<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Zonguldak Haberleri</title>
    <link>https://www.safakgazete.com</link>
    <description>Zonguldak'ın en güncel haber akışı ile sizlere güvenilir ve doğru habercilik sunuyoruz.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.safakgazete.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 20 Jul 2026 09:14:27 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Hız kesmeyen sağlık mesaisi: Şarbon aşılama çalışmaları sürüyor]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/hiz-kesmeyen-saglik-mesaisi-sarbon-asilama-calismalari-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/hiz-kesmeyen-saglik-mesaisi-sarbon-asilama-calismalari-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde, üreticilerin mağduriyet yaşamaması ve hayvan sağlığının korunması amacıyla başlatılan şarbon aşılama çalışmaları aralıksız devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yüksekova İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelindeki hayvancılık faaliyetlerinin sekteye uğramaması adına sağlık taraması ve aşılama faaliyetlerini yoğunlaştırdı. Hafta sonu da dahil olmak üzere mesai mefhumu gözetmeksizin sahada olan veteriner hekim ve teknik personel, ilçenin en uç noktalarındaki yerleşim yerlerine kadar ulaşarak büyükbaş ve küçükbaş hayvanları şarbona karşı aşılıyor.<br />
Yüksekova İlçe Tarım ve Orman Müdürü Murat İnan öncülüğünde yürütülen koordineli çalışmalarda, hastalık risklerinin önüne geçilmesi ve hayvansal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması hedefleniyor. Çalışmaları yerinde inceleyen ve aşılama faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yüksekova İlçe Tarım ve Orman Müdürü Murat İnan, üreticilerin her zaman yanında olduklarını vurgulayarak şunları kaydetti:<br />
"İlçemiz genelinde hayvancılık, hem bölge ekonomimiz hem de vatandaşlarımızın geçim kaynakları açısından hayati bir öneme sahiptir. Yüksekova İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak en temel gayemiz, yetiştiricilerimizin hiçbir şekilde mağdur olmaması, emeklerinin zayi edilmemesi ve hayvan sağlığının en üst düzeyde korunmasıdır. Bu doğrultuda başlattığımız sağlık taramaları kapsamında, ekiplerimizle birlikte hafta sonu mesaisi de dahil olmak üzere gece gündüz demeden, coğrafi şart gözetmeksizin Yüksekova'nın her noktasına ulaşıyoruz. Şarbon aşılama çalışmalarımızla salgınların önüne geçerken, üreticilerimizin de geleceğe güvenle bakmasını sağlıyoruz. Sahada özveriyle çalışan tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyor; üreticilerimize bereketli ve sağlıklı bir sezon diliyorum. Devletimizin tüm imkanlarıyla yetiştiricimizin yanında olmaya devam edeceğiz."<br />
Ekiplerin ilçe genelindeki tüm mahalle ve köy statüsündeki yerleşim yerlerinde tarama ve aşılama programını eksiksiz tamamlamak için çalışmalarını sürdüreceği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/hiz-kesmeyen-saglik-mesaisi-sarbon-asilama-calismalari-suruyor</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 16:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/07/sarbona-karsi-asilama.JPG" type="image/jpeg" length="65120"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İdrarınızın Rengine Dikkat! Vücudunuz Alarm Veriyor]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/idrarinizin-rengine-dikkat-vucudunuz-alarm-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/idrarinizin-rengine-dikkat-vucudunuz-alarm-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, yaz sıcaklarında vücudun susuz kaldığını anlamanın en pratik yolunun idrar rengine bakmak olduğunu belirtiyor. Koyu renkli idrarın ciddi sıvı eksikliğine işaret edebileceğini vurgulayan uzmanlar, yeterli su tüketiminin böbreklerden kalp sağlığına kadar birçok hayati riski azaltabileceğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği bu günlerde insan sağlığı açısından vazgeçilmez olan suyun eksikliğinin pek çok hastalıkla ilişkili böbrek ve safra kesesi taşı, eklem bozuklukları, astım atakları, hatta kolon ve mesane kanserleri gibi türlerle ilişkili iskemik kalp hastalığının seyrinin ciddileşmesi gibi pek çok problemi beraberinde getirebildiğini söyledi<br />
Edirne'de etkili olan kavurucu sıcaklar hayatı olumsuz etkiliyor. Sıcak havalarda su tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, su eksikliğinin böbrekten kalp hastalığına kadar pek çok problemi beraberinde getirdiğini belirterek uyarılarda bulundu.<br />
Yazın su tüketiminin hayati önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Üstündağ, Vücudun sıvı ihtiyacını anlama noktasında idrarın renginin önemli bir gösterge olduğunu söyledi.<br />
<br />
Yaşlılar risk altında<br />
Özellikle yaşlıların susama hissinin azalması nedeniyle büyük risk altında olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Üstündağ, 65 yaş üstü insanların 80 yaş üzerine çıkıldıkça neredeyse yarısının yeteri kadar su tüketmediğinin ortaya çıktığını ifade etti.<br />
Yaşlılıkla birlikte susama refleksinin zayıfladığını belirten Prof. Dr. Üstündağ, Bunun yanında tek başına yaşayan ya da hareket kısıtlılığı bulunan yaşlıların suya ulaşmakta da güçlük çekebilmesi nedeniyle farkında olmadan ciddi sıvı kayıpları yaşayabildiklerini söyledi.<br />
Suyun yalnızca yaz aylarında değil, yaşamın her döneminde vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Üstündağ, özellikle sıcak havalarda artan sıvı kaybının yerine konulmamasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.<br />
<br />
"Günlük idrar miktarı 2-3 litre arasında olmalı"<br />
Vatandaşların en çok merak ettiği "Günde kaç litre su içmeliyiz?" sorusunu da cevaplayan Prof. Dr. Üstündağ, herkese uygulanabilecek tek bir rakamın doğru olmadığını söyledi. Her insanın yaşının, kilosunun, yaptığı işin, bulunduğu ortamın ve mevsim şartlarının birbirinden farklı olduğuna değinen Prof. Dr. Üstündağ, "Bu noktada tek bir rakam söylemek doğru olmaz. Bizim için önemli olan böbrek sağlığını koruyacak şekilde günlük idrar miktarının yaklaşık 2 ila 3 litre arasında olmasını sağlamaktır" dedi.<br />
Vatandaşların ayda bir kez 24 saatlik idrar miktarını ölçerek sıvı tüketimlerini değerlendirebileceklerini belirten Prof. Dr. Üstündağ, "Eğer 24 saatlik idrar miktarı 2 litrenin altındaysa sıvı tüketimini artırmak gerekir. Kış aylarında 1,5 litre sıvı tüketmek yeterli olabilir. Ancak Ağustos ayında sıcak havada dışarıda çalışan bir kişi için 4 litre sıvı tüketmek bile yeterli olmayabilir. Çünkü terleme yoluyla kaybedilen sıvı miktarı çok daha fazla olur" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"İdrarın rengi önemli bir göstergedir"<br />
Sıvı ihtiyacını anlamanın en pratik yollarından birinin idrar rengini takip etmek olduğunu belirten Prof. Dr. Üstündağ, "İdrar ne kadar koyu renkliyse vücudun sıvı ihtiyacı o kadar artmış olabilir. Elbette herhangi bir hastalık ya da idrar rengini değiştiren ilaç kullanımı söz konusu değilse bu değerlendirme yapılmalıdır. Açık renkli idrar ise genellikle yeterli sıvı alımının göstergesidir" diye konuştu.<br />
<br />
"Hamilelerin sıvı ihtiyacı daha fazla"<br />
Bazı dönemlerde vücudun su ihtiyacının arttığını belirten Prof. Dr. Üstündağ, hamile kadınların günlük sıvı tüketimine ayrıca dikkat etmeleri gerektiğini söyledi. Hamile kadınların, kendi yaş grubundaki bireylere göre yaklaşık 300 ila 500 cc daha fazla sıvı tüketmeleri gerektiğine değinen Prof. Dr. Üstündağ, bu durumun hem anne sağlığı hem de bebeğin gelişimi açısından oldukça önemli olduğunu dile getirdi.<br />
<br />
"Kronik böbrek hastaları doktoruna danışmadan hareket etmemeli"<br />
Kronik böbrek hastalarının sıvı tüketiminde mutlaka doktor önerisine göre hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Üstündağ, her böbrek hastasının durumunun birbirinden farklı olduğunu ifade etti.<br />
Hiç idrar çıkarmayan ve diyalize giren hastalarda ise yalnızca fark edilmeyen sıvı kayıplarını karşılayacak kadar su tüketiminin yeterli olacağını söyleyen Prof. Dr. Üstündağ, "Bu hastalarda aşırı sıvı alımı kalp yetmezliğine kadar gidebilecek ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle kronik böbrek hastaları mutlaka hekimlerinin önerdiği miktarda sıvı tüketmelidir" dedi.<br />
Sağlıklı insanların sıvı tüketimi için genel bir öneri de paylaşan Prof. Dr. Üstündağ, "Bireyin evde ya da dışarıda olması, yaptığı iş ve hava sıcaklığına göre ihtiyaç değişmekle birlikte; aşırı terlemenin olmadığı günlerde erkekler için yaklaşık 2 ila 2,5 litre, kadınlar için ise yaklaşık 1,5 litre sıvı tüketimi uygun olabilir" ifadelerini kullandı.<br />
Günde 5 kilodan fazla su içtiğini söyleyen vatandaşlardan Nazmiye Sertduvan, "Doktor bol su iç yoksa diyalize takarız dedi böbreklerim için. Bol su içerim" dedi.<br />
Havaların çok sıcak olması sebebiyle herkes bol su içmesi tavsiyesinde bulunan vatandaşlardan Sadife Yezer, "2 buçuk litre su içiyorum. Böbreklerimiz ve sağlığımız için bol su içmeliyiz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/idrarinizin-rengine-dikkat-vucudunuz-alarm-veriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 02:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/07/idrar-rengi.jpg" type="image/jpeg" length="62365"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yutma güçlüğüyle gitti, yemek borusundan 4 santimlik kemik çıktı]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/yutma-gucluguyle-gitti-yemek-borusundan-4-santimlik-kemik-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/yutma-gucluguyle-gitti-yemek-borusundan-4-santimlik-kemik-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da yaşayan 63 yaşındaki adam iddiaya göre takma dişleri ağzında olmadan et yedi, bir süre sonra yutma güçlüğü şikayetiyle hastaneye başvuran kişinin yemek borusundan 4 santimlik kemik çıkarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Operasyonu yapan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hasan Bektaş, "Yumuşak eti yemeye kalkışmış. Dişleri takma, o an yokmuş, boğazında takılma hissedince 1 gece beklemiş. Kemiği çıkardık, 4'e 3 santimdi. Daha uzun süre kalırsa yemek borusunu delip mediastinit yapar. Çok tehlikeli, kısa sürede hastayı ölüme götürür. Şanslı, kemiğin kenarları bıçak gibi keskin değil, delmemişti" dedi.<br />
