RAHATSIZLIKLARINI TETİKLİYOR</p>

<p>Bağırsak sağlığının en büyük düşmanının katkılı gıdalar ve stres olduğunu ifade eden Prof. Dr. Abdullah Emre Yıldırım, "Bağırsak sağlığını korumak, aslında genel sağlığı korumakla aynı. Vücudunuza ne kadar yabancı madde sokarsanız bağırsağınızı o kadar bozarsınız. Katkılı gıdalar, alkol, ilaçlar, antibiyotikler, ağrı kesiciler ve sağlıksız yağlar yabancı maddedir. Vücut için sağlıklı olan ne gerekiyorsa bağırsak için de gereken odur. Paketli gıdadan, alkolden, stresten mümkün olduğunca uzak durursak, lüzumsuz ilaç kullanımında kaçınırsak bağırsağımıza o kadar iyi bakmış oluruz. Bağırsağımıza iyi baktığımızda özellikle metabolik sistemler ve bağışıklık sistemi olumlu etkilenir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/kontrolsuz-icilen-agri-kesiciler-bagirsak-sagligini-bozuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 00:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/03/agri-kesiciler.JPG" type="image/jpeg" length="99486"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezite Mücadelesi: 173 Bin Kişiye Ulaşıldı]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/obezite-mucadelesi-173-bin-kisiye-ulasildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/obezite-mucadelesi-173-bin-kisiye-ulasildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Samsun’da yürütülen ‘İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasında 173 bin kişi ölçümlere tabi tutuldu, 6 bin kişi toplam 5,1 ton kilo vererek sağlıklı yaşama adım attı.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun’da Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen “İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa” kampanyası kapsamında 173 bin kişiye ulaşıldı. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, obezitenin kalp-damar hastalıkları, diyabet ve kronik rahatsızlıklar açısından önemli bir risk oluşturduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>6 Bin Kişi Sağlıklı Yaşama Başladı</h3>

<p>Kampanya kapsamında risk grubunda bulunan 6 bin kişi, Samsun’daki Sağlıklı Hayat Merkezlerine yönlendirildi. Bu kişilerden düzenli takip yapan yaklaşık 1.200 kişi toplam 5,1 ton kilo vererek sağlıklı yaşam yolunda önemli bir adım attı.</p>

<h3>Kişiye Özel Beslenme Programları</h3>

<p>Diyetisyenler tarafından hazırlanan kişiye özel beslenme programları ve takip randevuları ile katılımcılara destek sağlandı. Kampanyada özellikle Atakum, Bafra, Canik, Havza ve Terme merkezlerinde görevli ekipler sürece büyük katkı sundu.</p>

<h3>Kalıcı Sağlıklı Yaşam Hedefleniyor</h3>

<p>Uras, kampanyanın yalnızca kilo kaybına değil, aynı zamanda kalıcı sağlıklı yaşam alışkanlığı kazandırmaya yönelik olduğunu ifade etti. Kampanyada görev alan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/obezite-mucadelesi-173-bin-kisiye-ulasildi</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 00:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/03/obezite-ile-mucadele.JPG" type="image/jpeg" length="71323"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geçmeyen öksürüğe dikkat: Soğuk havalarla virüsler artışta]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/gecmeyen-oksuruge-dikkat-soguk-havalarla-virusler-artista</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/gecmeyen-oksuruge-dikkat-soguk-havalarla-virusler-artista" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dönemde artan, geçmeyen öksürük şikâyetlerine dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet İlvan, hava sıcaklıklarının düşmesiyle viral enfeksiyonların yaygınlaştığını belirtti. İlvan, özellikle uzun süren öksürüklerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk hava şartlarının, solunum yolu enfeksiyonları için uygun bir zemin oluşturduğunu ifade eden Arel Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet İlvan, "Bu dönemde virüsler daha kolay yayılıyor. Bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla birlikte üst solunum yolu enfeksiyonları ve buna bağlı öksürük şikâyetleri artıyor" dedi.</p>

<p>"3 HAFTAYI AŞAN ÖKSÜRÜKTE MUTLAKA UZMAN GÖRÜŞÜ ALINMALI"</p>

<p>Öksürüğün genellikle basit bir enfeksiyon belirtisi olarak görülse de bazı durumlarda daha ciddi hastalıkların habercisi olabileceğini belirten İlvan, "Eğer öksürük 3 haftadan uzun sürüyorsa, altta yatan neden mutlaka araştırılmalıdır. Astım, kronik bronşit, reflü ya da daha ciddi akciğer hastalıkları bu şikâyetin nedeni olabilir" uyarısında bulundu.</p>

