AYLIK ENFLASYON ORANLARINDAKİ RAKAM ÇELİŞKİSİ; HANGİSİ DOĞRU?


Ahmet KIZILYAR

Ahmet KIZILYAR

Okunma 07 Ocak 2021, 10:38

Bilindiği gibi geçtiğimiz Aralık/2020 Ayı Enflasyon oran   ları konusunda hafta başında açıklamada bulunan Türkiye İstatistik Kurumu’na göre; TÜFE'de 2020 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre %1,25, bir önceki yılın Aralık ayına göre %14,60, bir önceki yılın aynı ayı na göre %14,60 ve on iki aylık ortalamalara göre %12,28 artış gerçekleşirken,Aralık/2020 Ayı Yurt İçi Üretici Fiyatları Endeksi kapsamında ise Yİ-ÜFE (2003=100) 2020 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre %2,36, bir önceki yılın Aralık ayına göre %25,15, bir önceki yılın aynı ayına göre %25,15 ve on iki aylık ortalama lara göre %12,18 artış gösterdiği açıklanmıştı. Mamafih Prof Dr. Veysel Ulusoy liderliğinde oluşturulan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAGrup), Aralık 2020 TÜFE enflasyon seviyesini %4,08 olarak açıklarken, 2020 TÜFE enflasyonu seviyesini ise %36,72 şeklinde açıklaması TÜİK Enflasyon oranlarının daha çok sorgulanmasına yol açarak, Bu çerçeve deki soru işaretlerinin büsbütün artmasına neden oluyor.

                       *       *        *

Öyle ki aylık hesaplarda, Bir grup akademisyen tarafından Türkiye'deki enflasyonun saatlik, günlük ve aylık olarak açıklanması amacıyla kurulan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verilerine göre TÜİK alt grupları gösterge olarak alındığında en çok aylık düşüş %-0,46 ile Konut, en fazla yükseliş ise %17,58 ile Ulaştırma kaleminde gerçekleştiği ne yer verilerek,Ulaştırma ile özellikle uzaktan eğitim harcamalarının da içinde bulunduğu Eğlence ve Kültür harcama gruplarının fiyat artışlarının enflasyonu sürükleyen ürün grupları olduğu açıkça görüldüğüne işaret ediliyor Bu kapsamda fiyatlardaki gün ve ay-içi oynaklığa bakıldığında, en büyük değişimin sırasıyla Ulaştırma, Eğlence ve Kültür ile Çeşitli Mal ve Hizmetlerde görülmekte olduğuna değinilirken;Grubun bültenindeki açıklamalarına göre;

a. 2018 yılının ikinci çeyreğinde yaşanmaya başlayan ekonomik durgunluğun üçüncü çeyrekte döviz şoku ile birleşmesi, 2020 yılında yaşanan yüksek enflasyonu etkileyen temel faktörler oldu. Öyle ki, şokun etkisinin dördüncü çeyrekte de devam etmesi fiyatları kalıcı bir şekilde yukarı taşımıştır ve yapışkan bir özelliğe büründürmüştür.   

b. 2019 yılındaki zayıf ekonomik büyüme performansın beraberinde gelen maliyet ve talep şoku yıl boyunca devam

etmiştir. Özellikle, yaşanan döviz şokunun %80’ninin 3. ve 4’cü. çeyrekte TÜFE’ye yansıdığı gerçeğiyle 2019 yılının enflasyon oranı son yılların en yükseğine erişmiş ve son 20 yılda tecrübe edilmeyen bir oranda gerçekleşmiştir (burada rapor edilmemiştir).

c. Döviz geçişkenliğinin nispi olarak yavaşladığı 2020 yılının ilk çeyreğinde bu sefer de üretim açığının (reel GSYH’nın potansiyelinden farkı) etkilediği yeni bir kırılganlık ortaya çıkmış, Covid-19 sağlık krizi nedeniyle de daha derinleşmiştir.” Değerlendirmelerine yer verildiği görülürken;Buna Merkez Bankası faiz kararlarındaki yanlış zamanlamanın yarattığı döviz şoku eklenmiş ve sonuçta yüksek bir oranda enflasyon oranı ile 2020 yılı tamamlanmıştır.” Açıklaması da kayda geçiyor.

                       *       *        *

Sonuç olarak, özellikle yıl sonu ve yıl başı sonrasında doğal   gaz, elektrik, tekel maddeleri ve su gibi yapılan zamlara bakı lırsa; bu yapılan zamların A’dan Z’ye tüm kalemlere kadar yansıma yaparken bunun etkilerinin daha ziyade önümüzdeki aylara kademe kademe sirayet etmesi bekleniyor. Kaldı ki     temel girdi kalemlerinin içinde bulunan enerji maliyetlerinde ki bu fiyat artışları düşünüldüğünde fiyat artışlarının katlana rak yükseldiği de kabul edilen bir gerçektir.Oysa AB ülkeleri nezdindeki uyumlaştırma işleminde Bu kapsamda, Eurostat, üye ülke istatistik kuruluşları ile işbirliği yaparak, bir Uyumlaştırılmış Tüketici Fiyat Endeksi (HICP) oluşturmuş ve bu Endeks 1997 yılından itibaren de kullanılmaya başlanmıştır. HICP, üye ülkelerdeki TÜFE oranları için karşılaştırılabilir bir standart sağlamaktadır.Bu bağlamda, benzer uygulama ile güven sorunları kaldırılabileceği gibi Türkiye’de  kantitatif  para politikası araçlarının yanı sıra,kalitatif para politikaları çerçevesinde bölgesel faiz oranları uygulanabilir. Özellikle maliye politikası çerçevesinde enflasyon açısından dezavantajlı bölgelere farklı teşvik ve destekleme politikalarıkullanılabilir. Bununla birlikte ulusal ücret politikasında da bazı değişikliklere de gidilebilir.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.