Şafak Gazetesi

malatya escort

istanbul escort

istanbul escort

izmit escort

Adnan Akgün: BURADAKİLER İNSAN DEĞİL Mİ?

Adnan Akgün: BURADAKİLER İNSAN DEĞİL Mİ?
243
08 Aralık 2016 - 23:09

Hayatını çevreye ve bölgeye adamış insanlardan biri olan, Çatalağzı Belediye Başkanı Adnan Akgün’le, beldenin dününü ve bugününü konuştuk. Kömürle var olmuş bir şehirde, kendisi de madencilik sektörünün her kademesinde kömür tozu yutmuş biri olarak Zonguldak için yapılması gerekenleri anlatan Başkan Akgün şehrin ve beldesinin ötelenmesinden dertli.

70 yıl boyunca Türkiye’yi sırtlamış bu şehrin kaderi, ‘Geri kalmışlık ve üvey evlat muamelesi olmamalıydı” diyen Adnan Akgün, Ülkenin Zonguldak şehrine halen ihtiyacı varken, basit sorunlarının giderilmesinde bile kalınan duyarsızlığa anlam veremediğini belirtiyor.

MERKEZİ HÜKÜMET DUYARSIZ

Zonguldak’ın ekonomik ve sosyal sorunlarının kaynağının, özellikle son 15 yıldır merkezi hükümet tarafından yatırım yapılmaması olduğunu belirten Başkan Akgün; “Çoğu şehirde bu saydığımız sorunlar aşılmış. Yolları var, hastaneleri var, stadyumları var, okulları var. Gayet de güzel düzenli yapılmış. Ama maalesef merkezi hükümet Zonguldak’a yeterince ilgi göstermiyor. Göstermediği gibi mevcutları da yok etmeye çalışıyor. Yani Zonguldak üzerinde, merkezi hükümetin hiçbir artısı görünmüyor” dedi.

ÇATALAĞZI GEÇMİŞİNİ ÖZLÜYOR

2014 seçimlerinde Çatalağzı Belediye Başkanlığına seçilen Adnan Akgün, 62 senedir belediyesi bulunan beldede, kanalizasyon şebekesinin bulunmaması gibi, basit alt yapı sorunlarının halen çözülmemiş olduğunu söyledi. Beldenin önceden bir cazibe merkezi olduğunu belirten Akgün; “Kamu yatırımları yapılırken, yanına lojman ve sosyal alanlar da yapılıyordu. Özelleştirmeden sonra belde iyice geriledi. Ticari hayatı zayıfladı. Kamunun ağırlığı çekilince Çatalağzı geçmişine özlem duyar hale geldi” dedi.

Başkan Akgün ayrıca, termik santrallerin birçok çevresel sorunlar yarattığını belirterek, nüfusun da termik santraller sonrasında hissedilir oranda düştüğünü ifade etti.

BURADAKİ İNSANLAR İNSAN DEĞİL Mİ?

Başkan Akgün, göreve geldikleri günden bu yana, halkın ekonomik, eğitim, sağlık gibi çeşitli sorunlarına belediyenin kısıtlı imkanları ile cevap vermeye çalıştıklarını belirterek, “Maddi gücü zayıf olan bir belediyeyiz. Yine de kimseyi geriye çevirmemeye çalışıyoruz. Maddi gücü zayıf olan belediyenin imkanları ile yapabileceklerimiz de sınırlı. Çevresel sorunlarımız öncelikli. Bunların başında sağlık sorunu ve halkın nefes alabileceği alanların oluşturulması gelmekte. 1,5 kilometre gibi kısa bir alanda, kurulu halde bulunan 3 bin megavatlık termik santraller varken, bunların rehabilitasyonu sağlanmamışken, üzerine üç yeni termik santral başvurusu daha yapıldı. Halkın sağlığı zaten ciddi tehlike altında. Buradaki insanlar insan değil mi? Bu kadar acımasız olunmaması lazım. Bu konudaki karşı duruşumuz devam edecek.” Dedi.

