<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Zonguldak Haberleri</title>
    <link>https://www.safakgazete.com</link>
    <description>Zonguldak'ın en güncel haber akışı ile sizlere güvenilir ve doğru habercilik sunuyoruz.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.safakgazete.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 04 Jun 2026 14:06:59 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp ameliyatlarında devrim! Hastalar daha çabuk ayağa kalkıyor]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/kalp-ameliyatlarinda-devrim-hastalar-daha-cabuk-ayaga-kalkiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/kalp-ameliyatlarinda-devrim-hastalar-daha-cabuk-ayaga-kalkiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Adnan Celkan, minimal invaziv kalp cerrahisinin hastalara sunduğu avantajları anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve damar hastalıkları, dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Ancak tıp teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde kalp ameliyatları artık hastalar için çok daha konforlu ve güvenli hale geliyor. Son yıllarda giderek yaygınlaşan minimal invaziv kalp cerrahisi yöntemleri, geleneksel açık kalp ameliyatlarına kıyasla daha küçük kesilerle gerçekleştirilebiliyor ve hastaların günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönmelerine olanak sağlıyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Adnan Celkan, minimal invaziv cerrahi tekniklerin özellikle uygun hasta gruplarında başarılı sonuçlar verdiğini belirterek, bu yöntemlerin hem ameliyat sürecini hem de iyileşme dönemini önemli ölçüde kolaylaştırdığını ifade etti.</p>

<p>"GÖĞÜS KAFESİ TAMAMEN AÇILMADAN AMELİYAT MÜMKÜN"</p>

<p>Kalp ameliyatı denildiğinde birçok kişinin aklına göğüs kemiğinin tamamen açıldığı büyük operasyonların geldiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Adnan Celkan, günümüzde teknolojinin ve cerrahi deneyimin gelişmesiyle bazı kalp operasyonlarının daha küçük kesiler aracılığıyla gerçekleştirilebildiğini söyledi. Celkan, "Minimal invaziv kalp cerrahisinde, klasik yöntemlerde olduğu gibi geniş cerrahi kesiler yerine daha küçük giriş noktaları kullanıyoruz. Bu sayede hastalarımız daha az ağrı hissediyor, ameliyat sonrası dönemi daha konforlu geçiriyor ve sosyal hayatlarına daha hızlı dönebiliyor. Özellikle kapak cerrahisi, kalp kapak değişimleri, koroner bypass ameliyatları ve aort cerrahisi ameliyatları başta olmak üzere uygun vakalarda bu yöntemlerden başarılı sonuçlar elde ediyoruz" dedi.</p>

<p>"DAHA AZ AĞRI, DAHA AZ KAN KAYBI"</p>

<p>Minimal invaziv yöntemlerin en önemli avantajlarından birinin ameliyat sonrası konfor olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Adnan Celkan, küçük kesilerin hastaların iyileşme sürecine doğrudan katkı sağladığını belirtti. Celkan, "Bu yöntemlerde cerrahi travma daha sınırlı olduğu için ameliyat sonrası ağrı düzeyi azalıyor. Kan kaybı daha düşük olabiliyor ve enfeksiyon riski de geleneksel yöntemlere göre azalabiliyor. Hastalarımızın yoğun bakım ve hastanede kalış süreleri de çoğu zaman daha kısa oluyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"ERKEN TANI VE DÜZENLİ KONTROL HAYAT KURTARIYOR"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalp hastalıklarında erken teşhisin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Celkan, özellikle ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunan kişilerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini belirtti. Celkan, "Kalp ve damar hastalıklarında erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkiliyor. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı ve çabuk yorulma gibi belirtiler yaşayan kişilerin zaman kaybetmeden uzman değerlendirmesinden geçmesi gerekiyor. Günümüzde gelişen cerrahi teknikler sayesinde hastalarımıza çok daha güvenli ve konforlu tedavi seçenekleri sunabiliyoruz" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/kalp-ameliyatlarinda-devrim-hastalar-daha-cabuk-ayaga-kalkiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 13:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/06/kalp-ameliyatlarinda-yeni-donem.jpg" type="image/jpeg" length="67093"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan Uyarı: Yaz Alerjilerine Dikkat!]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/uzmandan-uyari-yaz-alerjilerine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/uzmandan-uyari-yaz-alerjilerine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, yaz aylarında artan polen ve böcek kaynaklı alerjilere karşı aileleri uyardı. Çocukları koruyacak 10 önemli öneri paylaşıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsimiyle birlikte polen, çimen, yabani otlar ve böceklerin neden olduğu alerjik reaksiyonlar çocuklarda daha sık görülmeye başladı. Uzmanlar, özellikle alerjik bünyeye sahip çocuklarda ortaya çıkan belirtilere karşı ailelerin dikkatli olması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>SOĞUK ALGINLIĞIYLA KARIŞTIRILABİLİYOR</p>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Şenol, yaz alerjilerinin çoğu zaman soğuk algınlığı sanıldığını söyledi. Ateş olmadan uzun süre devam eden burun akıntısı, sık hapşırma, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtilerin alerjiye işaret edebileceğini ifade etti.</p>

<p>POLEN VE ÇİMEN TEMASI ŞİKAYETLERİ ARTIRIYOR</p>

<p>Yaz aylarında açık havada geçirilen sürenin artmasıyla birlikte polen ve çimen kaynaklı şikayetlerin de yükseldiğine dikkat çeken Şenol, özellikle sabah erken saatlerde ve rüzgarlı havalarda çocukların uzun süre dışarıda kalmamasını önerdi.</p>

<p>BÖCEK VE ARI SOKMALARINA KARŞI TEDBİRLİ OLUN</p>

<p>Uzmanlar, böcek ve arı sokmalarının bazı çocuklarda ciddi alerjik reaksiyonlara yol açabileceğini belirtiyor. Nefes darlığı, yaygın döküntü, dudak veya dilde şişme gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>ÇOCUKLARI KORUYAN 10 ALTIN ÖNERİ</p>

<p>Uzmanlar, yaz alerjilerine karşı şu önlemleri tavsiye ediyor:</p>

<p>• Polen yoğunluğunun yüksek olduğu saatlerde dışarıda kalma süresini azaltın.</p>

<p>• Park ve bahçe sonrası el, yüz ve vücut temizliğine dikkat edin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• Dışarıda giyilen kıyafetleri eve gelince değiştirin.</p>

