Şafak Gazetesi

ULUSLARARASI KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞU JCR’DEN TÜRKİYE İÇİN KRİTİK UYARI!….

ULUSLARARASI KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞU JCR’DEN TÜRKİYE İÇİN KRİTİK UYARI!….
Ahmet KIZILYAR
Ahmet KIZILYAR( dataposta6746@gmail.com )
12 views
10 Ağustos 2018 - 1:28

Bu defa yapılan değerlendirmelere dikkat edilirse siyasi olmadığı kadar hele hele duygusal hiç değil. Japon kredi derecelendirme kuruluşu JCR’in Başkanı Orhan Ökmen Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmelerde bulunurken yazılı yaptığı açıklamasında;” Türkiye ekonomisinin seçim öncesinden bu yana çok boyutlu bir çalkantının içerisine girdiğini belirtirken, Ökmen, “Türkiye’nin uluslararası hukuktan uzaklaştığı algısı bitmediği sürece piyasalardan çıkış olacağını ve TL üzerindeki baskının süreceğini “ifade ettiği görüldü. JCR, kamu finansmanının sürdürülebilir olduğunu, mali finansal esnekliğin sağlığını koruduğunu, politik risk ve belirsizlik alanlarındaki oynaklığın yüksek olmasına rağmen iş ortamının ve rekabetçilik alanlarının hala istikrarlı olduğunu belirtirken; mamafih Türkiye’nin makro ekonomik ve dış finansman alanlarında yapısal sorunlarının da olduğunu”da  ifadesine ekledi,

*    *     *

Diğer taraftan JCR Başkanının açıklamasının detayında;” Bankacılık sektörü, kazanç/karlılık kalitesi, likidite/sermaye yeterliliği, piyasa risklerine karşı duyarlılığı açılarından ülke notuna tampon olma gücünü ve yatırım yapılabilir seviyedeki mali yapısını korumaya devam etmektedir. Ancak, bankacılığın finansal sağlamlığı istikrarını korumakla ve finansal kırılganlığa dayanma gücü hala yüksek olmakla beraber ABD yaptırımlarının sebep olacağı fonlara erişim engeli önemli bir tehdit olacaktır.” derken; Politik risk ve belirsizlik alanlarındaki oynaklığının yüksek olmasının temel sebebi ise Türkiye ekonomisinde yapısal, siyasal ve yargı ile ilgili sorunlarının bulunmasıdır. Siyasi ve jeopolitik gelişmeler ekonomik performansı ve kurumsal bağımsızlığı zayıflatmaktadır.” değerlendirmesi de kayda geçti. JCR Başkanı açıklamasına devam ederken;” Türkiye ekonomisi seçim öncesinden bu yana çok boyutlu bir çalkantının içerisine girmiştir. Seçim öncesi; rekor kıran kamu harcamaları, genişletilen krediler, ertelenen kamu zamları ve tüm bunların bir sonucu olarak zirveye çıkan enflasyon, sürekli artan cari açık, TL varlıklarına yönelik risk iştahının azalması, devam eden sermaye çıkışları Türk ekonomisinin seçim sonrasına sarkan özetidir.”

*    *     *

Bu arada resesyon (durgunluk) konusunda da değinen JCR Başkanı;” “ABD tarafından Türkiye’ye karşı şimdilik sembolik olarak uygulanan yaptırımların devam etmesi ve daha da genişletilmesi, Türkiye ekonomisinin ödeme krizine ve durgunluğa girme olasılığını yükseltmektedir. Türkiye’nin batı yaptırımlarına maruz kalmış olması, parasal aktarım mekanizmalarının işlevsizliğini ve ödemeler dengesi ile para krizini kaçınılmaz kılacaktır. Net Döviz rezervlerinin yetersiz olduğu, ekonominin aşırı ısındığı, bağımsız kurumların ve teknokratların kurumsal ve operasyonel bağımsızlıklarının azaldığı, dış borç seviyelerinin ve uluslararası sermaye hareketlerine bağımlılığın oldukça yüksek olduğu bir konjonktürde, Türkiye’nin batı yaptırımlarına maruz kalmış olması, ekonomik sonuçlarının yanından sosyal ve toplumsal yansımaları da olan ciddi bir ödemeler dengesi ve para krizi kaçınılmaz bir sonuç haline gelecek, parasal aktarım mekanizmaları daha da bozulacaktır.” Uyarısında bulunduğu izlendi.

*    *     *

Konuyla ilgili açıklamasının devamında JCR Başkanı;” Türkiye’nin, olası bir sosyo-ekonomik bir krizden kaçınmak için bir an evvel ABD ve AB ile ilişkilerini düzeltmesi, AB ve ABD karşıtlığına ilişkin iç ve dış politikalarda yer alan hususları

yeniden analiz etmesi, yatırımcı güvenini yeniden kazanması ve Merkez Bankası’nın ve kabine üyelerinin bağımsızlık güçlerinin kurumsal olarak garanti altına alınması gerekmektedir.

Türkiye’nin temel fonlama ihtiyacının tamamını, batı piyasalarının dışında kalan ülkelerden sağlama olasılığı bulunmamaktadır: Ayrıca yerel işletmelerin dış borçlarını yeniden finanse etmelerine yardımcı olma konusunda Merkez Bankası’nın kabiliyeti sınırlı ve batı dışında kalan ülkelerden yeterli düzeyde kredi-fonlama sağlanma olasılığı ise düşüktür.” İfadesi yanı sıra;” JCR’in Başkanı Orhan Ökmen daha önceki değerlendirmesinde ekonominin yılın ikinci yarısından itibaren durgunluğa ve daralmaya doğru evrilmeye başladığı mevcut konjonktürde, olası faiz artırımlarının ekonomik tahribatı hızlandırıp ekonomik çöküşü kalıcılaştıracağını” belirtmesi de durumun ciddiyetini ortaya koyuyor.

*    *     *

Sonuç olarak, Ökmen’in ayrıca “TL’nin değer kaybı yaşadığı mevcut bu döngüde, konjonktür farkı gözetilmeden, faiz oranlarını artırarak Döviz fiyatlarına müdahale etme yolunun tercih edilmesinin, ekonominin üretim kapasitesini zayıflatacağı ve faktör işsizliğine neden olacağının’’ uyarısına rağmen T.C. Merkez Bankası PPK’nun son toplantısında politika faizinin sabit tutulması ise beraberinde farklı soru işaretlerini getiriyor. Esasta çok tabii olarak ABD’nin hiçbir mantığa dayanmayan ve açıkçası müttefiklikle bağdaşmayan tehditlerini farklı algılamak mümkün olmadığından; önce anlayabileceği dilden konuşmanın retoriğini çok iyi hesaplamak ve ona göre uygulama yapmak gerekiyor. Buna en yakın zamandaki örnek ise ABD-Kuzey Kore örneği en çarpıcı bir misal. Bu yönden de elimizdeki kozları çok iyi kullanmamız yanında; dış politikada blöflerle vakit geçirmek yerine karşı tarafa işin ciddiyetini anlaması için fırsat verirken karşı yaptırımların da gelebileceğini alenen ciddi tarzda hissettirme mantığını da kullanmak lazım. Çünkü uluslararası politikada geçerli olan dil ve hareket şekli olan genelindeki “self determinasyon” ilkesinin önemini de burada kavramak gerekiyor.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.