2014 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’nden Çatalağzı Belediye Başkanı seçilen Adnan Akgün, muhabirimiz Seçkin Kırarslan’a dünden bugüne yapılan çalışmaları anlattı. Akgün ayrıca gazetemize verdiği röportajda, Zonguldak şehrinin içinde bulunduğu durumu da değerlendirdi.

Seçkin Kırarslan: Çatalağzı Belediyesi kaç yılında kuruldu?

Adnan Akgün: Çatalağzı Belediyesi 1954 yılında kuruldu. 62 iki senelik belediye. Beldemiz sanayinin yoğun olduğu bir belde. Termik santral, kömür yıkama tesisleri lavuarlar, Demir yollarının bakım onarım tesisleri, demiryolu istasyonları. Hepsi bizim beldemizde mevcut. Sanayi ve yerleşimin iç içe olduğu bir belde.

 

Seçkin Kırarslan: Ne zaman göreve geldiniz? Beldenizin nüfusu ne kadar?

Adnan Akgün: 2014 Mart seçimlerinde göreve geldim. Yaklaşık 2,5 yıldır belediye başkanlığı yapmaktayım. Beldemizin nüfusu şuan 7.500 ün üzerinde. 2009 yılında 9 binin üzerinde insanımızın yaşadığı bir belde. Göç veren bir belde konumunda. Haliyle bu kadar sanayi beldesinin olmasına rağmen, neden cazibe alanı değil de, göç veren bir yer şeklinde insanın aklına soru gelmekte. Şehirleşme anlamında yeterince atılım yapamamış bir durumda olduğu için konut üretemediğinden, çevre sorunlarını da bertaraf edemediğinden, insanlar buralarda çalışıyor ama yerleşim olarak o alt yapılar olmadığından, buradan devamlı dışarıya gitmek zorunda kalıyorlar. İşte biz göreve geldiğimiz günden buyana özellikle bu sorunun üzerinde durmaya çalışıyoruz. Çatalağzı’nda bir yerleşim yeri oluşturarak, konut üretmek çabası içerisindeyiz. Konut üretmediğimiz takdirde insanları burada tutma imkânımız da yok.

Seçkin Kırarslan: Beldenizde yaptığınız çalışmaları özetler misiniz?

Adnan Akgün: Çatalağzı beldesi sanayi bölgesi olduğundan, birçok şehircilik sorununu aynı anda yaşayan bir belde. İşte örnek verirsek; Termik santrallerden dolayı günde 2 bin kömür kamyonun girdiği bir belde. Haliyle bu bizim alt yapımızı bozuyor. Bunları sürekli olarak belediye bütçesi ile finanse etmemiz, bozulan yolları yapmamız, bize aşırı bir külfet bindirmekte. O anlamda sıkışık durumdayız. Bu şartlar içerisinde hizmet üretmeye çalışıyoruz. Belediyenin rutin işlerinin haricinde, en büyük sorunumuz konut, ikinci sırada ise güvenlik sorunu gelmekte.  Karakolumuzun gitmesi sebebiyle güvenlik ön plana çıktı. Güvenlikle ilgili olaylarda da artış yaşanmaya başlandı. Bu konuda karakol için arazi temin ettik. İnşallah bu yaz başı inşaatına başlanacak.  İnşaatını bitirip, İçişleri Bakanlığı’na teslim edeceğiz. Bu konudaki görüşmelerimizi, bakanlığımız ve Emniyet Müdürlüğümüz ile yaptık.

Yerleşim birimlerini oluşturmamız için, konut sorununu aşabilmek için ulaşım ve alt yapı sorunlarını çözmek zorundayız. Bir taraftan da konut yapımı için arsa üretmeye çalışıyoruz. Bu konudaki çalışmalarımızın sonuçlarını da 6 ay içinde alacağız inşallah. Ürettiğimiz arsalarda gerekirse TOKİ ile kontak kurup konut üretmeye çalışacağız. Çünkü bunlar Çatalağzı Beldesi’nde önemli sorunlar.