İstanbul'da yaşayan 63 yaşındaki M. S., iddiaya göre 21 Haziran günü, takma dişleri ağzında olmadığı sırada et yerken fark etmeden kemiği de yuttu. Bir süre sonra yutma güçlüğü hissedince ailesiyle Medicana Zincirlikuyu Hastanesi'ne gitti. Tıbbi görüntülemeler ve işlemlerde adamın kemik yuttuğu ve operasyon gerekliliği ortaya çıkınca aileye bilgi verildi. Sonrasında Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hasan Bektaş ve ekibi hastayı ameliyata aldı.<br />
Çıkartılan kemik herkesi şok etti<br />
23 Haziran günü gerçekleştirilen operasyonla çıkarılan kemik ise herkesi şok etti. Kemiğin uzunluğu 4, eni ise yaklaşık 3 santim olarak ölçüldü. 63 yaşındaki adam rahat bir nefes alırken tedbiren bir süre takip edilmesinin ardından taburcu edildi. Prof. Dr. Bektaş, hastasının yaşadığı süreç ve operasyona ilişkin bilgi verdi, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.<br />
<br />
"O anlık dişler yokmuş, 1 gece beklemiş"<br />
Zaman zaman bu tarz vakalarla karşılaştıklarını aktaran Prof. Dr. Hasan Bektaş, "63 yaşında erkek hasta, bir gün önce kemikleri ayıklanmış, yumuşak eti yemeye kalkışmış. Hastanın dişleri takma, o anlık dişler yokmuş, boğazında takılma hissedince 1 gece beklemiş. Ertesi gün polikliniğimize gelmiş. Hastaya endoskopi yapılmış. Yemek borusunun üst darlığından ileri geçilememiş, o bölgede yan duran bir kemik parçası. Bu işlemi, gastroenterolog İsa Sevindir arkadaşım yapıyordu, beni de çağırdı, baktım. Kemiği tutup çekmeye çalıştık, gelmedi. İtmeye çalıştık, kemik geçmedi, hastanın ailesiyle konuştuk. Hastayı ertesi gün ameliyat etmeye karar verdik. Hastayı uyuttuk, sonrasında yine endoskopla baktık, bu arada kemik kaymış olabilir diye ama baktık; aynı yerde" dedi.<br />
"Kemik 4'e 3 santimdi, ilginçtir hanımı kemiği istiyordu"<br />
Operasyona ilişkin konuşan Bektaş, "Kemiği çıkardık ve ilginçtir hanımı kemiği istiyordu. 4'e 3 santimdi. 4'üncü gün hastayı şifayla taburcu ettik. Yemek borusunun 3 tane darlığı var; üst, orta ve alt darlık. Üst darlık; en dar olan yer, kemik bu üst darlığa takılmıştı. Nefes borusuyla bir ilgisi yoktu ama yemek borusunun üst kısmında tiroid bezinin komşuluğunda ve oraya takılıp kalmıştı" şeklinde konuştu.<br />
"Şanslı, kemiğin kenarları bıçak gibi keskin değil ve delmemiş"<br />
Kemiğin uzun süre kalmasının tehlikeli durumlar oluşturabileceğine dikkat çeken Bektaş, "Daha uzun süre kalırsa kemik yemek borusunu delip mediastinit(göğüs boşluğunun merkezi bölmesi olan mediastinumun iltihaplanmasını içeren ciddi bir tıbbi durum) yapar. Çok tehlikelidir, kısa sürede hastayı ölüme götürür. Hastamız şanslı, kemiğin kenarları bıçak gibi keskin değil ve delmemişti. Et, tavuk, bütün bunları küçük küçük parçalar ve iyice kontrol ederek yemeli. Daha önce en az 4 tane yemek borusuna takılmış tavuk kemiği parçası çıkardım. Bu hastalardan birini de çok geç geldiği için mediastinitten kaybettik. Kemik parçaları, büyük balık kılçıkları, yabancı cisimler, diş köprüleri bazen de bir hastamız yine kurban bayramında et yemiş ama çiğneyemediği için yemek borusunda takılmıştı. 2 gün sonra geldi, eti çıkardık. Bu hastada da kemik takıldığını bilmiyorlar, ‘Yutma güçlüğümüz var' diye geldi. Önce film çektirdik, kemik ayna gibi ortada, kendilerine söylediğimizde eşi zaten hemen anladı. Kişilerin ağzına aldığı şeyleri iyi çiğnemesi ve mümkünse küçük küçük parçalar halinde tüketmesi, bir takılma hissi olduğunda hemen bir hekime, endoskopi ünitesi olan kurumlara başvururlarsa çok daha iyi olur" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/yutma-gucluguyle-gitti-yemek-borusundan-4-santimlik-kemik-cikti</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 02:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/07/bogazdan-4cmlik-kemik.jpg" type="image/jpeg" length="75222"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mavi tabakla yemek yemek kalorileri yüzde 30'a kadar azaltıyor]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/mavi-tabakla-yemek-yemek-kalorileri-yuzde-30a-kadar-azaltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/mavi-tabakla-yemek-yemek-kalorileri-yuzde-30a-kadar-azaltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erdem, kilo kontrolünde tabak renginin önemine dikkat çekerek, mavi renkli tabakların evrimsel algılar ve renk kontrastı sayesinde kalori alımını yüzde 30'a kadar azaltabildiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz ayının gelmesi ile birlikte kilo kontrolü sağlamak ve formda kalmak isteyen birçok kişi genellikle çok katı diyetlere, ağır kalori kısıtlamalarına ve yoğun egzersiz programlarına başvuruyor. Ancak uzmanlar, beslenme alışkanlıklarının yanı sıra sunum detaylarının da kilo yönetiminde önemli bir rol oynadığını ifade ediyor. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erdem, sadece yemek yenen tabakların rengini değiştirerek porsiyon kontrolü sağlamanın bilimsel olarak mümkün olduğunu açıkladı.<br />
<br />
"Mavi renk evrimsel olarak zehir algısı oluşturuyor"<br />
Mavi rengin iştah üzerindeki baskılayıcı etkisinin insanlık tarihine dayandığını belirten Uzman Diyetisyen Ayşegül Akkaya Erdem, "Aslında bu, bilimsel gerçekliğe dayanan bir doğruluktur. Normalde bizler kilo kontrolü sağlamak için çok katı diyetlere, kalori kısıtlamalarına ve ağır egzersizlere başvuruyoruz. Ama bilim artık tabaklarımızın rengini değiştirerek de kilo kontrolü sağlamanın mümkün olduğunu söylüyor. Bunun temelinde mavi renk yer alıyor. Çünkü insanoğlu evrimsel olarak mavi ve mor gibi koyu renkleri zehir olarak algılıyor. Doğada bu renkler genellikle zehirle bağdaştırıldığından, mavi renk otomatik olarak porsiyonlarımızı küçültmemize sebep oluyor" dedi.<br />
<br />
"Zıt kontrast göz dolgunluğu sağlıyor"<br />
Tabağa konulan yiyecekler ile tabağın kendi rengi arasındaki görsel uyumun porsiyon algısını doğrudan etkilediğini ifade eden Erdem, şöyle devam etti;<br />
"Bir de genellikle pirinç, bulgur, buğday ve et gibi bizlerde yüksek kalorili olan besinlerin renkleri mavi renkle zıt bir kontrast oluşturduğu için porsiyonlar tabaklarda daha büyük görünüyor ve böylece göz dolgunluğu sağlanıyor."<br />
<br />
"Fast food renklerinin aksine kaloriyi yüzde 30 azaltıyor"<br />
Gıda sektöründe iştah açıcı renklerin stratejik olarak kullanıldığını hatırlatan ve mavi tabağın herhangi bir sağlık riski taşımayan, herkes tarafından uygulanabilir güvenli bir yöntem olduğunu vurgulayan Erdem, "İştahımızı artıran ve doğal olarak bizleri yemek yemeye tetikleyen bazı renkler de var; kırmızı, sarı ve turuncu renkler de bu renkler arasındadır. Zaten dikkat ederseniz, fast food zincirlerinde de bu renklerin sıklıkla kullanıldığını görebilirsiniz. Aslında bu çok güvenli bir yöntemdir ve herhangi bir sıkıntısı yoktur. Doğru kullanımlarda kalorileri yüzde 30'a kadar azalttığı yine bilimsel kayıtlara geçmiş olduğundan, herkes gönül rahatlığıyla kullanabilir. Bir kalp hastası da bir çocuk da mavi tabaktan yemek yiyebilir. Bu, son derece güvenli ve sağlıklı bir kilo kontrol yöntemidir. Bizim de ilgimizi çekti ve danışanlarımıza önermeye başladık. Belki de plasebo etkisi dediğimiz psikolojik bir etkidir ama danışanlarım son derece memnun olduklarını söylüyorlar ve artık raflarında mavi tabaklara yer verdiler" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Her yaş grubu için güvenli yöntem<br />
Uzman Diyetisyen Ayşegül Akkaya Erdem, mavi tabak uygulamasının herhangi bir yan etkisi veya riski bulunmadığı için çocuklardan kronik hastalığı olan bireylere kadar herkes tarafından rahatlıkla uygulanabileceğini belirtti.<br />
Danışanlardan Mavi Tabak Uygulamasına Yoğun İlgi<br />
Yöntemi kendi klinik çalışmalarında da uygulamaya başladıklarını ifade eden Erdem, danışanlarının bu pratik ve psikolojik yaklaşımdan oldukça memnun kaldıklarını ve mutfak raflarında mavi renkli tabaklara ağırlık vermeye başladıklarını sözlerine ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/mavi-tabakla-yemek-yemek-kalorileri-yuzde-30a-kadar-azaltiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 02:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/07/mavi-tabak.jpg" type="image/jpeg" length="14713"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa’da 8 ameliyat geçirdi, Türkiye’de sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/avrupada-8-ameliyat-gecirdi-turkiyede-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/avrupada-8-ameliyat-gecirdi-turkiyede-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa'da yaşayan 49 yaşındaki Orhan Polat, yıllar önce geçirdiği iş kazasının ardından idrar yollarındaki sorunlar nedeniyle Avrupa'da sekiz kez ameliyat oldu, ancak enfeksiyonlardan kurtulamadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mesane tümörü geliştiğinde Avrupa'da tedavi sürecinin geciktiğini söyleyen Polat, kendisine torbalı yaşam önerildiğini belirtti. Türkiye'de ise robotik cerrahiyle mesanesi alınarak bağırsaktan yapay mesane oluşturuldu. Prof. Dr. Abdulmuttalip Şimşek, genç hastalarda uygun şartlar oluştuğunda yapay mesanenin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığını söyledi.<br />
Fransa'da yaşayan 49 yaşındaki Orhan Polat'ın sağlık mücadelesi yıllar önce geçirdiği iş kazasıyla başladı. Kazada idrar yolları zarar gören Polat, 2000 yılından bu yana Avrupa'da ve Türkiye'de birçok tedavi gördü. Yaklaşık 10 yıl içinde Avrupa'da aynı nedenle sekiz kez ameliyat geçiren Polat, buna rağmen sürekli enfeksiyon yaşadığını anlattı. 2017 yılından itibaren sık idrara çıkma şikâyetlerinin artmasıyla hem iş hem de sosyal yaşamının olumsuz etkilendiğini belirten Polat, daha sonra mesane tümörü tanısı aldı.<br />
Mesane tümörü nedeniyle Fransa'da tedavi sürecinin uzadığını ifade eden Polat, Türkiye'ye gelerek Bahçelievler Memorial Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Abdulmuttalip Şimşek'e başvurdu. Yapılan değerlendirmelerde mesanedeki tümörün kas tabakasına yayıldığı belirlendi. Robotik cerrahiyle mesanesi tamamen alınan hastaya, ince bağırsaktan oluşturulan yapay mesane nakledildi.<br />
<br />
"Avrupa'da sekiz kez ameliyat oldum, enfeksiyonlardan kurtulamadım"<br />
