ABD’NİN YENİ DÜNYA DÜZENİ PROJESİNE KARŞI  ANKARA-TAHRAN-MOSKOVA İTTİFAKI


Ahmet KIZILYAR

Ahmet KIZILYAR

Okunma 25 Aralık 2019, 12:32

Geçmişe baktığımızda ilk ilişkilerin başladığı zamandan Obama dönemine kadar Türkiye ABD ilişkileri, taraflar arasında çalkan tılı dönemler yaşanmasına rağmen stratejik önemini korumuştur. Taraflar İlişkileri iki ülke meselesi ötesine geçirerek Ortadoğu, Kafkasya, Orta Asya ve Balkanlar, enerji güvenliği nükleer yayıl ma ve küresel ekonomi alanlarına yaymışlardır. Fakat Yenidünya Sisteminin şekillenmeye başladığı dönemden itibaren, özellikle Obama döneminde taraflar arsındaki ilişkiler bozulmaya başla mış, günümüzde Trump yönetimi ile birlikte ilişkiler her geçen gün gerilerek kopma noktasına gelmiştir.Peki neden bu noktaya  geldiğimiz? Sorusuna ek olarak Ne değişti de iki müttefik arasın da model ortaklık olarak belirtilen ilişkiler gerilme ve kopma nok tasına gelmiştir? Türkiye 2000’li yıllara kadar Batı/ özellikle de ABD ve NATO merkezli bir dış politika izlemişti ve 2000’li yıl lardan sonra Türkiye’nin kendi kendine yetmeye başlaması ve bu gelişime istinaden Türkiye’nin İslam coğrafyasıyla yakından ilgi lenme iradesi göstermesi ABD’yi şaşırtmıştır. Başka bir ifade ile Türkiye yüzünü gelişmişlik ve kalkınmışlığın etkisiyle birlikte Or tadoğu çevirmiştir. Türkiye’nin yönünü Ortadoğu’ya çevirmesi genelde Batı, özelde ise ABD tarafından Türkiye’nin bölgede aktör olma arzusu içinde olduğu olarak okunmuştur.Türkiye’nin bu durumu Batı dünyası, özellikle ABD’yi harekete geçirmiş,Tür kiye karşıtı eksen kayması tartışmaları altında karalama propagan dasını başlatmışlardır.

                               *       *        *

Dolayısıyla Irak işgali ile bozulmaya başlayan Türk- Amerikan ilişkileri Obama döneminde ise ciddi bir kriz haline dönüştürül müştür. Obama dönemi ve sonrası Türk- Amerikan ilişkilerinin kriz haline dönüşmesine, Mavi Marmara baskını hadisesinde ABD’nin İsrail’e karşı Türkiye’nin beklediği tepkiyi gösterme mesi, buna karşı olarak BMGK’ deki ABD’nin İran’a yaptırım veya ambargo kararına Türkiye’nin ret oyu kullanması, Türkiye’ nin 3 Temmuz 2013 tarihinde Mısır’da Mursi’yi deviren askeri darbeye karşı sert tavır takınıp darbe yönetimini tanımayarak ilişkileri askıya almasına rağmen ABD’nin darbecileri politik ve maddi olarak desteklemesi, ABD’nin Suriye sorununda Türkiye’ yi önce desteklermiş gibi görünüp daha sonra tutum değiştirip Esad rejimini savunarak Türkiye’yi ters köşe etmesi, ilişkilerin gerilmesine neden olmuştur. Ayrıca 2013 Gezi Parkı olaylarında ve 15 Temmuz darbe kalkışmasında ABD’nin Türkiye’nin yanın da yer almaması ve her iki olayında arkasında olduğu belgelenen FETÖ elebaşı Fethullah Gülen’in ABD tarafından Türkiye’ye ia de edilmemesi, ABD’nin PKK, PYD gibi terör örgütlerine finan sal ve binlerce tır askeri malzeme yardımında bulunması aynı za mandaRezaZarrab dosyasıyla Türkiye’yi asılsız belgelerle suçla mak istemesi gibi nedenler etki etmiştir. Bu sorunların genelinde ABD’nin Türkiye vermek istediği mesaj açık; ABD Türkiye’ye “Üzerinde yaşadığınız coğrafyayı bırakın, hiçbir şeye karışma yan, sadece bizim Lejyoner Gücümüz olun, bizden başka hiçbir devlet ile yakın ilişki kurmayın, yoksa sizi böler, parçalarım”an    lamı taşımaktadır.