<p>• Evin düzenli temizliğini yapın.</p>

<p>• Çocuk odalarını uygun saatlerde havalandırın.</p>

<p>• Bol sıvı tüketimini teşvik edin.</p>

<p>• Böceklerin yoğun olduğu alanlarda koruyucu kıyafetler tercih edin.</p>

<p>• Kaşınan gözleri ovuşturmak yerine temiz suyla yıkayın.</p>

<p>• Uzun süren belirtilerde uzmana başvurun.</p>

<p>• Doktor önerisi olmadan ilaç kullanmayın.</p>

<p>ERKEN ÖNLEM YAŞAM KALİTESİNİ ARTIRIYOR</p>

<p>Uzmanlar, basit ancak etkili önlemlerle çocukların yaz aylarını daha sağlıklı geçirebileceğini belirterek, uzun süren şikayetlerde mutlaka uzman desteği alınmasını tavsiye ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/uzmandan-uyari-yaz-alerjilerine-dikkat</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/06/yaz-alerjilerine-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="43478"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pandemi sonrası gözden kaçan hastalık: Uzun süreli kovid]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/pandemi-sonrasi-gozden-kacan-hastalik-uzun-sureli-kovid</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/pandemi-sonrasi-gozden-kacan-hastalik-uzun-sureli-kovid" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, kovid-19 geçiren her 6 kişiden yaklaşık birinde görülen "uzun süreli kovid" tablosunun gözden kaçabildiğini belirterek, Türkiye'de yaklaşık 3 milyon kişinin bu durumdan etkilenmiş olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Uzun süreli kovidin mevcut tahminlerin çok daha fazla insanı etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Özkaya, uzun süren halsizlik, yorgunluk, eklem ağrıları, gün içerisinde ani duygu durum değişiklikleri ve sık hastalanma gibi şikayetlerin özellikle pandemi sonrasında arttığına dikkat çekti. Geçen hafta yayımlanan bir araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Özkaya, "COVID-19 ile enfekte olan her 6 kişiden yaklaşık biri uzun süreli COVID geliştiriyor ve bu kişilerin neredeyse yüzde 90'ı kronik sağlık sorunları yaşamaya devam ediyor. Araştırmacılar, enfeksiyon sonrasında ortaya çıkan ve önceden var olan rahatsızlıklarla açıklanamayan semptomları inceleyerek uzun süreli COVID vakalarını belirledi" dedi.<br />
<strong>"Yaklaşık 3 milyon kişi etkilenmiş olabilir"</strong><br />
Türkiye'de 17 milyondan fazla kişinin kovid 19 enfeksiyonu geçirdiğinin düşünüldüğünü belirten Prof. Dr. Özkaya, "Bu rakamlar göz önüne alındığında yaklaşık 3 milyon insanımızın uzun süreli COVID şikayetleriyle yaşamını sürdürdüğünü tahmin ediyoruz. Pandemi sona ermiş olsa da COVID-19 halen görülmeye devam ediyor ve buna bağlı uzun süreli kovid yükü de artıyor" diye konuştu.<br />
Çalışmada uzun süreli COVID tanısı alan hastaların yaklaşık yüzde 90'ında sürekli klinik takip ve tedavi gerektiren en az bir kronik hastalık geliştiğinin ortaya konulduğunu ifade eden Özkaya, hastalarda solunum, sindirim sistemi ve sistemik belirtilerin yaygın olarak görüldüğünü kaydetti.<br />
<strong>Tiroid ve metabolik sorunlar dikkat çekiyor</strong><br />
Araştırmanın, uzun süreli COVID'in belirtilerinin bölgelere göre farklılık gösterebildiğini de ortaya koyduğunu belirten Özkaya, bazı bölgelerde tiroid hastalıklarının daha sık görülürken, bazı bölgelerde ise prediyabet ve hiperglisemi gibi metabolik bozuklukların ön plana çıktığını söyledi. Uzun süreli COVID vakalarının tanı konulmasında güçlük yaşandığını vurgulayan Özkaya, "Bu hastalar daha iyi gözetim ve kişiye özel tedaviler gerektiriyor. Ancak 'Long COVID' için özel bir tanı kodunun bulunmaması nedeniyle birçok hasta farklı branşlara başvurmasına rağmen gözden kaçabiliyor" şeklinde konuştu.<br />
<strong>"Doktorlar uzun süreli kovid ihtimalini göz önünde bulundurmalı"</strong><br />
Kardiyologların otonom sinir sistemi bozuklukları, endokrinologların metabolik hastalıklar, nörologların açıklanamayan bilişsel sorunlar, göğüs hastalıkları uzmanlarının nefes darlığı ve derin nefes alma isteği, psikiyatristlerin duygu durum bozuklukları, aile hekimlerinin ise sık hastalanma şikayetleriyle gelen hastalarda uzun süreli kovid ihtimalini değerlendirmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Özkaya, "Bu hastalar, COVID-19 enfeksiyonu ile ilişkilendirilemeyen ancak aslında uzun süreli COVID tablosunun bir parçası olan vakalar olabilir" ifadelerini kullandı.<br />
Uzun süreli kovid 19'un giderek daha önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini vurgulayan Özkaya şunları söyledi: "Bu durum daha iyi gözetim, koordineli bakım ve yeni tedavi yaklaşımlarını gerekli kılıyor. Ayrıca farklı kişilerin farklı semptomlar yaşadığı unutulmamalı, tedavi süreçleri kişiye özel planlanmalıdır."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/pandemi-sonrasi-gozden-kacan-hastalik-uzun-sureli-kovid</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/06/pandemi-sonrasi-gozden-kacan-hastalik-uzun-sureli-kovid.jpg" type="image/jpeg" length="19166"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Kontrolsüz teknoloji ve ekran çocuklarda problemlere yol açıyor"]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/kontrolsuz-teknoloji-ve-ekran-cocuklarda-problemlere-yol-aciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/kontrolsuz-teknoloji-ve-ekran-cocuklarda-problemlere-yol-aciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, kontrolsüz teknolojik ürün kullanan çocuklarda bağımlılıktan, davranış bozukluğuna kadar birçok olumsuzluğun yaşanabileceğini belirterek çocukların bilgisayar, telefon ve diğer teknolojik ürünlerle uzun süre vakit geçirmesine müsaade edilmemesini önerdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dijital cihazlarla çok vakit geçiren çocukların derslere uyum sağlamakta sıkıntı yaşadığını belirten uzmanlar, çocukların daha mutlu vakit geçireceği düşünülerek kontrolsüz teknolojik ürün kullanmasına müsaade edilmesinin daha sonra problemlere neden olduğunu belirtti.<br />
Yapılan araştırmalara göre, çocukların ekran karşısında geçirdikleri sürenin giderek arttığı bu durumun çocukları hem ruhsal hem de bedensel açıdan olumsuz etkilediğini kaydeden uzmanlar, "Teknolojiden yararlanmak isterken, çocuğun sadece dijital bir dünyada yaşaması çocuk için tehlike arz eder. Çocukların yaşına uygun olmayan internet ortamlarında vakit geçirmesi, sosyal, psikolojik ve bedensel faaliyetlerinde zayıflıklar olması, öğün atlaması, birçok konuya karşı isteksizlik yaşaması bağımlılığın belirtilerinden olabilir" diyerek günümüz sorunlarından birinin de internet bağımlılığı olduğunu söyledi.<br />
"Eğitim hayatını da olumsuz etkiliyor"<br />
İnternet ya da ekran bağımlılığı olarak adlandırılan dijital bağımlılığın çocuğun eğitim hayatını da olumsuz etkilediğini kaydeden uzmanlar, "Telefon, tablet, televizyon ve bilgisayar ekranları karşısında çok fazla zaman geçirilmesiyle oluşan bedensel, psikolojik, duygusal ve sosyal sıkıntıların baş göstermesi ve giderek artması bağımlılık olarak adlandırılabilir. Ekran/internet bağımlılığı olan çocuklar bu platformlarda geçirecekleri zamanı kontrol edemez, normalde yaptığı faaliyetlerden ve kurduğu ilişkilerden keyif alamaz. Buna bağlı olarak, eğitim hayatında düşüşler görülebilir, bunun yanında aşırı kilo kaybı veya obezite durumu ortaya çıkabilir. Aile ve arkadaşlık ilişkileri zayıflar bedensel ve sıkıntılar yaşar. Bu nedenle çocukların ekran karşısında geçirdikleri zamanın ailesi tarafından çok iyi kontrol edilmesi gerekir. Bunun yanında aileler de çocuklarına örnek olmalı ekrana düşkün çocukların da içinde yer alacağı etkinlikler yapılmalıdır. Bunun yanında çocukların internette nerede vakit geçirdiği, hangi sitelere girdiği, hangi oyunları oynadığı da önemlidir. Yaşına uygunluğunu, süresini, içeriğini ebeveynlerin daimi olarak kontrol etmesi gerekir" diyerek çağın hastalığı haline gelen internet bağımlılığına karşı anne babaları uyardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/kontrolsuz-teknoloji-ve-ekran-cocuklarda-problemlere-yol-aciyor</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 14:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/06/kontrolsuz-teknoloji-ve-ekran-cocuklarda-problemlere-yol-aciyor.jpg" type="image/jpeg" length="40524"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Sigara bir alışkanlık değil, beyin bağımlılığıdır"]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/sigara-bir-aliskanlik-degil-beyin-bagimliligidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/sigara-bir-aliskanlik-degil-beyin-bagimliligidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sigaranın bir alışkanlık değil, beyin bağımlılığı olduğunu vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Mehmet Aydoğan, "Nikotin, beyindeki dopamin sistemini doğrudan etkileyerek kişide ödül hissi oluşturuyor. Zaman içerisinde beyin bu etkiye alışıyor. Bağımlılık geliştikten sonra sigara artık bir tercih değil, biyolojik ihtiyaç hissi oluşturur" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Liv Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı Mehmet Aydoğan, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü kapsamında sigara bağımlılığına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. "Sigaranın yalnızca fiziksel bir alışkanlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Aydoğan, nikotinin beyinde güçlü bir bağımlılık mekanizması oluşturduğunu söyledi.<br />
"Sigara bırakmak çoğu zaman yalnızca irade gücüyle açıklanabilecek bir süreç değildir" diyen Dr. Aydoğan, bağımlılığın biyolojik ve psikolojik boyutlarına dikkat çekerek şu bilgileri paylaştı:<br />
"Sigara beynin ödül sistemini etkiliyor"<br />
Nikotin, beyindeki dopamin sistemini doğrudan etkileyerek kişide ödül hissi oluşturuyor. Zaman içerisinde beynin bu etkiye alıştığını belirten Dr. Aydoğan, "Bağımlılık geliştikten sonra sigara artık bir tercih değil, biyolojik ihtiyaç hissi oluşturur. Bu nedenle sigara sadece bir alışkanlık değil, nörokimyasal bir bağımlılıktır" dedi.<br />
"Az içmek bağımlı olunmadığı anlamına gelmez"<br />
Sigara kullanım miktarının bağımlılığın tek göstergesi olmadığını ifade eden Dr. Aydoğan, günde birkaç sigaranın bile bağımlılık döngüsünü sürdürebileceğini söyledi. "Bağımlılık miktarla değil, beynin verdiği tepkiyle ilgilidir" açıklamasında bulundu.<br />
"Sigara stresi azaltmaz"<br />
Toplumda yaygın olan "sigara stresi azaltır" düşüncesinin doğru olmadığını belirten Dr. Aydoğan, sigaranın aslında nikotin yoksunluğunu geçici olarak giderdiğini söyledi. "Kişi rahatlamıyor, yalnızca yoksunluk hissinden kısa süreliğine çıkıyor. Bu nedenle sigara çözüm değil, sorunun kendisidir" dedi.</p>

<p>"Tek sigara bağımlılığı yeniden tetikleyebilir"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sigara bırakma sürecinde en büyük risklerden birinin "sadece bir tane" düşüncesi olduğunu vurgulayan Dr. Aydoğan, tek bir sigaranın bile beyindeki eski bağımlılık yollarını yeniden aktive edebileceğini belirtti. Nükslerin önemli bir bölümünün bu nedenle başladığını ifade etti.</p>

<p>"Zorlanmak başarısızlık değildir"</p>

<p>Sigara bırakıldıktan sonraki ilk haftalarda yaşanan zorlanmaların doğal olduğunu söyleyen Dr. Aydoğan, beynin yeni düzene uyum sağlamaya çalıştığını belirtti. "Bu süreç geçicidir ve her geçen gün iyileşmenin bir parçasıdır" dedi.</p>