Yaşadığı süreci anlatan Orhan Polat, yıllarca Avrupa'da tedavi gördüğünü belirterek, "Geçirdiğim iş kazasında idrar yollarım ciddi şekilde zarar gördü. O süreçten sonra tam sekiz kez ameliyat oldum. Buna rağmen sürekli enfeksiyon geçiriyordum. Yaklaşık 10 yıl boyunca aynı sorun nedeniyle defalarca ameliyat oldum. Prof. Dr. Abdulmuttalip Şimşek'in yaptığı ameliyattan sonra ise uzun süre hiçbir enfeksiyon yaşamadım ve hiçbir rahatsızlık hissetmedim" dedi.<br />
<br />
"Mesane tümörü ameliyatı gecikti"<br />
Mesane tümörü tanısı aldıktan sonra yaşadığı süreci de anlatan Polat, "İlk belirtiler sık idrara çıkma ve idrarda kanamaydı. Hocam bana vakit kaybetmeden ameliyat olmam gerektiğini söyledi. Ancak Fransa'da halletmem gereken işlerim olduğu için geri döndüm. Marsilya'da başvurduğum devlet hastanesinde tedavi süreci uzadı ve ameliyat gecikti. Bana göre ameliyat bu kadar gecikmeseydi hastalık bu kadar ilerlemeyecekti" diye konuştu.<br />
<br />
"Torbalı yaşam yerine yapay mesane yapıldı"<br />
Fransa'da kendisine torba dışında bir seçenek sunulmadığını belirten Polat, Türkiye'de uygulanan tedavinin hayatını kolaylaştırdığını söyledi. Polat, "Yaklaşık 8-9 saat süren robotik bir ameliyat geçirdim. Bana yapay mesane yapıldı. Doğal mesane ile yapay mesane arasında bazı farklar var. Yaklaşık 3-4 saatte bir mutlaka tuvalete gitmem gerekiyor ve idrarı uzun süre tutmamam gerekiyor. Ama buna rağmen normal hayatıma devam edebilecek olmak benim için çok değerli" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"2017'den sonra hayatım tamamen değişti"<br />
Sık idrara çıkma şikâyetlerinin zamanla yaşamını zorlaştırdığını dile getiren Polat, "2017'den itibaren sık idrara çıkma şikâyetlerim başladı. Bu durum hem iş hayatımı hem de sosyal yaşamımı ciddi şekilde etkiledi. İdrar yolu problemleri dışarıdan basit gibi görünebilir ama yaşayan bilir. Sürekli tuvalet ihtiyacı hissetmek yaşam kalitesini gerçekten çok düşürüyor. Şu anda kendimi çok iyi hissediyorum. Henüz ameliyatın ikinci günündeyim ama yürüyebiliyor ve temel ihtiyaçlarımı kendim karşılayabiliyorum" dedi.<br />
<br />
"49 yaşındaki hastaya torba yerine yapay mesane oluşturduk"<br />
Hastanın durumunu değerlendiren Prof. Dr. Abdulmuttalip Şimşek ise, "Hastamız Fransa'dan bize başvurdu. İdrar kesesindeki tümör kas tabakasına yayılmıştı. Bu durumda mesanenin tamamen alınması gerekiyordu. Fransa'da kendisine torba dışında bir seçenek olmadığı söylenmiş. Biz ise robotik cerrahiyle mesanenin tamamını çıkardık ve yaklaşık 45-50 santimetrelik bağırsak dokusundan yapay mesane oluşturduk. Tüm işlemi büyük bir kesi yapmadan robotik cerrahiyle gerçekleştirdik" dedi.<br />
<br />
"Yapay mesane genç hastalarda yaşam kalitesini artırıyor"<br />
Yapay mesanenin uygun hastalarda önemli avantajlar sağladığını belirten Prof. Dr. Şimşek, "Torbalı hastalarda idrar dışarıdaki bir torbaya toplandığı için özellikle genç hastalarda estetik ve sosyal yaşam açısından zorluklar yaşanabiliyor. Yapay mesanede ise dışarıdan ameliyat olduğu anlaşılmıyor. Robotik cerrahinin sağladığı hassasiyet sayesinde kanama daha az oluyor, sinirler daha iyi korunuyor ve hastalar günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönebiliyor. Özellikle genç hastalarda idrar tutma ve cinsel fonksiyonların korunması bizim için büyük önem taşıyor" diye konuştu.<br />
<br />
"İdrarda ağrısız kanama en önemli uyarı işareti"<br />
İdrar kesesi kanserinde erken tanının kritik önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Şimşek, "İdrar kesesi kanserinin en önemli belirtisi ağrısız ve pıhtılı idrar kanamasıdır. Hastalar bunu bazen idrar yolu enfeksiyonu ya da taş düşürmeyle karıştırabiliyor. Böyle bir durumda mutlaka üroloji uzmanına başvurulmalı ve gerekli incelemeler yapılmalıdır. Erken tanı konulursa birçok hastada mesaneyi almaya gerek kalmadan kapalı yöntemlerle tedavi mümkün olabiliyor" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/avrupada-8-ameliyat-gecirdi-turkiyede-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 02:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/07/8-ameliyat.jpg" type="image/jpeg" length="32420"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sarı serum faciasında mahkemeden karar çıktı: Doktor beraat etti]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/sari-serum-faciasinda-mahkemeden-karar-cikti-doktor-beraat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/sari-serum-faciasinda-mahkemeden-karar-cikti-doktor-beraat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Afyonkarahisar'da özel bir poliklinikte sarı serum verilmesinin ardından fenalaşan ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden şahsın davasında sanık doktor beraat etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Olay, 2025 yılının Ocak ayında meydana geldi. Umre hazırlığı yaparken rahatsızlanan Mehmet Gündoğan'a (38), boğaz enfeksiyonu şikayetiyle başvurduğu özel klinikte 'sarı serum' verildi. Fenalaşan Gündoğan, sevk edildiği hastanede hayatını kaybetti. Olayın ardından Gündoğan'ın ailesinin şikayeti üzerine 7. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldı. Görülen davanın son duruşmasında karar çıktı. Duruşmada Cumhuriyet Savcısı, sanık Dr. S.E.'nin üzerine atılı suçtan Adli Tıp Kurulu (ATK) raporu doğrultusunda beraatı yönünde mütalaa verdi. Mahkeme mevcut deliller ve ifadelere göre yargılamayı tamamlayarak, sanık Dr. S.E.'nin beraatına karar verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/sari-serum-faciasinda-mahkemeden-karar-cikti-doktor-beraat-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 01:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/07/sari-serum.jpg" type="image/jpeg" length="18673"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kas geliştirmek için kullanılan steroidler ölümcül sonuçlara yol açıyor]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/kas-gelistirmek-icin-kullanilan-steroidler-olumcul-sonuclara-yol-aciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/kas-gelistirmek-icin-kullanilan-steroidler-olumcul-sonuclara-yol-aciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bolu'da kuvvet ve kondisyon antrenörü Yusuf Cebeci, vücut geliştirmede kısa sürede kas yapmak için bilinçsizce kullanılan steroidlerin kalp krizinden ölüme kadar birçok ciddi sağlık sorununa yol açtığı uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Cebeci, "İnsan vücudundaki kasları bir Ferrari olarak düşünürsek steroid de bu aracın yakıtı gibi oluyor. Araç çok hızlı gidiyor ancak tendonlar aynı gelişimi gösteremediği için bisiklet freni gibi yetersiz kalıyor" dedi.<br />
<strong>Bolu</strong>'da kuvvet ve kondisyon antrenörü Yusuf Cebeci, vücut geliştirme sporunda kısa sürede kas kütlesini ve fiziksel gücü artırmak amacıyla bilinçsizce kullanılan anabolik-androjenik steroidlerin tendon yırtılmalarından hormonal bozukluklara, kalp rahatsızlıklarından ölüme kadar ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Cebeci, özellikle spor salonlarında uzman kontrolü dışında kullanılan steroidlerin gençlerin hayatını tehdit ettiğini söyledi.<br />
<br />
"Kaslar güçlenirken, tendon yapısı zayıf kalıyor"<br />
Steroid kullanımının mutlaka uzman hekim kontrolünde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Cebeci, "Uzman bir doktor, basit bir hastalık için bile ilaç yazarken kişiyi tanıyor ve gerekli tetkiklerin sonuçlarına göre hareket ediyor. Ancak spor salonlarında bazı bilinçsiz antrenörler, insanları kısa sürede geliştirerek hızlı bir kuvvet adaptasyonuyla iyi bir fiziğe ulaştırmayı amaçlıyor. Burada herhangi bir uzmanlık söz konusu olmadığı için ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor. İnsan vücudundaki kasları bir Ferrari olarak düşünürsek steroid de bu aracın yakıtı gibi oluyor. Araç çok hızlı gidiyor ancak tendonlar aynı gelişimi gösteremediği için bisiklet freni gibi yetersiz kalıyor. Dışarıdan bakıldığında kaslı, hacimli ve çok güçlü görünen kişilerde tendon yapısının zayıf kalması nedeniyle ani sakatlıklar meydana gelebiliyor. Özellikle biseps yırtılmalarını çok sık görebiliyoruz" dedi.<br />
<br />
"Bilinçsiz doz kullanımı kalp krizine neden olabilir"<br />
Steroidlerin bazı hastalıkların tedavisinde doktor kontrolünde kullanılabildiğini ancak sağlıklı bireylerde kontrolsüz kullanımın hayati risk oluşturduğunu dile getiren Cebeci, "Baş ağrısı için kullanılan bir ağrı kesicinin bile miligramı önemliyken bazı antrenörler, kişiyi kısa sürede çok kaslı hâle getirmek amacıyla steroid dozlarını bilinçsizce belirliyor. Steroidler, normal şartlarda bazı hastalıkların tedavisinde kullanılabiliyor. Ancak sağlıklı bir bireye steroid verildiğinde ve dozaj doğru şekilde ayarlanmadığında bu kullanım ölümle sonuçlanabiliyor. İlk belirtiler arasında kalp çarpıntısı yer alıyor. Son dönemlerde spor salonlarında insanların bir anda yere yığıldığını ve ardından kalp krizi geçirdiğinin öğrenildiğini görüyoruz. Steroid maddeleri kalp kasını çok fazla yoruyor, kalpte tahribata neden oluyor ve ölüm riskini artırıyor. Vücuda gereğinden fazla alınan her maddenin dozu ölümcül sonuçlara yol açabilir" diye konuştu.<br />
<br />
"Sosyal medyadaki görüntüler gençleri steroid kullanımına yönlendiriyor"<br />
Sosyal medyada paylaşılan kaslı vücut görüntülerinin özellikle gençlerde hızlı fiziksel gelişim isteğine neden olduğunu belirten Cebeci, "Spor salonlarının soyunma odalarında bilinçsiz steroid kullanımıyla karşılaşılabiliyor. Özellikle gençler, sosyal medya platformlarında beğendikleri fiziklere sahip kişilere bunu nasıl başardıklarını soruyor. Bazı kişiler de kullandıkları steroid maddelerini söylüyor. Bunun ardından yasaklı maddelerin el altından temin edilmesi ve kontrolsüz şekilde kullanılması ölümle sonuçlanabiliyor. İnsanların gittikleri spor salonundaki antrenörün yalnızca kollarına veya vücuduna bakmaması gerekiyor. Antrenörün hangi eğitimleri aldığı ve mesleki yeterliliğinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı. Bir sonuç ne kadar hızlı ve kolay elde ediliyorsa bunun sağlık üzerindeki olumsuz etkileri de o kadar fazla olabilir" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Steroidler hormon dengesini bozuyor"<br />
