Şafak Gazetesi

SURİYE’DE ZAMAN GİTTİKÇE DARALIYOR

SURİYE’DE ZAMAN GİTTİKÇE DARALIYOR
Ahmet KIZILYAR
Ahmet KIZILYAR( dataposta6746@gmail.com )
16
14 Mayıs 2019 - 0:50

Son gelişmelere dikkat edildiğinde olası İdlip Harekatına dair Türkiye ile Rusya arasında İdlip’e dair tampon bölge görüşme leri netleştiğinde bugünlere dair en net sorun şüphesiz Rusya desteğinde Suriye’nin düzenleyeceği bir harekat olabilirdi. Çünkü Rusya ve Suriye’nin operasyon için en önemli savı bölgede alan hakimiyetini gün geçtikçe genişleten Tahrir El Şam adlı örgüt olmuştu. Tahrir El Şam 2019 yılı başına kadar bölgede başta Ahrar El Şam olmak üzere büyüklü küçüklü pek çok örgütün hakim olduğu bölgelere saldırılarda bulundu ve pek çok yerleşim yerini alarak İdlip’in %60 ını ele geçirdi. Bu süre içinde Afrin dolaylarında Türk Ordusu,Ahrar el Şarkiyye ve Şuheda el Şarkiyye örgütüne karşı bir güvenlik operasyonu düzenledi. Ne var ki medyada huzur operasyonu olarak bilinen bu operasyonlar ile Rusya ve Suriye’nin bölgede El Kaide ve İşid varsavını güçlendirdi. Aralık ayından bu yana da Suriye Ordusu İran Devrim Muhafızlarına bağlı milislerin ve Hizbullah’ın Hama kuzeyi veya İdlip güneyi olarak adlandırılan bölgeye yığınak yaptıklarına tanık olduk.Ayrıca İdlip dolayı Rusya ve Suriye tarafından sürekli bombardımana tabi tutuldu.

*     *      *

Mamafih tıpkı dün Afrin’de olduğu gibi bugün de İdlip’te yaşanan yağma, talan, hırsızlık, fidye, adam kaçırma, gelişigüzel hapisler ve işkenceler en büyük sorun halinde. Anlaşmalar ile Suriye’nin diğer muhalif bölgelerde yaşayanların buraya gelmesinden dolayı hızla artan nüfus ise diğer bir başka problem durumunda. Bölge içindeki asayiş de Türkiye tarafından kurulan güvenlik bölgelerine rağmen halen başlı başına bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer bir dikkat çekici bir durum ise bölgedeki savaş hali yüzünden baş gösteren gıda, içme suyu temini ve sağlık hizmetlerinin sağlanamaması yüzünden baş gösteren hastalıklar ile ölümler yaşanmasına rağmen bölgenin nüfusunun her geçen gün hızla artmasıdır. Görünür o ki İdlip dolayındaki bu sorunlar silsilesi yumağı Rusya ve Suriye’nin operasyon gereksinimi için yeterli olabilecek delili de sağlıyor. Nitekim çok arası geçmeden bu da açıkça gerçekleşti. Öyle ki güvenli bölge oluşturulurken, Rus makamlarının en büyük çekincelerinden biri de Türkiye’nin bölgede güvenliği sağlayamayacağı yönündeydi. Ruslar bu yüzden operasyon fırsatının ellerine geçeceğini iyi biliyordu ve oldukça rahat davrandı. Mamafih bu açıdan 8 ay içinde Rusya haklı çıktı.