<p>KORUNMAK İÇİN BASİT ÖNLEMLER ETKİLİ</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. İlvan, hastalıklardan korunmak için alınabilecek önlemleri ise şöyle sıraladı:</p>

<p>Kapalı ve kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca kaçınılmalı. Ellerin sık sık yıkanması ihmal edilmemeli. Bağışıklık sistemini güçlendiren dengeli beslenmeye dikkat edilmeli. Gerektiğinde maske kullanımı tercih edilmeli."</p>

<p>Uzmanlar, özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireylerin bu dönemde daha dikkatli olması gerektiğini belirtiyor. Geçmeyen öksürük şikâyeti olan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması öneriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/gecmeyen-oksuruge-dikkat-soguk-havalarla-virusler-artista</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 00:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2025/02/oksuruk.JPG" type="image/jpeg" length="85811"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aniden ortaya çıkan baş dönmesine dikkat]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/aniden-ortaya-cikan-bas-donmesine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/aniden-ortaya-cikan-bas-donmesine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Baş hareketiyle aniden ortaya çıkan baş dönmesi; vertigonun ilk belirtisi olabileceğini belirten Eskişehir Özel Ümit Hastanesi KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şiddetli baş dönmesi, denge kaybı ve çift görme gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vertigo, kişinin kendisinin ya da çevresinin dönüyor, sallanıyor veya hareket ediyormuş gibi hissettiği bir baş dönmesi türü olarak tanımlanıyor. Bu durum çoğu zaman denge kaybı, mide bulantısı ve günlük aktiviteleri sürdürmede zorluk gibi şikâyetlerle birlikte görülüyor. Vertigo şikâyeti ile başvuran hastalarda ilk adımın ayrıntılı değerlendirme olduğunu belirten Salahova, "Baş dönmesi şikâyeti ile gelen hastalarımızın öncelikle detaylı hikâyesini alıyoruz. Baş dönmesinin nasıl başladığını, ne kadar sürdüğünü ve beraberinde başka şikâyetlerin olup olmadığını sorguluyoruz. Ardından muayene ile vertigonun kaynağını ayırt etmeye çalışıyoruz" dedi.</p>

<p><strong>SANTRAL VE KULAK KAYNAKLI VERTİGO AYRIMI</strong></p>

<p>Vertigo farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabildiğini aktaran Dr. Salahova, bazı durumlarda sorunun beyinden kaynaklanabildiğini, bu durumlarda; şiddetli baş dönmesi, yürüme güçlüğü ve belirgin dengesizlik ve çift görme gibi nörolojik belirtiler görülebildiğini söyledi. Bu tür durumlarda hastaların nöroloji uzmanına yönlendirildiğini ifade eden Salahova, "KBB alanında ise vertigonun en sık görülen nedeni kulak içindeki denge organıyla ilgili sorunlar. Bu hastalıkların başında halk arasında ‘kulak kristallerinin oynaması’ olarak bilinen Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo geliyor. Kısaca BPPV olarak tanımlanan bu rahatsızlık, adından da anlaşılacağı gibi iyi huylu, kısa süreli ataklar halinde ortaya çıkan ve başın belirli pozisyonlarıyla tetiklenen bir vertigo türüdür." İfadelerini kullandı.</p>

<p>Hastalığın; özellikle 50 yaş sonrası bireylerde ve kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Salahova, BPPV’nin genellikle şu hareketlerle ortaya çıktığını söyledi: Yatağa uzanma veya yatakta dönme, başın yukarı ya da aşağı hareket ettirilmesi, ani baş hareketleri gibidir."</p>

<p><strong>TANI VE TEDAVİDE MANEVRALAR KULLANILIYOR</strong></p>

<p>Salahova, "BPPV’nin tanı ve tedavisinde özel manevralar uygulanıyor. Bu manevralarla kulak içindeki denge kristallerinin doğru konuma yönlendirilmesi ve baş dönmesinin ortadan kaldırılması hedefleniyor"dedi. Bazı hastalarda vertigo rehabilitasyonuna da ihtiyaç duyulduğunu belirten Salahova, "Sık tekrarlayan vertigo ataklarında dengeyi güçlendiren egzersizler uyguluyoruz. Stabiliteyi artıran egzersizler, proprioseptif çalışmalar ve gövde stabilizasyonu bu tedavinin bir parçası" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>HAREKETSİZLİK VERTİGOYU ARTIRABİLİR</p>