Steroid kullanımının kadın ve erkeklerde hormonal değişikliklere yol açabileceğini ifade eden Cebeci, "Steroidler hormonal dengeyi bozuyor. Erkeklerde östrojen hormonunun artmasına bağlı olarak kadınsal özellikler, kadınlarda ise testosteron etkisiyle erkeksel özellikler ortaya çıkabiliyor. Burada östrojen ve testosteron hormonları arasındaki dengesizlikten söz edebiliriz. Steroid maddeleri, vücuttaki hormon dengesini bozarak kısa sürede önemli bir fiziksel gelişim sağlıyor. Ancak bu gelişimin fizyolojik etkilerine bakıldığında vücudun çok kısa zamanda tahribata uğradığı görülüyor. Bilinçsiz doz kullanımı nedeniyle vücut daha erken yaşta yoruluyor, daha hızlı yaşlanıyor ve özellikle kalp ciddi şekilde etkileniyor. Steroidlerin bilinçsiz kullanımına bağlı ölümlerde en sık karşılaşılan nedenlerden biri kalp krizidir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/kas-gelistirmek-icin-kullanilan-steroidler-olumcul-sonuclara-yol-aciyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/07/kas-gelistirici.JPG" type="image/jpeg" length="49828"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama iğneleri tek başına çözüm değil, doğru tedavinin bir parçasıdır]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/zayiflama-igneleri-tek-basina-cozum-degil-dogru-tedavinin-bir-parcasidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/zayiflama-igneleri-tek-basina-cozum-degil-dogru-tedavinin-bir-parcasidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, son yıllarda obezite tedavisinde yaygınlaşan ve kamuoyunda "zayıflama iğnesi" olarak bilinen GLP-1 ve GIP temelli ilaçlarla ilgili önemli bilgilendirmelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalkan, bu ilaçların estetik amaçlı değil, kronik bir hastalık olan obezitenin tedavisi için geliştirildiğini vurgulayarak, yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklenmeyen ilaç kullanımının kalıcı başarı sağlamadığını belirtti.<br />
Son yıllarda obezite tedavisinde önemli bir dönüşüm yaşanırken, kamuoyunda "zayıflama iğnesi" olarak bilinen ilaçlar da en çok konuşulan sağlık başlıklarından biri haline geldi. Ancak bu yoğun ilgi, beraberinde bilgi kirliliğini ve gerçekçi olmayan beklentileri de getiriyor.<br />
Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nden Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, zayıflama iğneleriyle ilgili merak edilenleri güncel bilimsel veriler ışığında değerlendirdi.<br />
<br />
Zayıflama iğneleri tokluk hormonlarını taklit ederek etki gösteriyor<br />
Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, kamuoyunda zayıflama iğnesi olarak bilinen ilaçların büyük bölümünün inkretin bazlı ilaçlar olduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı:<br />
"Semaglutid ve tirzepatid etken maddeli ilaçlar, bağırsaklardan yemek sonrasında salgılanan GLP-1 ve GIP isimli doğal tokluk hormonlarını taklit eder. Günümüzde bağırsak, yalnızca bir sindirim organı değil, vücudun enerji dengesini düzenleyen önemli bir endokrin organ olarak değerlendirilmektedir. Bu ilaçlar pankreastan kan şekerine bağlı olarak insülin salınımını artırırken mide boşalmasını geciktirir ve beyindeki iştah merkezlerini etkileyerek tokluk hissini uzatır. Böylece günlük enerji alımı azalır."<br />
<br />
Herkes kullanamaz, estetik amaçlı geliştirilmedi<br />
Bu ilaçların birkaç kilo vermek isteyen herkes için uygun olmadığının altını çizen Kalkan, "Söz konusu ilaçlar estetik amaçla birkaç kilogram vermek için değil, tip 2 diyabet ve obezite gibi kronik hastalıkların tıbbi tedavisi için geliştirilmiştir" dedi.<br />
Uluslararası kılavuzlara göre ilaçların; yaşam tarzı değişikliğinden yeterli fayda göremeyen, beden kütle indeksi (BKİ) 30 kg/m ve üzerinde olan veya BKİ'si 27 kg/m'nin üzerinde olup hipertansiyon, dislipidemi, uyku apnesi ya da kardiyovasküler hastalık gibi obeziteye eşlik eden en az bir hastalığı bulunan erişkinlerde kullanılmasının önerildiğini belirten Kalkan, tedavinin mutlaka hekim kontrolünde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.<br />
<br />
En sık görülen yan etkiler sindirim sistemiyle ilişkili<br />
Zayıflama iğnelerinin her ilaçta olduğu gibi yan etkileri bulunduğunu söyleyen Kalkan, özellikle tedavinin ilk haftalarında bulantı, kusma, ishal ve kabızlık gibi sindirim sistemi şikâyetlerinin görülebildiğini belirtti. Kalkan, "Yan etkiler çoğunlukla ilk 4-8 haftada ve doz artırımı dönemlerinde ortaya çıkar. Vücut ilaca uyum sağladıkça genellikle azalır" diye konuştu.<br />
Belirli tiroid kanseri öyküsü, ciddi pankreatit, tip 1 diyabet, gebelik ve emzirme gibi bazı durumlarda ilaçların kullanılmaması ya da çok yakın takip gerektirdiğini vurgulayan Kalkan, uygunluğun mutlaka hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.<br />
<br />
Doğru beslenme yan etkilerin hafiflemesine yardımcı oluyor<br />
Beslenme düzeninin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Kalkan, küçük porsiyonlarla beslenmenin, yavaş yemek yemenin, özellikle doz artırım zamanlarında yağlı ve kızartılmış besinlerden kaçınmanın bulantıyı azaltabileceğini ifade etti.<br />
Kabızlık yaşayan bireylerde sıvı tüketiminin artırılması ve lif alımının kademeli yükseltilmesinin; ishal durumunda ise yağlı ve çok baharatlı besinlerin sınırlandırılmasının faydalı olabileceğini belirten Kalkan, gün içine yayılan yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çekti.<br />
Tartıdaki rakam değil, kaybedilen ağırlığın içeriği önemli<br />
Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, ilaçlarla verilen kilonun yalnızca yağ dokusundan oluşmadığını belirterek "Başarılı bir kilo kaybında önemli olan sadece tartıdaki düşüş değildir. Asıl önemli olan kaybedilen ağırlığın ne kadarının yağdan, ne kadarının kas dokusundan geldiğidir" dedi.<br />
İştah azalmasıyla birlikte protein alımının da düştüğünü belirten Kalkan, bunun kas kaybını artırabileceğini söyleyerek "Semaglutid ile yapılan STEP 1 çalışmasının vücut kompozisyonu analizinde kaybedilen ağırlığın yaklaşık yüzde 35-40'ının yağsız dokudan, yani kas dahil dokulardan geldiği gösterildi. Kas dokusunun kaybı bazal metabolizma hızını düşürebilir ve ilerleyen dönemde ağırlık geri kazanımını kolaylaştırabilir" ifadelerine yer verdi.<br />
<br />
İlaç bırakıldığında kilo geri alımı görülebiliyor<br />
Kalkan, bilimsel çalışmaların ilaç bırakıldıktan sonra kilo geri alımının sık görüldüğünü ortaya koyduğunu belirterek "STEP 4 ve SURMOUNT-4 çalışmalarında ilaca devam eden bireylerin ağırlık kaybının devam ettiği, tedaviyi bırakan gruplarda ise belirgin kilo geri alımı yaşandığı görüldü. Bu geri alım, irade eksikliğinin değil, biyolojik bir sürecin beklenen sonucudur; kişiler ilacı bıraktığında hem daha fazla açlık hisseder hem de daha az enerji harcar. Bu tablo, obezitenin kronik ve tekrarlayan bir hastalık olduğunu bir kez daha ortaya koyar" dedi.<br />
Kas kaybı uzun vadede önemli risk oluşturuyor<br />
Tekrarlayan kilo verme ve geri alma döngülerinin zamanla vücut kompozisyonunu olumsuz etkileyebileceğini belirten Kalkan, özellikle ileri yaşlarda sarkopenik obezite riskine dikkat çekti.<br />
Asıl kritik noktanın uzun vadede ortaya çıktığına dikkat çeken Kalkan, "İlaç bırakıldığında geri alınan ağırlık daha çok yağ dokusundan oluşur; kaybedilen kas ise aynı kolaylıkla geri kazanılmaz. Bu nedenle tekrarlayan verme-geri alma döngüleri zamanla vücuttaki yağ oranının artmasına ve kas oranının gerilemesine yol açabilir" uyarısında bulundu.<br />
Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, şunları söyledi:<br />
"Özellikle ileri yaşta ve sık tekrarlayan döngülerde bu durum; kas kütlesi ve gücünün azaldığı, buna rağmen yağ oranının yüksek olduğu ‘Sarkopenik obezite' tablosuna zemin hazırlayabilir. Obezitesi olan kadınlarda yapılan bir çalışmada, ağırlık kaybı sırasında kaybedilen her 1 kg yağa karşılık 0,26 kg yağsız doku kaybedilirken, sonraki dönemde geri alınan her 1 kg yağa karşılık yalnızca 0,12 kg yağsız doku geri kazanılmıştır.<br />
Kısacası kas dokusu kaybedilirken kolay, yeniden kazanılırken zordur; bu da kas kütlesini en baştan korumayı çok daha önemli kılar. Bu nedenle süreç, en başından itibaren diyetisyen tarafından bireye özgü bir tıbbi beslenme tedavisiyle planlanmalı; hekim ve diyetisyenin birlikte yürüttüğü bir ekip yaklaşımıyla düzenli olarak takip edilmelidir. Ayrıca tedaviye bir fizyoterapist eşliğinde direnç antrenmanının eklenmesi, kas kütlesinin korunmasına önemli katkı sağlar."<br />
<br />
Protein alımı ve direnç egzersizi tedavinin vazgeçilmezleri arasında<br />
Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, GLP-1 tedavisi alan bireylerde yeterli protein alımı ve düzenli direnç egzersizinin kas kaybını önlemek açısından kritik olduğunu belirterek "İştah azalması nedeniyle yalnızca enerji değil; karbonhidrat, protein, vitamin ve mineral alımları da düşebiliyor. Bu nedenle beslenme planı mutlaka kişiye özel hazırlanmalı, gerektiğinde B12 vitamini, demir, çinko, D vitamini, kalsiyum ve magnezyum gibi mikro besin ögeleri açısından düzenli takip yapılmalıdır" dedi.<br />
<br />
"İlaçlar yaşam tarzı değişikliğinin yerine geçmez"<br />
Tedavi sürecinde yapılan en büyük hatalardan birinin aşırı düşük enerji alımı olduğunu belirten Kalkan, öğün atlamanın kas kaybını artırabileceğini ifade etti. Kalkan, "İştah kontrolünün kişiler tarafından sağlanabilir hale gelmesi, sağlıklı beslenme alışkanlıklarını kalıcı hale getirmek için önemli bir fırsattır. İlaç bırakıldığında görülen ağırlık geri alımını sınırlamanın en etkili yolu da bu dönemde kazanılan yaşam tarzı değişiklikleridir. Nitekim STEP 3 çalışmasında semaglutid, diyetisyen eşliğinde yürütülen yoğun bir yaşam tarzı desteğiyle birlikte yaklaşık yüzde 16 ağırlık kaybı sağlarken, yalnızca yaşam tarzı desteği alan grupta bu oran yüzde 5,7'de kalmıştır. Bu nedenle ilaçların kullanıldığı dönemde yetersiz beslenmek yerine sürdürülebilir ve dengeli bir beslenme düzeni oluşturulmalıdır" ifadelerini kullandı.<br />
Türkiye'de obezite oranı artıyor<br />
Kalkan, TÜİK'in 2025 Türkiye Sağlık Araştırması verilerine göre 15 yaş ve üzerindeki bireylerde obezite sıklığının yüzde 21,8'e yükseldiğini, kadınlarda bu oranın yüzde 24,8, erkeklerde ise yüzde 18,7 olarak bildirildiğini hatırlattı.<br />
<br />
Zayıflama iğneleri bir kısayol değil<br />
Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, sözlerini şu değerlendirmeyle tamamladı:<br />