Demir yolunun yoğun olduğu bir belde olduğumuz için, yapılan revizyonlardan dolayı, karşılıklı iki mahallemiz ayrılmış durumda. İki adet üst geçit yapıyoruz. Biri başladı, diğeri de yakında başlayacak.

62 senelik belediye dedik ama şuana kadar kanalizasyonu yapılmamış bir belediye. Bu konudaki alt yapı çalışmalarımız 9 aydır sürmekte. Cumayanı ve Hacıoğlu Mahallelerimizde sıcak su çalışmamız var. Termik santrallerden gelen sıcak su ile evleri ısıtmak için çalışmalarımız sürüyor.

Bakıldığında, sanayi bölgesi olması nedeniyle yoğun bir trafik var, bir de bu alt yapı çalışmaları nedeniyle kanal açma işleri gibi nedenlerle çevreye verdiğimiz bir rahatsızlık var.

Altyapı çalışmalarının mutlak suretle yapılması gerektiğinden, şuan için bunlar olması gereken şeyler. Beldemizin alt yapı eksiklikleri büyük oranda bulunduğundan, bunları gidermek için şantiye çalışmalarını mümkün olduğunca hızlı bitirmeye çalışıyoruz. Sizin vasıtanız ile yeri gelmişken, bu çalışmalar nedeniyle çevreye verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı halkımızdan özür diliyorum.

Seçkin Kırarslan: Belediyenizin sosyal etkinlikleri ne aşamada?

Adnan Akgün: Alt yapı çalışmalarımızın yanı sıra, belediyemiz sosyal anlamda da çalışmalar yapıyor. Mağdur ailelerimize eğitim, sağlık ve diğer konularda destek vermeye çalışıyoruz. Gençlerimiz için Belediye Kültür Merkezinde değişik aktivitelerimiz var.

Hafta sonları eğitim gören çok sayıda öğrencimiz var. Bu konu üzerinde iki senedir çalışıyoruz ve halkımızın da büyük ilgisi oldu. Yaygın bir alt yapı oluştu. Gençlerimizi sokaktan çekmek için Kültür Merkezimiz tarafından yürütülen, bağlama kursu, tekvando kursu gibi 11 dalda etkinlikler yürütülmekte. Halkımız, özellikle gençlerimizin kurslarımıza büyük ilgisi var. Bu tür etkinlikleri mümkün olduğunca daha da çeşitlendirerek devam ettirmeyi amaçlıyoruz.

 

Seçkin Kırarslan: Halkın arasına karıştığınızda vatandaşla diyaloğunuz nasıl?

Adnan Akgün: İnsanımızın sıkıntısı daha çok ekonomik. İşsizlik had safhada. Çalışan insanlarımızın çoğu da asgari ücretle çalıştığı için, geçim sıkıntısı çekmekte. Asgari ücretli bir vatandaşın, çocuklarının da okula gittiğini düşünürseniz, cidden insanımız ekonomik anlamda bunalmış durumda.

O anlamda insanlar çare arıyorlar. Tabi bu konular ekonomik anlamda belediyeyi aşıyor. Biz yine de elimizden geldiği kadarıyla çare olmaya çalışıyoruz.

 

Seçkin Kırarslan: Peki başkanım belediyenizin ekonomik durumu nasıl? Kaç çalışanınız var? Maaşları ödeyebiliyor musunuz?

Adnan Akgün: Çatalağzı Belediyesi’nde şuan kadrolu olarak 83 memur ve kadrolu işçimiz var.  Bunun yanı sıra 55 kişinin çalıştığı taşeron firmamız da var. Belediyemizin ekonomik anlamda gerçekten büyük sıkıntıları var. İller Bankası’ndan belediyemize gelen pay, işçi maaşımızı karşılayamayacak durumda.

Hem halka hizmet ederken, hem de belediyeyi ekonomik anlamda çevirmeye çalışmak cidden sıkıntılı bir durum. Gerçekten zorlanıyoruz. Birçok konuya öncelikle merkezi hükümetin el atması lazım.