<p>Vertigo yaşayan birçok kişinin baş dönmesinin tekrar etmesinden korktuğu için hareket etmekten kaçındığını belirten Dr. Salahova, bunun yanlış bir yaklaşım olduğuna dikkat çekti ve tedavinin önemli bir parçasının hastayı yeniden hareket etmeye teşvik etmek ve hareketsizliğin önüne geçmek olduğunu vurguladı.</p>

<p>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI</p>

<p>Baş dönmesi kısa süreli ve hafif olsa bile bazı durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğine dikkat çeken KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şu belirtiler varsa gecikmeden doktora başvurulmasını önerdi: Şiddetli ve uzun süren baş dönmesi, yürüme güçlüğü, çift görme veya konuşma bozukluğu ve şiddetli dengesizlik."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/aniden-ortaya-cikan-bas-donmesine-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/03/aniden-ortaya-cikan-bas-donmesine-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="14322"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Soğuk hava etkisi: Virüsler yayılıyor, öksürük uzuyor]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/soguk-hava-etkisi-virusler-yayiliyor-oksuruk-uzuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/soguk-hava-etkisi-virusler-yayiliyor-oksuruk-uzuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dönemde artan, geçmeyen öksürük şikâyetlerine dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet İlvan, hava sıcaklıklarının düşmesiyle viral enfeksiyonların yaygınlaştığını belirtti. İlvan, özellikle uzun süren öksürüklerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk hava şartlarının, solunum yolu enfeksiyonları için uygun bir zemin oluşturduğunu ifade eden Arel Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet İlvan, "Bu dönemde virüsler daha kolay yayılıyor. Bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla birlikte üst solunum yolu enfeksiyonları ve buna bağlı öksürük şikâyetleri artıyor" dedi.</p>

<p><strong>"3 HAFTAYI AŞAN ÖKSÜRÜKTE MUTLAKA UZMAN GÖRÜŞÜ ALINMALI"</strong></p>

<p>Öksürüğün genellikle basit bir enfeksiyon belirtisi olarak görülse de bazı durumlarda daha ciddi hastalıkların habercisi olabileceğini belirten İlvan, "Eğer öksürük 3 haftadan uzun sürüyorsa, altta yatan neden mutlaka araştırılmalıdır. Astım, kronik bronşit, reflü ya da daha ciddi akciğer hastalıkları bu şikâyetin nedeni olabilir" uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>KORUNMAK İÇİN BASİT ÖNLEMLER ETKİLİ</strong></p>

<p>Prof. Dr. İlvan, hastalıklardan korunmak için alınabilecek önlemleri ise şöyle sıraladı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kapalı ve kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca kaçınılmalı. Ellerin sık sık yıkanması ihmal edilmemeli. Bağışıklık sistemini güçlendiren dengeli beslenmeye dikkat edilmeli. Gerektiğinde maske kullanımı tercih edilmeli."</p>

<p>Uzmanlar, özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireylerin bu dönemde daha dikkatli olması gerektiğini belirtiyor. Geçmeyen öksürük şikâyeti olan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması öneriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/soguk-hava-etkisi-virusler-yayiliyor-oksuruk-uzuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/03/virusler-yayiliyor-oksuruk-uzuyor.jpg" type="image/jpeg" length="82828"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gençlerde Kolon Kanseri Alarmı: Tarama Çağrısı]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/genclerde-kolon-kanseri-alarmi-tarama-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/genclerde-kolon-kanseri-alarmi-tarama-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, gençlerde artan kolon kanserine dikkat çekti. Erken teşhis için 45 yaş üstüne tarama önerilirken, belirtiler ciddiye alınmalı uyarısı yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kolon Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenen toplantıda uzmanlar, kolon kanserinin artık sadece ileri yaş hastalığı olmadığını vurguladı. Özellikle genç yaş gruplarında artış yaşandığına dikkat çekildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Tarama Testleri Hayat Kurtarıyor</h2>

<p>Türk Gastroenteroloji Derneği tarafından İstanbul’da düzenlenen toplantıda, erken teşhisin önemine vurgu yapıldı. Uzmanlar, hiçbir şikayeti olmasa bile 45 yaş üzerindeki bireylerin mutlaka tarama testlerinden geçmesi gerektiğini belirtti. Kolonoskopi sayesinde kanser öncüsü poliplerin tespit edilerek hastalığın önlenebileceği ifade edildi.</p>