"Bu ilaçları ne tamamen reddetmek ne de çözüm olarak görmek doğru yaklaşımdır. Modern tıp, obezite tedavisinde oldukça etkili ilaç seçenekleri sunuyor. Ancak bu tedaviler beslenme düzeni, fiziksel aktivite ve davranış değişikliğiyle birlikte uygulandığında anlamlı ve sürdürülebilir sonuç verir. Zayıflama iğneleri tek başına bir çözüm değil, doğru planlanmış multidisipliner tedavinin önemli bir parçasıdır."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/zayiflama-igneleri-tek-basina-cozum-degil-dogru-tedavinin-bir-parcasidir</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 14:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/07/zayiflama-igneleri.JPG" type="image/jpeg" length="33921"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cinsel isteksizlik ve yorgunluk vücudun uyarı sinyali olabilir]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/cinsel-isteksizlik-ve-yorgunluk-vucudun-uyari-sinyali-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/cinsel-isteksizlik-ve-yorgunluk-vucudun-uyari-sinyali-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, sürekli yorgunluk, kas gücünde azalma, karın çevresinde yağlanma, uyku sorunları ve konsantrasyon güçlüğünün düşük testosteronun işareti olabileceğini belirterek, "Testosteron düşüklüğü yalnızca cinsel sağlığı değil, kişinin genel sağlık durumunu da etkileyebilir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir araştırma, testosteron seviyesi çok düşük olan erkeklerde ilerleyen yıllarda kansere yakalanma ve kanser nedeniyle yaşamını yitirme riskinin daha yüksek olabileceğini ortaya koydu. Ancak araştırmada düşük testosteron ile prostat kanseri riski arasında doğrudan bir ilişki tespit edilmedi.<br />
Yaklaşık 24 bin 500 erkeğin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, 11 ayrı araştırmadan elde edilen bulgular bir araya getirildi. Katılımcıların başlangıçtaki hormon düzeyleri ile en az 5 yıl süren takip döneminde kanser tanısı alma ve kanser nedeniyle yaşamını kaybetme durumları incelendi. Değerlendirmelerde yaş, yaşam tarzı ve benzeri etkenler de dikkate alındı.<br />
Araştırma sonuçlarını değerlendiren Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, düşük testosteron düzeyinin yalnızca cinsel isteksizlik ve enerji kaybıyla sınırlı bir sorun olmadığını, genel sağlık durumundaki bozulmanın da göstergesi olabileceğini söyledi.<br />
Salabaş, "Bu araştırma, testosteronu düşük olan her erkeğin kansere yakalanacağı anlamına gelmiyor. Çalışmada bir ilişki ortaya konuluyor ancak düşük testosteronun doğrudan kansere neden olduğu kanıtlanmış değil. Düşük hormon düzeyi; obezite, diyabet, hareketsizlik, kronik hastalıklar, uyku bozuklukları ve genel sağlık durumundaki bozulmayla birlikte görülebilir. Bu nedenle testosteron düşüklüğünü vücudun verdiği bir uyarı olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Sadece cinsel sağlığı etkilemiyor<br />
Testosteron hormonunun erkek üreme ve cinsel sağlığının yanı sıra kas kütlesi, kemik yoğunluğu, yağ dağılımı, enerji seviyesi ve metabolizma üzerinde de etkili olduğunu anlatan Salabaş, şöyle devam etti:<br />
"Testosteron düzeyindeki belirgin düşüş yalnızca cinsel isteksizlik veya sertleşme problemiyle kendini göstermeyebilir. Sürekli yorgunluk, isteksizlik, kas gücünde azalma, karın çevresinde yağlanma, uyku sorunları, konsantrasyon güçlüğü ve duygu durum değişiklikleri de görülebilir. Bu belirtiler farklı hastalıklarda da ortaya çıkabileceği için yalnızca şikâyetlere bakılarak tanı konulmamalıdır."<br />
<br />
Prostat kanseriyle doğrudan bağlantı tespit edilmedi<br />
Araştırmada düşük testosteronun prostat kanseri riskini doğrudan artırdığına ilişkin bir bulguya ulaşılamadığını belirten Salabaş, testosteron ile prostat kanseri arasındaki ilişkinin uzun yıllardır tartışıldığını söyledi.<br />
Salabaş, "Araştırmada çok düşük testosteron düzeyleri genel kanser riski ve kanser kaynaklı ölümlerle ilişkili bulunurken prostat kanseri açısından aynı ilişki gösterilemedi. Bu sonuç, prostat kanserinin yalnızca testosteron düzeyi üzerinden açıklanamayacak kadar karmaşık bir hastalık olduğunu ortaya koyuyor" diye konuştu.<br />
<br />
Tek bir kan testi yeterli değil<br />
Testosteron eksikliği tanısının tek bir ölçüm sonucuna göre konulmaması gerektiğini vurgulayan Salabaş, hormon düzeylerinin gün içerisinde değişebildiğine dikkati çekti.<br />
Salabaş, "Testosteron ölçümünün tercihen sabah saatlerinde yapılması gerekir. İlk sonuç düşük çıkarsa ölçüm farklı bir günde tekrarlanmalıdır. Hastanın yaşı, kilosu, kullandığı ilaçlar, kronik hastalıkları ve mevcut belirtileri birlikte değerlendirilmelidir. Yalnızca laboratuvar sonucuna bakılarak tedaviye başlanması doğru değildir" dedi.<br />
Düşük testosteron belirtilerinin uzun süre devam etmesi durumunda üroloji uzmanına başvurulması gerektiğini belirten Salabaş, özellikle cinsel isteksizlik, sertleşme sorunu, açıklanamayan yorgunluk, kas kaybı ve güçsüzlük gibi yakınmaların göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/cinsel-isteksizlik-ve-yorgunluk-vucudun-uyari-sinyali-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/07/cinsel-isteksizlik.JPG" type="image/jpeg" length="91809"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp krizi belirtilerini ciddiye alın]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/kalp-krizi-belirtilerini-ciddiye-alin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/kalp-krizi-belirtilerini-ciddiye-alin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de ölümlerin yaklaşık yüzde 36'sını oluşturan dolaşım sistemi hastalıklarına dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nuri Cömert, kalp krizinin risk faktörleri, belirtileri ve kriz anında yapılması gerekenlerle ilgili uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşamın getirdiği stres, hareketsiz yaşam ve yanlış beslenme alışkanlıklarının kalp ve damar hastalıklarının görülme sıklığını artırdığını belirten Memorial Antalya Hastanesi kardiyoloji bölümünden Dr. Nuri Cömert, kalp krizinin erken fark edilmesi ve gerekli önlemlerin alınmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.<br />
Kalp hastalıklarının her yaşta görülebileceğini belirten Cömert, erkeklerde 45 yaşından sonra, kadınlarda ise menopoz dönemiyle birlikte riskin belirgin şekilde arttığını kaydetti. Hareketsiz yaşam, kronik stres, sigara kullanımı, yüksek kolesterol, hipertansiyon, diyabet ve genetik yatkınlığın önemli risk faktörleri arasında yer aldığını aktardı.<br />
Düzenli sağlık kontrollerinin önemine değinen Cömert, kolesterol, kan şekeri ve tansiyon değerlerinin bilinmesi gerektiğini belirterek, temel kan testleri ve kardiyoloji muayenesi sonrasında kişiye özel risk değerlendirmesi yapılabildiğini ifade etti.<br />
Yaz aylarında etkili olan sıcak hava dalgalarının da kalp ve damar sistemi üzerinde ek yük oluşturduğunu belirten Cömert, yüksek sıcaklıkların kalp atış hızını artırabildiğini, vücudun sıvı kaybına bağlı olarak kalp krizi riskinin yükselebildiğini söyledi. Özellikle yaşlılar ile hipertansiyon ve kalp hastalığı bulunan kişilerin sıcak havalarda daha dikkatli olması gerektiğini kaydetti.<br />
Kalp krizinin genellikle göğüs ortasında baskı, sıkışma veya yanma hissiyle başladığını belirten Cömert, ağrının sol kola, sırta, boyuna veya omuza yayılabileceğini ifade etti. Ani nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, kusma, baygınlık hissi ve bazı hastalarda sindirim sistemi şikayetlerinin de kalp krizinin belirtileri arasında yer alabildiğini dile getirdi.<br />
Kalp krizi şüphesi durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'nin aranması gerektiğini belirten Cömert, hastanın oturur veya yarı yatar pozisyona getirilmesi, sıkı kıyafetlerinin gevşetilmesi ve yalnız bırakılmaması gerektiğini ifade etti. Kalp ve solunum durması gelişmesi halinde ise temel yaşam desteği ile otomatik harici defibrilatör (AED) kullanımının önem taşıdığını söyledi.<br />
Cömert, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, sigaradan uzak durma ve stresin kontrol altına alınmasının kalp krizi riskinin azaltılmasında etkili olduğunu sözlerine ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/kalp-krizi-belirtilerini-ciddiye-alin</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2025/04/kalp-krizinden-korunmanin-yollari.JPG" type="image/jpeg" length="78448"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Öğrencisi profesör oldu, 29 yıl sonra öğretmenini ameliyat ederek sağlığına kavuşturdu]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/ogrencisi-profesor-oldu-29-yil-sonra-ogretmenini-ameliyat-ederek-sagligina-kavusturdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/ogrencisi-profesor-oldu-29-yil-sonra-ogretmenini-ameliyat-ederek-sagligina-kavusturdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahramanmaraş'ta emekli öğretmen Halide Akben, 29 yıl önce öğrencisi olan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Kirişçi'nin gerçekleştirdiği başarılı operasyonla sağlığına kavuştu. Duygusal anlar yaşayan Akben, "Öğretmenlerin tek serveti yetiştirdiğimiz öğrencileri buralarda görmektir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karın bölgesindeki şiddetli ağrı şikayeti nedeniyle Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne başvuran emekli öğretmen Halide Akben'in yapılan tetkiklerinde aort damarında tıkanıklık tespit edildi. Sağlık ekibinin değerlendirmesi sonrası Akben için kapalı yöntemle ameliyat kararı alındı.<br />
Operasyon öncesi hastasını bilgilendirmek üzere odaya giren Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Kirişçi ise yıllar sonra büyük bir sürprizle karşılaştı. Kirişçi, karşısındaki hastanın 29 yıl önce lisede dersine giren öğretmeni Halide Akben olduğunu görünce duygusal anlar yaşadı.<br />
Gerçekleştirilen kapalı yöntem operasyonun başarılı geçmesiyle sağlığına kavuşan Halide Akben, eski öğrencisinin kendisini ameliyat etmesinden büyük mutluluk duyduğunu belirtti.<br />
Ameliyat sürecinde kendisini son derece güvende hissettiğini ifade eden Akben, "Kendimi emin ellerde hissettim. Hiçbir kaygı duymadım. Gayet rahattım. Öğretmenlerin tek serveti yetiştirdiğimiz öğrencileri buralarda görmektir. Gurur kaynağımızdır" diye konuştu.<br />