<p>Elektronik sigara uyarısı</p>

<p>Elektronik sigaraların da nikotin bağımlılığını sürdürdüğünü belirten Dr. Aydoğan, bu ürünlerin bağımlılığı sonlandırmadığını, yalnızca kullanım şeklini değiştirdiğini ifade etti.</p>

<p>Sigara bırakıldıktan sonra vücutta neler oluyor?</p>

<p>Sigara bırakıldıktan sonra vücudun hızla kendini onarmaya başladığını belirten Mehmet Aydoğan, iyileşme sürecini şu sözlerle anlattı: İlk 24 saatte kandaki karbonmonoksit düzeyi düşer, oksijen seviyesi artar. 2-3 gün içinde nikotin vücuttan tamamen temizlenir, tat ve koku duyuları belirgin şekilde iyileşir. 1-2 hafta içinde dolaşım sistemi düzelmeye başlar, fiziksel performans artar. 1 ay sonunda akciğer fonksiyonlarında iyileşme görülür, öksürük azalır. 3-9 ay arasında akciğerlerin temizlenme kapasitesi artar, enfeksiyon riski azalır. 1 yılın sonunda kalp hastalığı riski yaklaşık yüzde 50 oranında düşer."</p>

<p>"Her geçen gün kayıp değil, kazançtır"</p>

<p>Sigara bırakmanın yalnızca bir alışkanlıktan vazgeçmek olmadığını ifade eden Dr. Aydoğan, "Bu süreç vücudu yeniden hayata döndürmektir. Sigara bırakmak bir irade savaşı değil, beynin yeniden öğrenme sürecidir. Doğru yöntemler ve profesyonel destekle bu süreç çok daha başarılı şekilde yönetilebilir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/sigara-bir-aliskanlik-degil-beyin-bagimliligidir</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/04/elektronik-sigarada-sure-doldu-kanser-riski-netlesti.jpg" type="image/jpeg" length="40368"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Havalar ısındı, çocuklarda yaz ishali vakalarına dikkat]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/havalar-isindi-cocuklarda-yaz-ishali-vakalarina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/havalar-isindi-cocuklarda-yaz-ishali-vakalarina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Harika Dikdur, havaların ısınmasıyla birlikte yaz ishali diye bilinen mide-bağırsak enfeksiyonlarının artabileceğini belirterek, ebeveynlere uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınması ile birlikte çocukların toplu alanlarda kalma süresi uzadı. Yaz ishalinin de bu dönemlerde arttığını ifade eden Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Uzm. Dr. Harika Dikdur, "Yaz dönemi geliyor ve havalar ısınıyor. Bu dönemde en sık karşılaşacağımız enfeksiyonlardan biri çocuklarda mide-bağırsak enfeksiyonu. Buna yaz ishali denilebiliyor. Yazın, bu hastalığın artma sebebi toplu alanlarda daha fazla bir araya gelmek. Havuz, deniz gibi toplu girilen sulardan kapılan mikroplar, içme sularında ya da iyi yıkanmamış gıda ürünleri ile birlikte viral enfeksiyonları daha sık görüyoruz. Parklarda aynı yere dokunulması ve ellerin ağza gitmesi de bu enfeksiyonların bulaşmasında etkili oluyor" dedi.<br />
İshal salgınlarında kusma ve ishalin bir arada olduğunda hastayı mutlaka bir çocuk doktorunun görmesi gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Dikdur, "İshal salgınlarında en önemli konu, çocukta kusma ve ishal varsa mutlaka bir çocuk doktoru hastayı görmeli. Bu enfeksiyonlar genellikle virüs kökenlidir. Bu hastalığın tedavisi de destek tedavisidir. Bu tedavinin yüzde 99'unda da antibiyotik gerekli değildir. Sıvı kaybı varsa bunu dengelemek için damar yolundan sıvı desteği sağlarız. Probiyotik kullanırız. Bazı vakalarda çinko destekleri ile dengelemeyi sağlarız" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/havalar-isindi-cocuklarda-yaz-ishali-vakalarina-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 12:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/05/ishal-vakalari.JPG" type="image/jpeg" length="24397"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güneş yanıkları yıllar sonra deri kanserine zemin hazırlayabiliyor]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/gunes-yaniklari-yillar-sonra-deri-kanserine-zemin-hazirlayabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/gunes-yaniklari-yillar-sonra-deri-kanserine-zemin-hazirlayabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Artan sıcaklık, nem ve güneş ışınlarının cilt bariyerinde bozulmalara neden olabileceği uyarısında bulunan Acıbadem Bursa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Seher Tutkun yaz aylarında özellikle fazla terleme ile birlikte birçok cilt hastalığında artış görüldüğünü belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Artan sıcaklık, nem ve güneş ışınlarının cilt bariyerinde bozulmalara neden olabileceği uyarısında bulunan Acıbadem Bursa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Seher Tutkun, "Havaların ısınmasıyla birlikte isilikten mantar enfeksiyonlarına, güneş alerjisinden akneye kadar birçok cilt problemi artış gösteriyor. Özellikle kontrolsüz güneş teması sonucu oluşan yanıklar, yıllar sonra lekelenme ve bazı deri kanseri türlerine zemin hazırlayabiliyor" dedi.<br />
Yaz aylarında özellikle fazla terleme ile birlikte birçok cilt hastalığında artış görüldüğünü belirten Tutkun, "En sık görülen sorun isilik. Fazla giydirilen bebeklerde ve aşırı terleyen yetişkinlerde ter bezlerinin tıkanması sonucu oldukça kaşıntılı kırmızı döküntüler oluşabiliyor. Özellikle yüz, boyun ve gövde gibi yoğun terleyen bölgelerde görülüyor" diye konuştu.<br />
<strong>"Nemli ortamlar mantar ve bakteriler için uygun zemin oluşturuyor"</strong><br />
Sıcak ve nemli havaların enfeksiyon riskini artırdığına dikkat çeken Tutkun, "Ayak parmak araları, kasık ve koltuk altı gibi katlantı bölgelerinde mantar ve bakterilere bağlı enfeksiyonlar daha sık görülüyor. Kaşıntı, kızarıklık, kötü koku ve akıntı gibi şikayetlere yol açabiliyor" dedi.<br />
Yaz mantarı olarak bilinen ‘pitriyazis versikolor' hakkında da bilgi veren Tutkun, "Bu mantar türü çoğu zaman kaşıntı yapmadan pembe-kahverengi ince pullanmalar şeklinde ortaya çıkıyor ve hastalarda endişe oluşturabiliyor" ifadelerini kullandı.<br />
<strong>"İlk güneş temaslarında güneş alerjisi görülebiliyor"</strong><br />
Güneş ve sıcak alerjilerine de dikkat çeken Tutkun, "Güneş alerjisi, özellikle yılın ilk güneş temaslarında kaşıntılı kızarıklık ve kabarıklıklarla ortaya çıkabiliyor" dedi.<br />
Bazı kimyasal maddelerin güneşle birleşince reaksiyon oluşturabileceğini belirten Tutkun, "Kokulu ürünler, kozmetikler, ve bazı ilaçlar güneş ışığı ile temas ettiğinde fotoalerjik reaksiyonlara yol açabiliyor. Hatta nadiren güneş koruyucu kremler bile buna neden olabiliyor" diye konuştu.<br />
<strong>"Güneş yanıkları hafife alınmamalı"</strong><br />
Özellikle açık tenli bireylerde güneş yanıklarının sık görüldüğünü belirten Tutkun, "Kişiler farkında olmadan uzun süre güneşte kalabiliyor ve saatler sonra kızarıklık ile acı şikayetiyle sağlık kuruluşlarına başvurabiliyor. Hafif kızarıklıktan ciddi su toplamalarına kadar değişen tablolar görülebiliyor. Tekrarlayan güneş hasarları ilerleyen yıllarda lekelenme ve bazı deri kanseri türlerinin gelişme riskini artırabiliyor" ifadelerini kullandı.<br />
<strong>"Akne ve cilt lekeleri yaz aylarında artabiliyor"</strong><br />
Sıcak havalarda terleme ile birlikte akne oluşumunun arttığını belirten Tutkun, "Sebum, ter ve ölü deri birleşerek gözeneklerin tıkanmasını kolaylaştırıyor. Bazı cilt bakım ürünleri de zaman zaman siyah nokta ve sivilce oluşumuna neden olabiliyor" dedi.<br />
Cilt lekelerine ilişkin de uyarılarda bulunan Tutkun, "Bazı lekeler doğrudan güneş ışınlarına bağlı gelişirken, bazılarında güneş sadece tetikleyici rol oynuyor. Bu nedenle lekelerin dermatolog tarafından değerlendirilmesi önemlidir" diye konuştu.<br />
<strong>"Egzama ve rozada yaz alevlenmeleri görülebiliyor"</strong><br />
Kronik cilt hastalıklarının da sıcak havalardan etkilendiğini belirten Tutkun, "Egzama ve roza hastalarında sıcaklık artışı, güneş, terleme, polen ve toz teması nedeniyle alevlenmeler görülebiliyor" dedi.<br />
<strong>"Terli kıyafetlerle uzun süre kalmayın"</strong><br />
Şapka ve gözlük kullanılması, güneşin yoğun olduğu saatlerde uzun süre dışarıda kalınmaması, pamuklu ve nefes alan giysilerin tercih edilmesi yönünde önerilerde bulunan Tutkun, terli kıyafetlerin de hızlı değiştirilmesi gerektiğini belirterek, "Islak veya nemli kalmamak, kısa duşlar almak ve yeterli su tüketmek cilt sağlığı açısından önem taşıyor" diye konuştu.<br />