<h2>Belirtiler Göz Ardı Edilmemeli</h2>

<p>Uzmanlar, kolon kanserinin en sık görülen belirtilerinin bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, dışkıda kan görülmesi ve karın ağrısı olduğunu belirtti. Ayrıca anemi gibi durumların da önemli bir uyarı işareti olduğuna dikkat çekildi.</p>

<h2>Erken Teşhisle Önlemek Mümkün</h2>

<p>Kolon kanserinin erken evrede teşhis edilmesi durumunda tedavi başarısının oldukça yüksek olduğuna vurgu yapıldı. Erken evrede 5 yıllık sağ kalım oranlarının yüzde 90’lara ulaştığı, geç evrelerde ise bu oranın ciddi şekilde düştüğü ifade edildi.</p>

<h2>Toplumsal Bilinç Yetersiz</h2>

<p>Türkiye’de kolon kanseri vakalarının büyük bölümünün ileri evrede teşhis edildiğini belirten uzmanlar, bu durumun en önemli nedenlerinden birinin düşük farkındalık olduğunu söyledi. Tarama programlarının yaygınlaştırılması ve toplumun bilinçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<h2>Risk Faktörlerine Dikkat</h2>

<p>Sigara kullanımı, fazla kilo, aile öyküsü ve yaşam tarzı gibi faktörlerin kolon kanseri riskini artırdığına dikkat çekildi. Uzmanlar, özellikle risk grubundaki bireylerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/genclerde-kolon-kanseri-alarmi-tarama-cagrisi</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 02:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/03/uzmanlardan-genclere-cagri.JPG" type="image/jpeg" length="61037"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya’dan Ankara’ya uzanan şifa yolculuğu: 75 yaşındaki hasta sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/almanyadan-ankaraya-uzanan-sifa-yolculugu-75-yasindaki-hasta-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/almanyadan-ankaraya-uzanan-sifa-yolculugu-75-yasindaki-hasta-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’da yaşayan 75 yaşındaki Havva Daşdemir, yüz felci tanısı konmasının ardından Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde doğru tedaviyle sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Almanya’da yaşayan 75 yaşındaki Havva Daşdemir, bir süre önce yeme bozukluğu, solunum problemi gibi şikayetlerle Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’ne başvurdu. Burada yapılan tetkikler sonucunda yüz felci geçirdiği anlaşılan Daşdemir, uygun ve hızlı tedaviyle sağlığına kavuştu.<br />
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Geriatri Kliniğinde Uzm. Dr. Kübra Erdoğan, Havva Daşdemir’in, orta kulak yolu iltihabı ve yutma güçlü nedeniyle önce Almanya’da bir hastaneye gittiğini anlattı. Daha sonra yakınlarının tavsiyesiyle hastanın Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’ne başvurduğunu dile getiren Erdoğan, "Bize başvurduğunda hastanın yutma güçlüğü vardı, beslenmesi bozulmuştu ve kilo kaybetmişti. Bununla birlikte son birkaç gündür yüzünde de sağ tarafında güçsüzlük başlamıştı. Bir yüz felci olduğunu düşündük" diye konuştu.<br />
Hastane olarak pek çok yerden hasta kabul ettiklerini aktaran Erdoğan, "Türkiye'nin birçok ilinden hasta geliyor. Almanya'dan da gelmiş oldu. Sağlık turizmi açısından Bilkent Şehir Hastanesi olarak birçok yerden hasta kabul ediyoruz" ifadelerini kullandı.<br />
Erdoğan, hastanın burada gerekli tetkik ve tedavilerinin yapılmasının ardından taburcu edileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:<br />
"Biz geriatri olarak hastayı taburcu ederken her şeyini düşünüyoruz. Bütüncül olarak yaklaşıyoruz hastaya. Sadece kronik hastalıkları, ilaçları değil. Bu hasta nerede kalacak? Sosyal açıdan kim destek verecek? Kim takip edecek? Yaşadığı ortam nasıl? Beslenmesi nasıl olacak? Gibi bir sürü faktöre bakıyoruz. Geriatri bilim dalı aslında hastayı sosyal, bilişsel, psikolojik fonksiyonellik açısından bütüncül değerlendiren bir bölüm. Bu vesileyle de 65 yaş üstü hastaların kapsamlı geriatrik değerlendirmelerini yaptırmak için geriatri bölümüne başvurmalarını öneririm."<br />