Yıllar sonra öğretmenine şifa olmanın kendisi için büyük bir onur olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Kirişçi'nin gerçekleştirdiği başarılı operasyonun ardından Halide Akben'in sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/ogrencisi-profesor-oldu-29-yil-sonra-ogretmenini-ameliyat-ederek-sagligina-kavusturdu</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 01:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/07/ogrenci-ameliyat-etti.jpg" type="image/jpeg" length="89185"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KBÜ'de diş hastalıklarının erken teşhisine yapay zeka desteği]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/kbude-dis-hastaliklarinin-erken-teshisine-yapay-zeka-destegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/kbude-dis-hastaliklarinin-erken-teshisine-yapay-zeka-destegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karabük Üniversitesi'nde (KBÜ) Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) desteğiyle geliştirilen yapay zekâ tabanlı sistem, panoramik diş röntgenlerini analiz ederek diş hastalıklarının erken tespitine ve tedavi planlamasına destek sağlamayı amaçlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yaklaşık 10 bin panoramik diş görüntüsüyle geliştirilen sistem, diş çürüğü, gömük diş ve çeşitli ağız-diş patolojilerini otomatik olarak tespit edebiliyor.<br />
<strong>Karabük</strong> Üniversitesi Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Caner Özcan'ın yürütücülüğünü üstlendiği TÜSEB destekli proje kapsamında geliştirilen "DentiAssist" yazılımı, panoramik diş radyografilerinin yapay zekâ ile analiz edilmesine yönelik çalışmalar yürütüyor.<br />
Projede, <strong>Karabük</strong> Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Adem Pekince'nin yanı sıra Ordu Üniversitesinden Prof. Dr. Yasin Yaşa ile Sinop Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Karaoğlu araştırmacı olarak görev alıyor.<br />
Çalışmalara ayrıca diş hekimliği alanından üç uzmanlık öğrencisi ile bilgisayar bilimleri alanından iki doktora öğrencisi katkı sağlıyor.<br />
Yaklaşık 10 bin panoramik diş görüntüsünden oluşturulan veri seti üzerinde geliştirilen sistem, diş çürüğü, gömük diş, periapikal radyolüsensi ve kalsifiye karotid aterosklerotik plak gibi çeşitli patolojileri tespit edebiliyor.<br />
Yazılım ayrıca dişlerin ve anatomik yapıların segmentasyonu ile numaralandırmasını gerçekleştirerek hekimlerin tanı ve değerlendirme süreçlerine destek sunuyor.<br />
Doç. Dr. Caner Özcan, geliştirilen yazılımın diş hekimliğinde kullanılan panoramik radyografilerde hastalıkların tespiti ve tedavisine yönelik derin öğrenme tabanlı bir sistem olduğunu belirtti.<br />
Veri toplama çalışmalarını tamamladıklarını ifade eden Özcan, derin öğrenme modellerinin uygulanması aşamasına geçildiğini belirterek, sağlık teknolojilerinde yenilikçi yapay zekâ modelleri geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi.<br />
Projede araştırmacı olarak görev alan Dr. Öğr. Üyesi Adem Pekince ise yapay zekâ çalışmalarını 2018 yılından bu yana sürdürdüklerini belirterek, geliştirilen yazılımın klinik süreçlerin yanı sıra öğrencilerin eğitimine de katkı sağladığını ifade etti.<br />
Pekince, yazılımın akademik araştırmalarda aktif olarak kullanıldığını, yaklaşık 10 bin görüntü üzerinde yapılan işaretlemelerle sistemin geliştirilmeye devam edildiğini kaydetti.<br />
<strong>Karabük</strong> Üniversitesi koordinasyonunda yürütülen disiplinler arası projenin, yapay zekâ teknolojilerinin diş hekimliğindeki klinik uygulamalara entegrasyonuna katkı sunması ve sağlık teknolojileri alanındaki bilimsel çalışmaları güçlendirmesi hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/kbude-dis-hastaliklarinin-erken-teshisine-yapay-zeka-destegi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 02:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/07/dis-sagligi-erken-teshis.JPG" type="image/jpeg" length="91974"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında sıvı tüketimine özen gösterin]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/yaz-aylarinda-sivi-tuketimine-ozen-gosterin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/yaz-aylarinda-sivi-tuketimine-ozen-gosterin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Ağca, "Temel olarak iki yolla biz aslında vücut ısımızı dengede tutmaya çalışıyoruz. Bunlardan biri terleme ile yani cilt yoluyla. İkincisi de solunum sıklığını arttırarak akciğerden sıvıyı buharlaştırarak vücut ısımızı düşürmeye çalışıyoruz. Tabi bu durum kalbimizin iş yükünü arttırıyor, kalp hızımızı arttırıyor, tansiyon değerlerimizde yükselmelere yol açabiliyor." dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle 40 derecenin üzerine çıkan sıcaklıklarla beraber, vücut ısısını 36-37 derece arası fizyolojik değerlerde tutmak için bazı mekanizmaların devreye girdiğini dile getiren Prof. Dr. Ağca, "Temel olarak iki yolla biz aslında vücut ısımızı dengede tutmaya çalışıyoruz. Bunlardan biri terleme ile yani cilt yoluyla. İkincisi de solunum sıklığını arttırarak akciğerden sıvıyı buharlaştırarak vücut ısımızı düşürmeye çalışıyoruz. Tabi bu durum kalbimizin iş yükünü arttırıyor, kalp hızımızı arttırıyor, tansiyon değerlerimizde yükselmelere yol açabiliyor." dedi<br />
Bazı durumlarda ise aşırı sıvı kaybına bağlı olarak tansiyon düşmesinin görüldüğünü vurgulayan Ağca, "Dehidratasyon dediğimiz bu sıvı kaybı nedeniyle oluşan tansiyon düşmeleri, bazen aşırı seviyelere ulaşırsa kan pıhtılaşması, kan damarlarında kanın koyulaşması ve yine kalbin iş yükünün artmasına bağlı olarak kalp krizleri ve ani ölümlere kadar süreci götürebiliyor." şeklinde konuştu.<br />
Güneş altında uzun süre kalmayın<br />
Özellikle 65 yaş üstü bireylerle birlikte hipertansiyon, diyabet, kalp-damar hastalığı, beyin-damar hastalığı, kalp yetmezliği, kronik akciğer hastalığı veya böbrek yetmezliği olan hastaların da risk altında olduğunu belirten Ağca, güneş ışınlarının dik geldiği öğle vakitlerinde yarım saatten fazla güneş altında kalınmaması gerektiğinin altını çizdi. Ağca, "Sıvı alımını arttırmaları gerekiyor ki sıcaklığın bu zararlı etkilerinden korunabilsinler. Yaz aylarında günlük olarak 2.5-3 litreye kadar sıvı alımımızı, sıvı tüketimimizi arttırmamız gerekiyor. Dolayısıyla bir şapka kullanmak, şemsiye kullanmak, sıvı alımımızı arttırmak, üzerimize beyaz, ince pamuklu kıyafetler giyinmek bizim için koruyucu tedbirler olarak uygulanması gereken dikkat etmemiz gereken faktörler arasında." diye konuştu.<br />
Ağca, kalp yetmezliği ile tansiyon hastalarının kullandıkları idrar söktürücü ilaçlar nedeniyle dehidrasyon durumuna daha elverişli olmalarına dikkat çekerek, "Bu hastalarımızın yaz aylarında hekimleriyle görüşerek idrar söktürücü ilaçlarının doz azaltımının yapılması ve yine sıvı alımlarını arttırmaları çok büyük önem arz ediyor." ifadelerini kullandı.<br />
Bu önerilere dikkat Edin<br />
Güneşin etkilerinden korunmak için yapılması gerekenleri sıralayan Ağca, sözlerini şu şekilde sürdürdü:<br />
"Doğrudan tedbir olarak doğrudan güneşin altında kalmayalım. İlla kalmamız gerekiyorsa yarım saatten uzun süre kalmayalım. Vücut sıcaklığımız arttıysa, vücudumuzda kızarıklık, ısı artışı, baş ağrısı, bulantı, halsizlik, tansiyon düşmesi gibi belirtiler hissediyorsak, hemen serin bir alana, klimalı bir ortama geçmeliyiz veya bir şemsiye kullanmamız, gölgeliğin altına geçmemiz, hemen sıvı alımını arttırmamız, gerekirse uzanıp ayağımızı yükseltmemiz, üzerimizdeki kıyafetleri biraz inceltmemiz tedbir olarak önemli. Bunlarla rahatlamadıysak özellikle konuşma bozukluğu, bilinç bozukluğu, göğüs ağrısı, ciddi nefes darlığı, bir yerimizde vücudumuzun herhangi bir yerinde güçsüzlük gibi belirtiler ortaya çıktıysa mutlaka 112 aracılığıyla acil servislere başvurmamız önem arz ediyor. Bu konuda Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan uyarılar da yakından takip edilmeli"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/yaz-aylarinda-sivi-tuketimine-ozen-gosterin</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 01:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/07/sivi-tuketimi-uyarisi.JPG" type="image/jpeg" length="98726"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beton mikserine kaptırılan bacak başarılı ameliyatla kurtarıldı]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/beton-mikserine-kaptirilan-bacak-basarili-ameliyatla-kurtarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/beton-mikserine-kaptirilan-bacak-basarili-ameliyatla-kurtarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siirt’te çalıştığı sırada beton mikserine bacağını kaptırarak ağır yaralanan 35 yaşındaki Yavuz Uysal’ın kopan ana atardamarı, Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gerçekleştirilen başarılı ameliyatla onarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Edinilen bilgilere göre, 2 Temmuzda iş yerinde meydana gelen kazada sağ bacağını beton mikserine kaptıran Yavuz Uysal (35), olay yerine sevk edilen 112 acil sağlık ekiplerince Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisine kaldırıldı. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Kayar, hastanın ilk muayene ve radyolojik incelemelerinde sağ uyluk kemiğinde açık kırık, sağ ayak bileğinde ise çoklu kırık tespit edildiğini belirtti. Yapılan değerlendirmelerde sağ alt ekstremitede dolaşım bozukluğu saptanması üzerine ileri görüntüleme yöntemlerine başvurulduğunu ifade eden Kayar, sağ bacağın ana atardamarında ciddi yaralanma tespit edildiğini söyledi. Bunun üzerine Ortopedi ve Travmatoloji ile Kalp ve Damar Cerrahisi ekiplerinin koordineli şekilde hastayı acil ameliyata aldığını belirten Kayar, operasyon sırasında sağ bacaktaki ana atardamarın tamamen koptuğunun görüldüğünü kaydetti. Kopan damar segmentinin, hastanın diğer bacağından alınan toplardamar kullanılarak başarıyla onarıldığını aktaran Kayar, aynı operasyon kapsamında kırıkların da ortopedik prensiplere uygun şekilde tedavi edildiğini ifade etti. Ameliyatın ardından bir gün yoğun bakım ünitesinde takip edilen hastanın genel durumunun stabil hale gelmesi üzerine Ortopedi ve Travmatoloji Servisi’ne alındığı bildirildi. Tedavisi süren hastaya ağrı kesici, antibiyotik ve kan sulandırıcı tedavilerinin uygulandığı, bacağın dolaşımını korumaya yönelik tedavilerin de devam ettiği öğrenildi. Yapılan kontrollerde bacak dolaşımının normale döndüğü ve hastanın durumunun yakından takip edildiği belirtildi.<br />