*     *      *

Bu yıl içinde Mart 2019’a gelindiğinde ise Suriye ordusu kapsamlı bir hava saldırısına girişti. Aynı günlerde Rus merkezli Sputnik, Soçi’de imzalanan İdlip mutabakatının yerine getirilmediğine dair haberler servis etmeye başladı. Saldırılar 1 Mayıs ayından bu güne kadar geçen on günde uçaklar ile beraber çok namlulu roketatar ve toplar ile belirledikleri hedeflere saldıran Suriye ordusu yüzünden sadece 27 Nisan-6 Mayıs tarihleri arasında 108 sivilin öldüğü de bilinen bir durum. Yaşanan bu yoğun saldırılar karşısında İdlip’te yaşayanların büyük çoğunluğu Türkiye sınırına doğru göç etmeye başladı. Gerçekte bu hareket olası bir harekat yüzünden bölgede yaşanabilecek yeni bir göç hareketine işaret etmektedir. Yeni bir mukayese yapmak gerekirse; Türkiye’de yaşayan Suriyeli sayısının 3,6 milyon olduğu kabul edildiğinde; Türkiye’de yaşayan Suriyeli sayısından sadece 400 bin fazla olması olayını vahametini büsbütün artırmaktadır. Bir de bu göç dalgasının sadece sivillerden oluşacağını düşünmek ise yetersiz ve sakil bir durum olduğundan bahisle, Bölgede konuşlu hali hazırdaki yüzlerce İŞİD, HTŞ, El Kaide, PKK-PYD, El Muhaberat uzantılı hücreler de bu kafilelerle ülkemize kolayca geçerken, istihbarat

 

örgütlerinin de bu fırsatı değerlendirebileceği konusu da kesinlikle gözden uzak tutulmamalıdır. Bu sayıya Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekat bölgesini de dahil edersek en kötü senaryoda Ülkemize 2020 yılı sonuna kadar 10 milyon Suriyeli nin de göç etmesi çok muhtemeldir.

*     *      *

Sonuç olarak, Suriyelilerin yaşam koşullarına rağmen üreme hızlarının çok yüksek olduğu düşünülürse; Bu durumun Türkiye için ne gibi sonuçlar getireceğini kestirmek hiç de zor değildir. Bu nedenle Suriye’de birkaç istisna hariç İdlip’teki operasyon ların yoğunlaştığı şu günlerde savaş sonrasının Suriye’si için perde arkası pazarlıkların sürdüğü günümüzde; ABD sponsor luğundaki SDF ve Rusya sponsorluğundaki Suriye’nin hala anlaşamadığı konuların başında öz yönetim sınırları ve ülkedeki petrol yataklarının paylaşımı geliyor. Bunun dışında bir de her iki tarafın birbirine karşı verdiği zaman zaman kanlı çatışmalara kadar dönüşen hakimiyet çekişmesi-çalışması da var. Çünkü SDF burasını Suriye kuzeyindeki öz yönetimin başkenti yapmak isterken; Şam yönetimi şimdilik böyle bir şeye izin vermek istemiyor. Bazı angajmanlar haricinde ise Suriye’nin kuzeyinin özerk bir PKK’ya bırakıldığı bir Suriye’nin en az Suriyeli Araplar kadar ülke güvenliğini doğrudan ilgilendiren bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır. Üstüne üstlük Şam destekçisi olan Rusya ve SDF destekçisi olan ABD’nin bu konuda bize karşı zafer kazanmış gibi yeni yaptırımlara girişmesi de ihtimal dahilindedir. Neticede bu savaşın kazananı olmayacağı gibi her şeyden evvel ülkedeki yabancı hakimiyetinin büyük zararları dokunacağı hatta sosyal yapıya da büyük zararlar vereceği muhakkak bir durumdur. Bunun için İsrail ve ABD bu yeni kaotik ortamın da karşısında olarak Suriye merkezli soğuk savaşın şiddetini arttırıp Suriye ve İran’a karşı bir baskı unsuru şeklinde kullanacağı veçhile zaman gittikçe daraldığından Türkiye’nin uzlaşmacı tutumuyla Suriye Lideri Esat’ın ”görüşmeye hazırız” sözüne  yanıt verilerek hem iktisadi kırılganlıkları fırsata dönüştürme hem de Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasında samimiyetini ispatlama açısından satranç tahtasındaki hamlelerini vizyon temelinde gerçekleştirmesi mutlak bir gereksinim olarak karşımıza çıkmakta; içinde olduğumuz dönem ise bu açıdan duygusallığı değil; mantıklı ve akılcı olmayı zorunlu kılmaktadır.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.