Şafak Gazetesi

GIDA FİYATLARININ AŞIRI YÜKSELMESİNDE GİRDİ MALİYETLERİNİN CİDDİ ŞEKİLDEKİ ARTMASININ GÖRECELİ ETKİSİ

GIDA FİYATLARININ AŞIRI YÜKSELMESİNDE GİRDİ MALİYETLERİNİN CİDDİ ŞEKİLDEKİ ARTMASININ GÖRECELİ ETKİSİ
Ahmet KIZILYAR
Ahmet KIZILYAR( dataposta6746@gmail.com )
46 views
11 Şubat 2019 - 3:21

Ülkemizde yıllardır çözülemeyen sorun halinde halen önemini koruyan üretici-tüketici arasındaki açık farka baktığımızda evet işin kaymağını yiyen aracı-tefecinin de bir etkisi var ama tarım sektöründeki temel girdilerden elektrik, mazot, doğal gaz yanında  döviz kurundaki dalgalanmadan kaynaklanan ithal girdi fiyatlarındaki TL. bazında aşırı artışların daha fazla katkısı bulunuyor. Örneğin sanayici açısından 2018 yılında 10.000,-TL.gelen bir elektrik faturası yapılan son zamlarla birlikte 18.500,-TL geldiği açıklanıyor.Kimse yüzde 10 azaltımından bahsetmesin. Bir şeyin fiyatını yüzde 45 arttırıp, sonra yüzde 10 düşürmeniz, zam yapmadığınız anlamına gelmez. Ortada yüzde 35’lik bir artış olduğunu gösterir. Satışlardaki durgunluk sebebiyle %30 luk düşmeye karşılık girdilerdeki maliyetlerin de %50 den fazla arttığı düşünülürse yandı keten helvam. Olay bu kadarla kalmıyor; Devlet bir litre benzin üzerinden ortalama %62 motorinde ise %52 vergi alıyor. Dünyada benzin fiyatı en pahalı ülkelerden biri olan Norveç’de kişi başına düşen gelir 95.000 Dolar olurken benzinin litre başına 6.00 TL. verirken , Türkiye’de ise kişi başına düşen milli gelir 10.000 Dolar iken benzinin litresine de 6.00 TL. ödüyor; bu haksızlığın mutlaka ortadan kaldırılması artık zorunlu hale geldi. Mazottaki durum ise pek farklım değil. İthal gübreye gelince fiyatlarının bir yılda ortalama yüzde 100 civarında zamlanması çiftçileri zor durumda bıraktı.

*     *      *

Bu kapsamda Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör’ün yaptığı açıklamaya göre;” üreticinin en en önemli girdilerinden birinin gübre olduğunu “belirterek, “2018 yılının Ağustos ayı içerisinde dolar kuru 7 lira civarına gelince gübre maliyetleri yüzde 70-80, başka ülkelerden ithal ettiğimiz gübre fiyatları da yüzde 142-152 arasında artış oldu.2018 yılı Eylül ve Ekim aylarında (Hububatların ekim zamanları) gübre fiyatlarındaki zam miktarı hep yüzde 100’ün üzerinde seyretmiştir. Bu dönemde birçok üretici tarlasına gübreyi ya atamamış ya da kullanacağı miktarın yarısını kullanmıştır. Kasım-Aralık aylarında dolar kuru 5,5-5,4 seviyelerine inmesine rağmen zamlı fiyatlar aynı kalmıştır. 2019 yılının ocak ayında hububat ekimleri tamamlanmış, maalesef gübre fiyatları yüzünden gübre kullanım oranı çok düşerek firmaların elinde stok kalmıştır.”derken;” Şu anda gübre kullanımının yok denecek kadar azaldığını ifade eden Güngör, mart başından itibaren birçok üründe ekim başlayacağını, ancak yapılan yüzde 10-15’lik indirimin derde derman olmayacağını” belirterek; çiftçileri de Türkiye’yi de bu yıl mart ayı itibariyle zor günlerin beklediğini “ açıklaması üzerinde önemle durulması gereken bir konu.