Tedavisi devam eden Yavuz Uysal ise yaşadığı kazanın ardından doktorların zamanla yarışarak müdahale ettiğini belirterek, ameliyatı gerçekleştiren Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanları Mehmet Ali Dala ve Mücahit Polat ile Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Muhammed Kayar’a teşekkür etti. Uysal, tedavi sürecinin başka bir ile sevk edilmeden Siirt’te başarıyla yürütülmesinden dolayı memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kısa sürede sağlığına kavuşmayı umut etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/beton-mikserine-kaptirilan-bacak-basarili-ameliyatla-kurtarildi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 01:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/07/beton-mikserine-bacagini-kaptirdi.JPG" type="image/jpeg" length="35808"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ’den Avrupa’ya "ölümcül sıcak hava" uyarısı]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/dsoden-avrupaya-olumcul-sicak-hava-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/dsoden-avrupaya-olumcul-sicak-hava-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Avrupa'nın önümüzdeki haftalarda "daha ölümcül sıcaklar" yaşayabileceği konusunda uyardı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Atlantik üzerinde oluşan yeni bir sıcak hava dalgasıyla birlikte Avrupa'nın önümüzdeki haftalarda "daha ölümcül sıcaklar" yaşayabileceği konusunda uyardı. Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Direktörü Hans Kluge, 41 ülkenin temsilcileri ile acil durum görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, son dönemde yaşanan sıcaklıklardan çıkarılan dersler ve yaşanacak ölümcül sıcaklara yönelik hazırlıklar ele alındı. Kluge yaptığı açıklamada, sıcaklıklara karşı sağlık eylem planları olan ülkelerin Haziran ayındaki sıcak hava dalgası sırasında daha hızlı tepki verdiğini ve nüfuslarını daha iyi koruduğunu belirtti. Kluge DSÖ'nün Avrupa üye devletlerinin yarısından azının böyle bir plana sahip olduğunu belirerek bakım evlerinde yaşayanlara, evsizlere ve sosyal olarak izole edilmiş yaşlılara Avrupa genelinde hala tutarlı bir şekilde ulaşılamadığını söyledi. Kluge, "Şimdi iki cephede çalışmamız gerekiyor. Bir sonraki sıcak hava dalgası gelmeden önce son haftalarda başarısızlıkları düzeltmek ve sadece aşırı sıcağa tepki veren değil, aynı zamanda ona hazır olan sağlık sistemleri kurmak" dedi.<br />
20-28 Haziran tarihleri arasındaki sıcak hava dalgasının Avrupa'da kaydedilen en şiddetli sıcak hava dalgası olduğunu, enerji üretiminde aksamalara, altyapıda hasara ve sağlık sistemlerinde aşırı yüklenmeye neden olduğunu söyleyen uzmanlar, gelecek günlerde Portekiz ve İspanya’nın güneyinde sıcaklıkların 43 dereceye kadar yükselebileceğini kaydetti. Fransa, Hollanda ve Belçika'da bin 700 fazla ölüm kaydedildiğini hatırlatan yetkililer, bu sayıların ön veriler olduğunu ifade ederek artabileceği uyarısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/dsoden-avrupaya-olumcul-sicak-hava-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 01:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2025/07/sicak-havalar-bugun-en-sicak-gun.jpg" type="image/jpeg" length="32747"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı sıcaklar kan bağışını olumsuz etkiledi]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/asiri-sicaklar-kan-bagisini-olumsuz-etkiledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/asiri-sicaklar-kan-bagisini-olumsuz-etkiledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kızılay Kan Merkezi tarafından organize edilen kan bağışı kampanyası ilgi görürken, son günlerde yaşanan aşırı sıcakların kan bağışını olumsuz etkiledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde, Kızılay Kan Merkezi tarafından organize edilen kan bağışı kampanyası ilgi görürken, son günlerde yaşanan aşırı sıcakların kan bağışını olumsuz etkilediği kaydedildi. Kızılay bağış otobüsünde günlük bağış başka zamanlarda 70'i geçerken, sıcaklarla birlikte bu rakam 30'a kadar düştü.<br />
Kızılay yetkilileri, herkesi kan bağışında bulunmaya davet etti. İkinci defa kan verdiğini kaydeden Ticaret Odası Genel Sekreteri Ersel Pazarbaşı, "Kan vermek beni rahatlatıyor. Sağlıklı olan herkes kan vermeli" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/asiri-sicaklar-kan-bagisini-olumsuz-etkiledi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 01:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/07/kan-bagisi-balikkesir.JPG" type="image/jpeg" length="98820"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu yaz ya sıcak çarpacak ya da klima: Uzmanından hayati uyarılar]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/bu-yaz-ya-sicak-carpacak-ya-da-klima-uzmanindan-hayati-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/bu-yaz-ya-sicak-carpacak-ya-da-klima-uzmanindan-hayati-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, yaz aylarında aşırı sıcakların yanı sıra bilinçsiz klima kullanımının da ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını belirterek, "Bu yaz vatandaşlar ya sıcak çarpmasıyla ya da yanlış klima kullanımına bağlı sağlık problemleriyle karşı karşıya kalabilir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkmasıyla birlikte acil servislere sıcak çarpması ve klima kaynaklı rahatsızlıklarla başvuranların sayısında artış yaşandığını ifade eden Prof. Dr. Şevket Özkaya, özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar ve açık alanda çalışanların yüksek risk altında olduğuna dikkat çekti.<br />
<br />
"Sıcak çarpması dakikalar içinde hayati tehlikeye dönüşebilir"<br />
Sıcak çarpmasının tıbbi bir acil durum olduğunu vurgulayan Özkaya, vücudun ısı düzenleme mekanizmasının yetersiz kalması sonucu vücut sıcaklığının 10-15 dakika içinde 41 derece ve üzerine çıkabileceğini söyledi. Özkaya, "Kişide baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, konuşma bozukluğu, bayılma, nöbet ve kalp ritim bozuklukları görülebilir. Müdahale edilmezse ölümcül sonuçlar doğurabilir. Daha hafif evrede ise aşırı terleme, mide bulantısı, halsizlik, baş ağrısı ve soğuk-nemli cilt gibi ısı bitkinliği belirtileri ortaya çıkar" diye konuştu.<br />
<br />
En büyük risk altındaki 3 grup<br />
Prof. Dr. Şevket Özkaya, aşırı sıcaklardan en fazla küçük çocuklar ve yaşlıların etkilendiğini belirterek, bu grupların vücut ısılarını düzenlemekte daha fazla zorlandığını belirtti. Kronik hastalığı bulunan ve düzenli ilaç kullanan kişilerin de risk altında olduğunu ifade eden Özkaya, açık alanda çalışanlar ile serin ortamlara erişim imkanı bulunmayan vatandaşların sıcak çarpmasına karşı daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı.<br />
<br />
"Klima çarpması yazın zatürreyi artırıyor"<br />
Yaz aylarında yalnızca aşırı sıcakların değil, bilinçsiz klima kullanımının da önemli bir sağlık tehdidi oluşturduğunu belirten Özkaya, son yıllarda "klima zatürresi" vakalarında belirgin artış yaşandığının altını çizdi. Kapalı alanlarda kullanılan klimaların düzenli bakımının yapılmaması halinde lejyonella bakterisinin üreyebildiğini ifade eden Özkaya, "Klima sistemlerinden yayılan bakteriler akciğerlere ulaşarak ciddi zatürre tablosuna neden olabiliyor. Öksürük, yüksek ateş, halsizlik, eklem ağrıları, boğaz tahrişi, geçmeyen öksürük ve baş ağrısı gibi şikayetlerle hastanelere başvurular artıyor" şeklinde konuştu.<br />
<br />
Klima kullanırken dikkat<br />
Klimaların doğrudan vücuda üfleyecek şekilde kullanılmaması gerektiğini belirten Özkaya, iç ve dış ortam sıcaklığı arasında aşırı fark oluşturulmamasını tavsiye etti. Klima kullanılacaksa ortam sıcaklığının 22 derecenin altına düşürülmemesi gerektiğini dile getiren Özkaya, cihazların düzenli bakım ve filtre temizliğinin de ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.<br />
<br />
Klima olmadan da serinlemek mümkün<br />
Aşırı sıcaklardan korunmak için vatandaşlara çeşitli önerilerde bulunan Özkaya, gün boyunca bol su tüketilmesi, mümkünse soğuk duş alınması, boyun ve bileklere soğuk kompres uygulanması, gündüz saatlerinde perde ve panjurların kapalı tutulması, pamuklu ve nefes alabilen kıyafetlerin tercih edilmesi, vantilatörle hava sirkülasyonunun sağlanması, gereksiz ısı yayan elektrikli cihazların çalıştırılmaması ve özellikle öğle saatlerinde uzun süre güneş altında kalınmaması gerektiğini ifade etti.<br />
Özkaya, yaz aylarında hem aşırı sıcaklara hem de bilinçsiz klima kullanımına karşı dikkatli olunmasının ciddi sağlık sorunlarının önüne geçeceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/bu-yaz-ya-sicak-carpacak-ya-da-klima-uzmanindan-hayati-uyarilar</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 12:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/07/sicak-carpacak.JPG" type="image/jpeg" length="54891"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güneş kremleri cildi tam olarak korumayabilir]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/gunes-kremleri-cildi-tam-olarak-korumayabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/gunes-kremleri-cildi-tam-olarak-korumayabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güneşten korunmanın en etkili yönteminin, güneş koruyucularını fiziksel korunma önlemleriyle birlikte kullanmak olduğunu belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Ümit Bostancı, yapılması gereken fiziksel önlemleri anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte güneş ışınlarının zararlı etkilerine karşı korunmanın önemi bir kez daha gündeme gelirken, uzmanlar özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde uzun süre güneşe maruz kalmanın ve ciddi güneş yanıkları geçirmenin ilerleyen yıllarda deri kanseri riskini artırdığına dikkat çekti. Medicana Bursa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ümit Bostancı, güneşten korunmada yalnızca güneş kremi kullanımının yeterli olmadığını da vurguladı. Deri kanserlerini önlemenin en etkili yollarından birinin güneşin zararlı ultraviyole ışınlarından korunmak olduğunu belirten Dr. Bostancı, "Son yüzyılda güneşlenme alışkanlığının yaygınlaşmasıyla birlikte tüm dünyada deri kanseri görülme sıklığının arttı. Güneş ışınları; ciltte kırışıklık, erken yaşlanma, leke oluşumu ve deri kanserinin en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Dermatologlar uzun yıllardır güneşten korunmanın önemini vurguluyor. Toplumdaki farkındalık artmasına rağmen deri kanseri görülme sıklığı her geçen yıl yükselmeye devam ediyor" dedi.<br />