Son olarak kimyasal içerikli ürünlere karşı da uyarıda bulunan Tutkun, "Aromatik kokulu ürünler ve ıslak mendiller lekelenmelere neden olabilir. Önlemlere rağmen şikayetler devam ediyorsa dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/gunes-yaniklari-yillar-sonra-deri-kanserine-zemin-hazirlayabiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/05/gunes-yaniklari-yillar-sonra-deri-kanserine-zemin-hazirlayabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="44729"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından cilt kanseri ve güneşten korunma uyarısı]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/uzmanindan-cilt-kanseri-ve-gunesten-korunma-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/uzmanindan-cilt-kanseri-ve-gunesten-korunma-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aslıhan Gülel, cildimizin en değerli giysimiz olduğunu belirterek, "Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir. Ne kadar güneş koruyucu kullansak da güneşten fiziksel olarak korunmak esastır. Uzun kollu, açık renkli kıyafetler tercih etmeliyiz" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aslıhan Gülel, 1-31 Mayıs Cilt Kanseri Farkındalık ayı kapsamında cilt kanserleri ve güneşten korunma yöntemlerine dair uyarılarda bulundu. Cildin dış etmenlere karşı vücudu koruyan en önemli bariyerlerden biri olduğunu belirten Gülel, özellikle mayıs ayından itibaren güneş ışınlarının ve ultraviyole (UV) radyasyonun etkisini artırdığına dikkat çekti. Deri kanserlerinin sık görülen bir tür olduğunu ve melanom ile melanom dışı olarak iki başlıkta ele alındığını aktaran Gülel, "Benlerimiz, yeni oluşan renkli lekeler ve ciltte meydana gelen değişiklikler mutlaka takip edilmelidir. Benlerimizi zaman zaman kontrol etmeli, yılda en az bir kez de cilt doktorumuza başvurmalıyız. Özellikle tarım işçileri ve güneş altında uzun süre çalışan kişilerde deri kanserleri daha sık görülebilmektedir. Bu nedenle bu kişilerin de düzenli takip yaptırması önemlidir" dedi.<br />
<strong>"Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir"</strong><br />
Güneşten korunma noktasında doğru bilinen yanlışlara değinen ve basit ama etkili önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayan Gülel, şunları kaydetti:<br />
"Özellikle saat 10.00 ile 16.00 arasında güneş altında uzun süre kalmamalıyız. Eğer güneş altında kalmamız gerekiyorsa mutlaka güneş koruyucu kullanmalıyız. Güneş koruyucular fiziksel ve kimyasal olarak ikiye ayrılır. Fiziksel koruyucular dışarı çıkmadan hemen önce kullanılabilirken, kimyasal koruyucular güneşe çıkmadan yaklaşık yarım saat önce sürülmelidir. Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir. Genellikle yapılan yanlışlardan biri, güneş koruyucunun bir kez sürülmesinin yeterli olduğunu düşünmektir. Oysa koruyucunun düzenli aralıklarla tazelenmesi gerekir. Yaşımıza ve cilt yapımıza uygun güneş koruyucu seçmeliyiz. Az miktarda kullanıldığında yeterli koruma sağlamaz. Genellikle yüz bölgesi için beş parmak ucu kadar güneş koruyucu kullanılması önerilmektedir."<br />
<strong>"Cildimiz, en değerli giysimizdir"</strong><br />
Fiziksel korunmanın ve rutin kontrollerin önemine de değinen Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Gülel, "Ne kadar güneş koruyucu kullansak da güneşten fiziksel olarak korunmak esastır. Uzun kollu, açık renkli kıyafetler tercih etmeliyiz. Özellikle yaz döneminde birkaç haftada bir bütün cildimizi kontrol etmeliyiz. Yeni oluşan benler, lekeler, kanamalı ya da iyileşmeyen lezyonlar görüldüğünde mutlaka doktora başvurulmalıdır. Açık tenli, çillenmeye yatkın cilt yapısına sahip kişilerin daha dikkatli olması gerekir. Cilt kanserlerinde güneş en önemli etkenlerden biridir. Cildimiz çok önemlidir. En değerli organımız, en değerli giysimizdir. Aslında ona yatırım yaparsak kendimize de yatırım yapmış oluruz" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/uzmanindan-cilt-kanseri-ve-gunesten-korunma-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/05/uzmanindan-cilt-kanseri-ve-gunesten-korunma-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="14531"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşte kurban eti pişirmenin altın kuralları: Her etin pişirme tekniği ve sıcaklığı var]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/iste-kurban-eti-pisirmenin-altin-kurallari-her-etin-pisirme-teknigi-ve-sicakligi-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/iste-kurban-eti-pisirmenin-altin-kurallari-her-etin-pisirme-teknigi-ve-sicakligi-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı'nda doğru beslenmenin önemli noktalarından birinin de kurban etini doğru pişirmek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Murat Tosun, her etin pişirme tekniği ve sıcaklığının olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Murat Tosun, kurban etleriyle ilgili pişirme tavsiyelerini sıralarken, "Sert olan boyun ve kol bölgesi etleri kıyma yapımına, orta sert olan but ve göğüs etleri haşlamaya, bonfile gibi yumuşak sırt etleri ise ızgaraya uygundur. Her etin kendine göre doğru pişirilme tekniği ve sıcaklığı vardır. Örneğin; değerli kısım dediğimiz bonfilenin (ızgara) pişirilme tekniği ile but (haşlama) kısmından elde edilen bir etin pişirme tekniği çok farklıdır. Uzun süreli ve yüksek ısıda pişen etlerin rengi koyulaşır ve besin değerini kaybeder. Bu yüzden et pişirirken sıcaklık ve süreye çok dikkat etmek gerekir" dedi.<br />
Eti ateşle direkt temas ettirmeyin<br />
Kavurma yapılacak etlerin sinirlerinin ve damarların ayrılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Murat Tosun, "Özellikle kavurma yaparken etin lezzetini korumak için pişirme işleminde etin kendi su ve yağından istifade edilmelidir. Kavurma yaparken pişirme süresi etin türüne göre değiştiği için süreye dikkat etmek gerekmektedir. Tuz, baharat her zaman pişmeye yakın eklenmelidir. Et eğer mangal ızgarada pişirilecek ise öncelikle kaliteli kömür kullanılmalı ve kömürün tam olarak beyaz kor olması beklenmeli. Eti ateşle direkt temas ettirmek yerine bu amaçla özel olarak üretilen mermer veya taş ızgaraların kullanılması daha sağlıklı olması açısından önemli Eğer direk mangalda pişirilecek ise mangal ateşi ile ızgara arasındaki mesafenin en az 15 cm olmasına dikkat edilmesi gerekir" şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/iste-kurban-eti-pisirmenin-altin-kurallari-her-etin-pisirme-teknigi-ve-sicakligi-var</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/05/iste-kurban-eti-pisirmenin-altin-kurallari-her-etin-pisirme-teknigi-ve-sicakligi-var.jpg" type="image/jpeg" length="17628"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban kesimi sırasında 13 bin 513 kişi hastanelik oldu]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/kurban-kesimi-sirasinda-13-bin-513-kisi-hastanelik-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/kurban-kesimi-sirasinda-13-bin-513-kisi-hastanelik-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kurban Bayramı'nın ilk günü yaralanma nedeniyle 13 bin 513 kişinin sağlık tesislerine başvurduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Memişoğlu sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Kurban Bayramı’nın ilk gününde, kurban kesimi esnasında yaşanan yaralanmalar nedeniyle sağlık tesislerimize toplam 13 bin 513 kişi başvurmuştur. Süreç boyunca vatandaşlarımızı daha dikkatli olmaya davet ediyor; yaralanan kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Bayram mesaisinde fedakârca görev yapan tüm sağlık çalışanlarımıza yürekten teşekkür ediyorum" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/kurban-kesimi-sirasinda-13-bin-513-kisi-hastanelik-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 00:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2024/06/acemi-kasaplar-2024-3.JPG" type="image/jpeg" length="57076"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene popülasyonu arttı, uzmanlar tedbir çağrısı yaptı]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/kene-populasyonu-artti-uzmanlar-tedbir-cagrisi-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/kene-populasyonu-artti-uzmanlar-tedbir-cagrisi-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yağmur yağışları ve havaların ısınmasıyla birlikte ortaya çıkan kenelere karşı uzmanlar vatandaşları uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İlkbahar ve yaz aylarının gelmesiyle kene vakalarında artış yaşanırken, özellikle kene ısırmaları sonucu görülen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının insan sağlığı açısından ciddi risk oluşturduğu belirtildi.<br />
Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Klinik Mikrobiyoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Karakeçili, özellikle haziran ortası ve temmuz aylarında vaka yoğunluğunun arttığını söyledi.<br />
Bu yıl kene popülasyonunun fazla olduğuna dikkati çeken Karakeçili, keneye maruz kalan vatandaşların en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini ifade etti.<br />
Karakeçili, hastaneye ulaşımın mümkün olmadığı durumlarda kenenin çıplak elle temas edilmeden çıkarılması gerektiğini belirterek, "Eldiven ya da poşet yardımıyla cımbız kullanılarak uygun şekilde çıkarılmasını öneriyoruz." dedi.<br />
Kırsal alanlarda kapalı kıyafet tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Karakeçili, şunları kaydetti:<br />
"Kapalı ayakkabı giyilmeli ve pantolon paçaları çorapların içine sokulmalı. Çünkü keneler yerden gelerek vücudumuza tutunuyor. Ayrıca vücudun düzenli olarak kontrol edilmesi gerekiyor."<br />