75 yaşındaki hasta Daşdemir ise, Almanya’da tedavinin uzun sürdüğünü dile getirerek, "Ne yemek yiyebiliyordum, ne su içebiliyordum. Ağzım yamuluyordu. Çok şükür düzelttiler. İyiyim. Almanya’ya geri döneceğim" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/almanyadan-ankaraya-uzanan-sifa-yolculugu-75-yasindaki-hasta-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 02:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/03/almanyadan-ankaraya-uzanan-yolculuk.JPG" type="image/jpeg" length="75641"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar geldi, risk arttı: Yabani mantar tüketimine dikkat]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/bahar-geldi-risk-artti-yabani-mantar-tuketimine-dikkat-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/bahar-geldi-risk-artti-yabani-mantar-tuketimine-dikkat-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan’da baharın gelmesiyle birlikte doğada kendiliğinden yetişen mantarlara ilgi artarken, uzmanlar bilinçsiz tüketimin ciddi zehirlenmelere ve ölüme yol açabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Doğal alanlarda yetişen mantarların kontrolsüz şekilde tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, vatandaşların yalnızca denetimli ve onaylı kültür mantarlarını tercih etmesi gerektiğini belirtti.<br />
Türkiye’de doğada yetişen yaklaşık 40 yenilebilir mantar türü bulunduğunu, buna karşılık yaklaşık 100 türün ise zehirli olduğunu ifade eden uzmanlar, bazı türlerin ölümcül etkilere sahip olabildiğine dikkat çekti.<br />
Zehirli ve zehirsiz mantarların dış görünüşle ayırt edilemeyeceğini belirten uzmanlar, "Birbirine çok benzeyen mantar çeşitlerinden biri zehirliyken diğeri yenilebilir olabilir. Bu nedenle doğadan toplanan mantarların tüketilmesi ciddi risk taşır." uyarısında bulundu.<br />
Mantar zehirlenmelerinin özellikle yağışlı ve nemli dönemlerde arttığını kaydeden uzmanlar, yabani mantarların tüketilmesi halinde başta sindirim sistemi olmak üzere merkezi sinir sistemi, karaciğer ve böbreklerde ciddi hasar oluşabileceğini bildirdi.<br />
Zehirlenmelerin önlenmesinin en etkili yolunun doğada yetişen mantarların tüketilmemesi olduğunu vurgulayan uzmanlar, bunun yerine kültür mantarlarının tercih edilmesi gerektiğini ifade etti.<br />
Uzmanlar, mantar tüketimi sonrası sersemlik, mide bulantısı, kusma, ishal, terleme, bulanık görme, tansiyon düşüklüğü ve nabız artışı gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti.<br />
Zehirlenme belirtilerinin bazı durumlarda mantar tüketiminden saatler sonra ortaya çıkabileceğine işaret eden uzmanlar, ağır vakalarda karaciğer ve böbrek yetmezliği, koma ve ölüm riskinin bulunduğunu kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/bahar-geldi-risk-artti-yabani-mantar-tuketimine-dikkat-1</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 02:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/03/baharda-mantar-tuketimi.JPG" type="image/jpeg" length="48537"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dijital Çağ Çocuk Sağlığını Tehdit Ediyor]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/dijital-cag-cocuk-sagligini-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/dijital-cag-cocuk-sagligini-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dijitalleşmenin çocuk sağlığına etkileri Türk Pediatri Kongresi’nde ele alınacak. Uzmanlar ekran maruziyeti, obezite ve dikkat sorunlarına dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dijitalleşmenin çocukların yaşamına etkileri günümüzün en büyük sorunlarından biri haline gelirken, dijital çağın beraberinde getirdiği yeni çocuk hastalıkları Türk Pediatri Kongresi’nde ele alınacak.</p>

<h2>Ekran Maruziyeti ve Hareketsizlik Öne Çıkıyor</h2>

<p>Uzmanlar, artan postür bozuklukları, çocukluk çağı obezitesi ve azalan fiziksel aktivite gibi modern yaşamın neden olduğu sağlık sorunlarına dikkat çekiyor. Yoğun ekran maruziyetinin ise dikkat ve iletişim sorunlarıyla ilişkili olduğu belirtiliyor. “Ekran, Dikkat ve İletişim” başlıklı oturumda bu konular bilimsel veriler ışığında değerlendirilecek.</p>