                               *       *        *

Peki, neden ABD Türkiye’yi tehdit etmektedir? ABD, Türkiye’ nin bölgesinde aktör olmasından neden çekinmektedir? Yanıt    olarak; ABD’nin Türkiye’den çekinmediği ifade edilse yanlış olur. Çünkü Türkiye, ABD’nin Yenidünya Düzeni Projesi, diğer bir ismi ile Büyük Ortadoğu Projeni uygulama koyduğu 11 Eylül itibariyle gelişmeye ve kendi kendine yetmeye başlamıştı. Aynı za manda da gelişen Türkiye ABD’nin projesinin hayata geçiril mesi hususunda sorun teşkil etmekteydi. Özellikle Cumhurbaşka

nı Recep Tayip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde Davos’ta İs rail’e karşı yaptığı çıkış sonrası Sultan ilan edilerek bölge ülkele rinin desteğini alması ABD’yi endişelendirmeye başlamıştı. Bu arada ABD’ nin bu endişesi Washington’u Türkiye ile yol ayrımı na da itmiştir.Recep Tayip Erdoğan’ın Davos çıkışıyla birlikte Türkiye-ABD ilişki leri her geçen gün hızlı bir gerileme sürecine girmiş ve bu süreç Obama ‘in son döneminde daha da hızlanmış ve Trump yönetimi ile de doruğa ulaşmıştır.

                               *       *        *

Sonuç oılarak,gelinen en son noktada bölgede çok etkin olan Tür kiye’nin varlığının ABD’nin büyük projesi önündeki en önemli tehdit unsuru olduğunu ifade edebiliriz. ABD, Türkiye’yi büyük tehdit olarak görüyor ki özellikle son 3–4 senedir Türkiye’nin böl gedeki etkisini kırabilmek için farklı terör örgütleri ve Siyonizm ile ittifak oluşturduğu ve diğer tehdit araçlarını kullandığı görül mektedir. Dolayısıyla ABD’yi Türkiye’nin tarihsel kodlarına dön mesi korkusu sarmıştır. Zira ABD Türkiye’den- değişik tehdit un surlarını bir araç olarak kullanarak korkutup, eski kabuğuna geri dönmesini ve sadece kendileri için hizmet etmesini, başka bir de yişle ABD’nin bekçiliğini yapmasını istemektedir. Ayrıca ABD Türkiye’den Rusya ve İran’dan uzaklaşmasını ve kendisine teslim olmasını talep etmektedir. ABD Türkiye’nin bölgede Rusya ve İran ile ilişkilerini geliştirerek önünde engel oluşturmasını isteme mektedir. Dolayısıyla ABD Türkiye’yi bölgesinde etkisizleştir mek istemektedir. Her ne kadar ABD saldırgan politikalar çerçe vesinde başat güç pozisyonunu korumak için önlem ve tedbir al maya çalışsa da, bu önlem ve tedbirlerin ABD’yi korumadığı bi lakis bu politikaların ABD’nin uluslararası arenadaki etken gücü nün her geçen gün gerilemesine neden olduğu da görülmektedir. ABD’nin dünya siyasetindeki etken gücünü kaybetmesi başta ABD olmak üzere uluslararası sistemde önemli sonuçlar doğur muştur. Bunlardan ilki, ABD’nin hegemonya krizinden ABD’ye alternatif farklı güç odakları ortaya çıkmıştır. Özellikle Rusya, Çin, İngiltere, Almanya ve Türkiye bu motivasyona sahip ülkeler olarak dikkati çekmektedirler. İkinci olarak uluslararası sistemde güç boşluğu oluşmuş ve bu güç boşluğu özellikle Ortadoğu’da sorunları da beraberinde getirmiş ve bölgenin istikrarsızlaşmasını neden olmuştur. Üçüncü olarak ise ABD müttefiklerini kaybetmiş tir. Artık gücün merkezini temsil etmeyen ABD,gücünü geri kaza nabilmek için değişik terör örgütleri ile müttefik ilişkileri geliştir meye başlamıştır.Özetle ABD hegomonyası artık vesayetini kay betme noktasına gelmiş,güçten düşmeye başlamıştır En son ABD    Başkanı Donald Trump’un, içerisinde Türkiye’ye yaptırımların da yer aldığı 2020 bütçe tasarısını imzalayacağını duyurması da içi ne düştükleri zafiyetin derin tezahürüdür.

KAYNAK:Değişen  Uluslararası Sistemde ABD’nin Ortadoğu

Politikalarının Sürdürülebilirliği (Murat Ercan-Ali Ayata)

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.