*     *      *

Diğer taraftan Edirne Ziraat Odası Meclis Başkanı ve İl Genel Meclis Üyesi Erdal Akgün, yaptığı  açıklamada,”Krizin en çok kendini hissettirdiği kesimin tarım kesimi olduğunu” belirterek, “Tarımdaki ve hayvancılıktaki yükselişleri, ürünlerdeki yükselişleri engellemeye çalışan iktidar, tarımdaki girdilere hiç ama hiç müdahale etmiyor” uyarısı yanında; “Yani yüzde 200 zam görmüş ilaçlar var, tohumluklar var,  gübre var. Mazot bazen bir günde iki defa yükseliş yapıyor. Yani bir geriye alıp, iki ileri götürüyorlar. Artık insanlar mazot fiyatlarını takip edemez hale geldi. Zamanında insanlar borçlandırılarak 14-15 milyar liraya yurtdışından getirilen gebe düveler ile üretim yapmaya çalışan insanlar şu anda hayvanını satamaz duruma düştü. ”şeklinde yakınmada bulunurken; Ne buradaki yereldekiler, zaten Ankara’dakiler bütün her şeye kulağını kapamış. Onların milletin

derdiyle, sorunuyla ilgileri, alakaları yok. Tarla da ateş bir türlü söndürülemiyor. Buğday fiyatları aynı şekilde devam ederken gübreye durmadan zam geliyor. Artık çiftçilik çok ama çok masraflı hale geldi. Bizim ürünlerimizin fiyatı aşağıya düşerken diğer girdilerin yüzde 200’e varan zam görmüş olması çok kötü. Mutfaktaki ateş tarlaya da sıçramış durumda diyebiliriz. Hiç ama hiç kimsenin umurunda değil. Çok ufacık işlerle uğraşıyorlar. Herkes başının çaresine baksın diyorlar. Çiftçi Tarım Kredi Kooperatifleri’ne, bankalara, bankalardan almış olduğu kredileri geri döndüremiyor” şeklindeki açıklaması işin ciddiyetini tamamen ortaya döküyor.

*     *      *

Sonuç olarak, yeni uygulaması başlanan Tanzim Satış noktalarının fiyatı her geçen gün artan sebze-meyve ihtiyacının ucuz karşılanabilmesi için çözüm olarak düşünülse bile bu kısa vadeli etkili bir çözüm olmaktan çok uzak. Çünkü tarım ve hayvancılık sektörlerinde girdi maliyetlerindeki çok yüksek artışlar makul bir orana indirilemediği sürece çiftçinin bu kadar pahalı mazot, bu kadar pahalı ilaç ve gübre ile yapılacak üretim ile asla ve asla karşılığını almayacağı kesin bir durum. İşin perde arkasına baktığımızda ise; adının gizli kalmasını isteyen bir sektör yetkilisi, bu sorunları şöyle sıralıyor: “Birincisi sulama altyapısının tamamlanmamış olması. Altyapı eski. 8,5 milyon hektarlık sulanabilir alanın 2,15 milyon hektarı sulanamıyor. Bu nedenle yağlı tohumlar üretim açığı veriyor ve ithal ediliyor. Sulama tamamlanmadığı için 8 milyon hektar nadasa bırakılıyor. İkincisi tarım arazileri çok parselli. Türkiye’de ortalama tarım arazisi büyüklüğü 61 dekar iken Almanya’da 457, Amerika’da 1817, İngiltere’de 538, Fransa’da 521 dekar. Üstelik bu 61 dekar da 10 parçaya ayrılıyor. Bu nedenle üretim verimli olmuyor ve parseller ekilmemeye başlanıyor. Üçüncüsü ekonomik anlamda örgütlenme yok. Kooperatifler olmadığı için çiftçi üretimini planlayamıyor, ürününü düzgün bir biçimde pazarlayamıyor, dolayısıyla fiyatlar istikrar kazanmıyor. Son olarak ithalata bağımlı bir ülkeyiz. Mazotu dışarıdan almak zorundayız. Mazotta yüzde 45 civarı vergi var. Elektrik için doğalgaz ve kömür ithal ediyoruz. Gübrenin hammaddesi dışarıdan geliyor. Yağlı tohumları dışarıdan alıyoruz. Raylı ulaşım olmadığı için ulaşım maliyetleri de yüksek. Bu yapısal sorunlar çözülmeden fiyatlarda dalgalanma devam eder.” Şeklindeki açıklaması tarım sektöründeki sorunun geniş yelpazede incelenmesi gereğine işaret ediyor. Yani ithalat olayı da çözümden ziyade sorunu daha da büyüten bir faktör halinde. Her zaman için üretim odaklı bir zihniyetle ihracat dahil arz-talep dengesini ve fiyat istikrarını sağlamak zorundayız.

istanbul escort

istanbul escort

instagram takipçi

instagram takipçi hilesi

ankara nakliyat

canlı bahis sitelerien güvenilir bahis sitelerien iyi bahis sitelericanlı bahiskaçak bahisillegal bahis sitelerigüvenilir canlı bahis sitelericanlı casino siteleribahis siteleriensobetdeneme bonusu

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

izmir escortizmir escortizmir escortizmir escort
gaziantep escortc# eğitim setiistanbul escortistanbul escortinstagram takipçi hilesiinstagram takipçi hilesi