Kenelere karşı koruyucu spreylerin de kullanılabileceğini aktaran Karakeçili, vatandaşların panik yapmadan bilinçli hareket etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/kene-populasyonu-artti-uzmanlar-tedbir-cagrisi-yapti</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/05/kene-populasyonu-artti-uzmanlar-tedbir-cagrisi-yapti.jpg" type="image/jpeg" length="18689"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban eti en az 24 saat dinlendirilmeli]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/kurban-eti-en-az-24-saat-dinlendirilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/kurban-eti-en-az-24-saat-dinlendirilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban etinin, hayvan kesildikten hemen sonra pişirilmemesi gerektiğini hatırlatan Diyetisyen Gamze Söylemez, etin en az 24 saat dinlendirilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kesilen etin daha sert olduğunu ve bu nedenle sindirimi zorlayacağını ifade eden Diyetisyen Gamze Söylemez; "Dinlendirişmiş eti yavaş ve kısık ateşte kendi suyu ile pişirin, bu esnada iç yağ ve kuyruk yağı da koymayın. Etler büyük parçalar şeklinde değil, birer yemeklik olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetine konularak veya yağlı kağıda sarılarak buzdolabının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanmalıdır. Bu şekilde hazırlanan etler eksi 18 derece derin dondurucuda 3 ay süreyle saklanabilir. Etler kıyma haline getirilirse, buzdolabında iki günden fazla saklamamalıdır. Parça et ise 2-3 gün saklanabilir" dedi.<br />
<strong>"Etin yanında pirinç pilavı, patates, börek olmasın"</strong><br />
Sindirimi zor olan kırmızı etin, hazımsızlık ve şişkinlik olmaması için akşam yemeklerinde değil, öğle yemeklerinde yenilmesini tavsiye eden Söylemez, sözlerine şöyle devam etti;<br />
"Kurban etini yine kırmızı et gibi geç saatte tüketmeyin. Bayram diye et yemeyi abartmayın. Günde 100-150 gramdan (örneğin yaklaşık 3-4 köfte) daha fazla et yemeyin. Ayrıca etin yanında pirinç pilavı, patates, börek gibi glisemik indeksi yüksek besinleri de tüketmemeye özen gösterin. Zira bayramda hazımsızlık ve kabızlık yakınmaları sık görülebileceğinden etin yanında sebze yemekleri ya da salata yiyin."<br />
"Kalp-damar hastalığı, şeker hastalığı ve yüksek tansiyonu olanlar dikkat "<br />
Eti mangalda yapmanın ya da kavurma olarak tüketmenin, Kurban Bayramı'nın önemli ritüellerinden biri olarak görüldüğünü ifade eden Diyetisyen Gamze Söylemez, "Kavurmayı ne kahvaltıda ne de geç saatteki akşam yemeklerinde yemeyin. İlla eti mangalda pişirecekseniz yakmayın. Mangalda yanmış et mide, pankreas ve kalın bağırsak kanseri için risk oluşturabilir. Düzenli beslenin 2-3 saatte bir bir şeyler atışırın. Sıvı alımına dikkat edin ve günde 2-3 litre su tüketin. Çay, kahve gibi kafeinli içeceklerden uzak durun. Yemekleri çok iyi çiğneyerek tüketin Bayramda bilinçsizce et/çikolata/tatlı tüketimi mide yanması gaz şişkinlik hazımsızlık ve bağırsak sistemi bozukluklarına yol açabilir. Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için; kalp-damar hastalığı, şeker hastalığı ve yüksek tansiyonu olan kişiler, Kurban Bayramı'nda yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli ve porsiyon kontrolünde dikkatli olmalıdır. Sağlıklı yaşamın en temel kurallarından biri olan fiziksel aktivitenin artırılması anlamında günlük yürüyüşler yapabilir, bayram süresi boyunca kilo kontrolünüze destek olabilirsiniz" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/kurban-eti-en-az-24-saat-dinlendirilmeli</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/05/kurban-eti-en-az-24-saat-dinlendirilmeli.jpg" type="image/jpeg" length="18753"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Baş diyetisyenden kurban eti uyarısı]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/bas-diyetisyenden-kurban-eti-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/bas-diyetisyenden-kurban-eti-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Filiz Beycan, Kurban Bayramı boyunca aşırı ve dengesiz beslenmenin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, kurban etinin en az 12-24 saat dinlendirilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Baş Diyetisyeni Filiz Beycan, Kurban Bayramı'nda sağlıklı beslenme konusunda vatandaşlara uyarılarda bulundu. Bayram boyunca kontrolsüz et tüketiminin sindirim sistemi problemleri başta olmak üzere kolesterol, trigliserid ve tansiyon yükselmesine neden olabileceğini ifade eden Beycan, özellikle kurban etinin kesilir kesilmez tüketilmemesi gerektiğini söyledi. Bayram sabahında hafif bir kahvaltı yapılmasının önemli olduğunu belirten Beycan, "Kurban etini en az 12-24 saat dinlendirmemiz gerekir. Etin içerisindeki ölüm sertliği dediğimiz bir sertlik oluşur ve bu da sindirim sistemimizde problemlere yol açabilir. Yediğimizde eğer hazımsızlık, şişkinlik oluşmasını istemiyorsak etimizi mutlaka dinlendirmeliyiz. Onun için ilk önce kahvaltıda peynir, yumurta tarzı protein kaynaklarından oluşan, yanına zeytin, yeşillikler eklenmiş bir dilim tam buğday ekmeği tarzında bir kahvaltı yapabiliriz" dedi.<br />
<strong>"Gün içerisinde mutlaka 2,5 litre kadar su tüketmemiz gerekiyor"</strong><br />
Et pişirme yöntemlerine de değinen Beycan, "Daha çok haşlama, ızgara veya fırında pişirme yöntemlerini tercih etmemiz gerekiyor. İçerisine ekstra tereyağı veya kuyruk yağı gibi yağlar kullanmamak lazım ki sağlığımız olumsuz etkilenmesin. Bir diğer önemli hususumuz sebze yemeklerini mutlaka tüketmemiz lazım. Hem etin sindirimini artırabilmek hem de içerisindeki demir emilimini artırabilmek için yanına sebze veya salata ilavesi yapmamız gerekiyor. Mutlaka yanında su tüketimi çok önemli. Böbreklerimize proteinden bir yük binecektir. Bu yükün hafifletilmesi için de gün içerisinde mutlaka 2,5 litre kadar su tüketmemiz gerekiyor. Aynı zamanda kahve ve çayın fazla tüketilmesi de vücuttaki sıvı ihtiyacını artıracağı için su tüketimi bu yönden de önemli" şeklinde konuştu.<br />
<strong>"Etin yanında asitli içecekler değil de ayran, su tarzı içecekler tercih edilebilir"</strong><br />
Vatandaşların en sık yaptığı hatalardan birinin eti kesilir kesilmez tüketmek olduğunu söyleyen Beycan, "Eti kesilir kesilmez pişirmememiz gerekiyor ki sindirim sisteminde problemlere, hazımsızlığa, şişkinliğe, kabızlığa yol açmasın. Bir diğer husus yine etin yanında mutlaka sebze ve salatanın tüketilmesi gerekiyor. Bu da bizim sindirim sistemimizi daha rahatlatacaktır. Çok kızartmalı, yağlı değil de haşlama tarzı olabilir. İçerisinde baharatları çok fazla kullanmamak gerekir ki sindirim sistemimiz daha rahat çalışsın. Bunlara dikkat edebiliriz. Yine dediğimiz gibi su tüketimi çok önemli. Etin yanında mutlaka asitli içecekler değil de ayran, su tarzı içecekler tercih edebiliriz" ifadelerini kullandı.<br />
<strong>"Kolesterol hastaları haftada iki defa 90-120 gramı aşmayacak şekilde et tüketebilir"</strong><br />
Kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşların beslenmelerine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Beycan, "Eğer hastamız diyabet hastasıysa tatlı tüketmesini, hamur işi tüketmesini hiç istemiyoruz. Ancak ikramlık olarak meyve tüketebilir veya kuru yemiş, kuru meyve gibi hafif ikramlıklar tercih edilebilir. Bunun yanında eğer kalp damar hastalığı mevcutsa, kolesterol yükseklikleri varsa et miktarları çok önemli. Haftada iki defa 90-120 gramı aşmayacak şekilde et tüketmesi gerekiyor. Yine pişirirken yağlı değil de yağsız etleri tercih etmesini istiyoruz. Bunun yanında tansiyon hastalarımız için pişirirken içerisine ekstra tuz ilavesi yapmamalarını istiyoruz ki tansiyon yükselmesi meydana gelmesin. Sindirim ve mide problemleri olanlarda da daha çok haşlama öneriyoruz. Kızartılmış etler sindirim sisteminde problemlere yol açabilir" açıklamasında bulundu.<br />
<strong>"Eti tekrar dondurmuyoruz, aksi halde zehirlenme etkisi ortaya çıkabilir"</strong><br />
Etin saklama koşullarına ilişkin de bilgi veren Beycan, etlerin küçük porsiyonlara ayrılması gerektiğini ifade ederek, "3-4 gün içerisinde tüketeceksek buzdolabında 0-4 derecede, bir hafta içerisinde tüketeceksek daha çok eksi 2 derecede saklayabiliriz. Ama uzun vadede, yaklaşık 6 ay kadar bir süre saklamayı planlıyorsak eksi 18 derecede dondurarak muhafaza etmemiz gerekiyor. Pişireceğimiz zaman da oda sıcaklığında, kaynar su altında veya kalorifer yanında çözdürme işlemi yapmamalıyız. Buzdolabı içerisinde uzun sürede çözdürme yapmamız gerekiyor ki bakterilerin oluşmasını önleyelim. Ve çözdürdüğümüz eti tekrar dondurmuyoruz. Eğer dondurursak zehirlenme etkisi ortaya çıkabilir" şeklinde konuştu.<br />
Bayram boyunca aşırı et tüketiminin halsizlik, baş ağrısı, tansiyon yükselmesi ve gut gibi sağlık problemlerine yol açabileceğini belirten Beycan, dengeli porsiyonlarla birlikte sebze tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/bas-diyetisyenden-kurban-eti-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/05/bas-diyetisyenden-kurban-eti-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="30584"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fit olmak isterken hastanelik olmayın]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/fit-olmak-isterken-hastanelik-olmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/fit-olmak-isterken-hastanelik-olmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yazın gelmesiyle birlikte daha fit görünmek adına plansız ve programsız başlanan sporun kas zorlanmaları, diz ve ayak bileği yaralanmalarına davetiye çıkardığının altını çizen Medicana Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Doç. Dr. İ. Eralp Kaçmaz, önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, özellikle uzun süredir hareketsiz kalan kişilerin egzersiz yoğunluğunu kontrollü artırması gerektiğini vurgulayarak, basit önlemlerle ciddi sakatlıkların önlenebileceğini ifade etti.</p>