Buna örnek verirsek, burada bir deremiz var, lavuarın filitrasyonu olmadığı için tonlarca şlam derelere akıyor. Bu da çevre kirliliği oluşturuyor. Her anlamda sıkıntı veriyor. Bu derenin ıslahı ya da kurumun filtre sisteminin yapılması belediye bütçesi ile olacak şeyler değil.

Eskiden Çatalağzı Belediyesi’nin paraya ihtiyacı yok denilirdi. Termik santraller özelleşmeden önce, santrallerden alınan vergilerin belediyenin işlerini yürütebilmesinde büyük etkisi vardı. Bu gelirler belediyenin bütçesinin 3’te 2’sini karşılıyordu. Bu paralar özelleştirme sonrası kesilince, cidden sıkıntılı bir duruma düştük.

Mali şartlarımızın bozuk olmasına rağmen, hizmetlerimizi elimizden geldiğince yürütmeye çalışıyoruz. Belediye hem halka hizmet yapan bir kurum, hem de kendi içinde bir iş yeridir.

Bu şartlar içerisinde, Çatalağzı’nda daha güzel hizmetler vermeye çalışacağız. Projelerimizi gerçekleştirmeye çalışacağız. Mücadelemizi de veriyoruz, gerçekleştireceğiz de.

 

Seçkin Kırarslan: Çatalağzı beldesi önceden bir cazibe merkeziydi. Ne gibi olumsuz değişimlerden etkilendi de bu günlere gelindi?

Adnan Akgün: Öncesinde yapılan yatırımların çoğu kamu yatırımlarıydı. Örneğin lavuar tesisi yapıyor ise, yanına sosyal tesisi de yapılmış. Termik santral yapılmış ise, yanına çalışanlar için gerekli sosyal tesisleri de yapılmış. İnsana dair yapılabilecek ne varsa, bunlar farklı farklı, spor tesisi, eğitim tesisi yapılmış. Zaman içerisinde özelleştirmeler sonrasında, kamunun ağırlığı da bölgeden çekilince, şuan baktığımız zaman Çatalağzı geçmişe özlem duyan bir haline gelmiş.

Seçkin Kırarslan: Beldenizde festivallerin, tanıtımların düzenlendiği, bakir halini korumuş Ömerağzı plajınız var. Bu alanda bir termik santrali kurulması yönünde bir çalışmalar olduğu duyumları var. Bu konuda ne diyeceksiniz? Biliyoruz ki sizin çevreci bir kimliğiniz de var.

Adnan Akgün: Baktığımız zaman, büyük firmalar Çatalağzı’nda termik santral yapmak için sıraya girmiş durumda. İki ay evvel Eren Holding’in kurmak istediği termik santral vardı. Aşırı termik santral yoğunluğundan dolayı, şimdilik izin vermediler.

Ama diğer başvuru yapan termik santraller var. Zaman içerisinde bunlar da önümüze gelecektir.  Bunların termik santral kurmayı düşündüğü alanlar, Çatalağzı’nın soluk alacağı mekanlar. Bunlardan birtanesi de Ömerağzı plajı. Sizin de gördüğünüz gibi, doğal güzelliği ile güzel bir alan. Şimdi orada bir termik santral yapılırsa, Çatalağzı insanı nerede yaşayacak. Hiçbir yaşam alanı yok. Buradaki insanlar insan değil mi? Bu kadar acımasız olunmaması lazım. Tabi ki bizim de bunlara karşı bir duruşumuz olacak. Vicdanen olması da gerekir. Sonuçta burada yaşayan insanlar bizim vatanımızın insanları. Bizim milletimiz. Hepsi de birinci sınıf vatandaş. Biz yaşam alanlarına bu yönden sahip çıkacağız.

Çevreci kimliğimizden önce insan kimliğimiz var. 1.5 kilometrede 3 bin 90 kilowat aktif santral çalışıyor. Bunun üzerine yeni santraller kurulmaması gerekir. İnsanlığın gereği budur. Biz bunu yapmaya çalışıyoruz. İnsan haklarını savunuyoruz. Herkesin de aynı olması lazım. İnsan bastığı dalı kesmez. Uçan kuşa kadar tüm canlılar bu havayı soluyor. Çevremizin mümkün olduğunca temiz olması gerekir.