<h2>Çocuk Sağlığında Güncel Yaklaşımlar Ele Alınacak</h2>

<p>Kongrede pediatri alanındaki güncel gelişmeler, yeni tedavi yaklaşımları ve değişen yaşam alışkanlıklarının çocuk sağlığı üzerindeki etkileri uzmanlar tarafından çok yönlü olarak ele alınacak. Hasta hakları, hekim sorumluluğu, etik ve hukuki süreçler de kongrede gündeme gelecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Bilinçsiz Takviye Kullanımına Dikkat</h2>

<p>Son yıllarda artan vitamin, mineral ve protein takviyesi kullanımı da kongrenin önemli başlıkları arasında yer alacak. Uzmanlar, bilinçsiz takviye kullanımının risklerine dikkat çekerek doğru kullanım yöntemlerini paylaşacak.</p>

<h2>Anemi, Zehirlenme ve Aşılama Gündemde</h2>

<p>Kongrede ayrıca çocukluk çağında sık görülen anemi, zehirlenme vakaları, kronik hastalığı olan çocuklarda aşılama ve sporcu sağlığı gibi birçok kritik konu bilimsel oturumlarda ele alınacak. Uzmanlar, erken tanı ve doğru müdahalenin önemine vurgu yapacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/dijital-cag-cocuk-sagligini-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 02:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/03/dijital-cagin-saglik.JPG" type="image/jpeg" length="17772"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bin 38 vatandaş bin 962 kilo verdi]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/bin-38-vatandas-bin-962-kilo-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/bin-38-vatandas-bin-962-kilo-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlıklı Hayat Merkezi’ne başvuran bin 38 vatandaş, Sağlık Bakanlığı’nın “İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa” kampanyası kapsamında bir yıl boyunca toplam bin 962,5 kilogram vererek sağlıklı bir geleceğe adım attı. Merkez, kilo kontrolünün yanı sıra psikolojik danışmanlık, kanser taraması ve fiziksel aktivite desteği gibi hizmetler sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sinop’ta Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü “İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa” kampanyası büyük ilgi gördü. Sinop Sağlıklı Hayat Merkezi’ne (SHM) başvuran bin 38 vatandaş, bir yıl süren program sonucunda toplam bin 962,5 kilogram vererek sağlıklı bir yaşam yolunda önemli bir adım attı.</p>

<h3><strong>Kararlılık ve Disiplinle Gelen Başarı</strong></h3>

<p>Sinop Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Filiz Karagöl, kampanyanın başarısında vatandaşların kararlılığının etkili olduğunu belirtti. Dr. Karagöl, “Bin 038 danışanımızla birlikte tam 2 tonluk dev bir ağırlığı şehrimizin üzerinden kaldırdık. Sinoplu hemşehrilerimiz sağlıklı hayatı yaşam biçimi olarak benimsedi” dedi.</p>

<h3><strong>Sağlık İçin Daha Fazlası</strong></h3>

<p>Program, diyetisyenler, fizyoterapistler ve psikologlarla eşgüdümlü yürütüldü. Dr. Karagöl, “Kilo vermek sadece fiziksel değişim değil; tansiyondan şekere, eklem ağrılarından kalp sağlığına kadar pek çok riski azaltıyor. Bugün 2 ton hafiflemiş bir Sinop, gelecekte daha az kronik hastalıkla mücadele edecek bir Sinop demektir” ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>Ücretsiz Hizmet ve Geniş Destek</strong></h3>

<p>Sinop Sağlıklı Hayat Merkezi’nin sunduğu hizmetlerin tamamen ücretsiz olduğunu vurgulayan Dr. Karagöl, tüm vatandaşları programa katılmaya davet etti. Merkez; kilo kontrolünün yanı sıra kanser taramaları, psikolojik danışmanlık, çocuk gelişimi ve fiziksel aktivite desteği gibi geniş bir yelpazede hizmet sunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Sağlıklı Şehir Yolunda Öncü Adımlar</strong></h3>