<p>Yazın gelmesiyle birlikte pek çok kişi daha fit görünmek ve form tutmak amacıyla spora yönelirken, bilinçsiz ve hazırlıksız yapılan egzersizler ciddi sakatlıklara neden olabiliyor. Özellikle uzun süredir hareketsiz kalan bireylerin bir anda yoğun tempolu spora başlamasının kas zorlanmaları, diz bağ yaralanmaları ve ayak bileği burkulmaları gibi sorunları beraberinde getirdiğini belirten Medicana International İzmir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. İ. Eralp Kaçmaz, yaz öncesi spor yapanlara önemli uyarılarda bulundu. Yaz başlangıcında ortopedi kliniklerine spor yaralanmaları nedeniyle başvuruların arttığını ifade eden Doç. Dr. İ. Eralp Kaçmaz, "Kış boyunca hareketsiz kalan vücut, ani yüklenmelere hazır olmayabiliyor. Özellikle halı saha maçları, koşu ve yüksek tempolu egzersizlere bir anda başlamak yaralanma riskini ciddi şekilde artırıyor" dedi.</p>

<p><strong>ANİ BİR HAREKET AYLAR SÜREN TEDAVİYLE SONUÇLANABİLİR</strong></p>

<p>Doç. Dr. İ. Eralp Kaçmaz, "Kış boyunca ertelenen yürüyüşler, koşular, halı saha maçları bir anda hayatımıza giriyor. Ancak ortopedi kliniklerinde her yıl aynı tabloyla karşılaşıyoruz: Hazırlıksız başlanan spor ve bunun sonucunda oluşan sakatlıklar. En sık gördüğümüz yaralanmaların başında kas zorlanmaları, diz bağ yaralanmaları ve ayak bileği burkulmaları geliyor. Özellikle ani yön değiştirme içeren sporlarda diz yaralanmaları ciddi bir sorun oluşturabiliyor. 'Bir anda hızlanayım, biraz da zorlayayım' düşüncesi, vücudun hazır olmadığı bir yüklenmeye maruz kalmasına neden oluyor. Sonuç ise haftalar, bazen aylar sürebilen bir tedavi süreci olabiliyor" sözlerini kaydetti. Yazın gelmesiyle birlikte spor sakatlanmalarının artmasındaki nedene de değinen Doç. Dr. İ. Eralp Kaçmaz, "Vücut yüklenmeye adapte olmadan yüksek tempoyla karşılaşıyor. Kış aylarında azalan kas gücü ve esneklik, denge ve koordinasyon kaybıyla birleştiğinde yaralanma riski belirgin şekilde yükseliyor. Buna bir de yetersiz ısınma ve uygun olmayan zemin veya ekipman seçimi eklendiğinde tablo kaçınılmaz hale geliyor" mesajını verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BASİT ÖNLEMLERLE RİSK AZALTILABİLİR</strong></p>

<p>Spor sakatlanmalarının önüne geçebilmek adına birkaç basit önlem olduğunu aktaran Doç. Dr. İ Eralp Kaçmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Öncelikle spora kademeli başlamak gerekir. İlk günler yüksek tempo yerine kısa süreli ve düşük yoğunluklu egzersizler tercih edilmelidir. Vücudun alışmasına zaman tanımak, sakatlıkların önlenmesinde en önemli adımdır. Isınma alışkanlığı ise çoğu zaman ihmal edilir. Oysa egzersiz öncesi 10-15 dakikalık hafif tempo ve dinamik hareketler, kasları ve eklemleri spora hazırlar. Bu küçük yatırım, büyük sakatlıkların önüne geçebilir. Antrenman sonunda yapılacak germe egzersizleri de bir sonraki antrenmana hazır hale gelmemize yardımı olacaktır. Bir diğer önemli konu doğru ekipman seçimidir. Özellikle ayakkabı, zemin ve yapılan spor türüne uygun olmalıdır. Sert zeminde uygunsuz ayakkabı ile yapılan spor, ayak bileği ve diz yaralanmalarını davet eder. Benzer şekilde spora özgü koruyucu ekipman (kask, dizlik, bileklik) kullanımına da dikkat edilmelidir."</p>

<p><strong>SPOR SIRASINDA ORTAYA ÇIKAN AĞRILARA DİKKAT</strong></p>

<p>Vücudun verdiği sinyalleri ciddiye almak gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. İ. Eralp Kaçmaz, şöyle konuştu:</p>

