EKONOMİDE ARTAN GIDA FİYATLARI VE ENFLASYON ORANINDAKİ KRONİKLEŞME


Ahmet KIZILYAR

Ahmet KIZILYAR

Okunma 12 Mayıs 2020, 11:43

Ülkemizin son dönemdeki iktisadi tablosuna bir göz atıldığında; gittikçe daralan talep yapısına rağmen zorunlu görünen sağlık ve gıda harcamalarının dışında diğer kalemlerde pek fazla bir hareketlilik gözükmese de özellikle marketler faslında fırsatçılığın getirdiği bir alışkanlıkla pandemi koronovirüs Kovid-19 vakaları alenen kullanılınca birim fiyatları %50 ile %100 arasında aldı başını gitti. Bunun sonucu olarak da yerel bazdaki faaliyeti durdurulan pazar yerleri mecburi olarak tekrar hafta başı ile hafta ortasında yeniden faaliyete geçirildi. Bu nedenle market fiyat artışları kaynaklı yereldeki pazar yerlerinin tekrar faaliyete geçirilmesi prensipte doğru bir karardı. Ancak ne var ki,TÜİK’in açıkladığı Nisan/2020 ayına ait  Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) nisanda aylık bazda yüzde 0,85, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 1,28 artış gösterdi.Yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 10,94, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 6,71 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre de, nisan ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları yüzde 12,66, yurt içi üretici fiyatları yüzde 10,87 arttı.

                                  *       *         *

Çok tabii olarak,döviz kuru dolardaki dalgalanmanın sonucu olarak gerçekleşen yükselmeyi müteakip Merkez Bankası’nın son raporuna göre petrol fiyatlarında ortaya çıkan düşüşle birlikte iç talepteki daralma beklentisi bir taraftan nisan ayı enflasyon oranının daha düşük çıkmasına neden olurken öte yandan da yıl sonu enflasyon oranının aşağı yönlü revize edilmesinde etkili olduğu görüldü. Mamafih önümüzdeki aylar için enflasyon oranındaki sürecin Merkez Bankasına göre her ne kadar yıl sonu itibarıyla %7,4 şekilde revize edilmesiyle olumlu beklenti içine girilse de; döviz kuru dolardaki hareketliliğin önümüzdeki aylarda nasıl seyredeceği yönündeki belirsizlik halen devam etmesi sebebiyle gerçekte TCMB tarafından öngörülen bu revize oranı için henüz erken yapılan bir açıklama şeklinde değerlendirilebilir. Zira TCMB’nın yıl sonu için %7,4 oranındaki yaptığı bu revize sonraki  dönemlerde gerçekleştireceği faiz indirimi için altyapı oluştururken, Merkez Bankası'nın enflasyon oranı varsayımlarındaki değişiklikler ve ileriye dönük yönlendirmesi, güvercin para politikası duruşunun devam ettiğini gösteriyor.

                                  *        *         *

Merkez Bankası’nın 2020 yıl sonu enflasyon rakamı için öngördüğü yüzde 7,4 lük revize oldukça iyimser bir oran  olmakla birlikte TCMB halen belirsizliği devam eden döviz kurundaki dalgalanmadan kaynaklı girdi maliyetlerindeki artıların getirdiği maliyet enflasyonunun fiyatlar üzerinde baskı oluşturabileceği konusu dikkatten kaçmış görüntüsü veriyor.Bunun yanısıra ayrıca TCMB’nın piyasalardaki gerçekleştirdiği parasal genişlemenin eninde sonunda enflasyon oranının yukarı yönlü yükselmesine neden olacağı da herhalde gözden kaçırılmış olacak ki, IMF’nin küresel resesyonun netleşmeye başladığı yönündeki görüşü de olaya dahil edildiğinde bir taraftan enflasyon oranı artarken  öte yandan da resesyon(durgunluk) olgusunun piyasalarda hissedilmesiyle stagflasyon (durgunluk içinde enflasyon) olayı riskinin yaşanması da büyük bir ihtimal.

                                  *       *         *

Sonuç olarak, küresel pandemi koronovirüs vakalarının Ülkemizde şimdilik yatan seyir izleyerek geldiği noktada; buna rağmen halen pandemi vakalarının önümüzdeki dönemlerde nasıl bir gelişme göstereceğine dair belirsizlik devam ettiğine göre; PMI verilerinin de gölgesinde sınırlı bir iyimserlik mevcut olsa bile; yılın ikinci çeyreğinde küresel ekonomilerdeki paralel bir görünümle Türkiye ekonomisinde sert bir daralma kaydetmesi bekleniyor. Bu arada da önümüzdeki dönemlerde önlem alınmadığı takdirde aylık enflasyon oranlarında yukarı yönlü hareketlenmeler de görülebilir. Mayıs ayının genelinde açıklanacak iktisadi veriler salgının Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini daha net bir şekilde ortaya koyacağından hareketle; son duruma göre Türkiye'nin CDS oranı 631,61 baz puan (yüzde 6.3) oranında, bizden sonra ikinci sırada Brezilya (329.66) geliyor. Bu nedenledir ki, Dünyada dolar düşse de aksine bizde artıyor. Merkez Bankası TÜFE bazlı reel kur endeksine göre de, TL yüzde 35 oranında düşük değerde gözüküyor. Bu kapsamda yeni kur şoklarının önüne geçebilmek, dış borçların da ödenmesinde rahat olabilmek üzere dolayısıyla da dışsal güveni arttırabilmek için mutlaka TCMB döviz rezervlerini olabildiğince arttırmak zorundayız.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.