 

Seçkin Kırarslan: Termik santraller bölgenize ne kazandırdı, ne götürdü?

Adnan Akgün: Termik santraller kurulmadan önce Çatalağzı’nın nüfusu daha fazlaydı.  Araştırma yaparken baz alacağımız kriterlerden biri nüfus ise, nüfusta azalma var. İnsanlar neden bir yere yerleşir, çoğalır? Orada bir cazibe merkezi var diyedir. Baktığımız zaman termik santrallerin bu anlamda bölgeye bir faydası olmadığı görülmekte. Ticari anlamda çoğu esnafımız dükkanlarını kapatmış, bu konudaki aktiviteler de zayıflamış. İşsizlik konusunda ise, beldemiz nüfusunun şuan yüzde 10’u işsiz durumda. Santrallerin fiziki anlamda çevreye verdiği zararları da göz önüne alırsak, bu çerçeve içerisinde, santrallerin bölgeye artısı mı vardır, eksisi mi vardır bunu da kamuoyunun taktirine bırakıyorum.

Seçkin Kırarslan: Beldenizin çevresel sorunları nelerdir?

Adnan Akgün: Termik santrallerden dolayı bizim çevresel sorunlarımız fazla. Bu bazen baca gazı olabiliyor, bazen toz olabiliyor, bazen gürültü kirliliği, bazen yoldaki çamur olabiliyor. Bunlar günün 24 saati içerisinde halkımızın karşı karşıya kaldığı sorunlar. Bu sorunlarla da devamlı mücadele içerisindeyiz.

Şuan Çatalağzı’nda 1.5 kilometrelik bir alan içerisinde 3 bin 90 megawatlık enerji santralleri aktif olarak çalışmakta. Hem Çatalağzı olsun, hem de Muslu beldesi olarak bu santrallerin bir sürü sorununu biz yaşıyoruz. Tozdu, küldü, çamurdu, diğer çevresel sorunları bu halk her gün yaşıyor. Çünkü yerleşim ile santraller iç içe konumlanmış durumda. Şartlar bu durumda iken, 1600 megavat gücünde, üç değişik firma üzerine ek olarak santral planlıyor.

Bizim istediğimiz; Mevcut santrallerin sorunları giderilememişken, üzerine yeni santraller yapılmaması. Bu bağlamda mevcutlar rehabilite edilsin, yeni santraller yapılmasın. Bu sadece Çatalağzı ve Muslu’nun sorunu değil. Bütün Zonguldak’ın sorunu. Santrallerden çıkan baca gazları rüzgarlar vasıtası ile 40 kilometre çapında bir alana yayılabiliyor. Halkın sağlığı ciddi olarak tehlike altında. Çevre Bakanlığı’na yaptığımız haklı savunmamız sonucu, Bakanlık santral yoğunluğu nedeniyle mevcut bir başvuruyu şimdilik askıya aldı. Bundan sonra da santraller konusunda biz devamlı tetikte olacağız.

Seçkin Kırarslan: Başkanım bilindiği gibi sizin madenci kimliğiniz de var. Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? İşçi açığı kapatılacak mı?

Adnan Akgün: TTK’dan ziyade, burada çıkarılan kömür, koklaşabilir taşkömürü. Ülkemizin buna da ihtiyacı var. Demir çelik sanayiin temeli bu kömür. Türkiye’de de bu maden sadece Zonguldak’ta çıkarılmakta.