<p>"Spor sırasında ortaya çıkan ağrı, ‘devam et, açılırsın' diye göz ardı edilmemelidir. Erken dönemde verilen kısa bir ara, uzun süreli sakatlıkların önüne geçebilir. Unutmamak gerekir ki sporun amacı kısa sürede maksimum performans elde etmek değil, sağlıklı ve sürdürülebilir bir yaşam alışkanlığı kazandırmaktır. Bu nedenle sabırlı olmak ve vücudu dinlemek en doğru yaklaşımdır. Yaz ayları aktif bir yaşam için önemli bir fırsat sunuyor. Doğru planlama ve bilinçli hareketle hem form tutmak hem de sakatlanmalardan korunmak mümkün. Spora ideal şekilde başlayarak, yazı sağlıklı geçirebilirsiniz."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/fit-olmak-isterken-hastanelik-olmayin</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/05/fit-olmak-isterken-hastanelik-olmayin.jpg" type="image/jpeg" length="67193"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban Bayramı için sağlıklı beslenme tiyoları]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/kurban-bayrami-icin-saglikli-beslenme-tiyolari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/kurban-bayrami-icin-saglikli-beslenme-tiyolari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı'nda artan kırmızı et ve tatlı tüketimi, sindirim problemlerinden kilo artışına kadar birçok sağlık sorununu beraberinde getirebiliyor. Uzmanlar, bayram boyunca dengeli beslenmenin ve porsiyon kontrolünün önemine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Liv Hospital Ulus Diyetisyeni Özgenaz Kazan, Kurban Bayramı sürecinde sağlıklı beslenmeye ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bayram sabahında ağır ve yağlı öğünlerden kaçınılması gerektiğini belirten Diyetisyen Kazan, güne hafif bir kahvaltıyla başlanmasının sindirim sistemi açısından daha doğru olacağını ifade etti. Yeni kesilmiş etin hemen tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan Kazan, etin en az 12-24 saat dinlendirilmesinin sindirimi kolaylaştırdığını söyledi.<br />
Kırmızı etin kaliteli protein ve demir kaynağı olduğunu ancak aşırı tüketimin sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Kazan, bir öğünde ortalama 100-150 gram et tüketiminin yeterli olduğunu kaydetti. Etin yanında mutlaka salata ve sebze gibi lif kaynaklarının tüketilmesi gerektiğini ifade eden Kazan, böylece sindirimin destekleneceğini belirtti.<br />
Bayram sofralarında fazla yağ kullanımının yaygın bir hata olduğuna dikkat çeken Diyetisyen Özgenaz Kazan, "Et zaten kendi içerisinde yağ barındırır. Bu nedenle pişirme sırasında ekstra yağ eklenmesini önermiyoruz. Ayrıca etin çok yüksek ateşte pişirilmesi sağlık açısından risk oluşturabilir" dedi.<br />
Tatlı tüketiminde de ölçülü olunması gerektiğini vurgulayan Kazan, özellikle diyabet ve insülin direnci bulunan bireylerin şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıları tercih etmesi gerektiğini söyledi.<br />
Su tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade eden Özgenaz Kazan, artan et tüketimiyle birlikte günlük en az 2-2,5 litre su içilmesinin önemli olduğunu belirtti. Kazan, yemek sonrası yapılacak kısa yürüyüşlerin de sindirime katkı sağlayacağını aktardı.<br />
"Küçük ama doğru seçimlerle sağlıklı bir bayram geçirmek mümkün"<br />
Kazan, sağlıklı bir bayram dönemi için şu önerilerde bulundu: "Bayramda önemli olan çok yemek değil, doğru ve dengeli beslenmektir. Porsiyon kontrolüne dikkat edilmesi, etin sağlıklı yöntemlerle pişirilmesi, su tüketiminin artırılması ve tatlı tüketiminde ölçülü davranılması büyük önem taşıyor. Küçük ama doğru seçimlerle bayramı hem sağlıklı hem de keyifli geçirmek mümkündür."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/kurban-bayrami-icin-saglikli-beslenme-tiyolari</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/05/kurban-bayrami-icin-saglikli-beslenme-tiyolari.jpg" type="image/jpeg" length="67867"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar geldi, göz alerjileri patladı]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/bahar-geldi-goz-alerjileri-patladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/bahar-geldi-goz-alerjileri-patladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz alerjisi vakalarındaki artışta küresel çevresel değişimler ve modern yaşam tarzının etkisi var. Bilgisayar, telefon gibi uzun süre ekran kullanımının yol açtığı göz kuruluğu da alerjilerin daha şiddetli hissedilmesine neden oluyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarının gelişiyle birlikte alerjik konjonktivit (göz alerjisi) vakalarında belirgin artış yaşandığını belirten Uzm. Dr. Hülya Deveci, bu yükselişin arkasında küresel çevresel değişimler ve modern yaşam tarzının etkili olduğunu söyledi. Özellikle ailesinde alerji öyküsü bulunan kişilerde riskin çok daha yüksek olduğuna dikkat çeken Deveci, işlenmiş ve katkı maddeli gıdaların da alerjik reaksiyonları tetikleyebileceğini vurguladı. Uzm. Dr. Deveci, "Bilgisayar, telefon gibi uzun süre ekran kullanımının yol açtığı göz kuruluğu da alerjilerin daha şiddetli hissedilmesine neden oluyor" diyerek korunma yolları önerdi.<br />
Acıbadem Kent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Deveci, baharın doğayı canlandırdığı kadar pek çok kişi için "göz kaşıntısı mevsimi" anlamına da geldiğini ifade etti. Halk arasında göz alerjisi olarak bilinen alerjik konjonktivitin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebildiğini dile getiren Dr. Deveci alerjinin nasıl ortaya çıktığı konusunda önemli bilgiler verdi.<br />
<strong>İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE KİRLİLİK TABLOYU AĞIRLAŞTIRIYOR</strong><br />
Alerjik konjonktivitin, gözün en dış tabakası olan konjonktivanın alerjenlere karşı aşırı tepki vermesiyle oluştuğunu belirten Dr. Deveci, şunları söyledi:<br />
"Bağışıklık sistemi zararsız maddeleri tehdit olarak algılayıp histamin salgıladığında; şiddetli kaşıntı, sulanma, kızarıklık ve şişlik gibi belirtiler ortaya çıkar. En yaygın tetikleyiciler polenler, ev tozu akarları, evcil hayvan kepeği ve küf mantarlarıdır. Hava sıcaklıklarının artması polen mevsimini uzatıyor. Atmosferdeki karbondioksit artışı bitkilerin daha yoğun ve güçlü alerjen üretmesine yol açıyor. Öte yandan hava kirliliği, egzoz gazları ve kimyasallar göz yüzeyini tahriş ederek alerjenlere karşı savunmasız hale getiriyor."<br />
<strong>MODERN YAŞAM ALERJİYİ TETİKLİYOR</strong><br />
Aşırı steril yaşam tarzının bağışıklık sistemini zayıflattığını ifade eden Deveci, ev içinde geçirilen sürenin artmasının da toz, küf ve evcil hayvan tüylerine maruziyeti artırdığını söyledi. Dr. Deveci ayrıca uzun süre bilgisayar ve telefon kullanımı sonucunda oluşan göz kuruluğunun, göz yüzeyindeki koruyucu tabakayı bozduğunu hatırlattı, "Bu durum, alerjenlerin gözle temas ettiğinde temizlenmesini zorlaştırır ve daha derin bir inflamasyona (iltihaba) neden olur. Alerjide genetik yatkınlık önemli rol oynar. Ailesinde alerji olan kişilerde görülme oranı çok daha yüksektir. Ayrıca işlenmiş ve katkı maddeli gıdalar, vücuttaki inflamasyonu artırarak alerjileri tetikleyebilir" dedi.<br />
<strong>KORUNMANIN ALTIN KURALLARI</strong><br />
Alerjiden tamamen kaçmanın zor olduğunu ancak alınacak önlemlerle belirtilerin azaltılabileceğini belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Deveci şu önerilerde bulundu:<br />
"Gözleri ovuşturmaktan kaçının. Geniş çerçeveli güneş gözlüğü kullanın. Evi düzenli havalandırıp temizleyin. Dışarıdan gelince yüzünüzü yıkayıp kıyafet değiştirin. Alerji döneminde kontakt lens yerine gözlük tercih edin."<br />
<strong>TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANMALI</strong><br />
Öte yandan, alerjik konjonktivit tedavisinin mutlaka uzman kontrolünde yapılması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Deveci, soğuk kompres, suni gözyaşı ve antihistaminik damlaların şikayetleri hafifletebileceğini söyledi. Şiddetli durumlarda doktor kontrolünde ilaç tedavisi uygulanabileceğini kaydeden Deveci, gözlerdeki her kızarıklığın alerji kaynaklı olmayabileceğine dikkat çekti. Deveci, yanlış ilaç kullanımının görme kaybına yol açabileceğini belirterek, mutlaka bir göz hastalıkları uzmanına başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/bahar-geldi-goz-alerjileri-patladi</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 10:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/05/bahar-geldi-goz-alerjileri-patladi.jpg" type="image/jpeg" length="35892"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hava ambulansı 7 aylık bebek için havalandı]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/hava-ambulansi-7-aylik-bebek-icin-havalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/hava-ambulansi-7-aylik-bebek-icin-havalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malatya’nın Darende ilçesinde solunum yetmezliği çeken 7 aylık bebek için ambulans helikopter havalandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Edinilen bilgiye göre Darende’de 7 aylık erkek bebek B.A aniden rahatsızlandı. Solunum yetmezliği olduğu belirlenen hastaya ilk müdahale Darende Devlet Hastanesi’nde yapıldıktan sonra hasta hava ambulansıyla Turgut Özal Tıp Merkezi’ne sevk edildi.<br />
Hastanın tedavisinin hastanede sürdüğü öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/hava-ambulansi-7-aylik-bebek-icin-havalandi</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/05/hava-ambulans.JPG" type="image/jpeg" length="96050"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı; Mantar tüketirken ölmeyin...]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/uzmanindan-uyari-mantar-tuketirken-olmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/uzmanindan-uyari-mantar-tuketirken-olmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bahar yağışlarıyla birlikte doğada mantar oluşumunun arttığını belirterek kontrolsüz yabani mantar tüketiminin ciddi zehirlenmelere yol açabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gündüz, Türkiye'nin iklim yapısı ve bitki örtüsü nedeniyle yabani mantarların yetişmesi açısından oldukça uygun bir ülke olduğunu ifade ederek yağışların arttığı ilkbahar ve sonbahar aylarında mantar zehirlenmesi vakalarında artış olduğuna dikkat çekti.<br />
Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin tüketilen mantarın türüne göre değişebildiğini kaydeden Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bazı türlerde şikâyetlerin ilk birkaç saat içinde ortaya çıktığını, bazı ölümcül türlerde ise belirtilerin 6 ila 24 saat sonra başlayabildiğini söyledi.<br />
Zehirlenme durumlarında geç başlayan belirtilerin daha tehlikeli olabileceğini vurgulayan Gündüz, "Özellikle geç başlayan bulgular ciddi karaciğer hasarıyla ilişkili olabilir. Bazı hastalarda ise belirtiler geçici olarak düzelebilir ancak bu yalancı iyilik hali sonrasında ağır organ yetmezlikleri gelişebilir" dedi.</p>

<p>"Ölüm meleği mantarı"</p>

<p>Gündüz, ölümcül zehirlenmelere en sık "ölüm meleği mantarı" olarak bilinen 'Amanita phalloides' türü mantarın neden olduğunu ve bu türün zehirsiz mantarlarla çok kolay karıştırılabildiğini belirterek doğadan bilinçsiz mantar toplama, halk arasındaki yanlış inanışlar ve mantarların görüntüsüne bakılarak ayırt edilmeye çalışılmasının riski artırdığını kaydetti.</p>

<p>"Ülkemizde mantar zehirlenmeleri sık karşılaştığımız bir durum"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Ülkemizde mantar zehirlenmeleri sık karşılaştığımız bir durum. Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında daha fazla görüyoruz. İlkbahar aylarında fazla görülmesinin en önemli nedeni, yağış ve nem oranının yükselmesidir. Bu ortam, mantar yetişmesi için uygun bir iklim oluşturuyor. Orman altlarında ve meralarda ciddi şekilde mantar yetişmesi oluyor. İnsanlarımız da kültürel olarak komşuları ve akrabalarıyla mantar toplama alışkanlığına sahip. Dolayısıyla ortak toplanan mantarlar nedeniyle, aile bireyleri ya da komşular arasında özellikle kümelenme şeklinde zehirlenmelerle karşılaşıyoruz. Mesela bir aileden 4-5 kişi aynı anda zehirlenmiş olabiliyor. Çünkü beraber mantar toplamışlar, eve getirmişler ve akşam pişirip yemişler. Bu durum toplu, aile içi kümelenme şeklinde zehirlenme olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür zehirlenmeleri özellikle sonbahar ve ilkbaharda sık görüyoruz" dedi.</p>