<p>Yaklaşık bir yıl içinde toplamda 2 ton hafiflemiş Sinop, sağlıklı yaşam bilincinde Karadeniz’in öncü kenti olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Dr. Karagöl, “Bu başarı diğer hemşehrilerimiz için motivasyon kaynağı olmalı. Hedefimiz Karadeniz’in incisini Türkiye’nin en sağlıklı şehri yapmak” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/bin-38-vatandas-bin-962-kilo-verdi</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/03/bin-38-vatandas-bin-962-kilo-verdi.jpg" type="image/jpeg" length="89694"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kızamık vakaları yeniden yükseliyor]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/kizamik-vakalari-yeniden-yukseliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/kizamik-vakalari-yeniden-yukseliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya genelinde yeniden artış gösteren kızamık vakaları, özellikle aşılanmamış çocuklar için ciddi risk oluşturuyor. Medical Park Antalya Hastanesi Uzmanı Dr. Ferunda Demir, kızamığın hem hastalık sırasında hem de iyileştikten sonra beyin hasarına yol açabileceğini belirterek, korunmanın tek yolunun aşı olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda dünya genelinde yeniden artış gösteren kızamık vakaları, özellikle çocuklar açısından ciddi bir halk sağlığı tehdidi haline geldi. Covid-19 pandemisinin ardından çocukluk çağı aşılanma oranlarındaki düşüş, kızamığın ölümcül seyredebildiği vakaların yeniden artmasına yol açtı.</p>

<h3><strong>Virüs ve Bulaşma Yolları</strong></h3>

<p>Medical Park Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferunda Demir, kızamığın rubeola virüsünün neden olduğu ve özellikle döküntü ile seyreden bir enfeksiyon olduğunu belirtti. Virüs, öksürük, hapşırık veya fiziksel temas yoluyla bulaşabiliyor. Dr. Demir, "Kızamık virüsü havada bir saat kadar asılı kalabiliyor, bu yüzden virüslü çocuğun bulunduğu ortamda diğer çocuklar birkaç saat daha risk altında" dedi.</p>

<h3><strong>Belirtiler ve Tanı</strong></h3>

<p>Hastalığın kuluçka süresi 10-14 gün olup, yüksek ateş, öksürük, burun akıntısı, boğaz ağrısı, halsizlik ve göz kızarıklığıyla başlıyor. Ayırt edici bulgulardan biri ise ağız içindeki gri renkli Koplik lekeleri. Bu lekelerden sonra boyun ve kulak arkasından başlayan döküntüler tüm vücuda yayılıyor.</p>

<h3><strong>Ciddi Komplikasyonlar</strong></h3>

<p>Dr. Demir, kızamığın sadece döküntü ve ateşle sınırlı kalmadığını belirterek, "Menenjit, orta kulak enfeksiyonu ve zatürre gibi ağır komplikasyonlara yol açabiliyor. Sinir sistemi üzerinde de yıkıcı etkiler bırakabiliyor" dedi.</p>

<h3><strong>İyileşme Sonrası Tehlike: SSPE</strong></h3>

<p>Kızamığın iyileşmesinden sonra da riskin devam ettiğini belirten Dr. Demir, "Hastalıktan 2-3 yıl sonra bile beyin dokusunu zedeleyebilen Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE) ölümcül olabiliyor" uyarısında bulundu.</p>

<h3><strong>Aşı Karşıtlığı ve Önemi</strong></h3>

<p>Kızamık vakalarındaki artışın en önemli nedenlerinden biri olarak aşı karşıtlığını gösteren Dr. Demir, "Aşılanmayan çocuklar ölümcül risklerle karşı karşıya kalıyor" dedi. Türkiye’de kızamık aşısı iki doz halinde uygulanıyor: 12. ay ve 4. yaşta, salgın dönemlerinde ek olarak 9. ayda da aşı öneriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Korunmanın Tek Yolu: Aşı</strong></h3>

