Şafak Gazetesi

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE 2108 YILI BÜYÜME RAKAMI

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE 2108 YILI BÜYÜME RAKAMI
Ahmet KIZILYAR
Ahmet KIZILYAR( dataposta6746@gmail.com )
119 views
14 Mart 2019 - 1:42

Son dönemde alınan verilerden hareketle Türkiye’de kişi başına gelir 9 bin 632 dolar civarında. Bu arada TL karşılığına dikkat edildiğinde ise 45 bin 463 TL… Bunun ülkenin ekonomik büyüklüğü açısından karşılığı da yaklaşık 3 trilyon 728 milyar TL oluyor. Asıl işin ince tarafı da burada başlıyor;  45 bin rakamını dikkate aldığınızda ise kurun yaklaşık 4,60 TL’den hesaplandığını anlıyorsunuz. Bu da Türkiye’yi 810 milyar dolarlık devasa bir ekonomi haline getirir. Mamafih 31 Aralık 2018 tarihi itibariyle kur 5,28’den işlem gördü. Yani kişi başına TL gelirin 50 bin 856 TL olması gerekir. Ama burada bir sorun çıkıyor. Çünkü o zaman dolar bazında ülkenin büyüklüğü hesapladığınızda 21 milyar dolar geriliyerek 789 milyar dolar oluveriyor. Yani psikolojik sınır olan 800 milyar doları yakalamak için bildiğiniz kur oyunu yapılmış. Ayrıca zaten 9 bin 632 doların da gerçekçi olmadığını biliyoruz. Türkiye’nin kişi başına düşen geliri en iyimser tahminlerle 7 bin dolar civarına düşmüş durumda görünüyor. Hesapta ortaya 700 milyar TL’lik bir fark ortaya çıkıyor. Ama resmi rakamları bile esas alsanız, ortada rakamsal bir maniplasyon olduğu gün gibi açık bir durum.

*     *     *

Duruma bakılırsa TÜİK sepetinde bulunan kalemlerden oluşan tartışmalı çift rakamlı enflasyon oranı ile GSYİH açısından ince hesaba dahil edilen milli gelir rakamı tartışma götürür cinsten sorunlu. Bir taraftan toplumsal güvenin yurt içi ve yurt dışında kazanılması hedefinden bahsederken; diğer açıdan bahse konu güvenin buharlaşma noktasına getirilmek istenmesini anlayabilmek mümkün değil. Alt ve orta sınıfın bütçesini kapsayan gıdada yıllık enflasyon yüzde 25, konutta yüzde 24, ev eşyasında yüzde 32. Gerçek enflasyon kalemleri bunlar. Ulaştırma harcamalarının madde sepetindeki ağırlığı yüzde 17,47 ve aylık enflasyondaki 0,40 puanlık düşüşteki 0,45 puanlık katkı yapmış. Ulaştırma kaleminde fiyatlar yüzde 2,56 azalmış. Ulaştırma harcamalarındaki düşüşün başlıca sebebi olan ÖTV ve KDV indirimleri.2019/Mart’tan sonrası tufan anlayışı hali hazırda ulaştırma harcamalarının başlıca sebebi olan ÖTV ve KDV indirimlerini yurttaşlardan misliyle geri alacak beklentisiyle piyasalar şu anda bile çalkalanıyor.

*     *     *

Aslında iktisadi kurama göre enflasyon düştüğünde döviz kuru düşerken böylece ulusal para değer kazanır. Oysa bizde tam tersi bir durum söz konusu. Çünkü herkes yalan söylendiğini, istatistiklerle oynandığını biliyor. Hiçbir ekonomik verinin, istatistik bilginin doğruluğu ve güvenilirliği kalmadı. TÜİKin enflasyon rakamları ile pazar tezgâhları ve market raflarındaki enflasyon rakamları arasında büyük fark var. Tek gerçek, vatandaş markete gittiğinde aynı alışverişe 4 ay öncesine göre 3-5 katı para ödediği. Devletin vergilerde yeniden değerleme oranı yüzde 23’ün üstünde iken, köprülere yüzde 43 oranında zam yapılmışken enflasyonun yüzde 20 olduğuna kimseyi inandırmak da dolayısı ile mümkün olamıyor. Döviz kurunun dalgalanması sonucu zaten TL. değerindeki ortaya çıkan zayıflama bir taraftan satın alma gücü paritesini zayıflatırken, diğer taraftan da fakirleşme temelinde gittikçe mali gücümüz azalıyor. İşte tablomuz bu. Harcamalar bazında büyümenin kompozisyonunda, net dış talep önemli destekleyici olmaya devam ediyor. Net iç talepteki daralmanın büyümeden 11,4 puan götürürken; net ihracatın 8,4 puanlık dengeleyici katkı sağladığını hesaplıyoruz. Üçüncü çeyrekte de, iç talebin 4,9 puanlık ‘eksi’ katkısına karşılık, net dış talep 6,7 puanlık destek unsuru sağlayarak büyüme oranının ‘artı’ bölgede kalmasını sağlamıştı. Net dış talebin büyümeye katkısının devam etmesini beklemekle birlikte; hem küresel ekonomide yavaşlama hem de iç talepte yeniden dengelenmenin oluşmasıyla, 2019 yılında dış ve iç talep kompozisyonundaki farklılaşmanın daha makul boyutlara gelmesini beklemek daha doğru olacak gibi.

*     *     *

Sonuç olarak, finansal kırılganlıkların ağırlıkta olduğu Türkiye ekonomisinin 2019 yılı için büyümede mucize beklemesi bu şartlarda mümkün değil. Büyüme rakamlarını değerlendiren Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, “2019’a ait güncel verilerin ekonominin hızlı bir toparlanma eğilimine girdiğini ve ekonomideki yavaşlamanın geçici olduğuna işaret ettiğini” söylemesi yeterli değil. Geçen yıl hizmetler sektörünün katma değeri yüzde 5.6, tarımın yüzde 1.3 ve sanayinin yüzde 1.1 artarken, inşaat sektörünün ise yüzde 1.9 azaldı. Asıl çözümün belli noktalarda odaklaşma pozisyonundaki iktisadi parametrelerin gittikçe bozulma eğiliminde oluşunu mutlaka düzeltebilecek reformist önlemlerin en kısa sürede devreye konulması gerekiyor. En fazla önem taşıyan çift rakamlı enflasyon oranının da makul seviyeye indirilebilmesinin de reel anlamda gerçekleştirilmesi zaruri gözüküyor. Mamafih hamasi demeçlerle mevcut durumu geçiştirmeye gitmek çözüm değil. Bunun yerine toplumsal güven arttırıcı ortam yaratılmasına yönelik ekonomide düzeltici ve çözüm odaklı tedbirlerin şu veya bu şekilde gecikmeden alınması zaruri gözüküyor. Aksi takdirde stagflasyon olgusunu önleyebilmek mümkün olmadığı gibi bunu ağırlaştıran türbülanslarla çeşitli kırılganlıkları yaşamamız kaçınılmaz olacak.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.