<p>"Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor"</p>

<p>"Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor" diyen Gündüz, "Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor. Birkaç saat içinde belirti veren mantar türleri olduğu gibi, 6 saat ya da 24 saat sonra belirti veren türler de var. Erken belirti verenler genellikle daha az tehlikeli olsa da geç dönemde belirti veren mantar zehirlenmeleri daha tehlikeli olabiliyor. Bunlar karaciğer ve böbrek yetmezliği gibi çok ciddi sorunlarla karşımıza gelebiliyor. İlk dönemde zehirlenme belirtileri normale dönebiliyor, kişi kendini iyi hissedebiliyor; ancak sonrasında tekrar kötüleşme görülebiliyor. Özellikle zehirli türlerde bu durum daha sık yaşanıyor. Geç dönem belirti veren mantar zehirlenmelerinde daha dikkatli olmamız gerekiyor. Çünkü bunlar daha ölümcül sonuçlarla karşımıza çıkabiliyor. Ormanlık ve yeşillik alanların daha fazla olduğu bölgelerde risk artıyor. En çok Karadeniz Bölgesi'nde görülüyor. Karadeniz Bölgesi ilkbahar ve sonbaharda çok yağış alıyor. Yaylalar ve orman altları oldukça nemli oluyor. Bu nemli ve yağışlı ortam, mantarlar için çok uygun bir yetişme alanı oluşturuyor. Bölgemizde ciddi bir mantar çeşitliliği bulunuyor. Karadeniz Bölgesi'nde yüz yıllardır süregelen bir mantar toplama kültürü ve etkinliği var. Ancak mantarların toplanması uzmanlık gerektiriyor. Çünkü zehirli mantarı ayırt etmek bazen uzmanların bile zorlandığı bir durum olabiliyor. Bu nedenle doğadan topladığımız mantarları uzman kontrolünden geçirmeden tüketirsek ciddi zehirlenme riskiyle karşılaşabiliriz. Özellikle Amanita phalloides olarak bilinen "ölüm meleği" türü mantar, masum ve zehirsiz mantarlarla karışma riski çok yüksek olan bir türdür. Karadeniz Bölgesi'nde de bulunabilen bir mantardır. Bu nedenle çok dikkatli olmak gerekiyor. Uzman kontrolü olmadan doğadan toplanıp tüketilen mantarların tamamı zehirlenme riski taşır. Bu konuda çok dikkatli olmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/uzmanindan-uyari-mantar-tuketirken-olmeyin</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 13:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/05/mantar-tuketirken-olmeyin.JPG" type="image/jpeg" length="30688"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık raporlarında yeni dönem; Resmi Gazete’de yayımlandı]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/saglik-raporlarinda-yeni-donem-resmi-gazetede-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/saglik-raporlarinda-yeni-donem-resmi-gazetede-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[‘Sağlık Raporları Yönetmeliği’ Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme ile sağlık raporlarının düzenlenme süreçlerine ilişkin kurallar belirlenirken sahada uygulama birliği hayata geçirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yönetmelik kapsamında tüm raporların başvuru sürecinde yazılı dilekçe ve benzer uygulamaların sona erdirildiği yönetmeliğe göre başvuru süreçleri bundan sonra e-Nabız üzerinden kişisel beyan formunun doldurulmasıyla başlatılacak.<br />
Ayrıca düzenleme ile; ‘tek hekim raporları’ öncesinde bir karar destek sistemi oluşturuldu. Tanı, ilaç ve malzeme kullanımı ile ilgili kişisel beyan sorularına verilen yanıtlara göre sistem bir değerlendirmede bulunacak. Bu kapsamda; Kişinin sağlık raporu başvurusunda engel bir tanı, ilaç kullanımı ya da sağlık sorunu beyanı yoksa E-Nabız üzerinde</p>

<p>‘Sağlık Durum Belgesi’ düzenlenebilecek.</p>

<p>Kişinin beyanıyla e-Nabız bilgilerinin eşleşmediği durumlarda sağlık raporu için hekime yönlendirme yapılacak.<br />
Lisansa tabi olmayan sporlar ve sosyal aktiviteler için de rapor düzenlenmesine gerek kalmadan e-Nabız üzerinden ‘Sağlık Durum Belgesi’ alması mümkün olabilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzenlemede 2 temel sağlık kurulu tanımlandı</p>

<p>Yönetmelikte ‘durum bildirir sağlık kurulu raporu’ süreçleri de yeniden tanımlandı; tam teşekküllü sağlık kurulu ve 3 hekimli sağlık kurulu olmak üzere 2 temel sağlık kurulu oluşturuldu.<br />
Bu kapsamda; vatandaşların sağlık kurulu raporu alma süreçleri kolaylaştırıldı; Bakanlık tarafından belirlenen istisnalar dışında raporların 3 hekim tarafından düzenlenebilmesine de imkan tanındı.</p>

<p>Hastanelerde ‘rapor başvuru merkezi’ kurulacak</p>

<p>Ayrıca, 2’nci ve 3’üncü basamak sağlık hizmetlerinde sağlık raporu işlemlerinin tek bir noktadan başlatılması, takip edilmesi ve sonuçlandırılması sağlandı ve kişilerin hastanede devam eden rapor süreçlerine ilişkin bilgiye kolay erişimi mümkün hale getirildi. Bu amaçla; sağlık kurumlarında ‘Rapor Başvuru Merkezleri’ oluşturulacak ve süreç bu merkezler üzerinden takip edilebilecek.</p>

<p>Sağlık kurulu rapor süreçleri kolaylaştırıldı</p>

<p>Bakanlık tarafından belirlenen sağlık raporu formatları dışında başka bir formatta rapor düzenlenmesinin de önüne geçildi. Raporların ilgili kişiler tarafından daha kolay değerlendirilmesi sağlanmış ve ülke standardı oluşturuldu. Raporlara İngilizce dil desteği eklenerek uluslararası kullanım imkanı da sağlandı.</p>

<p>Düzenlemeyle ayrıca; 50’den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli iş yerlerinde çalışacak olan kişilerin işe giriş raporlarının, Çalışan Sağlığı Merkezi (ÇAŞMER), aile hekimleri ve diğer kamu sağlık hizmeti sunucularında görevli tüm hekimler tarafından düzenlenebilmesinin de önü açıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/saglik-raporlarinda-yeni-donem-resmi-gazetede-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/05/saglik-raporlarinda-yeni-donem.jpg" type="image/jpeg" length="63233"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[20 Yıllık Sigara Bağımlılığını 3 Ayda Geride Bıraktı]]></title>
      <link>https://www.safakgazete.com/20-yillik-sigara-bagimliligini-3-ayda-geride-birakti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.safakgazete.com/20-yillik-sigara-bagimliligini-3-ayda-geride-birakti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hakkari’de hemşire Sevda Derinsu, uzman desteğiyle 20 yıllık sigara bağımlılığını 3 ayda bıraktı, sağlıklı yaşama yeniden başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde görev yapan hemşire Sevda Derinsu, 20 yıldır sürdürdüğü sigara alışkanlığını Sağlıklı Hayat Merkezi’nin desteğiyle geride bıraktı. Sigara Bırakma Polikliniği’ne başvuran Derinsu, 3 ay içinde tütün bağımlılığından tamamen kurtuldu.</p>

<p>“MERDİVEN ÇIKARKEN ZORLANIYORDUM”</p>

<p>Uzun yıllar sigara kullandığını belirten Derinsu, bırakma sürecinin ardından hayat kalitesinin hızla arttığını söyledi. Daha önce nefes almakta zorlandığını ifade eden genç hemşire, “Şimdi rahat yürüyebiliyor, merdivenleri zorlanmadan çıkabiliyorum” dedi.</p>

<p>UZMAN DESTEĞİYLE DUMANSIZ HAYAT</p>

<p>Yüksekova İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Sağlıklı Hayat Merkezi’nde ücretsiz danışmanlık ve tedavi desteği alan Derinsu, uzmanların yönlendirmesiyle bağımlılığı yenmeyi başardı. Başta bırakabileceğine inanmadığını dile getiren Derinsu, süreç sonunda sigarayı tamamen hayatından çıkardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ŞİMDİ DİĞER BAĞIMLILARA UMUT OLUYOR</p>

<p>Sigarayı bıraktıktan sonra çevresine örnek olan Derinsu, artık sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara da rehberlik ediyor. Sağlık çalışanı olarak kendi hikayesini paylaşan Derinsu, herkesin uzman desteği almaktan çekinmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>“VÜCUT KENDİNİ YENİLEMEYE HAZIR”</p>

<p>Uzman Dr. Vehbi Küçükkavradım ise sigarayı bırakan bireylerde iyileşmenin kısa sürede başladığını belirterek, tütün kullanımının bırakılmasıyla birlikte kalp ve akciğer hastalıkları riskinin ciddi oranda azaldığını söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.safakgazete.com/20-yillik-sigara-bagimliligini-3-ayda-geride-birakti</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://safakgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/safakgazete-com/uploads/2026/05/tutun-bagimliligi.JPG" type="image/jpeg" length="41659"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