<p>Dr. Demir, aşının koruyuculuğunu vurgulayarak, "Birinci aşıdan sonra koruyuculuk yüzde 93, ikinci dozdan sonra yüzde 97’nin üzerinde. Korunmanın tek yolu aşıdır. Kızamıklı bir çocukla temastan sonraki ilk 3 gün içinde de aşının yapılması önerilmektedir" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/kizamik-vakalari-yeniden-yukseliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/03/kizamik-vakalari-yeniden-yukseliyor.jpg" type="image/jpeg" length="80734"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar geldi, risk arttı: Yabani mantar tüketimine dikkat]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/bahar-geldi-risk-artti-yabani-mantar-tuketimine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/bahar-geldi-risk-artti-yabani-mantar-tuketimine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Baharın gelmesiyle birlikte doğada kendiliğinden yetişen mantarlara ilgi artarken, uzmanlar bilinçsiz tüketimin ciddi zehirlenmelere ve ölüme yol açabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğal alanlarda yetişen mantarların kontrolsüz şekilde tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, vatandaşların yalnızca denetimli ve onaylı kültür mantarlarını tercih etmesi gerektiğini belirtti.<br />
Türkiye’de doğada yetişen yaklaşık 40 yenilebilir mantar türü bulunduğunu, buna karşılık yaklaşık 100 türün ise zehirli olduğunu ifade eden uzmanlar, bazı türlerin ölümcül etkilere sahip olabildiğine dikkat çekti.<br />
Zehirli ve zehirsiz mantarların dış görünüşle ayırt edilemeyeceğini belirten uzmanlar, "Birbirine çok benzeyen mantar çeşitlerinden biri zehirliyken diğeri yenilebilir olabilir. Bu nedenle doğadan toplanan mantarların tüketilmesi ciddi risk taşır." uyarısında bulundu.<br />
Mantar zehirlenmelerinin özellikle yağışlı ve nemli dönemlerde arttığını kaydeden uzmanlar, yabani mantarların tüketilmesi halinde başta sindirim sistemi olmak üzere merkezi sinir sistemi, karaciğer ve böbreklerde ciddi hasar oluşabileceğini bildirdi.<br />
Zehirlenmelerin önlenmesinin en etkili yolunun doğada yetişen mantarların tüketilmemesi olduğunu vurgulayan uzmanlar, bunun yerine kültür mantarlarının tercih edilmesi gerektiğini ifade etti.<br />
Uzmanlar, mantar tüketimi sonrası sersemlik, mide bulantısı, kusma, ishal, terleme, bulanık görme, tansiyon düşüklüğü ve nabız artışı gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti.<br />
Zehirlenme belirtilerinin bazı durumlarda mantar tüketiminden saatler sonra ortaya çıkabileceğine işaret eden uzmanlar, ağır vakalarda karaciğer ve böbrek yetmezliği, koma ve ölüm riskinin bulunduğunu kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/bahar-geldi-risk-artti-yabani-mantar-tuketimine-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/03/yabani-mantar-tuketimine-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="16979"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tam kapalı fıtık ameliyatı hastaya konfor sağlıyor]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/tam-kapali-fitik-ameliyati-hastaya-konfor-sagliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/tam-kapali-fitik-ameliyati-hastaya-konfor-sagliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli Özel Tekden Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzman Yasin Levend Özçelik, tam kapalı bel ve boyun fıtığı ameliyatlarının küçük kesiyle yüksek başarı ve hızlı iyileşme imkânı sunduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Denizli Özel Tekden Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzman Doktoru Yasin Levend Özçelik, tam kapalı bel ve boyun fıtığı ameliyatlarına ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Dr. Yasin Levend Özçelik, bu yöntemin aslında genel cerrahide kullanılan laparoskopik sistemlerin geliştirilerek beyin cerrahisine uyarlanmasıyla ortaya çıktığını ifade etti.<br />
Tam kapalı ameliyatın uygulama sürecine değinen Dr. Özçelik, yaklaşık 8 milimetrelik küçük bir kesiyle özel kanüller aracılığıyla fıtığın bulunduğu bölgeye ulaşıldığını belirtti. Bu yöntemle kanül içerisinden girilerek kemik, doku ve fıtık materyalinin temizlendiğini söyleyen Dr. Özçelik, böylece hastanın şikâyetlerinin giderildiğini aktardı.<br />
Yöntemin sağladığı avantajlara dikkat çeken Dr. Özçelik, "Daha küçük kesi sayesinde hastalarımız ameliyat sonrası daha konforlu bir süreç geçiriyor. Erken taburcu olabiliyor, günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönebiliyor ve iş gücü kaybı minimuma iniyor" dedi.<br />
Tam kapalı ameliyatlarda yapılan işlemlerin klasik cerrahiyle aynı olduğunu vurgulayan Dr. Özçelik, uygun hasta seçiminin önemine değinerek, "Endikasyonu doğru konulmuş hastalarda başarı oranı yüzde 95 civarındadır. Önemli olan doğru hastaya, doğru teknikle müdahale edilmesidir" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/tam-kapali-fitik-ameliyati-hastaya-konfor-sagliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/03/fitik.JPG" type="image/jpeg" length="29380"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