<br />
Güneş koruyucular doğru seçilmeli ve doğru kullanılmalı<br />
Güneşten Korunma Faktörü (SPF) değerinin, ürünün güneş ışınlarının neden olduğu cilt kızarıklığına karşı sağladığı koruma düzeyini ifade ettiğini belirten Dr. Bostancı, suya dayanıklı ürünlerin 40 dakika suyla temas sonrasında da koruma etkisini sürdürmesi gerektiğini söyledi. Güneş koruyucu ürünlerin içeriğinde bulunan bazı kimyasal maddelerin hassas kişilerde tahriş ve alerjik temas egzamasına neden olabileceğini belirten Dr. Bostancı, "Cilt tipine uygun ürün tercih edilmesine dikkat edilmeli. Yağlı ciltlerde losyon formundaki ürünler, kuru ciltlerde ise krem formundaki güneş koruyucular tercih edilmelidir. Düzenli kullanılan güneş koruyucuların D vitamini sentezini engellediğine veya kansere neden olduğuna dair bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır" şeklinde uyardı.<br />
<br />
Güneşten korunmada tek başına güneş kremi yeterli değil<br />
Güneş koruyucularının yaklaşık 3-4 saat etkili olduğunu ve gerektiğinde yeniden uygulanması gerektiğini belirten Dr. Bostancı, etkili korunmanın ancak birden fazla önlemin birlikte uygulanmasıyla mümkün olduğunu söyledi. Bostancı, "Güneşten korunmak için yalnızca güneş koruyucu kullanmak yeterli değildir. Pamuklu ve koruyucu giysiler tercih edilmeli, geniş kenarlı şapkalar kullanılmalı ve özellikle güneş ışınlarının en yoğun olduğu öğle saatlerinde doğrudan güneş altında kalınmamalıdır. Açık tenli ve sarışın bireylerin en az SPF 50 koruma faktörüne sahip ürünleri tercih etmeleri önerilmektedir" diye konuştu.<br />
Dr. Bostancı, hiçbir güneş koruyucu ürünün cildi güneş ışınlarına karşı yüzde 100 koruyamayacağını vurgulayarak, "Güneş koruyucular doğru kullanıldığında cilt sağlığını korumada önemli bir destek sağlar. Ancak en etkili korunma; güneş koruyucu kullanımını gölgede kalma, koruyucu kıyafet giyme, şapka kullanma ve güneşin yoğun olduğu saatlerde dışarıda bulunmama gibi fiziksel korunma yöntemleriyle birlikte uygulamaktır" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/gunes-kremleri-cildi-tam-olarak-korumayabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/07/gunes-kemi-uyaisi.JPG" type="image/jpeg" length="76445"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilinçsiz ilaç kullanımı kalp krizi riskini arttırıyor]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/bilincsiz-ilac-kullanimi-kalp-krizi-riskini-arttiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/bilincsiz-ilac-kullanimi-kalp-krizi-riskini-arttiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Doktor İsmail Erdoğu, bilinçsiz ilaç kullanımının kalp krizi riskini arttırabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzman Doktor İsmail Erdoğu, bilinçsiz ve kontrolsüz artan ilaç kullanımına ilişkin uyarılarda bulundu. Devamlı kullanılan ağrı kesici, antibiyotik ve kas gevşetici gibi ilaçların bilenen yan etkilerinin yanı sıra kalp krizine de sebep olabileceklerini açıkladı.</p>

<p>İnsanların farklı polikliniklere giderek aldıkları farklı ilaçların birbirinin etkisini azaltıp, arttırabileceğini belirten Uzm. Dr. İsmail Erdoğu, "Toplumda çok fazla kronik hastalığı olan, çok farklı ilaçlar kullanan insanlar var. İnsan ömrünün uzaması, kronik hastalıklar konusunda ki bilinçle beraber tıbbı gelişmeler sonucunda insanların çoklu ilaç kullanımı da arttı. Ancak artık şöyle durumlarla karşılaşıyoruz. Çoklu ilaç kullanan farklı farklı hastalıkları olan insanlar bir başka polikliniğe gittiklerinden birbirleri ile çakışacak, birbirinin etkisini azaltacak veya yükseltecek ilaçlar aynı anda kullanılabilir. Şunu biliyoruz ki aslında kişilerin kullanmış olduğu ilaçlar ve onların öğrenilmesi, dozlarının not edilmesi oldukça önemli. Ama ne yazık ki hastaların ilaçları tanımaması nedeniyle veya bunu ifade etmemeleri nedeniyle olumsuz durumlarla karşılaşabiliyoruz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalp krizini tetikleye biliyor</p>

<p>Erdoğu, "Bizim en çok karşılaştığımız; antibiyotikler, burun açıcı spreyler, akciğer hastalıkları için kullanılan ilaçlar kalpte ritim bozukluklarına, tansiyon yükselmesine ya da kan sulandırıcıların etkisinin azalmasına, hatta kan sulandırıcıların kanı fazla sulandırmasına neden olabiliyorlar. Bu etkenler nadirde olsa kalp krizine neden olabilir. Bunu mesleki hayatımızda ağrı kesici yapılmış insanda kalp krizinin geliştiğini gördük. Doğru olan ilacı akıllıca kullanmaktır. Ciddi bir rahatsızlık yoksa; ağrı kesici, kas gevşetici, antibiyotik gibi ilaçları kullanmamak gerekir. Ağrı kesiciler, böbrek rahatsızlığı olan, şeker hastalığı olan, tansiyon ilacı kullanan hastalarda böbrek bozukluğunu arttırabiliyor. İlaçlar kimyasallar içerir. Bir kişinin kendi kafasına göre ‘ben bir antibiyotik alayım, ben bir ağrı kesici alayım, ben gideyim şunu yaptırayım’ demesi doğru değildir. Oysa ki o ilaçların yan etkilerini öğrenseler belki de böyle davranmazlar. Bunlar masum hatalar değiller. Çok dikkatli olmak lazım" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/bilincsiz-ilac-kullanimi-kalp-krizi-riskini-arttiriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 15:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/07/bilincsiz-ilac-kullanimi.JPG" type="image/jpeg" length="38594"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında artan spor yaralanmalarına dikkat]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/yaz-aylarinda-artan-spor-yaralanmalarina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/yaz-aylarinda-artan-spor-yaralanmalarina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. M. Zeki Karaoğlan, Yürüyüş, koşu, bisiklet, yüzme, futbol ve plaj sporları gibi aktiviteler sağlıklı yaşam için önemli faydalar sağlarken, gerekli önlemler alınmadığında çeşitli yaralanmalara da zemin hazırlağını belirtti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Medline Adana Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. M. Zeki Karaoğlan, Yürüyüş, koşu, bisiklet, yüzme, futbol ve plaj sporları gibi aktiviteler sağlıklı yaşam için önemli faydalar sağlarken, gerekli önlemler alınmadığında çeşitli yaralanmalara da zemin hazırlağını belirterek, bu gibi durumlarda gerekli müdahale için zaman kaybetmenin tedavinin uzamasına ve kalıcı sorunlara yol açabileceğini belirterek uyarı ve önerilerde bulundu.<br />
Karaoğlan, yaptığı açıklamada, "Yaz aylarının gelmesiyle birlikte açık havada yapılan spor aktivitelerinde belirgin bir artış gözleniyor. Spor yaralanmaları ise sanıldığı gibi yalnızca profesyonel sporcuların başına gelmiyor. Özellikle sürekli masa başında çalışanlarda, düzenli egzersiz alışkanlığı olmayanlarda ve fazla kilolu bireylerde spor esnasında yaralanma riski genellikle daha yüksek oluyor. Yürüyüş, koşu, bisiklet, yüzme, futbol ve plaj sporları gibi aktiviteler sağlıklı yaşam için önemli faydalar sağlarken, gerekli önlemler alınmadığında çeşitli yaralanmalara da zemin hazırlayabiliyor. Bu gibi durumlarda gerekli müdahale için zaman kaybetmek tedavinin uzamasına ve kalıcı sorunlara yol açabilir" dedi.<br />
<strong>"Yazın vakalar artıyor"</strong><br />
Karaoğlan, şöyle devam etti:<br />
"Uzun süre hareketsiz kalan kişilerin yaz aylarıyla birlikte yoğun egzersiz programlarına başlaması, kas ve eklem yaralanmalarının en önemli nedenleri arasında yer alır. Özellikle futbol, basketbol ve tenis gibi ani yön değiştirme gerektiren sporlar sırasında diz ve ayak bileği yaralanmaları daha sık ortaya çıkar. Bunun yanı sıra bisiklet ve scooter gibi aktivitelere bağlı kazalar neticesinde oluşan kırık ve çıkık vakalarında da artış yaşanır.<br />
Çocuklar ve ileri yaş gruplarında kemik, kas ve bağ dokularının yapısal özellikleri nedeniyle düşme ve çarpmalara bağlı sakatlanmalar daha sık görülür. Bu nedenle spor programlarının kişinin yaşına, fiziksel kapasitesine ve sağlık durumuna uygun şekilde planlanması büyük önem taşır. Isınmadan spora başlamak riski artırır. Spor öncesinde yeterli ısınmanın yapılmaması, kasların ve eklemlerin aktiviteye yeterince hazırlanamamasına neden olur. Bu durum kas yırtıkları, tendon zorlanmaları ve bağ yaralanmaları gibi problemlerin görülme riskini artırır. Ayrıca kişinin fiziksel kapasitesinin üzerinde egzersiz yapması ve kısa sürede yüksek performans göstermeye çalışması da yaralanmaların önemli nedenleri arasındadır. Sıcak hava olumsuz etkiliyor Yüksek sıcaklıklar yalnızca güneş çarpması riskini artırmakla kalmaz, aynı zamanda dikkat dağınıklığına ve performans düşüklüğüne de yol açabilir. Terlemeyle birlikte oluşan sıvı ve mineral kaybı, kas kramplarını tetikleyebilir. Bu nedenle özellikle öğle saatlerinde yapılan yoğun fiziksel aktiviteler sırasında yaralanma ihtimali daha da yüksektir."<br />
<strong>"Erken müdahale önem kazanıyor"</strong><br />
Karaoğlan, "Spor yaralanmaları ve kazalardan sonra ortaya çıkan ağrı, şişlik, morarma, şekil bozukluğu, hareket kısıtlılığı gibi belirtiler genellikle kırık, çıkık ya da bağ yaralanmalarının habercisidir. Durumlarındarının giderek artması, üzerine basamama veya ilgili uzvu hareket ettirememe durumlarında zaman kaybetmeden donanımlı bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Erken tanı ve tedavi, iyileşme sürecini hızlandırırken kalıcı hareket kısıtlılığı ve kronik ağrı gibi sorunların önlenmesine de yardımcı olur" diye konuştu.<br />
Basit ama etkili önlemlerle yazın yaşanabilecek spor yaralanmalarının büyük bir kısmının önüne geçilebileceğini ifade eden Karaoğlan, şu önerilerde bulundu:<br />
"Spora başlamadan önce en az 10-15 dakika ısınma hareketleri yapın. Egzersiz yoğunluğunu aniden değil kademeli olarak artırın. Yaşınıza ve fiziksel durumunuza uygun sporları tercih edin. Yeterli miktarda su tüketerek sıvı kaybını önleyin. Uygun spor ayakkabısı ve koruyucu ekipman kullanın. Aşırı ağrı veya zorlanma hissederseniz aktiviteyi hemen sonlandırın. Özellikle sıcak havalarda spor yapmak için sabah veya akşam saatlerini tercih edin."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/yaz-aylarinda-artan-spor-yaralanmalarina-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/06/yaz-aylarinda-artan-spor-yaralanmalarina-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="99311"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
