ALIŞTIK


Şaban YILMAZ

Şaban YILMAZ

Okunma 10 Eylül 2020, 11:32

Sıklıkla korona virüs salgını ile bilgiler veriyoruz.

Dikkat çekiyoruz.

15 Mart 2020 ay gün ve yılından bugüne korona virüs ile mücadele ediyoruz.

Bugün itibarı ile altı ay bitti.

Tam 180 gündür korona virüs ile iç içeyiz.

Bir ara başlangıç.

Devamında yükseliş.

Tavan yapması.

Sonra iniş yakalanması.

Normale dönüş.

Ve yaz ayı sonu tekrar yükseliş.

Bununla birlikte tanı testinden 110 bin sayıları.

Vaka sayısı yüzde 1.

Tedbirler çok yüksek.

Tekrar kısıtlamalar geliyor.

Hayata bir şekilde normale dönmeli.

Ruh halimiz bozuk.

Evde kal derken.

Gerçekten psikolojimiz bozuldu.

65 yaş üstü ise bu konuda en çok sıkıntıyı yaşayan kesim.

20 yaş altı bile uzun süreli yasak yaşadı.

Ve bugünlerde tekrar normalleşelim derken.

Yeni kısıtlamalar .

Ruh halimizi ve psikolojimizi bozu.

Uzmanların görüşlerini paylaşıyorum.

Gerçekten biz bu duruma alıştık mı?

ALIŞTIK

Dünyayı saran salgına karşı maske kullananların sayısı her geçen gün azalıyor…

Koruyucu önlem alanların da!

Sağlık kuruluşlarının uyarılarını dikkate almayanların sayısı her geçen gün artıyor.

Ve uzmanlarda bunun nedenini tek kelimeyle özetliyorlar:

Alıştık!

Dünya genelinde artan vakalarla beraber pandemi salgını devam ederken; uzmanların uyarılarına rağmen maske takmayan, fiziksel mesafe kurallarına uymayan birçok kişi neredeyse her toplumda görülüyor. İlk ölümlü vaka açıklandığında toplumda kaygı seviyesinin oldukça yüksek olduğunu belirten uzmanlar, duruma alışmaya bağlı olarak toplumun bazı kesimlerinde zamanla kaygı seviyesinin düştüğünü, bunun da kuralların askıya alınması anlamına geldiğini belirtiyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Nermin Gündüz, pandemi sürecinin devam ettiğini, uzmanların tavsiyelerine ve alınan önlemlere uyulmasının önemli olduğunu söyledi.

Artan vaka sayılarına karşın toplumun bazı kesimlerinde kurallara uyulmasında aksamalar görüldüğünü, özellikle maske ve fiziksel mesafe konusunda önlemlerin gerektiği şekilde alınmadığını kaydeden Doç. Dr. Nermin Gündüz, süreç ilerledikçe her gün veri ve bilgi almanın kişilerde duyarsızlaşma oluşturmuş olabileceğini ifade etti.

Doç. Dr. Nermin Gündüz, “Mart ayındaki ilk açıklanan hasta sayısı Türkiye’de 1 iken 10 üzerinden değerlendirecek olursak insanların kaygı düzeyi ise 10’du. Şu anda vefat eden kişi sayısı 40’ları aştı. Yeni vaka sayısı ise bin 500’i geçerken; kaygı düzeyi ise 2-3 düzeyinde. İlk vaka ile birlikte ölüm sonucunu duyduğumuzda inanılmaz panik olmuştuk ve birdenbire vücudumuzda korkunç bir tehdit algısı oluştu. Sekiz aydır pandemi ile yaşamaya çalışıyoruz. Öncesinde de karantinalar, kısıtlamalar ve son anda açıklanan sokağa çıkma yasakları ruh sağlığı açısından bakıldığında ciddi rahatsızlıkların ortaya çıkmasına sebep olabilecek kaotik ortamdı. Sürekli koronavirüsle alakalı bilgi alıyor olmak insanlarda alışkanlık oluşturdu ve artık eskisi kadar önemsenmemesine neden oldu” diye konuştu.

Virüsün var olduğuna inanmadığını söyleyen kişilerin olduğuna dikkat çeken Gündüz, “Bir de kişilik özellikleri olarak otoriteyle sorunlar yaşayan, genel olarak kurallara uymakta zorluk çeken virüsü umursamayan grup var. İnsanlar kendileri bu rahatsızlıkla yüzleşmedikleri zaman ya da yakınlarından birinin salgına yakalandığının haberini almadıklarında sanki dünya dışında var olan bir salgınmış gibi aşırı bir özgüvene sahip oluyorlar. Bu da yeterli ve doğru bilgi kaynaklarına ulaşamamakla alakalı” ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Nermin Gündüz, pandemi süreci devam ederken 65 yaş üstü bireylerin dikkat etmesi gereken noktalara işaret etti. İmkânlar ölçüsünde bedensel sağlığa yönelik tahlil yaptırmanın önemine değinen Gündüz, “Özellikle 65 yaş üstü ve riskli hasta grubundakilere vitamin desteği sağlanması önemli” uyarısında bulundu.

Ruh sağlığı ile ilgili sorunlarında artış görülen kişilerin de özellikle rutin kontrollerini aksatmaması gerektiğini belirten Doç. Dr. Nermin Gündüz, “Hasta randevularının hekimlerine ulaşabilmelerindeki zorlukları göz önüne alarak çok daha öncesinden organize edilmesi gerekiyor. Bu dönemde iyi gelen alanlar, iyi gelen kişiler ve bunlarla alakalı bağ oluşturma oldukça fayda sağlayacaktır. Düşünce, duygu ve davranış ekseninde en kolay değiştirilebilecek olanın davranış olduğunu biliyoruz. Özellikle depresyondaki hastalarımıza ruh sağlığına iyi geleceği için pandemi döneminde evdeyken sunulan önerilerle alakalı davranış bazında neler yapılabileceklerini gözden geçirmelerini öneriyoruz. Örneğin daha önce ilgilerini çeken ama bir türlü izleme fırsatı bulamadıkları filmleri izleme, kitapları okuma, uzun süredir aramadıkları sevdiklerini arama, sevdikleri yemekleri pişirme, resim ya da boyama yapma gibi. Ayrıca sosyal medya aracılığı ile maruz kalınan kaynağı belli olmayan, gerçeklik dışı haberlerden de uzak durulması bu dönem ruh sağlığını olumlu etkileyecektir” dedi.

Yorum ve takdir okuyucularımızın.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.