Bu bağlamda, uzun yıllar boyu devletin ve özel sektörün yaptığı mevcut yatırımlar var. Ocaklarımız, galerilerimiz var. Sonuçta bunlar üretime yönelik. Üretim maliyetleri açısından bakıldığında, dışarıyla rekabet edemeyebilirsiniz. Yüksek görünebilir ama ülkenin bu kömüre ihtiyacı var. Sosyal ve ekonomik anlamda Zonguldak’ın da ihtiyacı var. Maliyetler yüksek diye, madenleri kapatalım diye farklı arayışların içerisine girmek gerekmiyor. En azından mevcut madenlerin ayakta tutulması lazım. Bunun yanısıra farklı anlamlarda üretimi artırmaya yönelik çalışmalar da yapılabilir. Ama tamamen yok saymak, ülkemiz ve Zonguldak için intihar sayılır.  Çünkü ürettiğimiz değerli bir maden. Bir şekilde Zonguldak’taki hayatın da sürdürülebilmesi için, yatırım yapılmak ve ayakta tutmamız gerekmekte.

Maden ocağına işçi almazsanız, orada bulunan panoya, ayaklara işçi tarama bakım yapmazsa orası göçer. Hem bugüne kadar yapılanlar heba olur, hem de oraya girip tekrar üretim yapma şansınız olmaz. Bunun düzeltilmesi daha pahalıya mal olur. Zonguldak’ta madenleri yok sayamayız.

Zonguldak’ta son günlerde konuşulan Filyos Projesi var. Evet, güzel bir proje olabilir ama bugün kazmayı vursan, on sene sonra meyvesini alabiliriz. Bu on sene içerisinde insanlarımız kendilerini nasıl ekonomik olarak idame ettireceğinin de düşünülmesi lazım.

Madenlerimize sırf kar veya zarar üzerinden bakılmaması lazım. Örneğin devlet İstanbul’da özel sektöre, yap işlet devret modeliyle köprü yaptırıyor. Köprüyü yapan firmaya günde 40 bin araç geçecek diye garanti veriyor. O köprüden günde 40 bin araç geçmiyor, 10 bin araç geçiyor ama firma 40 bin araç geçmiş gibi o parayı devletten alıyor. Orada devlet firmayı finanse ediyor. Ama Zonguldak’taki kurumun zararı var diye koskoca bir şehri yok sayamazsınız. Diğer tarafta finanse edilen köprüyü yapan firma zarar etmesin diye, halkın cebinden çıkan vergilerle finanse yapılırken, burayı yok saymak ters bir mantık olur.

 

Seçkin Kırarslan: Başkanım son olarak, şehrin genel sorunlarına sizin bakış açınız nedir?

Adnan Akgün: Zonguldak’ın genel olarak sorunlarına bakarsak, bunlar merkezi hükümeti ilgilendiren konulardır. Nedir bunlar: Örneğin, bir karayoludur, bir hastanedir, bir stadyumdur. Bu tip yatırımlar maalesef yerel anlamda Zonguldak, muhalefet çizgisinde olduğundan mı, hep Ankara’dakiler tarafından mı ön plana getirilmiyor?

Çoğu şehirde bu saydığımız sorunlar aşılmış. Yolları var, hastaneleri var, stadyumları var, okulları var. Gayet de güzel düzenli yapılmış. Ama maalesef merkezi hükümet Zonguldak’a yeterince ilgi göstermiyor. Göstermediği gibi mevcutları da yok etmeye çalışıyor. Yani Zonguldak üzerinde, merkezi hükümetin hiçbir artısı görünmüyor. Bunun gündeme gelmesi lazım. Zonguldak üvey evlat mı? 70 sene bu memlekete bakmış, bir sürü insan burada çalışmış, bir sürü sanayinin ham maddesi buradan gitmiş ama maalesef özellikle son 15 yıldır Zonguldak’a bu anlattığım çerçevede hiçbir yatırım yapılmıyor. Üvey evlat muamelesi gördüğünü de herkes de biliyor görüyor. Gerçek olan, yaşanan bu. İktidarın Zonguldak’a maalesef farklı bir bakış açısı var. Ekonomik olsun sosyal olsun sorunların temeli de ondan kaynaklanıyor. Yatırım yapılmaması ve olanların yok edilmesinden kaynaklanan sorunlardır bunlar.
Seçkin KIRARSLAN / RÖPORTAJ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.